|
Elektronik
Ortamda İşlenen Suçların Önlenmesi İle 2559 Ve 2937
Sayılı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
ile ilgili olarak Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları görüşü:
Tasarının
değerlendirilmesi :
Genel
Olarak :
Bu
tasarı gereksiz bir tasarıdır. Adalet Bakanlığı tarafından uzun bir
hazırlık süreci sonunda hazırlanan ve kamuoyunun görüşlerine
sunulan, gelen görüşlerden sonra bazı değişiklikler yapan
bir tasarıda bu tasarının amaç ve kapsamı içerisinde
kalan konuların bir çoğu düzenlenmiş iken Adalet
Bakanlığının hazırladığı “Bilişim Ağı Hizmetlerinin
Düzenlenmesi ve Bilişim Suçları Hakkında Kanun Tasarısı”
yerine bu tasarının gündeme getirilmesi genel olarak yerinde
olmamıştır.
Bu
tasarının hazırlanmasının temel nedeninin “çocuk
pornografisi” olduğu bilinmektedir. Tasarıda Adalet Bakanlığı
tarafından hazırlanan tasarıdan farklı ve yerinde olarak suçların
tanımlanması yerine TCK'ya atıf yapılmıştır. Bu son derece doğru bir
yöntemdir. Ancak, tasarının asıl saikinin “çocuk
pornografisi” olduğu göz önüne alındığında ise,
TCK'nın mevcut halinde “çocuk pornografisi”
tanımının tam ve doğru olarak belirlenmediğine dikkat edilmesi ve
tasarının Adalet Bakanlığı tasarısı ile birleştirilmesi, Adalet
Bakanlığı tasarısının içerisindeki doğrudan TCK'nın
kapsamındaki suçların ilgili düzenlemelerde ek ve
değişiklikler yaparak çözümlenmesi, böylelikle
yasa, kavram ve konu karmaşasına ve özel kanun-genel kanun
ikilemine son verilmesi yerinde olacaktır. Aksi takdirde Adalet
Bakanlığı tasarısının mevcut haliyle kısa bir süre sonra
yasalaşması durumunda “Çocuk Pornografisi”
konusundaki düzenlemelerin hangi rejime (bu tasarıdakine mi
yoksa Adalet Bakanlığı tasarısındakine mi) tabi olacağı tartışması
doğacaktır. Çünkü bu tasarı TCK'ya atıf yapmaktadır.
Adalet Bakanlığı tasarısı ise TCK 226. maddeden farklı bir şekilde
(uluslararası düzenlemelere uygun şekilde) bir tanım
getirmektedir. Bu nedenle TCK m.226 kapsamında olmayan canlandırma
görüntüler veya 18 yaşından büyük olmakla
birlikte çocukmuş görüntüsü verilen
kişilerin kullanıldığı ve uluslararası uygulamada “çocuk
pornografisi” kabul edilen suçlar Adalet Bakanlığı
tarafından hazırlanan tasarıya tabi olacak. Ama 18 yaşından küçük
kişilerin kullanıldığı gerçek görüntüler bu
tasarıya tabi olacaktır. Uygulayıcı açısından bu kadar
karmaşık ve farklı düzenleme oldukça sorunlu olacaktır.
Tasarının
ilk halindeki bazı suçların yasa kapsamından çıkartılması
Tasarının kamuoyunca haklı olarak “sansür yasası”
olarak algılanması ve sektör STK'larının endişelerini kısmen
gidermişse de, aşağıda açıklayacağımız endişelerinde de
dikkate alınması yerinde olacaktır.
Amaç
ve kapsam
MADDE
1- (1) Bu Kanunun amacı, elektronik ortamda işlenen belirli
suçların içerik, yer ve erişim sağlayıcıları üzerinden
önlenmesine ilişkin esas ve usûlleri düzenlemektir.
Her
ne kadar tasarıda amaç olarak suçların önlenmesinden
bahsediliyorsa da, yasa suçların önlenmesinden çok,
suç konusu içeriğe erişimin engellenmesini düzenliyor.
Bu durumda tasarının amaç maddesinin hizmet ettiği sonuca
uygun şekilde düzenlenmesi yerinde olur.
Tanımlar
MADDE
2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a)
Bakanlık: Ulaştırma Bakanlığını,
b)
Başkanlık: Kurum bünyesinde bulunan Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığını,
c)
Elektronik ortam: İşaret, sembol, ses, görüntü ve
elektrik sinyal ve işaretlerine dönüştürülebilen
her türlü verinin, kablo, telsiz, optik, elektrik,
manyetik, elektromanyetik, elektrokimyasal, elektromekanik ve diğer
iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesi, gönderilmesi ve
alınmasını sağlayan internet ve bilişim ortamını,
ç)
Erişim: Bir internet sistemine bağlanarak kullanım olanağı
kazanılmasını,
d)
Erişim sağlayıcı: Kullanıcılarına internet ağına erişim olanağı
sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişileri,
e)
İnternet ağı: En az iki internet sistemi arasında veya bilgisayarlar
veya bilgisayarlar ile çevre birimleri arasında veri
iletişimini ve karşılıklı etkileşimi her türlü iletişim
tekniği ile sağlayan ortamı,
f)
İnternet ortamı: İnternet sistemi ve internet ağından oluşan ortamı,
g)
İnternet sistemi: Bilgisayar, iletişim altyapısı ve yazılımlardan
oluşan veri işleme, saklama ve iletmeye yönelik sistemi,
ğ)
İçerik sağlayıcı: İnternet ağı üzerinden kullanıcılara
sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren
ve sağlayan gerçek veya tüzel kişileri,
h)
İzleme: İnternet ağındaki verilere etki etmeksizin bilgi ve verilerin
takip edilmesini,
ı)
Kurum: Telekomünikasyon Kurumunu,
i)
Toplu kullanım sağlayıcı: Ticari amaçla kişilere belli bir
yerde ve belli bir süre internet ağını kullanım olanağı
sağlayanı,
j)
Yayın: Elektronik ortamda yapılan yayını,
k)
Yer sağlayıcı: Hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri
sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişileri,
ifade
eder.
l
Her şeyden önce “İnternet”, “İnternet ağı”,
“İnternet ortamı”, “İnternet sistemi”
tanımları baştan yanlıştır. İnternet bir özel isimdir.
Tanımlanması gerekmez. Zaten tanımlar Adalet Bakanlığı tasarısındaki
“bilişim ağı” tanımlarının aynı ya da benzerleridir.
Adalet Bakanlığı tasarısında “bilişim ağı” kavramının
kullanılması bilinçli bir tercihtir. Ayrıca, “İnternet
ağı” tanımında esaslı bir hata daha vardır. Tanıma göre
bir evin ya da işletmenin içinde İnternet'e bağlı olmayan
bilişim ağı sistemi de yasa kapsamı içerisine alınmaktadır.
l
Diğer yandan yasada ve özellikle TCK m. 226'da “yayın”dan
söz edilmektedir. Yasada “yayın” ise “Elektronik
ortamda yapılan yayını” olarak tanımlanmıştır. Bu durumda bir
bilgisayarın içerisinde bulunan ve müstehcen görüntülerin
olduğu klasör herhangi bir şekilde dışarıdan, bilişim ağı
üzerinden erişimi mümkün hale gelmiş ise bir yayından
mı söz edilecektir.
Örneğin
Başkanlık tarafından kurulan izleme birimi kullandığı teknik
yöntemlerle herhangi bir şekilde İnternet üzerinden
erişilebilir hale gelen bu klasördeki resimlere erişir ise,
Tasarının 4. maddesinin 4. fıkrasının (g) bendi gereği kolluk
kuvvetlerine haber verecek ve onlara teknik yardımda bulunacaktır.
Peki, kişi tarafından kişinin istemi dışında, bilgisayara hakim
olmaması, dış faktörler gibi nedenlerle şekilde İnternet
erişimine açık hale gelen bir klasörde bulunan ve kişinin
kendisine ve/veya ailesine ait resimler nedeniyle soruşturma ve
kovuşturmaya tabi tutulup hakkında dava açılması gündeme
gelebilecek kişi her ne kadar manevi unsur yokluğu gibi nedenlerle
beraat edecek olsa da, kendisine ve ailesine ait olan bu çok
özel görüntülere bu birim yasal yetkiye dayanarak
erişmiş olacaktır. Bu birimin bu görüntülere erişme
hakkı var mıdır? Bu durum İnsan Haklarına ve Anayasamıza aykırı değil
midir? Doğrudan özel hayatın gizliliğinin ihlali değil midir?
Örneğin
bir küçüğün sadece kendisine ait cep telefonun
dijital fotoğraf makinesi özelliği ile çektiği ve cep
telefonundan GPRS veya benzeri bir bağlantı yöntemi ile
İnternet'e bağlanarak e-posta ile kendisine ait e-posta hesabına
gönderdiği ve e-posta aracılığıyla yine kendi kişisel
bilgisayarına aktardığı çıplak fotoğrafı dahi yasa
kapsamında olacaktır. Bunun izlenmesi ve denetlenmesi ne kadar
uygundur. Devletin “çocuk pornografisini” önlemek
adına dahi olsa böyle bir yetkisi olmalı mıdır?
l
Tasarıda “izleme” diye bir tanıma yer verilmiştir:
“İnternet ağındaki verilere etki etmeksizin bilgi ve verilerin
takip edilmesini” buradaki “izleme” ile Adalet
Bakanlığı tasarısındaki “izleme” tanımı arasında önemli
bir fark vardır: Adalet Bakanlığı tasarısında “izleme”
hukuka aykırı bir fiili tanımlamakta olup, “Bilişim ağındaki
verilere etki etmeksizin verilerin gizliliğinin ihlal edilmesini,”
şeklinde bir tanım maddesi düzenlenmiştir. Oysa tasarıdaki
“izleme” tanımı, İdare'nin trafiği izlemesine hukuki
zemin hazırlamak için düzenlenmiş bir tanımdır. İzleme
doğası gereği suç konusu olmayabilecek şeylerin ve özellikle
kişisel gizliliği içeren trafiğin de izlenmesini
gerektirecektir. Tasarının 4. maddesinin 4. fıkrasında “izleme
... merkezi” kurulması ve “elektronik ortamdaki
yayınların izlenmesi” (d bendi) öngörüldüğü
gibi, (e) bendinde “Elektronik ortamdaki sohbet, mesaj veya
benzeri servislerde yapılacak filtreleme, perdeleme ve izleme
esaslarına göre donanım üretilmesi veya yazılım yapılmasına
ilişkin asgari standartları belirlemek” düzenlemesi ile
“izlemenin” konusunun sadece yayınlar olmayıp “sohbet,
mesaj ve benzeri servisler” olduğu düzenlenerek
haberleşmenin gizliliği ilkesi açık ve net bir şekilde ve
genel bir yetki ile ihlal edilmektedir. Oysa, T.C. Anayasa'sının
22. maddesinde
“Herkes,
haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği
esastır.
Milli
güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi,
genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya
birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim
kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı
emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine
dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde
görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz saat
içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların
uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.”
düzenlemesi
getirilmiştir. Tasarının bu düzenlemesinin Anayasa'nın 22.
maddesine aykırılığı tartışmasızdır. Sohbet ortamında veya mesajlaşma
veya benzeri servislerle (IM programları aracılığı ile) yapılan şey
haberleşmedir. Haberleşme esnasında kişilerin suç işlemesi
haberleşme gizliliğini ihlal etme hakkını vermez. Şüphesiz
kamuya açık ortamlardaki sohbetler (üyelik gerektirmeyen
sohbet siteleri ve benzerleri) de gizliliğin ihlalinden söz
edilemeyecekse de, diğer tüm durumlarda haberleşme ve haberleşme
gizliliği söz konusudur. Mevcut düzenleme ile çok
yaygın kullanılan ve kişilerin İnternet ortamından telefon
görüşmesine olanak sağlayan Skype ve benzeri program ve
servisler dahi izlenebilecektir. Bunun haberleşme gizliliğinin ihlali
olmadığını savunmak mümkün değildir.
l
Tasarıda “toplu kullanım sağlayıcı” tanımına yer
verilmiştir. Tasarıdaki tanım “Ticari amaçla kişilere
belli bir yerde ve belli bir süre internet ağını kullanım
olanağı sağlayanı,” şeklinde yapılmıştır. Adalet Bakanlığı
tasarısında ise tanım “Kişilere belli bir yerde ve belli bir
süre bilişim ağını kullanım olanağını sağlayanı,” iki
tanım esas olarak benzemekle birlikte “ticari amaçla...”
ifadesi tasarıda mevcuttur. Bu Adalet Bakanlığı düzenlemesine
göre olumlu karşılanmıştır. Bununla birlikte, her ne kadar
gerekçede toplu kullanım sağlayıcıdan kastedilenin İnternet
kafeler olduğu belirtilmiş ise de, alışveriş merkezleri ve benzeri
yerlerdeki açık kablosuz ağlar da, tanım içerisine
girmektedir. Bu husus düşünülerek tanımın gözden
geçirilmesi faydalı olabilir.
Erişimin
engellenmesi kararı ve yerine getirilmesi
MADDE
3- (1) Elektronik ortamda yapılan ve içeriği aşağıdaki
suçları oluşturan yayınlarla ilgili olarak erişimin
engellenmesine karar verilir:
a)
Türk Ceza Kanununda yer alan;
1)
Çocukların cinsel istismarı (madde 103, fıkra 1),
2)
Müstehcenlik (madde 226),
3)
Fuhuş (madde 227),
4)
İntihara yönlendirme (madde 84),
5)
Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama (madde 228),
6)
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde
190),
suçları.
(2)
Birinci fıkrada yazılı suçların işlenmesinin önlenmesi
amacıyla erişimin engellenmesine sulh ceza hâkimi tarafından
karar verilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise
erişim, yetkili ve görevli kolluk kuvvetlerinin talebi üzerine
veya re’sen, Başkanlığın yazılı emriyle engellenebilir.
(3)
İçerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde
veya içerik veya yer sağlayıcısı
yurt içinde bulunsa dahi, içeriği birinci
fıkranın (a) bendinin (1), (2) ve (3) numaralı alt bentlerinde yazılı
suçları oluşturan yayınlarla ilgili olarak erişimin
engellenmesi kararı, doğrudan Başkanlık
tarafından verilir. Bu karar, erişim sağlayıcısına bildirilerek
gereğinin derhal yerine getirilmesi istenir.
(4)
Hâkim veya Başkanlık tarafından verilen karar gereği yapılmak
üzere içerik, yer veya erişim sağlayıcılarına tebliğ
edilir. Hâkim tarafından verilen erişimin engellenmesine
ilişkin kararların bir örneği bilgi için Başkanlığa
gönderilir.
(5)
Başkanlık tarafından verilen erişimin engellenmesine ilişkin karara,
içerik, yer veya erişim sağlayıcıları veya bu karar dolayısı
ile yasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren kişiler
tarafından Kurum merkezinin bulunduğu yer sulh ceza hakimine
itiraz edilebilir. Koruma tedbiri olarak hakim tarafından
verilen erişimin engellenmesine ilişkin karara ise 5271 sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz
edilebilir. Erişimin engellenmesi kararının konusunu oluşturan
yayını yapanların kimliklerinin belirlenmesi hâlinde, Başkanlık
tarafından, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda
bulunulur.
(6)
Konusu birinci fıkrada sayılan suçları oluşturan içeriğin
yayından çıkarılması halinde, erişimin engellenmesi kararı
kendiliğinden hükümsüz kalır.
(7)
Üçüncü fıkra hükmü uyarınca verilen
erişimin engellenmesi kararının yerine getirilmemesi halinde,
Başkanlık tarafından erişim sağlayıcısına, üç günden
fazla olmamak üzere belirlenen bir süre zarfında kararın
yerine getirilmesi hususunda yazılı uyarıda bulunulur. Uyarıya ve
belirlenen süreye rağmen kararın yerine getirilmemesi halinde,
Başkanlık tarafından erişim sağlayıcısına onbin Yeni Türk Lirası
idari para cezası verilir. Buna rağmen, kararın yerine getirilmemesi
halinde, Başkanlığın talebi üzerine Kurum tarafından
yetkilendirmenin iptaline karar verilebilir.
(8)
İkinci fıkra uyarınca verilen erişimin engellenmesi kararını yerine
getirmeyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
l
Tasarının esasa ilişkin asıl düzenlemesi 3. maddede
yapılmıştır. Tasarının kamuoyuna yansıyan ilk halinden farklı olarak
bazı suçlara maddede yer verilmemiş olması oldukça
isabetlidir.
l
Tasarının 3. maddesinin 1. fıkrasındaki “Elektronik ortamda
yapılan ve içeriği aşağıdaki suçları oluşturan
yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesine karar verilir:”
düzenlemesi yukarıda da belirttiğimiz tanımlamalar ve özellikle
“elektronik ortam” tanımı nedeniyle telefon şebekelerini
dahi kapsayacak niteliktedir. Bu durumda telefon şebekeleri üzerinden
gönderilen tüm verinin “izlenmesi” sonucunu
doğuracaktır. Yukarıda belirttiğimiz “haberleşme özgürlüğü
ve haberleşmenin gizliliği” ilkesi farklı bir açıdan
ihlal edilecek. Doğrudan haberleşme amaçlı verilerin de
içeriği “izlenecektir”. Her ne kadar Tasarıda
herhangi bir şekilde bir suç ve yaptırım öngörülmemiş
olsa da, izleme başlı başına temel bir hakkın ihlali sonucunu
doğuracaktır.
l
Bu düzenlemesindeki “erişimin engellenmesi”
yaptırımı ise teknik açıdan son derece büyük
sakıncaları olan bir yaptırımdır. Şöyle ki, “erişimin
engellenmesi” kararının nasıl icra edileceği yasa metninde
açıklanmamıştır. Bugüne kadarki uygulama “erişimin
engellenmesine” karar verilen İnternet sitesinin IP'sinin
ISS'lere bildirilmesi ve bu IP'ye erişimin engellenmesi şeklinde
gerçekleşmektedir. Bu durumda aynı IP üzerinden hizmet
alan tüm siteler etkilenmekte olduğu bilinen bir gerçektir.
Bunun muhtemel sonuçları açısından şu husus göz
önüne alınmalıdır. Örneğin yurtdışında, bu Tasarıda
sayılan suçlardan herhangi birisinin suç olarak
tanımlanmadığı bir ülkede faaliyet gösteren, ciddi,
kurumsal bir yer sağlayıcıdan hizmet alan ticari ve yasal içeriğe
sahip bir site ile bu Tasarıda sayılan suçlardan birisini
barındıran bir yabancı aynı IP'den hizmet aldığında, verilecek
erişimin engellenmesi kararı, ticari ve yasal içeriğe sahip
siteyi de doğrudan etkileyecektir. Bu durumda yerel yasal ve ticari
içeriğe sahip site sahibinin ciddi şekilde mağduriyeti söz
konusu olacaktır. Böyle bir durumda nasıl bir uygulama yapılacak
ve mağduriyet nasıl giderilecektir. Özellikle, suç konusu
içeriği ülkemize yönelik olarak yurt dışından
gerçekleştiren kişilerin erişimin engellenmesi kararının hemen
ardından birkaç dakika içerisinde başka bir IP'den
yayına geçmesinin kolaylığı düşünüldüğünde,
suçlu kişiden çok suçsuz kişilerin mağduriyeti
söz konusu olacaktır. Elbette ki tasarıda sözü edilen
suçlarla ilgili bazı önlemlerin alınıp, uygulamaların
gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ancak özellikle
İnternet ortamındaki içerik ile ilgili suçlarda
“erişimin engellenmesi” kararının uygulanmasındaki zorluk
nedeniyle etkinliği ile “erişimin engellenmesi” kararının
3. kişiler üzerinde doğuracağı sonuçlar arasında denge
gözetildiğinde kural olarak başvurulması gereken bir yol
olmadığı, menfaatler dengesinin farklı şekilde oluştuğu
gözetilmelidir. Söz konusu suçların, özellikle
de “çocuk pornografisi” ve “uyuşturucu ve
uyarıcı madde kullanılmasının kolaylaştırılması” suçlarının
uluslararası boyutları gözetilerek bu suçlarla etkin
mücadelenin ancak ulusal mevzuatların uyumlu olması ve
uluslararası işbirliği ile mümkün olduğu dikkate alınarak
bir düzenleme yapılması gerekmektedir.
l
Tasarının 3. maddesinin 1. fıkrasındaki (b) ve diğer bentler
metinden çıkartılmış olmasına karşın (a) bendinin bırakılmış
olması da esasa ilişkin olmasa da bir düzenleme hatasıdır.
l
Tasarının 3. maddesinin 2. fıkrasında ise “erişimin
engellenmesi” kararını verecek asli makam olarak her ne kadar
sulh ceza hakimi gösterilmiş ise de, fıkranın 2. cümlesindeki
“Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise erişim,
yetkili ve görevli kolluk kuvvetlerinin talebi üzerine veya
re’sen, Başkanlığın yazılı emriyle engellenebilir.”
düzenlemesi ile asıl yetkili makamın Başkanlık olduğu
belirtilmektedir. Özellikle tasarının 3. maddesinin 3.
fıkrasındaki “İçerik veya yer
sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik
veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa dahi, içeriği
birinci fıkranın (a) bendinin (1), (2) ve (3)
numaralı alt bentlerinde yazılı suçları oluşturan yayınlarla
ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı,
doğrudan Başkanlık tarafından verilir. Bu karar, erişim sağlayıcısına
bildirilerek gereğinin derhal yerine getirilmesi istenir.”
düzenlemesi getirilerek “içerik ve yer sağlayıcısı”
ülkemizde olsa bile bir idari makamın emri ile yayının
durdurulması düzenlenmiş olmaktadır. Özellikle yer
sağlayıcısının yurt içerisinde olduğu durumlarda “erişimin
engellenmesi” kararının etkin şekilde uygulanabileceği
düşünüldüğünde böyle bir kararın
kesinlikle adli makamlar tarafından verilmesi gerektiği
düşünülmektedir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde
Cumhuriyet Savcısının kararı ile sonuç alınabilir. Her ne
kadar esas olarak “erişimin engellenmesi” tedbirinin
yasal olarak düzenlenmesine karşıysak da, bir düzenleme
yapılacak ise, konuya ilişkin olarak, Adalet Bakanlığı tasarısındaki
sistemin benimsenmesi yerinde olacaktır. Ayrıca alt bentler arasında
bir ayrım yapılmasının amacı da anlaşılabilmiş değildir.
l
Tasarının 3. maddesinin 5. fıkrasındaki “Başkanlık
tarafından verilen erişimin engellenmesi kararına” karşı
ilgililerce yapılacak itirazın Kurum merkezinin bulunduğu yer Sulh
Ceza hakimliğine yapılacağı düzenlemesi de mağduriyetlere neden
olacaktır. Özellikle “yasal bir hakkının ihlal edildiğini
ileri süren kişiler” olarak ifade edilen “üçüncü
kişiler” açısından bu tam anlamıyla çok olumsuz
sonuçlar doğurabilecektir. Böyle bir durumda zaten idari
bir makamın aldığı karar ile hakkı ihlal olan üçüncü
kişi ülkenin herhangi bir bölgesinden Ankara'ya bir itiraz
yapmak ve sonra bunu Ankara'dan takip etmek zorunda kalacaktır. En
azından failin bulunduğu yer sulh ceza mahkemesi de yetkili kılınması
yerinde olur.
l
Tasarının 3. maddesinin 6. fıkrasındaki “Konusu birinci
fıkrada sayılan suçları oluşturan içeriğin yayından
çıkarılması halinde, erişimin engellenmesi kararı
kendiliğinden hükümsüz kalır.” düzenlemesinin
uygulanması nasıl olacaktır. Bu konuda Tasarıda bir açıklık
yoktur.
l
Maddenin 7. fıkrasındaki “Buna rağmen, kararın yerine
getirilmemesi halinde, Başkanlığın talebi üzerine Kurum
tarafından yetkilendirmenin iptaline karar verilebilir.”
düzenlemesinde para cezasından sonra ne kadar bir süre
içerisinde yerine getirilmemesi durumunda “yetkilendirmenin
iptal edileceği” düzenlenmemiştir. Bu hususunda Tasarıda
açıklığa kavuşturulması gerekir.
l
Maddenin 8. fıkrasında herhangi bir süre öngörülmemiştir.
Buna karşın ciddi bir hapis cezası öngörülmüştür.
Buradaki cezanın para cezası ve/veya hapis cezası şeklinde hakimin
takdirine bırakılması, cezanın alt ve üst sınırının da
düşürülmesi yerinde olacaktır.
İdari
yapı ve görevler
MADDE
4- (1) Bu Kanunla verilen görevler, Kurum bünyesinde
bulunan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca yerine
getirilir.
(2)
Bu Kanunla verilen görevleri yapmak üzere ekli listedeki
kadrolar ihdas edilmiş ve 27/1/2000 tarihli ve 4502 sayılı Kanunun
geçici 1 inci maddesiyle Kurum için ihdas edilen (II)
sayılı listeye eklenmiştir. Başkanlık
bünyesindeki İletişim Uzmanları Kurumda çalışan
Telekomünikasyon Uzmanlarının mali ve özlük haklarına
sahiptir.
(3)
Başkanlığa bu Kanunla verilen görevlere ilişkin olarak yapılacak
her türlü mal veya hizmet alımları ile yapım işleri, ceza
ve ihalelerden yasaklama işleri hariç, 4734 sayılı Kamu İhale
Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine
tabi olmaksızın Kurum bütçesinden karşılanır.
(4)
Diğer kanunlarla verilen yetki ve görevleri saklı kalmak
kaydıyla, Başkanlığın bu kanun kapsamındaki görev ve yetkileri
şunlardır:
a)
Bakanlık, kolluk kuvvetleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile
içerik, yer ve erişim sağlayıcılar ve ilgili sivil toplum
kuruluşları arasında koordinasyon oluşturarak elektronik ortamda
yapılan ve bu Kanun kapsamına giren suçları oluşturan içeriğe
sahip faaliyet ve yayınları önlemeye yönelik çalışmalar
yapmak, bu amaçla, gerektiğinde, her türlü giderleri
yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar dahilinde Kurumca
karşılanacak çalışma kurulları oluşturmak,
b)
İnternet ortamında yapılan yayınların içeriklerini izleyerek,
bu Kanun kapsamına giren suçların işlendiğinin tespiti
halinde, bu yayınlara erişimin engellenmesine yönelik olarak bu
Kanunda öngörülen gerekli tedbirleri almak,
c)
İnternet ortamında yapılan yayınların içeriklerinin
izlenmesinin hangi seviye, zaman ve şekilde yapılacağını belirlemek,
ç)
Kurum tarafından işletmecilerin yetkilendirilmeleri ile mülki
idare amirlerince toplu kullanım sağlayıcılara verilecek izin
belgelerinde filtreleme ve bloke etmede kullanılacak sistemlere ve
yapılacak düzenlemelere yönelik usûl ve esasları
belirlemek,
d)
Elektronik ortamdaki yayınların izlenmesi suretiyle bu Kanunun 3 üncü
maddesinin birinci fıkrasında sayılan suçların işlenmesini
önlemek için, izleme ve bilgi ihbar merkezi dahil,
gerekli her türlü teknik altyapıyı kurmak veya kurdurmak,
bu altyapıyı işletmek veya işletilmesini sağlamak,
e)
Elektronik ortamdaki sohbet, mesaj veya benzeri servislerde yapılacak
filtreleme, perdeleme ve izleme esaslarına göre donanım
üretilmesi veya yazılım yapılmasına ilişkin asgari standartları
belirlemek,
f)
Bilişim ve internet alanındaki uluslararası kurum ve kuruluşlarla
işbirliği ve koordinasyonu sağlamak,
g)
Bu Kanun ve ilgili mevzuat kapsamında içerik, yer ve erişim
sağlayıcılarının, yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar
çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait
internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel
olarak bulundurmamaları halinde bu Kanunun 3 üncü
maddesinin yedinci fıkrasında yazılı yaptırımları uygulamak,
ğ)
Bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan
suçların, elektronik ortamda işlenmesini konu alan her türlü
temsili görüntü, yazı veya sesleri içeren
ürünlerin tanıtımı, ülkeye sokulması, bulundurulması,
kiraya verilmesi veya satışının önlemesini teminen yetkili ve
görevli kolluk kuvvetlerine, teknik imkanları dahilinde gereken
her türlü yardım ve koordinasyonda bulunmak,
h)
Bu Kanunla verilen görevlerin yerine getirilmesi kapsamında,
Bakanlıkça; ilgili mevzuat hükümleri uyarınca;
Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, çocuk, kadın ve
aileden sorumlu Devlet Bakanlığı ile ihtiyaç duyulan diğer
bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları ile internet servis sağlayıcıları
ve ilgili sivil toplum kuruluşlarından birer temsilcisi katılımı
suretiyle teşkil edilecek İnternet Kurulu ile gerekli işbirliği ve
koordinasyonu sağlamak, bu Kurulca izleme, filtreleme ve engelleme
yapılacak sitelerin tespiti ve benzeri konularda yapılacak öneriler
ile ilgili gerekli her türlü tedbir veya kararları almak,
ı)
Diğer kanunlarla verilen görevleri yapmak.
Tasarının
4. maddesinin ilk 3. fıkrası idari yapıya ilişkindir.
Maddenin
4. fıkrası ise son derece önemli düzenlemeler içermektedir.
4.
fıkranın (a) bendindeki “...elektronik ortamda yapılan ve bu
Kanun kapsamına giren suçları oluşturan içeriğe sahip
faaliyet ve yayınları önlemeye yönelik çalışmalar
yapmak” düzenlemesi son derece soyuttur. Bu düzenleme
son derece geniş yorumlanarak bilişim ortamının her türlü
izlenmesi ve denetlenmesini, hatta İnternet'e yönelen bir yayın
olmayan sistemlerin dahi gözetim altına alınmasına sebebiyet
verilecektir. Bu ise ne kişisel ne de ticari gizlilik kurallarının
gözetilmeden kaleme alındığı, ya da her şeyin Devletçe
bilinmesi ve izlenmesinin gerekli olduğu düşüncesinin bir
ürünüdür. Aynı bağlamda maddenin (b) bendindeki
“b) İnternet ortamında yapılan yayınların içeriklerini
izleyerek, bu Kanun kapsamına giren suçların işlendiğinin
tespiti halinde, bu yayınlara erişimin engellenmesine yönelik
olarak bu Kanunda öngörülen gerekli tedbirleri almak,”
(c) bendindeki “İnternet ortamında yapılan yayınların
içeriklerinin izlenmesinin hangi seviye, zaman ve şekilde
yapılacağını belirlemek,” (ç) bendindeki “Kurum
tarafından işletmecilerin yetkilendirilmeleri ile mülki idare
amirlerince toplu kullanım sağlayıcılara verilecek izin belgelerinde
filtreleme ve bloke etmede kullanılacak sistemlere ve yapılacak
düzenlemelere yönelik usûl ve esasları belirlemek”
(d) bendindeki “Elektronik ortamdaki yayınların izlenmesi
suretiyle bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında
sayılan suçların işlenmesini önlemek için, izleme
ve bilgi ihbar merkezi dahil, gerekli her türlü teknik
altyapıyı kurmak veya kurdurmak, bu altyapıyı işletmek veya
işletilmesini sağlamak,” (e) bendindeki “Elektronik
ortamdaki sohbet, mesaj veya benzeri servislerde yapılacak
filtreleme, perdeleme ve izleme esaslarına göre donanım
üretilmesi veya yazılım yapılmasına ilişkin asgari standartları
belirlemek,” son derece geniş yetkilerdir. Yukarıda da
belirttiğimiz üzere bu yetkiler ayrıca ve açıkça
Anayasanın 22. maddesine aykırıdır.
Fıkranın
(ğ) bendindeki “Bu Kanunun 3 üncü maddesinin birinci
fıkrasında sayılan suçların, elektronik ortamda işlenmesini
konu alan her türlü temsili görüntü, yazı
veya sesleri içeren ürünlerin tanıtımı, ülkeye
sokulması, bulundurulması, kiraya verilmesi veya satışının önlemesini
teminen yetkili ve görevli kolluk kuvvetlerine, teknik imkanları
dahilinde gereken her türlü yardım ve koordinasyonda
bulunmak,” düzenlemesinin ise anlaşılabilmesi mümkün
değildir. Çünkü burada düzenlenen “temsili
görüntü” TCK m.226'da düzenlenmiş değildir.
Bu husus yukarıda açıklanmıştır. Buna rağmen tasarının bu
bendinde “temsili görüntüler”in de ülkeye
sokulması yasaklanmaktadır. Her ne kadar TCK m. 226'nın “Siber
Suçlar” sözleşmesi ve/veya diğer uluslararası
düzenlemelere uygun şekilde yeniden düzenlenmesi ve
“temsili görüntüler” ile “18
yaşından büyük olmakla birlikte çocukmuş görüntüsü
verilerek elde edilen görüntü ve ses”lerin de
yasa kapsamına alınması gerektiğini düşünüyorsak da,
bunun yeri bu tasarı değildir.
Maddenin
(h) bendindeki “izleme” yetkisi yukarıda açıklanan
nedenlerle kaldırılmalı ya da Anayasa'ya uygun şekilde yeniden
düzenlenmelidir.
......................................................................................................................................................................
ANA SAYFA'ya Dönüş
|