|
İnternet Yasakları Türkiye'ye Zarar Veriyor!
Türkiye'de mahkemeler 5651 nolu yasa ve konuyla ilgili diğer yasalara
dayanarak youtube, wordpress, geocities, alibaba gibi bir çok web sitelerine
erişimi sıksık kapatmaktalar. Telekomunikasyon Kurumu'nun (TK) ise yurt
dışındaki web sitelerine erişimi 5651 kapsamında sorgusuz sualsiz,
kapatma yetkisi var. TK'nın erişime kapatılan web sitelerinin hangileri
olduğunu ne kamuoyuna, ne de kapatılana haber verme yükümlülüğü bulunmakta.
Söz konusu yasaklamalar, yasanın zaten tartışmalı olan amaçlarını aşmış ve
ülkemize zarar vermeye başlamıştır. Bu durumun düzeltilmesini istiyoruz.
5651 nolu yasa çok hızlı bir şekilde, kamoyunda yeteri kadar tartışılmadan,
uzman Sivil Toplum Kuruluşlarının çığlıkları arasında, çocuk pornosu
bahanesiyle, "temiz internet" söylemleri ile çıkartıldı. Böyle bir yasanın
Avrupa Birliği ve modern dünyada olmadığını kamuoyuna ve kanun koyucularımıza
bir defa daha hatırlatmak isteriz. Yasa metnine son anda "Atatürk'e ilişkin
suçlar" da eklendi.
Biz sivil toplum kuruluşları 5651 nolu yasanın özünde sansür yasası olduğunu,
internetden korkan bir bakış açısının, yasakçı felsefenin ürünü olduğunu,
bireye güvenmediğini yasa çıkmadan önce de defalarca belirttik.
Dünya ile bütünleşmek, Bilgi Toplumuna yönelmek, bağımsız yaratıcı bireylerin
özgürlük ortamında yetişebileceğinin altını çizmek isteriz.
Bizler, bu yasanın özüne fikir ve ifade özgürlüğü açısından karşıyız.
Ama, çocukları korumak için okullarda ve kamuya açık alanlarda porno,
ırkçılık gibi temel insan haklarına aykırı içerik için filtre uygulanmasını
destekleriz.
Türkiye Siber Suç sözleşmesi hazırlıklarına katılmış olmasına rağmen bazı
sakıncaları nedeniyle sözleşmeyi imzalamamıştır.
Biz sivil toplum kuruluşları TCK ve CMUK çıkarken bu eksiklikleri kapatmaya
çalıştık. Taslaklar çok hızlı yasalaştığı için sesimizi duyuramadık.
Adalet Bakanlığı yasa taslağı Başbakanlık'a sunulmasına rağmen taslak bir
kenara bırakılarak 5651 çıktı. Ülkemiz hakim, savcı ve avukatlarını
Bilişim ve internet konusunda eğitmek için yeterli çabayı harcamadı.
Bugün, Türkiye'nin herhangi bir yerindeki bir mahkeme, bir bilirkişiye bile
başvurmadan, pek çok nedenle, tedbir kararı olarak bile, bir web sitesindeki
tek bir nesne yüzünden milyonlarca nesne içeren bir web sitesine erişimi
kapatabilmekte. Örneğin youtube'de 34 bin Atatürk, 103 bin İstanbul, 5400
Alanya, 7750 Bodrum, 48000 Fenerbahçe, 46000 Galatasaray, 35600
Beşiktaş videosu da dahil olmak üzere yüz milyonlarca video var.
Youtube gibi sosyal ağ webleri, pek çok eğitici malzemeyi, az bulunan eski
belgeleri, filmleri, ders notlarını içeridiği gibi, çeşitli iş
bağlantılarını da içermektedir. Youtube'u gerçekten kapatabilsek, bu işten
pek çok vatandaşımız zarar görecektir. Alibaba örneğinde ise iki firma
arasındaki uyuşmazlıkta, mahkeme haksız olduğunu düşündüğü tarafı
cezalandırmak yerine, alibaba'dan yararlanan tüm vatandaşlarını cezalandırmayı tercih etmiştir. Kaldı ki, devletimiz bir ihracat-ithalat web sitesi
olan alibaba'ya üyeligi teşvik etmekte, yıllık abonelik ücretinin yarısını ödemektedir.
Mahkemeler tarafından web sitelerine erişimin yasaklanması kesin bir
engelleme sağlamamakta, internet hakkında biraz teknik bilgisi olan bir
kişi tarafından başka yollarla hala bu sitelere ulaşılabilmektedir.
Uygulanan yasaklamalar, haklı bir nedene dayansa bile, en başta vatandaşlarımızı cezalandırmakta, vatandaşı çok da etkin olmayan bu yasakları
aşma yollarını aramaya itmektedir. Yasaklanan web sitesi erişimi, daha doğrusu yasaklamaya konu olan web sitesi
nesnesi, örneğin bir video kaydı, o nesne için ülkemiz içinde ve dışında daha fazla negatif reklam ya da tanıtım oluşmasına sebep olmakta ve dünyadaki
tüm internet kullanıcılarının ilgisini çekerek asıl amacın tam tersinin gerçekleşmesiyle sonuçlanmaktadır.
Bazı özel koşullarda, başka hiç bir yol kalmadığı bir noktada yasaklama kararı alınabilinir.
Bir alan adına erişimin tamamını kapatmak ya da bir alan adına ait IP numarasına erişimin tamamen kapatılması,
bir kitap yasaklamak için koca bir kütüphaneyi, bazen de bir kütüphaneler
kümesinin tamamını kapatmak demektir.
Alan adına yasak koymak, tüm vatandaşlarımızın o alan adı aracılığı ile
birbirleriyle yapacakları iletişimi de yasaklamak anlamına gelmektedir ve
Anayasa ve AB kriterlerine aykırıdır.
Bu tür yasaklamalar medeni dünyadan
zamanla ciddi tepki alacaktır. Bu durum özgürlükçü ve liberal demokrasi
fikirlerle çelişmektedir.
5651 nolu yasa, TK'ya tüm "zararlı içeriği" izleme ve bu içeriğe erişimi
engelleme görevi vermektedir. TK yönetmeliklerle görevinin detaylarını
belirlemiştir. Eğer bir web sitesindeki tek bir nesneye yasak koymak
isteniyorsa, bu teknik olarak mümkündür.
TK, bilinmeyen bir nedenle mümkün
olan bir teknik çözümün muhtemelen zahmetli ve masraflı olacağını düşünerek,
5651 ile ilgili yönetmelikte sadece nesnelere erişimin yasaklanmasına yer vermemiş, tüm web sitesine, ve hatta belli bir IP numarasındaki tüm web sitelerine erişimin engellenmesini ilgili yönetmeliğe koymuştur.
Bu durumun özgürlükçü demokrasi ile çeliştigini bir defa daha belirtirken, TK'nın görevi çerçevesinde URL temelli filtrelemeyi kolaylıkla yapabileceğini ve sadece yasaklanan belli nesnelere erişimi önleyebileceğini belirtmek isteriz. Bu şekildeki bir teknik çözüm eğer zahmetli ve masraflı olacaksa da,
devletimiz tarafından finanse edilerek gerçekçi bir çözüm elde edilebilir.
Gönlümüzde ise, ülkemizde internette sansür hayalinden vazgeçilip, TK'nın ana
işi olan telekomünikasyon sektörümüzün tam rekabet koşullarına kavuşması
için çalışması ve Türkiye internetinin yönetişim ilkeleri çerçevesinde kamu,
özel sektör ve STK'lar tarafından birlikte geliştirilmesinde yatmaktadır.
TBD Türkiye Bilişim Derneği
INETD Internet Teknoloji Derneği
TID Tüm İnternet Derneği
LKD Linux Kullanıcları Derneği
TIEV Tüm İnternet Evleri Derneği
TUBIDER - Bilişim Sektörü Derneği
TKD - Türk Kütüphaneciler Derneği
|  |