3984 SAYILI RADYO VE TELEVİZYONLARIN KURULUŞ VE YAYINLARI HAKKINDA
YASA TASARISI
VE
BASIN YASASI DEĞİŞİKLERİ İLE
İNTERNET YAYINCILIĞI DÜZENLEMESİNİN
YARATACAĞI SORUNLAR
Av.Fikret
İLKİZ
BÖLÜM I
YASA TASARISI VE BASIN KANUNU DEĞİŞİKLİKLERİ
I- GİRİŞ
Basın özgürlüğünü, temel insan hak ve
özgürlükleri kapsamında “bilgi edinme ve yayma özgürlüğü” olarak kabul eden
Avrupa Birliği; bu özgürlüğün ifade özgürlüğü ile düşünce, vicdan ve din
özgürlüğü hakkıyla yakın ilişkisini dikkate alır.
“Medyanın bilgi alma ve yayma hakkı” Avrupa Birliğinin oluşturmaya çalıştığı
medya politikasının özüdür. “Gün ışığında yönetim” ilkesine bağlı olarak medyada saydamlığın sağlanması koşul kabul edilir. Bu
nedenle “haber ve düşünce kaynaklarını sınırlama
eğiliminde olan medya tekelleşmelerinin önüne geçilmesi” amacıyla oluşturulan kurallar
dizisine uyum istenmektedir.
Diğer yandan “gazetecilerin bilgi kaynaklarının gizliliği ve
haber kaynaklarının korunması” için Birlik içindeki
ülkelerin iç hukuklarında gerekli değişiklikler yapılması önerilmektedir.
Ayrıca kamu yetkililerinin elinde
bulunan belgelere erişim konusunda medya için
yapılacak yasal sınırlandırmalar, demokratik toplum düzeni gereklerine göre
düzenlenmelidir.
İnsan hakları ve demokratik değerlere ilişkin
olarak “yeni iletişim teknolojilerinin etkileri” değerlendirilmektedir. Sürekli
değerlendirilen en önemli konulardan biriside “medyada şiddet
gösterimi”nin
önlenmesi ve bu konudaki düzenlemelerdir.
Medyanın
iletişim hakkı, bilgi, haber ve görüşleri toplama ve yayma hakkı ifade
özgürlüğünün sonucudur. Devletler bu hakkın kullanımına ilişkin herhangi bir
sınırlandırma koyacaklarsa, öncelikle hukuken öngörülebilen kayıtlamalar için
yasa yapacaklardır. Yasayla konmuş olan kayıtlamaların tümü uluslararası
standartlara uygun olacaktır. Taraf devletler, demokratik, özgür ve açık bir
toplum ile hükümetlerin sorumluluğunu düzenleyen demokratik sistem için bağımsız
ve özgür medyanın var olma zorunluluğunu kabul etmişlerdir. Özgür ve tüm
etkilerden korunması gereken medyanın, insan haklarının ve temel özgürlüklerin
güvence altına alınmasındaki özel önemini da tanımışlardır.
İfade özgürlüğü
teminat altına alınmalıdır. Çoğulculuk korunmalıdır. Medya özgürlüğüne saygı
gösterilmeli, medya alanında da serbest pazarın oluşumu desteklenmelidir.
Tekelleşmenin önlenmesi, medya özgürlüğünün sağlanması için de gereklidir. Bu
nedenle medya sektöründeki şirket birleşmelerinde kısıtlamalar konması bilgi ve
haber kaynaklarının güvence altına alınması amacıyla kabul edilmiştir. Aksi
takdirde medyanın denetimi çok az bir grubun elinde toplanırsa ifade özgürlüğü
için büyük bir tehdit oluşturur.
Sınırsız ve
denetimsiz tekelleşme, bilgiye/habere ulaşma ve gerçekleri öğrenme hakkını, gazetecilerin çalışma özgürlüğünü
tehdit eden en önemli faktörlerden birisidir. Bu nedenle Birlik içinde alınan
kararlarla; Komisyon ile Konseye, medyada çoğulculuk ve ifade özgürlüğü gibi
temel özgürlükleri savunmak için aktif
bir rol üstlenerek girişimlerde bulunmak konusunda yükümlülükler verilmiştir.
2.1-ULUSAL PROGRAMDA SİYASAL KRİTERLER
Türkiye Cumhuriyeti’nin özünde; barışçı bir
dış politika ile laiklik, hukukun üstünlüğü, çoğulcu ve katılımcı demokrasi,
insan hak ve özgürlükleri bulunmaktadır. Evrensel ortak değerler esas
alınmaktadır. Türk hükümeti, Avrupa birliği üyeliğini, Atatürk’ün geleceğe
bakışını doğrulayan kilit bir aşama ve Türkiye Cumhuriyeti için yeni bir
basamak olarak değerlendirmektedir. Türkiye’nin AB müktesebatını özümseme
iradesi tamdır. Bu amaç ve iradeyle
Türkiye, tüm uluslar arası sözleşmelere taraf olacak ve bunların “etkin
şekilde uygulanmasını” sağlayacaktır. Esasen, müktesebat açısından
sözleşmelerin çoğuna da taraftır.
Ulusal programın “Giriş” bölümünde Hükümetin
saptadığı değerlendirmeler bunlardır. Programdaki bu satırbaşlarına kimsenin
itirazı yoktur ve olamazda...Çünkü Türkiye; karşılıklı sağladıkları yarar ve
katkılarla, Avrupa Birliği ile 21’inci yüzyıl dinamiklerinin yönlendirilmesinde
daha güçlü ve yaratıcı olmaya kararlı olduğunu Ulusal Programında
açıklamıştır...
Türk hükümetinin siyasi kriterleri nasıl
saptanmıştır? Öncelikle siyasi, idari ve yargı reformlarına ilişkin çalışmalar
2001 yılında hızlandırılacaktır. Amaç, özgürlükçü, katılımcı, güvenceli, devlet
organları arasında görev ve yetkileri dengeleyen, hukuk devleti ilkesini üstün
kılan Anayasa ve yasa hükümlerinin uluslar arası taahhütler ve AB standartları
çerçevesinde geliştirilmesidir. Demokrasi ve insan hakları için Anayasa gözden
geçirilecektir. Bu çıkış Ulusal
programda ilk ele alınan “Düşünce ve ifade özgürlüğü”dür. Anayasa ve diğer
yasalar AİHS’nin 10.maddesi çerçevesinde düzenlemeler yapılması hedeftir. Bu
gerekirlilik “kısa vadede” çalışma yapmayı zorunlu kılmaktadır. Kısa vade
hedefleri ise aynen şöyle belirlenmiştir:
·
Anayasanın
temel hak ve hürriyetlerle ilgili bölümlerinin, başta düşünceyi açıklama ve
yayma, bilim ve sanat ile basın özgürlükleriyle ilgili hükümler olmak
üzere gözden geçirilmesi,
·
Türk Ceza
Kanunu'nun 312. maddesinin, koruduğu değerler zedelenmeden gözden geçirilmesi,
·
Aynı anlayışla
Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. ve 8. maddelerinin gözden geçirilmesi,
· RTÜK Kanunu'nun gözden geçirilmesi,
·
Basın
suçlarının kapsamı ve öngörülen cezalarla
ilgili olarak Basın Kanunu'nun
gözden geçirilmesi planlanmaktadır
2.2-
HÜKÜMET ULUSAL PROGRAMA AYKIRI YASA ÜRETMEKTEDİR
Ancak Hükümet, Ulusal programda belirlenen “kısa
vadede” gözden geçirilmesi gereken yasaların düzenlenmesinde fevkalade
başarısızdır. Hatta AB müktesebatı
bakımından önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacak sorunları arttırmak için çaba
sarf ettiği bile düşünülebilir. Çünkü üretilen yasalar endişe yaratmaktadır.
Son örneği ise Radyo ve televizyon yayınları hakkındaki 3984 sayılı yasada
değişiklik tasarısıdır.
Bakanlar Kurulunca 7.6.2000 tarihinde kararlaştırılan “Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı” 14.6.2000 tarihinde TBMM’ne sunulmuştur. Hükümet ve Koalisyon
partileri bu Tasarıyı yasallaştırmak için kararlı davranmaktadır.
Hükümet bu Tasarısıyla taraf olduğumuz Uluslararası sözleşmeler ve iç hukuk mevzuatımız dikkate almadan hazırlanan yasa tasarısını Meclisten geçirmeye de kararlıdır. Başa bir deyişle ifade özgürlüğünü halkın gerçekleri öğrenme hakkı olarak kabul etmiyor.
III-
RADYO VE
TELEVİZYON YASASI DEĞİŞİKLİĞİ GEREKÇESİ
Hükümetin “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun,
Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” gerekçelerinin ana başlıkları şöyledir:
IV-
HÜKÜMETİN BASIN YASASINDA DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ NEDİR ?
Hükümet
Radyo ve TV yayınlarının düzenini yeniden yapılandırmak isterken Basın
Yasasında da değişiklik yapmayı uygun görmüştür. Radyo ve TV yayınlarındaki
tasarıyla getirilen değişiklikler bu yazının konusu değildir. Basın Kanununa
getirilen değişikliklerle “İnternet” yayınları incelenmeye çalışılmıştır.
Hükümet
Tasarısının gerekçesinde yer almayan ama Hükümet tarafından önerilen madde
değişiklikleri arasında Basın Yasasının iki maddesinde değişiklik
istenmiştir.
Basın
Yasasının 17.maddesi ile 30. maddesinde önerilen madde değişiklikleri ve
gerekçeleri şöyle sıralanmıştır:
4.1-HÜKÜMETİN 17.MADDE
DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ VE GEREKÇESİ
Hükümet
tarafından değişiklik önerilen Basın Yasasının Yürürlükte bulunan 17. maddesi:
Madde 17 -(Değişik: 29.11.1960 - 143)
Basın yolu ile işlenecek fiillerden doğacak maddi ve manevi zararları, 16 ncı
maddeye göre sorumlu olanlarla birlikte Borçlar Kanununun genel hükümlerine
göre mevkutelerde sahibi ve mevkute olmayanlarda nâşiri, müteselsilen tazminle
ödevlidirler.
Hükümet
tarafından önerilen 17.madde değişikliği:
“MADDE 19. – 15.7.1950
tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanununun 17 nci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Madde
17. – Basın yolu ile işlenecek fiillerden doğacak maddî ve
manevî zararları, 16 ncı maddeye göre sorumlu olanlarla birlikte Borçlar
Kanununun genel hükümlerine göre mevkutelerde sahibi ve mevkute olmayanlarda naşiri;
mevkute sahibi ile mevkute olmayanların naşirinin şirket olması halinde şirket
ile birlikte şirket hissedarları da müştereken ve müteselsilen tazmin etmekle
yükümlüdürler. Tazminat talebinin haklı görülmesi halinde tazminat miktarı, on
milyar liradan az olmamak üzere fiilin ağırlık derecesine göre belirlenir. On
milyar liralık alt sınır her yıl Maliye Bakanlığınca ilan edilen yeniden değerleme
oranında artırılır.”
Hükümetin madde değişikliği
gerekçesi ise şudur:
“Madde ile,
5680 sayılı Basın Kanununda değişiklik yapılarak, basın yolu ile işlenecek
fiillerden doğacak maddî ve manevî zararlardan mevkutelerde sahibi ile mevkute
olmayanlarda naşiri, mevkute sahibi ile mevkute olmayanların naşirinin şirket
olması halinde, şirket ile birlikte şirket hissedarlarının da müştereken ve
müteselsilen sorumlu olmaları hükme bağlanmıştır.”
4.2-HÜKÜMETİN 30.MADDE
DEĞİŞİKLİK ÖNERİSİ VE GEREKÇESİ
Hükümet tarafından değişiklik önerilen Basın Yasasının yürürlükte
bulunan 30. maddesi
Madde 30 -(Değişik: 29.11.1960 - 143)
Ceza kovuşturmalarına ait talep ve iddianamelerle kararların ve diğer her türlü
vesika ve evrakın âleni duruşmada okunmasından, hazırlık ve ilk soruşturmalarda
takipsizlik veya yargılamanın men'i, tatili veya düşmesi kararı verilmesinden
önce yayınlanması yasaktır.
Ceza kovuşturmasının başlamasiyle hüküm
kesinleşinceye kadar hakim ve mahkemenin hüküm, karar ve işlemleri hakkında
mütalâa yayınlamak yasaktır.
Yukarıdaki fıkralar hükümlerine aykırı hareket
edenler bir aydan altı aya kadar hapis ve 1.000 liradan 10.000 liraya kadar
ağır para cezasıyla cezalandırılır.
(Değişik: 10.11.1983 - 2950) Bu maddede yazılı fiillerin tekerrürü halinde
cezalar yarı nispetinde artırılarak hükmolunur.
Hükümet tarafından önerilen
30.madde değişikliği
MADDE 20. – 5680 sayılı
Basın Kanununun 30 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Yukarıdaki fıkralar hükümlerine
aykırı hareket edenler bir aydan altı aya kadar hapis ve on milyar liradan yüz
milyar liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu miktar her yıl
Maliye Bakanlığınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır.”
Hükümetin madde değişikliği
gerekçesi ise şudur:
“Madde ile,
ceza kovuşturmasıyla ilgili yasaklara uymayanlara verilecek para cezaları artırılmıştır”
V-
ANAYASA
KOMİSYONUNDA YAPILAN TARTIŞMALAR VE BASIN
YASASINDAKİ DEĞİŞİKLİKLERİ
GENİŞLETEN YORUM
TBMM Anayasa Komisyonu[1] yaklaşık bir yıl sonra ele aldığı Hükümet
Tasarısı hakkında 21.05.2001 günü Raporunu Meclis Başkanlığına sunmuştur. Radyo
ve Televizyon Yayınlarının yeniden düzenlenmesine ilişkin görüşleri dışında
Basın yasasında yapılması gereken değişiklikler de görüşülmüştür.
15.6.2000 tarihinde Anayasa Komisyonuna gönderilen “Radyo
ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir
Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı” Anayasa Komisyonunun
17.5.2001 tarihli toplantısında Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, TRT Genel
Müdürü, RTÜK Başkanı, Telekomünikasyon Kurumu ve Maliye Bakanlığı
yetkililerinin katılımıyla incelenip sonuçlandırılmıştır.
Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen ise Anayasa
Komisyonu toplantılarında sorulan sorulara cevaben; yasakçı bir tasarı hazırlanmadığını,
Avrupa Birliği normları açısından aykırılık taşımadığını ve amacın düşüncelerin
özgürce belirtilmesi olduğunu söylemiştir.
Hükümet Tasarısında 5680 sayılı Kanunun 17 nci
maddesinin değişikliği ile ilgili bir madde bulunmaktadır. Bu madde ile tazminat
yükümlülüğü düzenlenmektedir. Ancak bu düzenleme Anayasa Komisyonunda yeterli
görülmediğinden Basın Kanununun bu konuyla diğer ilgili maddelerinde de değişiklik
yapılması amacıyla Komisyon verilen önergeleri görüşmeyi uygun bulmuştur.
Komisyon bu önergeleri işleme koymuş ve yeni madde olarak görüşmeye açmak
suretiyle kabul edilmiştir.
Böylece Hükümet tarafından Basın Yasasında iki maddede
değişiklik önerilmesine rağmen verilen önergeler kabul edilmiş ve metne yeni 19
uncu madde eklenmiştir. Bu madde Basın Yasasında yer alan “cevap ve düzeltme
hakkının kullanılmasını engelleyenlerin” cezaî sorumluluğunu değiştirmiştir.
Verilen yeni önergenin kabulü ile Tasarının 19 uncu
maddesinde düzenlenen Basın Yasasının 17.maddesi Anayasa Komisyonunda 20 nci madde olmuştur.
Komisyon; Hükümetin tasarısında yer alan ve basın yoluyla işlenecek fiillerden doğan
maddî ve manevî zararlardan dolayı sorumluluğu bulunanların tazminat yükümlülüğü
yeniden düzenlenmiştir. Bu madde; kabul edilen önerge doğrultusunda Komisyonda
oy çokluğu ile kabul edilmiştir.
Anayasa Komisyonu Basın yasanının sadece iki
maddesinde değişiklik öneren Hükümet tasarısını genişletmiştir. Verilen
önergelerin kabulü ile metne 21, 22 ve 23 üncü maddeler eklenmiştir.
Bu maddeler de Basın Kanununda değişiklik
öngörmektedir.
Cevap veya düzeltme hakkının gereği gibi kullanılmasını
engelleyenler hakkında uygulanacak cezaî yaptırımlar değiştirilmekte, her basılmış
eserde o eserin yayın yeri, yılı, yayıncının adı ve işyerlerinin gösterilmesi,
mevkutelerde baskı tarihi, sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürünün adlarının
yazılması zorunluluğuna uymayan ya da gerçeğe aykırı gösterenlerin cezaî
sorumlulukları düzenlenmekte; cevap veya düzeltme yazısına konu olabilecek
fiiller daha ayrıntılı hükme bağlanmaktadır.
Hükümet Tasarının 20 nci maddesi mevcut Basın
Yasasının 30.maddesini değiştiriyordu. Ancak yeni önerilerle yasada değişiklik
yapan maddeler arttığı için Anayasa Komisyonu 30.maddede değişiklik yapan 24 üncü değişiklik maddesi olarak
değiştirmiş ve oy çokluğu ile kabul etmiştir.
Verilen bir önergenin kabulü ile metne 25 inci madde
eklenmiş ve Basın Kanununun 41 inci maddesi değiştirilerek tebligat işlemlerinin
kolaylaştırılmasını sağlamaya yönelik bir düzenleme yapılmıştır.
Aynı şekilde verilen üç önergesinin kabulü ile metne
yeni 26, 27 ve 28 inci maddeler eklenmiştir.
26 ncı madde ile Basın Kanununun çeşitli maddelerinde
yer alan ve günün koşullarında etkisini yitirdiği gerekçesiyle para cezaları
artırılmış, 27 nci madde ile Basın Kanunu hükümlerinin bilgisayar ortamında yayınlanan
her türlü yazı, resim, işaret ve benzerleri hakkında da uygulanması öngörülmüştür.
Önergelerle metne ilave edilen maddeler Basın
Kanununda değişiklik öngörmekte ve genellikle para cezaları ve tazminatlara
yönelik düzenlemeler içermektedir. Tasarının başlığında Basın Kanununda değişiklik
de yer almaktadır.[2]
VERMİŞTİR?
HANGİ MADDELERDE VE
HANGİ GEREKÇEYLE DEĞİŞİKLİK İSTENMİŞTİR?
Hükümet
tasarısında yer alan iki madde değişikliğine rağmen Anayasa Komisyonu Basın
Yasasındaki 7 maddeyi değiştirmiş, 11 maddede sayılan para cezaları arttırmış
ve ayrıca iki Ek madde ilavesi öngörmüştür.
6.1- HANGİ
MİLLETVEKİLLERİ BASIN YASASINDA NELERİN DEĞİŞMESİNİ
İSTEMİŞTİR?
Anayasa Komisyonunda
Hükümet tasarısı görüşüldüğü sırada değişiklik önergeleri İstanbul
Milletvekili Cavit Kavak, Necdet Saruhan ve Kilis Milletvekili Mehmet Nacar tarafından
verilmiştir.
Basın Yasasının 16. maddesinde sorumlu müdür ile diğer kişilerin “cezai
sorumluluk”ları gösterilmiştir.Bu
maddenin (1) nolu bendinde sorumlu müdürün cezai sorumluluğu düzenlenmiştir.
Yani mevkutelerde/süreli yayınlarda işlenen suçlarda sorumluluk suçu vücuda
getiren yazıyı veya haberi yazan veya resmi veya karikatürü yapan kimse ile
beraber sorumlu müdüre aittir.
Milletvekilleri bu maddeye de ekleme yapmışlardır. Hükümet tasarısında
yer alan 17.madde değişikliğine paralel olarak”cevap ve düzeltme” hakkının
düzenlendiği 19. maddeye atıfla sorumlu müdür dışında da “sorumlu” olacakları
şöyle göstermişlerdir:
“ Mevkutelerde işlenen suçlarda
sorumluluk, suçu meydana getiren yazıyı veya haberi yazan veya resmi veya
karikatürü yapan kimse ile beraber bu mevkutenin ilgili sorumlu müdürüne; 19
uncu maddeye aykırı hareket edilmesi halinde ise sözü edilen kişilerle birlikte
mevkutenin sahibi olan gerçek kişiye ve mevkute sahibi olan anonim şirketlerde
yönetim kurulu başkanı ile diğer şirket ve tüzel kişilere ait mevkutelerde
tüzel kişiliğin en üst yöneticisine aittir. Ancak sorumlu müdürler için
verilen hürriyeti bağlayıcı cezalar, sürelerine bakılmaksızın para cezasına
çevrilerek hükmolunur ve bu cezalar ertelenemez”
Basın Yasasının 19 uncu maddesinde Cevap ve Düzeltme
hakkı düzenlenmiştir. 19.maddenin 1 numalı bendine göre bir kimsenin haysiyet
ve şerefine dokunan veya kendisi ile ilgili gerçeğe aykırı hareketler,
düşünceler ve sözler izafesi suretiyle açık veya kapalı şekilde bir mevkutede
yapılan yayımdan dolayı ilgili veya yetkili temsilcisi yayının yapıldığı
tarihten itibaren iki ay içinde imzasını taşıyan cevap ve düzeltme yazısını
mevkutenin sorumlu müdürüne göndermektedir.
Anayasa Komisyonunda Milletvekillerinin 19.maddenin (1)
numaralı fıkrasında değişiklik önermelerinin
gerekçeleri; Hükümet tarafından önerilen 17.madde değişikliğidir.
Bu değişikliğe paralel olarak ileri sürdükleri gerekçeye
göre: “ Mevkute sahibi veya yayıncının şirket olması halinde şirketle birlikte
anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanının diğer şirket ve tüzel kişilerde en
üst yöneticinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları öngörüldüğünden
(19.maddenin) (I) numaralı fıkranın ikinci paragrafıyla sorumlu müdüre cevap
ve düzeltmeyi aldığı tarihten itibaren mevkutenin sahibi olan anonim
şirketlerde yönetim kurulu başkanına, diğer şirket ve tüzel kişilerde en üst
yöneticiye bildirme yükümlülüğü getirilmektedir”
Milletvekilleri gerekçelerinde; 20. maddenin etkinliğini arttırmak,
ayrıca sorumluların belirlenmesi ve “mahkeme kararlarının uygulanmasını
güçleştirecek şekilde” değiştirenlerin cezalandırılabilmesi için otuz milyar
liradan doksan milyar liraya kadar para cezası verilmesini önermişlerdir.
Basın Yasasının 29 uncu maddesi Cevap ve Düzeltme
hakkını düzenleyen 19.maddenin gösterdiği biçimde tekzip metinlerinin yayınlanmaması halinde uygulanacak olan
“cezaları” göstermektedir.
Milletvekillerinin önerisine temel oluşturan gerekçe; cevap ve düzeltme
hakkının kullanılmasında ortaya çıkan engellere uygulanacak para cezalarını
günün koşullarına uygun hale getirerek arttırmaktır.
Buna göre 29.madde aşağıdaki gibi yeniden düzenlenmiştir.
Tekzip metninin 19.maddedeki şekil ve şartlara uyulmadan yayınlanması
halinde
(üç milyar liradan beş milyar liraya kadar),
Hakim kararına rağmen tekzip metninin yayınlanmasından imtina olunması
halinde
(on milyar liradan yirmi milyar liraya
kadar),
Hakim kararı ile yayınlanan tekzip metninin yayınında
şekil ve şartlara uygun olmaması halinde ( beş milyar liradan on milyar
liraya kadar),
Hakim kararına rağmen yayınlanan ama şekil şartlarına
uyulmadan yayınlanmış olan tekzip metninin yeniden hakim kararı ile
yayınlanmasına karar verilmesi halinde yayından imtina olunması veya tekrar
yayınlanan cevap ve düzeltmede yeniden 19. maddede düzenlenen şekil ve şartlara
uygun yayınlanmaması halinde (elli milyar liradan yüzelli milyar liraya
kadar) para cezaları önerilmiştir.
Ayrıca tekzip metninin yayınlanması mecburiyetinin
doğduğu tarihten itibaren yayının geciktiği her sayı için ayrıca; günlük
mevkutelerde beşyüzmilyon lira,
diğer mevkutelerde üç milyar lira ağır para cezası
önerilmiş ve verilen para cezalarının ertelenmemesi ile bu suçların
aynı yıl içinde tekerrürü halinde öngörülen para cezalarının iki misli
olarak ödenmesi istenmiştir.
Basın Yasasının 30 uncu maddenin üçüncü fıkrası Hükümet tasarısında
mevcut olan değişikliktir.
Basın Yasasının 41 inci maddesinde ise Milletvekilleri
değişiklik önergesi vermişlerdir. Mevcut 41.maddeye göre yasal tebliğ
işlemlerinde mevkutenin idare yeri, sahibi ve sorumlu müdür için “kanuni
ikametgah” sayılmaktadır.
Milletvekilleri vermiş oldukları önergelerle Basın yasanının uygulanmasında yapılacak
tebligat işlemlerinde “ ilgilinin yeni adresini bildirmeden veya eksik veya
yanlış bildirerek ayrılması halinde mevkutenin idare yeri veya son sahibi veya
sorumlu müdürüne yapılmakla geçerli sayılır” şeklinde değişiklik istemişlerdir.
Gerekçeleri ise tebligat işlemlerinin kolaylaştırılmasını sağlamaktır.
6.2- BASIN YASASINDA YER ALAN BASIN SUÇLARINDAKİ PARA CEZALARI NE
KADAR ARTTIRILMIŞTIR?
Milletvekilleri Anayasa Komisyonunda verdikleri diğer bir
önerge ile Basın Yasasında yer alan para cezalarının artırılmasını
önermişlerdir.
5680 sayılı Basın Yasasının;
21 inci maddenin birinci fıkrasındaki, 22 nci, 23 üncü, 24
üncü 25 inci, 26 ncı, 28 inci, 30 uncu, 31 inci, 32 nci,
33 üncü ve 34 üncü maddesindeki
para cezaları artırılmıştır.
5680 sayılı Yasada yer alan bu maddeler ceza maddeleri
olup; acaba hangi suçlar için para cezaları artmıştır?
Basın Yasasının Altıncı Bölümünde “Ceza Hükümleri” gösterilmiştir.
Bu bölümdeki maddeler şunlardır :
Madde 21 – Basın Yasasının 9.maddesine
aykırılık halindeki cezaları düzenlemiştir. Bu maddeye göre “beyanname” verilmemesi ve mevkute sahibinin
hakkını başkasına devri veya ölümü halinde yeni sahip tarafından bir ay içinde
beyanname verilmemesi halinde hükmedilecek olan iki aydan altı aya kadar hapis cezası ve on bin liradan otuz bin liraya kadar
ağır para cezasıdır. Milletvekilleri bu para cezasının on milyar liradan
otuz milyar liraya şeklinde yükseltilerek değiştirilmesini önermişlerdir.
Yine 21. maddeye göre 9 uncu maddenin son
fıkrasına göre yayımı durdurulan mevkutenin yayınına beyanname vermeden
devam edenler dört aydan bir yıla kadar hapis ve yirmi bin liradan
altmış bin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Öneriye göre
para cezası yirmi milyar liradan altmış milyar liraya kadar şeklinde
yükseltilmiştir.
Madde 22 – Bu maddeye göre hakikate aykırı
beyanname veren kimse fiil başka bir suçu oluştursa bile ayrıca üç aydan
altı aya kadar hapis ve yirmicin liradan elliğin liraya kadar ağır para
cezasına mahkûm edilir. Bu maddedeki para cezalarının yirmi milyar liradan
yüz milyar liraya şeklinde değiştirilerek yükseltilmesi önerilmiştir.
Madde 23 –Basın Yasasının 10. maddesine göre
verilmiş olan beyanname muhteviyatında meydana gelen değişikliklerin bildirilmesi
gerekir. Onuncu maddede yazılı değişiklikleri zamanında bildirmeyenler hakkında
100 liradan 500 liraya kadar ağır para cezası hükmolunur. Bu para
cezalarının on milyar liradan elli milyar liraya şeklinde değiştirilmesi
önerilmiştir.
Madde 24 – Basın Yasasının 12.maddesine göre
“tabi”/ basan mevkutenin her nüshasından ikişer adedini neşri takip eden
çalışma gününde , çıktığı yerin Cumhuriyet Savcılığı ile en büyük mülki
amirliğe vermeye mecburdur. 12 nci maddenin birinci fıkrasında
düzenlenen bu mecburiyeti yerine
getirmeyenler hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis ve yirmi bin liradan
elli bin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur.
Milletvekilleri bu maddedeki para cezalarının otuz
milyar liradan yüz milyar liraya kadar şeklinde değiştirilmesini
önermişlerdir.
Madde 25 – Süreli/mevkute yayınlarda çalıştırılacak olan
muhabirlerin nitelikleri Yasanın 13.maddesinde gösterilmiştir. Buna
göre “muhabirlerin” yasanın 5.maddesinde yer alan şu niteliklere uygun olması gerekmektedir:
·
Devlet
memuru, asker veya ordu mensubu bulunmamak (mesleki ve ilmi mevkuteler için bu
şart aranmaz)(Madde 5/4)
·
Ağır
hapis, taksirli suçlar hariç olmak üzere beş yıldan fazla hapis cezalarından
biriyle veya yayın tehdidiyle para ve menfaat temini, hırsızlık, sahtecilik,
dolandırıcılık, inancı kötüye kullanma, yalan yere şahadet, yalan yere yemin
etmek, iftira, suç tasnii, resmi mercileri iğfal, müstehcen ve hayasızca yayın,
fuhşuyata tahrik, hileli iflas, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, istimal ve
istihlak kaçakçılığı suçu dışındaki kaçakçılık suçlarından veya bu Kanunun ek
birinci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar ile bu suçlara tahrik ve
teşvikten hüküm giymemiş olmak,(Madde5/6)
·
Geçici
olarak kamu hizmetlerinden yasaklılık, genel emniyet gözetimi altında
bulundurulmak veya sürgün cezasına hükümlülük hallerinden bu ceza veya
tedbirler infaz edilmiş olmak.(Madde 6/7)
13 üncü maddede belirtilen bu şartlara uygun olmayan
kimseleri çalıştıranlar bir aya kadar hapis ve yüzellibin liradan aşağı
olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu maddedeki para
cezasının onbeşmilyar liradan aşağı olmamak şeklinde üzere düzenlenmesi
önerilmiştir.
Madde 26 – Basın Yasasının 15.maddesine göre
“Bir mevkutenin hususi fedakarlık ihtiyarile elde edilip yayınlandığı
haber, yazı ve resimler mevkute sahibinden müsaade alınmadıkça neşirlerinden 24
saat geçmeden başka mevkuteler tarafından yayınlanamaz. Hususi fedakarlık
ihtiyariyle elde edilen yazı ve resimler için mevkute sahibinden izin almak
mecburidir” Bu hükme yani 15 inci madde hükmüne riayet etmeyenler yirmi bin
liradan elli bin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Para
cezalarının “ elli milyar liradan yüz milyar liraya kadar” yükseltilmesi
önerilmiştir.
Madde 28 – Basın Yasasının 18.
maddesine göre “Basın suçlarından mahkûm olanlar hakkında verilen kesin hüküm
tamamen veya hulâsaten aynı mevkutede ve eğer o mevkute çıkmıyorsa masrafı
hükümlüye ait olmak üzere başka bir mevkutede neşrine hükmolunabilir.
Takibi şikâyete bağlı hususlarda yukarki hükmün uygulanması
şikâyetçinin isteğine bağlıdır.” 18 inci maddede yazılı mahkeme hükmünü tebliğ
edildiği tarihten başlamak üzere günlük gazetelerde üç gün içinde, diğer
mevkutelerde bu müddet gözetilmek şartıyla çıkacak en geç ikinci nüshasında
yerine getirmeyenler hakkında neşrin geciktiği her nüsha için yirmi bin
liradan elli bin liraya kadar ağır para cezası hükmolunur. Bu para
cezasının “yirmi milyar liradan yüz milyar liraya” şeklinde yükseltilmesi
önerilmiştir.
Madde 30 –“Ceza kovuşturmalarına ait talep
ve iddianamelerle kararların ve diğer her türlü vesika ve evrakın âleni
duruşmada okunmasından, hazırlık ve ilk soruşturmalarda takipsizlik veya
yargılamanın men'i, tatili veya düşmesi kararı verilmesinden önce yayınlanması
yasaktır.
Ceza kovuşturmasının başlamasiyle hüküm kesinleşinceye kadar hakim ve
mahkemenin hüküm, karar ve işlemleri hakkında mütalâa yayınlamak yasaktır.
Yukarıdaki fıkralar hükümlerine aykırı hareket edenler bir aydan altı aya kadar
hapis ve 1.000 liradan 10.000 liraya kadar ağır para cezasıyla
cezalandırılır.
(Değişik: 10.11.1983 - 2950) Bu maddede yazılı fiillerin tekerrürü halinde
cezalar yarı nispetinde artırılarak hükmolunur.” hükmündeki para cezasının “yirmi milyar liradan yüz milyar liraya”
şeklinde yükseltilmesi önerilmiştir.
Madde 31 –“Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, milli
egemenliğine, Cumhuriyetin varlığına, milli güvenliğe, kamu düzenine, genel
asayişe, kamu yararına, genel ahlâka ve genel sağlığa aykırı olup yabancı
memleketlerde çıkan basılmış eserlerin Türkiye'ye sokulması veya dağıtılması
Bakanlar Kurulu kararıyla yasaklanabilir.
Bu gibi basılmış eserlerin, Bakanlar Kurulundan acele karar alınmak üzere
İçişleri
Bakanlığınca karardan evvel
dağıtılmaları yasaklanabileceği gibi, dağıtılmış olanlar da toplattırılabilir.
Yasaklanmış olmasına rağmen, bunları Türkiye'ye bilerek sokanlar, dağıtanlar
veya bu gibi eserleri kısmen veya tamamen iktibas veya tercüme edenler,
yayanlar, fiil başka bir suçu oluştursa bile ayrıca üç aydan bir yıla kadar hapis
ve elli bin liradan yüz bin liraya kadar ağır para cezasına mahkûm
edilirler.” Maddedeki para cezasının “elli milyar liradan yüz milyar
liraya” şeklinde yükseltilmesi önerilmiştir.
Madde 32 – “İntihar vakaları hakkında haber çerçevesini aşan ve okuyanları
tesir altında bırakacak mahiyette olan tafsilât ve vakaya müteallik resimlerin
yayınlanması yasaktır.
Bu madde hükmüne aykırı hareket edenler 100 liradan 1000 liraya kadar
ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. “ hükmündeki para cezalarının “beş
milyar liradan yirmi milyar liraya” şeklinde yükseltilerek
değiştirilmesi önerilmiştir.
Madde 33 – “1. Kanunen evlenmeleri men
edilmiş kimseler arasındaki cinsi münasebetlere dair haber veya yazıların,
2. Türk Ceza Kanununun 414,
415, 416, 421, 423, 429, 430, 435, 436, 440, 441 ve 442 nci maddelerinde yazılı
cürümlere müteallik haber veya yazıların yayınlanması halinde
mağdurların hüviyetlerini
açıklayan malumat veya resimlerin,
3. 18 yaşını doldurmamış
olan suç fail ve mağdurlarının hüviyetlerini açıklayan malumat veya resimlerin,
Neşri yasaktır. Bu yasağa aykırı hareket edenler üç aya kadar hapis ve on
milyon liradan otuz milyon liraya kadar ağır para cezası ile
cezalandırılırlar.” şeklinde düzenlenmiş olan hükümdeki para cezalarının “on
milyar liradan otuz milyar liraya” yükseltilmesi şeklinde
değişiklik önerilmiştir.
Madde 34 –“Siyasi, iktisadi, ticari
mevkutelerin sermayeleri ve devamlı veya geçici bütün gelir kaynaklariyle
basılan nüshaların adedi ve bir nüshasına 50 den fazla abone yazılmış olanların
isim, adres ve uyrukları ve genel abone yekûnu ve basıldıkları matbaa ile olan
hukuki münasebetleri noterlikçe onanmış bir deftere kaydedilir.
Bu defter tutulmadığı veya deftere noksan ve yanlış malûmat geçirildiği veyahut
savcılıkça talep vukuunda defter ve ihtiva etmesi gereken hususlar gizlendiği
takdirde mevkutenin sahibi veya onun mümessili bir aydan altı aya kadar hapis
ve 1000 liradan 10.000 liraya kadar ağır para cezasına mahkûm edilir.
İlmi, edebi, fenni ve bedii mahiyette olan mevkutelerden yayınları itibariyle
siyasi, iktisadi ve ticari mahiyette yayına girişenler 1 ve 2 nci fıkralar
hükümlerine tabidirler.” hükmünde yer alan para cezalarının «bir
milyar liradan on milyar liraya» yükseltilmesi önerilmiştir.
6.3- İNTERNET’İ BASIN KANUNUNA EKLEME GEREKÇESİ NEDİR?
Radyo TV yayınları
düzenlenirken ayrıca Ek olarak aşağıda gösterilen iki madde
önerilmiştir. Birisi “İnternet” ortamındaki WEB sayfaları ile ilgili olandır.
Diğeri ise bölgesel ve yerel yayın yapan yayın kuruluşları hakkındaki para cezaları
içindir.
İnternet için önerilen EK
MADDE VE GEREKÇESİ :
“EK MADDE 9. – Bu Kanun hükümleri bilişim teknolojileri
ve İnternet ortamında sayfa açılması veya elektronik gazete, elektronik bülten
vb. suretiyle yayınlanan her türlü yazı, resim, işaret, sesli veya sessiz
görüntü, ileti ve benzerleri hakkında da uygulanır.”
Bu maddeyi önerme
gerekçeleri ise şudur : “Basın Kanunu hükümlerinin, bilgisayar ortamında
“web sayfası” ve benzeri siteler açılmak suretiyle yayınlanan her türlü yazı,
resim, işaret ve benzerleri hakkında da uygulanması öngörülerek bu tür
yayınların tabi olacağı yasal hükümler belirlenmektedir”
YEREL VE BÖLGESEL yayın olarak çıkan gazeteler,
dergiler içinse:
“EK MADDE 10.
– Bu Kanun kapsamında verilen para
cezaları ve tazminatlar, bölgesel yayın yapan kuruluşlarda yarısına kadar,
yerel yayın yapan kuruluşlarda 1/3’üne kadar indirilebilir.”
Gerekçelerine
göre; bölgesel ve yerel yayın yapan kuruluşların mali imkanlarının sınırlı
olması sebebiyle, hakimin takdir yetkisi çerçevesinde verilen para cezaları ve
tazminatların belgesel yayın yapan kuruluşlarda yarısına kadar, yerel yayın
yapan kuruluşlarda 1/3’üne kadar indirilmesi imkanı getirilmiştir.
VII-
ANAYASA KOMİSYONUNUN KARARINA GÖRE BASIN YASASINDAKİ
DEĞİŞİKLİKLER VE TBMM’DE KABUL EDİLENLER