BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

30 Mayıs 2001 Çarşamba

BAŞKAN: Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER: Mehmet BATUK (Kocaeli), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşimini açıyorum.

YO K L A M A

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağım ve yoklama için 5 dakikalık süre vereceğim.

 Sayın milletvekillerinin, oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen arkadaşlarımızın, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen arkadaşlarımızın, aynı süre içerisinde yoklama pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyor ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Alınan karar gereğince, sözlü soruları görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

Önce, yarım kalan işlerden başlayacağız.

 

 

İzmir Milletvekili Rıfat Serdaroğlu’nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı’nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya’nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut’un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım’ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven’in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının;  Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici’nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı: 527)

BAŞKAN - 10.1.2001 tarihli 42 nci Birleşimde, İçtüzüğün 88 inci maddesine göre komisyona geri verilen Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Tekliflerinin görüşülmeyen maddeleriyle ilgili komisyon raporu Başkanlığa verilmediğinden, teklifin müzakeresini erteliyoruz.

Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu Tasarısının müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/851) (S. Sayısı: 669)

BAŞKAN - Komisyon?.. Yok.

Ertelenmiştir.

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu raporunun müzakeresine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

8. - Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/705) (S. Sayısı: 682)(x)

BAŞKAN - Komisyon?.. Hazır.

Hükümet?.. Hazır.

6 ncı maddenin görüşmeleri tamamlanmıştı.

Şimdi, 6 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 6 ncı madde kabul edilmiştir.

7 nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 7. – 3984 sayılı Kanunun 12 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 12. – Üst Kurulun gelirleri şunlardır;

a) Özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak TV kanal ve radyo frekansı yıllık tahsis bedelleri,

b) Özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden % 5 oranında ayrılacak paylar,

c) Gerektiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçesinin transfer tertibinde yer alacak ödenek.

Özel radyo ve televizyon kuruluşlarından alınacak yayın izin ve lisans ücretleri Hazineye gelir kaydedilir.

 

Üst Kurul, gerektiği takdirde her yıl için yapacağı işlerin programını hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçesinden verilmesi gereken ödenek tutarını Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunar.

Üst Kurulun bütçesi ve kadro cetvelleri Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı bütçesi ile birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda incelenir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülerek karara bağlanır.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinden harcanmayan miktar, yıl sonunda yurt içinde kültür ve tabiat varlıklarının, yurt dışında Türk kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla Kültür Bakanlığı adına bir kamu bankasında açılan hesaba aktarılır. Bu hesaptan yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tâbi değildir. Üst Kurulun alım-satım, kiralama, taşıma ve sair tedarik işlerine ilişkin işlemleri bir yönetmelik ile düzenlenir.

Üst Kurul, radyo ve televizyonların reklam gelirlerinin, aracı kurumların hesaplarıyla birlikte denetlenmesini Maliye Bakanlığından talep eder.”

 

BAŞKAN- 7 nci maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Şeref Malkoç. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika Sayın Malkoç; buyurun.

 

 

FP GRUBU ADINA ŞEREF MALKOÇ (Trabzon)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan 682 sıra sayılı tasarının 7 nci maddesi üzerinde Fazilet Partisinin grup görüşlerini sunmak üzere huzurunuzdayım; partim ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu önümüzdeki metnin, kanunun, tasarının bir benzeri, 1998 yılında Sayın Mesut Yılmaz Başbakanken Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edildi; ancak, Genel Kurulda maddelerine geçilip geçilmemesi oylandığında, maddelerine geçilmemesi üzerinde karar verildi. Daha sonra, 57 nci hükümet döneminde, 2000 yılının Haziran ayında, bu tasarı, tekrar Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edildi; yine, Anayasa Komisyonunda, bu tasarının sakıncaları dikkate alınarak, tasarının iyileştirilmesi için alt komisyon kuruldu ve aradan geçen sekiz ay zarfında gündeme alınmadı. Fakat, bu ay içerisinde, alelacele Anayasa Komisyonunun gündemine geldi ve yıldırım hızıyla Anayasa Komisyonundan geçerek, Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderildi.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde bu milletin bekleyen acil sorunlarının çözümü için çok güzel tasarı veya teklifler var; ancak, bunlar dururken, ne hikmetse, medya patronlarının devlet ihalelerine girmelerinin dışında, başka hiçbir kimseye faydası olmayan bu tasarı gündeme geldi.

Değerli arkadaşlarım, onbeş günden beri Genel Kurulu hep beraber yaşıyoruz ve 72 milyonluk bu millet Genel Kurulu televizyonları başında takip ediyor. Genel Kurulun bu tasarıyla ilgili niyeti, görüşü, aslında, onbeş günden beri burada sergileniyor; fakat, araya fasılalar girdikçe, öyle zannediyorum ki, özellikle, iktidar partilerine mensup arkadaşlarımız, genel başkanlarının uyarıları sayesinde, ayakları kendilerini Genel Kurula çekmese bile, istemeye istemeye geliyorlar.

Değerli kardeşlerim, tekrar ifade ediyorum; görüştüğümüz bu tasarının, medya patronlarının devlet ihalelerine girmesinden başka kimseye faydası yoktur; ne inim inim inleyen esnafa faydası vardır, ne köylüye vardır, ne memura vardır, ne de milyonlara varan işsize bunun faydası vardır.

O açıdan, ben öyle inanıyorum ki, yine, bu tasarı bugün de görüşülemeyecek, karar yetersayısı bulunamayacak veya toplantı yetersayısı bulunamayacaktır. Çünkü, bu Mecliste bulunan arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğu, bu tasarının millete faydası olmadığı kanaatindedir.

Üzerinde konuştuğum 7 nci madde, RTÜK’ün gelirlerini belirlemektedir. Üst Kurulun gelirleri, radyo ve televizyon kanallarından yıllık olarak alınacak olan gelirlerle ifade edilmiş. Benim asıl üzerinde durmak istediğim husus, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden alınan yüzde 5 paylardır.

Değerli arkadaşlarım, ulusal radyo veya televizyonların gelirleri fena değildir; bunlar, öyle veya böyle başka kaynaklardan da finanse edilerek hayatiyetlerini devam ettirmektedirler.

Anadolu’nun değişik yerlerinde Kars’ından Edirne’sine, Hatay’ından Trabzon’una, Kayseri’sinden Amasya’sına varıncaya kadar yerel radyo ve televizyonlar zaten maddî sıkıntı içerisindedirler; kıt kanaat geçinmektedirler; kasaplardan, manavlardan, bakkallardan aldıkları 2 kuruşluk reklamları sayesinde ayakta durmaktadırlar. O açıdan, bu yüzde 5’lik payın onlardan alınmaması gerekir. Değerli arkadaşlarım, bu konuda önergemiz var; öyle umut ediyorum ki, bu önergeye vereceğiniz destekle, en azından, devenin eğrilerine benzeyen bu tasarının bir bölümü düzeltilmiş olacak.

Muhterem arkadaşlarım, bir hususu daha belirtmek istiyorum: Bakın, bu tasarı, Anayasanın 2 nci maddesine, Anayasanın 133 üncü maddesine ve Anayasanın 167 nci maddesine kesin olarak aykırıdır. Bu tasarının buradan geçmeyeceği kanaatindeyiz; şayet geçerse, Sayın Cumhurbaşkanının bunu geri çevireceği kanaatindeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içinde toparlar mısınız efendim...

ŞEREF MALKOÇ (Devamla) – Eğer, Sayın Cumhurbaşkanı bunu onaylamak mecburiyetinde kalırsa, açık ve net olarak ifade ediyorum, biraz önce saydığım Anayasanın üç maddesine aykırıdır.

Değerli arkadaşlarım, biz, Anamuhalefet Partisi olarak, bir grup hukukçu arkadaşla, haftanın günlerinin büyük bir kısmı sizin yaptığınız yanlışlar için Anayasa Mahkemesine dilekçe yazmakla geçiyor. O açıdan, gelin, bu yanlışlıklardan vazgeçin. Bakın, çıkardığınız kanun hükmündeki kararnamelerden veya kanunlardan 50 tanesi Anayasa Mahkemesine gitti; 36’sı sonuçlandı; 33’ü aleyhinize bitti. O açıdan, yol yakınken kendinizi zora sokmayın, milletin zararına olan, aleyhine olan bu tasarıyı geri çekin diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Baysarı.

Buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

DYP GRUBU ADINA MEHMET BAYSARI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7 nci maddesi üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Partim ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, yine, rüzgâr gibi gelip, komisyondan jet hızıyla çıkan ve Genel Kurul gündemine alınan bir yasa tasarısıyla karşı karşıya bulunuyoruz.

Hükümet, bu defa da bizi şaşırtmadı, bu kez de genel usulün dışına çıktı ve bu tasarıyı, Meclise sevk eder etmez komisyondan geçirip, bir günde komisyondan geçirip, hemen basılıp dağıtıldıktan sonra, 48 saat geçmeden gündeme alınamayacağına dair İçtüzük hükmüne rağmen, Danışma Kurulunu toplayıp, grup önerisiyle gündeme aldırdı.

Esasen 14.6.2000 tarihinde Meclise sevk edilen bu tasarı, o tarihte de öncelikle gündeme alınmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonunda tartışılmış ve konunun önemine binaen, hassasiyetine binaen daha detaylı incelenmesi, iddiaların değerlendirilmesi ve AB normlarıyla uyumlu olup olmaması, özgürlüklere ve demokratik ilkelere uygun olup olmaması, hatta bu konuda gelişmiş demokrasilerin kabul ettiği kriterlerin neler olduğunun araştırılması amacıyla, Anayasa Komisyonumuzun çok değerli hukukçularından oluşan bir alt komisyon kuruldu.

Alt komisyon, araştırma ve incelemelerini tamamlamadan, alt komisyon raporu beklenmeden, alt komisyondaki eksiklikler dahi tamamlanmadan, bu kez, her ne hikmetse, her nasıl bir gelişme yaşanmışsa, komisyon gündemine alınıp, aynı gün alelacele komisyondan geçirilmiş ve basıldıktan sonra 48 saat geçmeden de gündeme alınıp görüşmelere başlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, şimdi, kamuoyunda kulaktan kulağa dolaşan, birilerinin, iktidarı oluşturan partilerin sayın genel başkanlarına birer mektup yazarak, RTÜK Yasasının derhal çıkarılması gerektiğini bildirdiği şeklindeki sözlere inanmak mümkün değildir; zira, bizim hükümetimiz, bizim ülkemizde iktidar, kişilerden gelen istekleri ve direktifleri kale almaz. Bizim ülkemizdeki iktidar, olsa olsa milletten gelen, demokratik kitle örgütlerinden gelen, toplumun geniş halk kitlelerinden gelen, kamu çalışanlarından gelen, sendikalardan gelen, esnaf kuruluşlarından gelen, özellikle de çiftçilerden gelen istekleri dinler, onların sorunlarına çözüm bulmaya çalışır ve onların dertlerine öncelikle çözüm arar; yoksa, tek tek kişilerin istekleri, hiçbir zaman, çiftçimizin, esnafımızın sorunlarının önüne geçemez.

Değerli milletvekilleri, geçen hafta, kürsüden gündemdışı söz alan değerli Edirne Milletvekilimiz Sayın Evren Bulut “çiftçilerimiz için çok gerekli olan tarım sigortası kanununun çıkarılması için uzun yıllardan bu yana uğraş verdiğini, Trakya’nın Edirne İli Milletvekili olarak, âdeta çırpındığını, 9 yıldan bu yana Trakya çiftçisinin yağmur ve dolu nedeniyle canının yandığını, ürününün zarar gördüğünü, bu nedenle de, çıkarılacak olan yasanın çiftçimizin dertlerine bir nebze olsun merhem olacağını, Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımızın da kanunun çıkması için iki yıl önce söz verdiğini, fakat, bugüne kadar, bir türlü sıra gelerek, kanunun Genel Kurul gündemine alınmadığını” ifade etmiştir. Öyle anlaşılıyor ki, hükümetimiz, çiftçinin bu acil ihtiyaç halini RTÜK’ten daha önemli bulmamaktadır. Şu hale göre, hükümetimizin, bu kanunu önümüzdeki en yakın zamanda, mesela, bir 20 yıl içinde Genel Kurul gündemine alacağını söyleyebiliriz.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin, milletimizin bunlara layık olduğuna inanmıyorum.

Değerli milletvekilleri, 7 nci maddeyle, 3984 sayılı RTÜK Kanununun 12 nci maddesinde değişiklik yapılmış, bu değişiklikler, RTÜK’ün gelirleri belirlenmiştir. Önceki yasada “malî kaynaklar ve bütçe” iken, şimdi “Üst Kurulun gelirleri” adını almıştır. Düzenlemeyle, TRT’nin brüt reklam gelirlerinin yüzde 5’i RTÜK gelirlerinden çıkarılmıştır. Böylece, TRT’ye, aynı işi yapan radyo ve televizyonlar karşısında bir ayrıcalık tanınmıştır. İktidar kendi kontrolündeki bir televizyona, bu ayrıcalığı tanıyarak, Anayasa önündeki “eşitlik” ilkesini ihlal etmiştir. Tüm radyo ve televizyonlar, brüt reklam gelirlerinin yüzde 5’ini Üst Kurula verirken, TRT bundan muaf tutulmak istenmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Baysarı, 1 dakika içerisinde toparlayınız.

Buyurun.

MEHMET BAYSARI (Devamla) – Değerli milletvekilleri, ülkemiz radyo ve televizyonlarının yıllık reklam gelirlerinin 450 milyon dolar olduğu, bunun yüzde 5’inin Üst Kurula aktarılacağı ve Üst Kurulun diğer bir geliri olarak radyo ve televizyonların frekansı yıllık tahsis bedelleri de göz önüne alındığı takdirde çok büyük bir gelirinin olduğu ve böyle bir kuruluşun, alım veya satımlarda ve yapacağı ihalelerde şeffaflık açısından 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olması gerektiği kanaatini taşımaktayım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yukarıda anlattığım gerekçelerle, tasarının 7 nci maddesiyle değiştirilen 12 nci maddenin bu haliyle yasalaşması, hem eşitlik ilkesine aykırıdır hem de hakkaniyete uygun değildir. Bu nedenle, bu konudaki uyarılarımızın göz önüne alınması dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baysarı.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 5 önerge verilmiştir; 1’i hükümete aittir. Milletvekillerinden gelen önergelerden, geliş sırasına göre ilk 3’ünü işleme alacağım, İçtüzüğün 87 nci maddesine göre 1’ini işleme alma şansımız yok.

Şimdi, önergeleri, geliş sıralarına göre okutup, aykırılık derecelerine göre işleme alacağım.

Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7 nci maddesinde yer alan “Üst Kurulun gelirleri şunlardır” başlıklı ilgili 12 nci maddesinin “Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinden harcanamayan miktar” şeklinde başlayan beşinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saygılarımızla.

Saffet Arıkan Bedük    Ahmet İyimaya            Mehmet Gölhan

            Ankara            Amasya              Konya

            İbrahim Konukoğlu Mahmut Nedim Bilgiç   Mehmet Ali Yavuz

        Gaziantep         Adıyaman              Konya

Ali Rıza Gönül        Halit Dağlı

              Aydın               Adana

“Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinden harcanamayan miktarın yüzde 95’i yıl sonunda, yurt içinde kültür ve tabiat varlıklarının, yurt dışında Türk kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla Kültür Bakanlığı adına, yüzde 5’i Anadolu basınının güçlendirilmesi ve hizmetiçi eğitimi için Gazeteciler Federasyonu adına bir kamu bankasına yatırılır. Bu hesaptan yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”

BAŞKAN – İkinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7 nci maddesiyle değiştirilen  12 nci maddeyle düzenlenen Üst Kurulun gelirlerinin düzenlendiği maddede yer alan “Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinden harcanmayan miktar, yıl sonunda yurt içinde kültür ve tabiat varlıklarının, yurt dışında Türk kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla Kültür Bakanlığı adına bir kamu bankasında açılan hesaba aktarılır” şeklindeki fıkranın “Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinden harcanmayan miktar, yıl sonunda yurt içinde kültür ve tabiat varlıklarının, yurt dışında Türk kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla Kültür Bakanlığı adına bir kamu bankasında açılan hesaba aktarılır. Bu hesaba aktarılan meblağın yüzde 10’u Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki gazetecilerin eğitimi amacıyla Türkiye Gazeteciler Federasyonuna aktarılır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Aslan Polat Turhan Alçelik              Ahmet Demircan

          Erzurum            Giresun             Samsun

Nurettin Aktaş    İrfan Gündüz

        Gaziantep            İstanbul

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 7 nci maddesi (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ediyoruz.

Mehmet Çiçek Şeref Malkoç           Mehmet Bekâroğlu

             Yozgat           Trabzon                Rize

 

Şükrü Ünal   Eyyüp Sanay

        Osmaniye            Ankara

Teklif:

“7/b) Ulusal yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden yüzde 5 oranında ayrılacak paylar.”

BAŞKAN – Okutacağım son önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı kanunun çerçeve 7 nci maddesiyle düzenlenen 3984 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin aşağıdaki (d) fıkrasının eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“d) Radyo ve televizyon kuruluşlarına 33 üncü madde uyarınca verilecek idarî para cezaları”

 

  Devlet Bakanı

Rüştü Kâzım Yücelen

                 İçel

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Ekseriyetimiz olmadığı için, katılamıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon takdire bırakıyor.

Zaten, Hükümetin önergesi.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanun hükümlerini ihlal eden radyo ve televizyon kuruluşlarına verilecek para cezalarının RTÜK’ün gelirleri arasında sayılmamasının yarattığı boşluk giderilmek istenmiştir.

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı, gerekçesini dinlediğiniz, Hükümete ait önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7 nci maddesinde yer alan “Üst Kurulun giderleri şunlardır” başlıklı ilgili 12 nci maddesinin “Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinden harcanamayan miktar” şeklinde başlayan beşinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Saffet Arıkan Bedük (Ankara) ve arkadaşları

“Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinden harcanamayan miktarın yüzde 95’i yıl sonunda yurt içerisinde kültür ve tabiat varlıklarının, yurt dışında Türk Kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla Kültür Bakanlığı adına, yüzde 5’i Anadolu basınının güçlendirilmesi ve hizmetiçi eğitimi için Gazeteciler Federasyonu adına, bir kamu bankasına yatırılır. Bu hesaptan yapılacak harcamalara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Katılamıyorsunuz, sayınız yok.

Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Katılmıyorsunuz.

Önergesinin gerekçesini arz ve izah etmek üzere Sayın Bedük; buyurun efendim.

Süreniz 5 dakika.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Ankara) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 7 nci maddesi RTÜK ile ilgili gider kalemlerin ihtiva etmektedir. Esasen, bu kanun tasarısıyla ilgili çekincelerimizi müteaddit defalar ifade ettik.

Türkiye’de en önemli sorun demokratikleşmedir, demokrasi standartlarını geliştirmektir ve demokrasinin en önemli unsuru olarak da siyaset ve basındır. Siyaset ve basın itibar kaybetmektedir; dolayısıyla, siyaset ve basınla ilgili olarak yeni düzenlemeler getirirken, onları güçlendirici; ama, hiçbir suretle onların çıkarları istikametinde herhangi bir teklif veya bir düzenleme getirmeden yapılacak olan bir değişikliği fevkalâde olumlu buluyoruz; ama, getirilen bu değişiklik, gerçekten bir taraftan bazı kesimlerle ilgili çıkar sağlayıcı; ama, medyayı ise, ikiye bölen bir kanun tasarısıdır. Biri, genel basın, genel medya; biri de yerel basın, yerel medya. Yerel medya veya genel medya diye ayırım yapmak; aslında, demokrasiye aykırı, insan haklarına aykırıdır. Özgürce bilgi edinme hakkını sağlayan basın, bir bütündür. Bir bütün olan basının, demokratik bakımdan daha fazla güçlendirilmesi ve onların çalışanları dahil, teknolojilerini geliştirecek, yenileyecek birtakım düzenlemelere de destek olması gerekirken, maalesef, yerel basını köstekleyici, yerel basının gerçekten görevini yapamayacak bir duruma gelmesine neden olan birkısım düzenlemelerin bulunmasını, doğrusunu isterseniz fevkalâde yadırgıyoruz ve demokrasi açısından da büyük bir darbe olduğu kanaatini taşıyoruz.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı, aynı zamanda, medyayı siyasal iktidarların güdümüne sokmakta ve aynı zamanda, Avrupa Birliği standartlarının da dışına çıkarmaktadır. Avrupa Birliği, tekelleşmeyle ilgili, tekelleşmenin önünü alıcı birkısım düzenlemelerle ilgili çalışmalar yapmaktayken, biz bunun önünü açıyorsak, o zaman bazı sıkıntılar da yaratıyoruz demektir.

Radyo ve televizyonlardan elde edilen para cezalarının fazlalığı, özellikle yerel medyadan alınan 10 milyardan 125 milyara kadar varan para cezaları fevkalade yanlıştır; ama, bütün bunlara rağmen, ben, basında çalışanların sosyal güvenliklerinin olmamasını, aynı zamanda, Başbakanı basın mensubu olan bir hükümetin eksikliği olarak değerlendirdiğim ve basının hem kendi içinde kuvvetlenmesi hem de hizmet içi eğitimlerle kendine dönük birkısım düzenlemeler yapması ve standartlarını geliştirmesi için bir önerge sunmuş oluyorum.

Gazeteciler Federasyonu, Dernekler Kanununun 59 uncu maddesine göre kurulmuş ve bu federasyon, insan hakları, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasi kuralları, millî, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti anlayışı çerçevesinde, kendi çalışanlarına, kendi mensuplarına, gerek hizmet içi eğitim ve gerekse daha iyi standartta çalışmalarını sağlayacak ortamı hazırlama açısından kurulmuş olan bir örgütlenmedir veya bir federasyondur. Dolayısıyla, devletin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, halkın gerçekleri öğrenme hakkına sahip çıkmayı kendisine ilke edinmiş olan Gazeteciler Federasyonu, kuruluşundan bu yana yaptığı genel kurullarda sağlanan katılımlarla, Türkiye’nin her bölgesinden 58 Gazeteciler Cemiyetini bir çatı altında toplamıştır. Bugün Gazeteciler Federasyonuna 7 000’den fazla basın mensubu üye bulunmaktadır.

Türk basınını, özellikle Anadolu basınını gerçek anlamda temsil eden üst kuruluş olan Gazeteciler Federasyonu, omuzlarında taşıdığı bu sorumluluğun gereğini yerine getirebilmek için, başta, üyelerinin meslek içi ve yabancı dil eğitimleri olmak üzere, yaşadığımız çağın gereği olan modern iletişim teknolojisinden yararlanmalarını sağlamak amacıyla projeler hazırlamaktadır. Yaygın medya mensupları, kurumsal avantajlarından yararlanarak, meslekte kendilerine ilerleme olanağı sağlayacak yabancı dil öğrenme, meslek içi eğitim ve teknolojik gelişimleri izleme ve uygulamalarını yapabilme olanaklarına sahiptirler. Yerel medyamız ise, tüm bu olanaklardan yoksun bir şekilde eğitim alamadan, kendini de yenileyememektedir. Gazeteciler Federasyonu, bunların dışında, Avrupa Birliğine geçiş sürecinde ve Türkiye’nin yurtdışı tanıtımı konusunda projeler geliştirmekte ve onlarla ilgili diyalog kurmakta ve bir araya gelmek suretiyle meslekî sorunların tartışılmasına kadar gitmektedir.

İşte, değerli milletvekilleri, Türkiye’de son yirmi yıldır sadece teknolojiye yatırım yapılmış, insana yatırım yapılmamış, ben, Gazeteciler Federasyonuna, özellikle, RTÜK yasasının bu “giderler” bölümünde yüzde 4 nispetinde, yüzde 5 nispetinde eğer bir pay verilirse, çalışanlarımızın Avrupa Birliği standartlarında eğitim ve öğretim göreceklerini ve kendi akranlarıyla...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bedük, 1 dakika içinde toparlayınız efendim.

Buyurun.

SAFFET ARIKAN BEDÜK (Devamla) - ...kendi meslektaşlarıyla yarışabilecek, yani, hem ulusal hem uluslararası bazda kendini yetiştirecek bir noktaya ulaşabileceklerini değerlendirdiğimden, bu  maddedeki değişiklik önergemi vermiş bulunuyorum. Eğitim, tanıtım ve kamu yararı ağırlıklı olarak, Gazeteciler Federasyonu tarafından tasarlanan projelerin gerçekleştirilmesi için ve sağlıklı bir şekilde, gerçekten, demokrasimize hizmet edebilmeleri için, Gazeteciler Federasyonu için getirmiş olduğum bu önergemi Yüce Heyetinizin ve tüm partilerin, olumlu bir yaklaşımla destekleyecekleri inancını taşıyor ve Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bedük.

Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler.. Önerge, kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 7 nci maddesiyle değiştirilen 12 nci maddeyle düzenlenen üst kurulun gelirlerinin düzenlendiği maddede yer alan “Radyo ve Televizyon Üst Kurulun yıllık bütçesinden harcanamayan miktar, yıl sonunda yurt içinde kültür ve tabiat varlıklarının, yurt dışında Türk kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla Kültür Bakanlığı adına bir kamu bankasında açılan hesaba aktarılır” şeklindeki fıkranın,

“Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun yıllık bütçesinden harcanamayan miktar, yıl sonunda yurt içinde kültür ve tabiat varlıklarının, yurt dışında Türk kültür varlıklarının korunması ve ihyası amacıyla Kültür Bakanlığı adına bir kamu bankasında açılan hesaba aktarılır. Bu hesaba aktarılan meblağın yüzde 10’u Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki gazetecilerin eğitimi amacıyla Türkiye Gazeteciler Federasyonuna aktarılır”

Şeklinde değiştirilmesini arz ederiz.

Aslan Polat (Erzurum) ve arkadaşları.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN –Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Polat...

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Efendim, izin verir misiniz, imzam var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hatiboğlu. (FP sıralarından alkışlar)

Süre 5 dakika efendim.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Efendim, süre 5 dakika, dakikalar da 60 saniye mi?

BAŞKAN – Aynen öyle efendim.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) – Keşke 120 olsaydı.

Değerli Başkan, sayın milletvekilleri, RTÜK’ü yeniden düzenlemeyi hedefleyen bir tasarı getirdik. Düşünüyor, kendi kendime soruyorum: Gerçekten bu RTÜK’le, yani RTÜK’ün kuruluş tarzıyla bir yere gidemediğimiz için mi, gereken denetlemeyi yapamadığımız için mi ve gerçekten, Türkiye-AB ilişkileri açısından bir kusurumuz, eksiğimiz bulunduğu için mi, bir başka ifadeyle, meşhur deyişiyle, her ne kadar galat ise de -“galatı meşhur lügati sahihten evladır” derler- galat deyişiyle, Hamurabi Kanunlarının içinde bir düzenleme midir bu?!

Avrupa Birliği standartlarının ve Türkiye’den beklentilerinin düzenlendiği Resmî Gazeteye bakıyoruz, deniliyor ki: “RTÜK üst kurulunun Avrupa standartlarına ters düşen bir tarafı yoktur.” Gerekçemiz ne, bahanemiz ne?!

Değerli milletvekilleri, şimdi, ben şuraya gelmek istiyorum ve sayın Türkiye Büyük Millet Meclisinin Değerli Başkanına, huzurunuzda seslenmek istiyorum, milletimin huzurunda seslenmek istiyorum, egemenliğin gerçek sahibinin huzurunda seslenmek istiyorum: Değerli milletvekilleri, İçtüzüğü kuşa döndürdük, muhalefet konuşmasın, sussun, biz ne istersek o geçsin diye. O yetmedi, denetim yollarını tıkadık; salı günleri denetliyor muyuz, denetleniyor muyuz; hayır. Peki, bu RTÜK Kanunu ne maksatla çıkarıldı, bu kanunun, yani 3984 sayılı Yasanın kapsam ve amacı ne; denetleme değil mi?! Yani, biz, kendisi, denetlemeden; hükümet, denetlemekten kaçtığı bir ortamda; kendisi, denetlemeyi bizzat yapması lazım gelirken yapmadığı ortamda denetleyecek kurullar oluşturuyoruz! Kim inanır bize! Yapmayın değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlarım!

İçtüzüğün 59 uncu maddesi açık. Biz denetimden kaçtık; aylardır denetim yapmıyoruz. Beyler, sonra da hırsızlıktan şikâyet ediyoruz, sonra hortumlamadan şikâyet ediyoruz, sonra vurgundan şikâyet ediyoruz. Denetlemezseniz olmaz. Bakınız, insanın iki denetici gücü vardır: 1. Hukukî düzenlemeler. 2. Şuranıza, aha şuranıza, yüreğinize, vicdanınıza yerleştirdiğiniz denetçidir. Bütün insanlara bu denetçiyi koyabildiyseniz bir diyeceğim yok. Bu, eğitimle olur; ama, bu eğitim sistemiyle olmaz, olmadı, olmuyor, olmayacak. O zaman, kanunî düzenlemeler kalıyor. Kanunî düzenlemeleri yaptınız, o kanunun gereğini yerine getirecek denetlemeyi yapmıyorsanız bunun ne anlamı var!

Değerli milletvekilleri, o zaman, hırsızdan, hırsızlıktan, hortumdan hortumlamadan şikâyetçi olma hakkımız yok. Milletimize derdimizi anlatamayız.

Bir başka şey var; çok önemli: Bakınız, İçtüzüğün 59 uncu maddesi... Anayasanın 95 inci maddesinde deniliyor ki: “Türkiye Büyük Millet Meclisi, yaptığı İçtüzüğe göre çalışır.” 59 uncu maddesinde “Meclis Genel Kuruluna duyurulmasında zaruret görülen olağanüstü acele hallerde beşer dakikayı geçmemek üzere, milletvekillerine gündemdışı konuşma hakkı verilir, imkânı verilir” deniliyor; takdir sayın başkanındır; ama, hayır, bu imkânı elimizden alamazsınız. Sayın Başkan Ali Ilıksoy’u Başkanlık Kürsüsünden tecrit ederek bir kenara koyuyor, saygımın mütemadi olduğunu ifade ederek, Başkanlığa sesleniyorum: Buna hakkınız yok sizin!.. Hiçbir Başkanın buna hakkı yok!.. Ben milletvekiliyim... İçtüzüğü değiştirdiniz; maddelerde milletvekili konuşamaz; tümü üzerinde milletvekili konuşamaz; bir gündemdışı konuşması kaldı...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) – Yani, elinde, sadece bir dua ve temennisi kaldı; onu da siz alıyorsunuz; yani, Başkanlık alıyor. Bunu yapmaya hakkınız yoktur.

Bakınız değerli milletvekilleri, Samsun 19 Mayıs Üniversitesinde olaylar oluyor; orada birisi -nasıl söyleyeyim; edebim müsaade etmiyor; aklımdan geçen kelimeleri, nitelendirmeleri kullanmaya edebim müsaade etmiyor- çıkıyor, diyor ki öğrencilere: “Kur’an dersinden sınıf geçmek istiyorsanız, Onuncu Yıl Marşını ezberleyin gelin, sonra, sizi Kur’an dersinden imtihan edeyim; yahut, Kur’an dersini geçesiniz.” Sayın Gülay Göktür’e huzurunuzda teşekkür ederim; o yazıyor; ben söylemiyorum; böyle bir mantık olur mu?! Gerekçesi Sayın Dekanın neymiş biliyor musunuz: Devletiyle, milletiyle barışık bir toplum yapmak istiyormuş!.. Bu ne kafa Allahınızı severseniz, bu ne mantık?! İnsanların inancına tasallut ederek devletiyle barıştırmak nerede görülmüştür?!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Sayın Başkan, bir cümle okuyup bitireceğim.

BAŞKAN – Efendim, süre uzatmıyorum. Bir sefere mahsus, ek 1 dakika veriyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Hatiboğlu.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) – Söz benim değil efendim, onun için...

BAŞKAN – Efendim, ben, 1 dakika ilave ediyorum; çünkü, Genel Kurulun belirlediği İçtüzük bu. Ben, yetkilerimi ve şeyi biliyorum.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) – Peki efendim... Üzmeyin kendinizi efendim...

BAŞKAN – Hayır... Zatıâliniz her zaman konuşabilirsiniz.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum. Cenabı Allah o fırsatı verir.

Saygı sunuyorum.

BAŞKAN – Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı, gerekçesini Sayın Hatiboğlu’ndan dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunacağım; Sayın Genç’in istemi üzerine, karar yetersayısı arayacağım.

Önergenin oylama işlemini elektronik cihazla yapacağım ve 3 dakikalık süre vereceğim.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, buna bir esas koyalım. Birinde parmak hesabıyla, bir diğerinde elekronik cihazla yapılıyor.

BAŞKAN – Sayın Güven, o benim takdirimde.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Takdiri yanlış yorumlamayalım.

BAŞKAN – Yok, yok, yorumlamıyorum... İhtilafa sebebiyet vermeyecek durumlarda...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Takdir doğru olandır; yanlışın takdiri olmaz.

BAŞKAN – Elektronik cihaz doğruyu söyler; bilemiyorum... Acaba yanlış mı söylüyorum...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Zaman kazanmaktan başka bir şey mi bu yani?!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu süre içerisinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen giremeyen arkadaşlarımızın, belirlenen süre içerisinde oy pusulalarını Başkanlığımıza göndermelerini, o arada vekâleten oy kullanacak Sayın Bakan var ise, hangi Bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını havi oy pusulasını, yine, belirlenen süre içerisinde Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyorum.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Sayın Başkan, bu açıklamaları da, İçtüzüğe koyalım, 30 saniyeden fazla bu açıklama olmasın. 2 dakikadan beri bu anlatılıncaya kadar...

BAŞKAN – Sayın Güven, aceleniz ne?! İsteğinizin yerine getirilmesinden huzursuz musunuz?

TURHAN GÜVEN (İçel) – Hayır efendim. 30 saniyeden fazla açıklama olmasın diyorum.

BAŞKAN – O zaman, konuşma süresini de uzatmam.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Bir hakkın suiistimalini kanun himaye etmez; ama, himaye ediyorsunuz...

BAŞKAN – Kanun himaye etmez; neyi himaye ediyorum...

3 dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Medya patronları size telefon ettiler herhalde Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Genç, size, ben, konuşma imkânı vermedim. Yerinizden de sataşma hakkından vazgeçin; bu, size tarz değil; Genel Kurula yakışmıyor, size yakışabilir. Siz, orada konuşmakla neyi yapmak istediğinizi...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Benim konuşma hakkım var...

BAŞKAN - Konuşmayın efendim; size, söz hakkı verdim mi ben?

KAMER GENÇ (Tunceli)- Milletvekilinin konuşma hakkı var...

BAŞKAN – Kibar olun bir sefer; şu Meclise yakışın biraz, yakışın...

KAMER GENÇ (Tunceli)- O kürsü size hiç...

BAŞKAN –Siz, bu Meclise yakışmaya çalışın, kendinizi zorlayın biraz, Meclisin adabına yakışmaya çalışın. (DSP sıralarından “Bravo”sesleri; DSP ve MHP sıralarından, alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli)- Burada en kötü yönetimi siz gösteriyorsunuz. Bu Meclise kimin yakışmadığını Genel Kurulun takdirine sunuyorum.

BAŞKAN –Oylamaya sunalım...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Burada değil; halka gidelim halka...Tabiî, iktidar grubu beni yakıştırmazsa ben bundan onur duyarım.

(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)

 

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerge kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 7 nci maddesi (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini teklif ediyoruz.

       Mehmet Çiçek (Yozgat) ve arkadaşları

Teklif:

“(7/b) Ulusal yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden yüzde 5 oranında ayrılacak paylar.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Malkoç, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

 

 

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Sayın Başkanıma bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Özellikle yoklama yaparken, sistemi açmadan, 20 saniyeyi, 30 saniyeyi, 40 saniyeyi bulan uzun konuşmalar yapıyor. Sayın Başkanım, bu tasarıda, bu gibi 20 saniyeler, 30 saniyeler ne iktidarı kurtarabilir ne de sizi kurtarabilir; böyle yanlışları yapmayan lütfen. (FP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, 7 nci maddeyle ilgili verdiğimiz önergede, biraz önce de ifade ettiğim gibi, yerel radyo ve televizyonları, ulusal radyo ve televizyonlardan şu yönüyle ayırmak istiyoruz. 7 nci maddenin (b) bendinde, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden yüzde 5 oranında pay alınıp, RTÜK’e gelir olarak verileceği ifade edilmektedir. Ulusal televizyonların belli bir gücü var, Türkiye’nin genel reklam pastasından çok büyük oranda pay almaktadırlar veya bu aldıkları reklâmlar yeterli olmuyorsa, arkalarındaki sermaye gücü sayesinde gelirlerini, masraflarını dengelemektedirler; ancak, Anadolu’da bulunan, sayıları binleri bulan radyo ve televizyonların ise doğru dürüst gelirleri yok. Özellikle de 57 nci hükümetin uyguladığı ekonomik program neticesinde gelirleri iyice perişan olmuştur, mahvolmuştur. Bir kısım personelini de çıkarmış durumdadırlar. O açıdan, yerel radyo ve televizyonlardan bu payın alınmamasını teklif etmekteyiz.

Değerli arkadaşlarım, biz, bu teklifimizi şunun için yapıyoruz: Birçok yanlışlıklarla, eksikliklerle, hatalarla dolu olan bu önergede en azından küçük bir miktar da olsa düzeltme yapmak istiyoruz. Biz, bu tasarıya niçin karşı olduğumuzu çok açık ve net olarak günlerce burada ifade ettik. Bu tasarı, eğer kanunlaşırsa, Türkiye’nin geleceğini karartacaktır; eğer bu tasarı kanunlaşırsa, Türkiye’de demokrasiye en büyük darbeyi vuracaktır. Sermayeyi arkasına almış olan medya, yasamayı da yürütmeyi de yargıyı da inanılmayacak ölçüde baskı altına alacaktır.

Şimdi, biz, bunları buradan söylüyoruz, iktidara mensup olan arkadaşlar dinliyorlar, belki pek umursamıyorlar veya biraz sonra kanunun geçmesi için oy kullanacaklar; ama, şunu da unutmayın: 4422 sayılı Kanun burada müzakere edilirken, görüşülürken aynı uyarılarda bulunduk; ama, şimdi bakıyoruz, iktidarda bulunan partilerimizden bir tanesi, o kanunla ilgili “yandım Allah!” diye bağırıyor. Özellikle, ben, Anavatan Partisine mensup arkadaşlara bu tasarıyla ilgili bir şey söylemiyorum, çünkü, onlar, zor durumdadırlar, onların belki bazı medya patronlarına ihtiyacı vardır; fakat, şu MHP’li arkadaşlar, şu DSP’li arkadaşlar, sizin hangi medya patronlarına borcunuz var; olmadığına inanmak istiyorum...

İHSAN ÇABUK (Ordu) – Borcumuz yok bizim, öyle bir borcumuz yok.

ŞEREF MALKOÇ (Devamla) – Borcunuz yoksa, buna lütfen ret oyu verin. Ben de, medya patronlarına, borcunuz olmadığınız düşüncesiyle bunu söylüyorum; ama, eğer, bu tasarı böyle geçerse, bugün, nasıl, 4422 sayılı Yasadan şikâyet edenler varsa, yarın özellikle DSP’liler ve hassaten MHP’li arkadaşlar da bundan şikâyet edecektir. Bizim vazifemiz uyarmak; eğer, bu uyarılara kulak vermezseniz, siz bilirsiniz; ama, şu da açık ki, bu tasarı böyle geçtiği halde, diğer yanlışlıklar da bunların üzerine eklenince, öyle zannediyorum, milletvekili arkadaşlarımız sokakta rahat dolaşamayacaklardır. Tıpkı, Bakan arkadaşlarımızın gittiği toplantılarda rahat konuşamadıkları gibi; tıpkı, Sayın Başbakanın hükümetin iki yıllık icraatını değerlendirirken basın mensuplarına soru sorma hakkını, soru sorma imkânını verme cesaretini ortaya koyamadığı gibi, bu tasarı geçerse, siz de sokakta rahat dolaşamayacaksınız.

Bu kürsüden açık ve net olarak ifade ediyoruz, Fazilet Partililer olarak, Anadolu’da, köy köy, mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşıp, çıkardığınız bu yanlış kanunları gösterip, sizi halka şikâyet edeceğiz. Göreceksiniz, seçimlerde...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Malkoç, 1 dakika içinde toparlayın.

ŞEREF MALKOÇ (Devamla) – Bitiriyorum.

Göreceksiniz, bizim bu şikâyetlerimiz, halka bu şikâyetlerimiz tesirini gösterecek, seçimlerde de çıkardığınız bu yanlış kanunlar boynunuza takılan zil gibi olacak. Gittiğiniz köylerde, gittiğiniz ilçelerde, gittiğiniz illerde, konuştukça boynunuzda sallanacak ve suçluluğunuz ortaya çıkacak diyorum. (MHP sıralarından “Yaşa!.. Varol!..” sesleri)

Gidin de Kızılay’da onu söyleyin, gidin de köyünüzde onu söyleyin, gidin de ilinizde... Bakın, Tarım Bakanınız, Ziraat Odaları Birliğinde konuşma cesaretini bulamadı; konuşturmadılar sizi.

SEDAT ÇEVİK (Ankara) – Siz orda mıydınız?

ŞEREF MALKOÇ (Devamla) – Konuşamayacaksınız; milletin içine çıkmaya yüzünüz kalmadı çünkü. (MHP sıralarından gürültüler) Ama, yine de, biz uyarıyoruz; diyoruz ki, gelin bu yanlıştan dönün. Sizi düşündüğümüz için söylüyoruz. (MHP sıralarından gülüşmeler)

O gülmelerinizi millet görüyor, çocuğuna harçlık veremeyen insanlar da görüyor.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – İstismar ediyorsun!

ŞEREF MALKOÇ (Devamla) – Umarım, Genel Kurul bu yanlıştan vazgeçer diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Hükümetin ve komisyonun katılmadığı, gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

7 nci maddenin oylanmasından önce bir toplantı yetersayısı isteği var, yoklama isteği var. İstemde bulunan arkadaşların salonda hazır bulunup bulunmadığını arayacağım.

Sayın Ayşe Nazlı Ilıcak?.. Burada.

Sayın Lütfi Yalman?.. Burada.

Sayın Mehmet Bekâroğlu?.. Burada.

Sayın Azmi Ateş?.. Burada.

Sayın Eyüp Fatsa?.. Burada.

Sayın Mehmet Çiçek?.. Burada.

Sayın Mehmet Ali Şahin?.. Burada.

Sayın Rıza Ulucak?.. Burada.

Sayın Nezir Aydın?.. Burada.

Sayın Ahmet Sünnetçioğlu?.. Burada.

Sayın Mustafa Baş?.. Burada.

Sayın İlyas Arslan?...

NURETTİN AKTAŞ (Gaziantep) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Aktaş tekabbül ediyor.

Sayın Şükrü Ünal?.. Burada.

Sayın Fethullah Erbaş?.. Burada.

Sayın Musa Uzunkaya?.. Burada.

Sayın Yakup Budak?.. Burada.

Sayın Veysel Candan?.. Burada.

Sayın Eyyüp Sanay?.. Burada.

Sayın İsmail Alptekin?.. Burada.

Sayın Faruk Çelik?.. Burada.

Değerli milletvekilleri, elektronik sistemle yoklama yapacağım.

İsmini okuduğum arkadaşlarımın sisteme girmemelerini rica ediyorum.

Yoklama 3 dakikalık süre vereceğim.

Bu süre içerisinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen giremeyen arkadaşlarımız olursa, belirlenen süre içerisinde yoklama pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyor, yoklama işlemeni başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır.

7 nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

8 inci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 8. – 3984 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Gelir ve cezaların tahsili

Madde 13. – 12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen reklam gelirlerinden ayrılacak paylar, elde edildikleri ayı takip eden ayın en geç 20’sinde; (a) bendine göre ödenecek TV kanal ve radyo frekansı yıllık kira bedeli her yılın Ocak ayının en geç 20’sinde; 33 üncü maddede belirtilen idarî para cezaları da cezaların tahakkukunu müteakip ilgili yayın kuruluşları tarafından ödenir.

Ödemede gecikilmesi halinde, ilgili yayın kuruluşu uyarılarak 7 gün içinde ödeme yapması istenir. Yapılacak ihtara rağmen ödeme yapılmaması halinde, Üst Kurulca ödeme yapılıncaya kadar yayının durdurulmasına karar verilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen tarihlerden itibaren iki ay içinde ödeme yapılmazsa, Üst Kurulca yayın izninin ve lisansın iptaline karar verilir ve ödenmeyen kurum geliri icra yoluyla tahsil olunur. Gecikilen ödemeler için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.”

 

BAŞKAN – 8 inci maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mehmet Ali Şahin söz istemiştir.

Buyurun Sayın Şahin.

 

 

FP GRUBU ADINA MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinize saygılarımı sunuyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının çerçeve 8 inci maddesiyle yeniden düzenlenen RTÜK Yasasının 13 üncü maddesindeki değişiklik üzerinde Fazilet Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek için huzurunuzdayım.

Biraz önce de okunduğu gibi, bu madde, halen yürürlükteki kanunda değişik bir şekilde ifade ediliyor “reklam gelirlerinin ödenmesi” şeklinde düzenlenmişken, tasarı “gelir ve cezaların tahsili” şeklinde bir kenar başlık ortaya koyuyor.

Biraz önceki 12 nci maddede ifade edildiği gibi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun gelirleri var. Bu gelirlerin içerisinde en önemlilerinden bir tanesi, yıllık brüt reklam gelirlerinden yüzde 5 oranında alınan pay. Şimdi, getirilen yeni düzenlemeyle, birtakım idarî para cezaları da bu gelirler arasına alınıyor. Gelir ve cezaların tahsiliyle ilgili bu maddede, bu paraların, bu gelirlerin, bu idarî para cezalarının zamanında ödenmemesi halinde ne gibi yaptırımları olacağı yeniden düzenleniyor. Yedi gün içerisinde ödenmemesi halinde yayın durdurulurken, şimdi, yedi gün içerisinde ödenmemesi halinde yayın durdurulduğunda iki ay içerisinde de bu para ödenmezse, lisans iptal ediliyor ve böylece, radyo ve televizyonlar için, bize göre, çok ağır bir müeyyide getirilmiş oluyor.

Gayet iyi biliyoruz ki, özellikle bölgesel yayın yapan, yerel yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşları, bu brüt reklam gelirlerinin üzerinden yüzde 5’i dahi ödemekte güçlük çekiyorlar. Şimdi, bunlara yeni birtakım idarî para cezaları getirilmek suretiyle -33 üncü maddede, ileride görülecektir- herhalde, bu tasarı, Türkiye’de, çeşitlilik, çokseslilik ortadan kaldırılarak, medya dünyasında da bir tekelleşmeye doğru gidişi amaçlamıştır diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, böyle bir durum, sadece medya dünyasında bir tekelleşmeyi doğurmaz; aynı zamanda, ekonomik alanda da tekelleşmeyi getirir, siyasî alanda da tekelleşmeyi getirir ve dolayısıyla, Türkiye’de çokseslilik ve çeşitlilik ortadan kalkar ve tek ses halinde, bu ülkedeki insanlar yönlendirilmeye, bilgilendirilmeye çalışılır. Bu, Türkiye’de demokrasinin de köküne kibrit suyu dökecek olan bir düzenlemedir.

Değerli arkadaşlarım, eğer, bu tasarı, bu şekilde gerçekleşirse, kamu görevini istismar edenler ile basın görevini çıkarları için kullananların işbirliğinde haksız birtakım kazanımlar elde edilebilir, birbirlerini kollamalar söz konusu olur.

Değerli arkadaşlarım, buna çok çarpıcı bir örnek, dün, gazetelerde çıktı. “Arka bahçe alarmı” diye, dün, bir gazete manşet atmıştı, çok satan gazetelerden biri ve devam ediyordu: “İstanbul’da bir İslam cumhuriyeti” ve bugün, bu gazete, bu yayınına devam ediyor. Güya, İstanbul Valiliği bir araştırma yapmış. Bu araştırmaya göre, İstanbul’da, 200 000 kişinin yaşadığı Sultanbeyli İlçesinde 100’den fazla cami varken, ilçede 4 lise varmış. İstanbul Valiliğinin raporuna göre, bu, orada irticanın varlığının bir deliliymiş.

Şimdi, buradan Sayın Valiye sesleniyorum. Siz, Sultanbeyli’ye lise yaptınız da, Sultanbeylililer “hayır, yapmayın” mı dedi? (FP sıralarından alkışlar)

Şuna bakınız. Buna rağmen şu çelişkiye bakınız. Sarhoşluktan kaynaklanan suç oranı da çok yüksekmiş Sultanbeyli’de. Hem camilerin sayısından şikâyet edeceksiniz, karşılığında diyeceksiniz ki “ya, burada sarhoş çok.” Bu ne yaman çelişkidir Allahaşkına!

Şu ibarelere bakınız, şu cümlelere bakınız: “Beyoğlu gibi yerlerde konsomatris veya bar kadını olarak çalışanların yüzde 40’ının Sultanbeyli’de yaşadığı söyleniyor.” İstanbul Valiliğinin bu raporuna göre, Sultanbeyli’de yaşayan hanımların önemli bir bölümü hayat kadını.

Sayın Valiyi protesto ediyorum, bu raporu hazırlayanları protesto ediyorum! (FP sıralarından alkışlar)

Sultanbeyli’de yaşayan insanlar, Gaziosmanpaşa’da yaşayan insanlar, Anadolumuzun değişik yerlerinden; Van’ından, Trabzon’undan, Erzurum’undan gelmiş, orada nasıl yaşıyorlarsa, İstanbul’da da, Sultanbeyli’de de, değişik ilçelerinde de öyle yaşayan insanlardır. Onların kılık kıyafetlerine bakarak, şu cümleyi söylemekten utanmıyor musunuz? Diyorlar ki: “Semt sakinlerine göre Sultanbeyli’de suç işleyen çok insan var; ancak, çarşaf bunları örtüyor.” Kadınların üstlerindeki kıyafetleri bu suçları örtüyormuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Şahin, 1 dakika içerisinde toparlayın.

MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) – Sayın Başkanım, tamamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, birileri, bir şeyle, bir şeyleri örtmek istiyorlar; ama, bu ülkede yaşayan insanlar değil, o namuslu, dürüst insanlar değil, sabahtan akşama kadar çalışarak, çocuklarının nafakası peşinde koşan o namuslu insanlar değil. İstanbul Valisi, üçkâğıtçılıklarının, soygunlarının üzerini bu sözde irtica raporlarıyla örtmek istiyor; amaç budur. (FP sıralarından alkışlar)

Geçen gün de söyledim; 15 000 civarındaki servis aracıyla ilgili almış olduğu karar, oradaki 15 000 aileyi perişan etmiştir. Trafik Vakfıyla topladığı paraların hesabını verememektedir; sokak çocukları adına toplanmış olan paraların hesabını verememektedir. Şimdi, İstanbul’da kalabilmek için, böylesine “sözde irtica” raporlarıyla, irticayla en iyi mücadeleyi ben yaparım demek suretiyle, birtakım medya patronlarını da kullanmak istemektedir.

Sayın Başbakanı, sayın başbakan yardımcılarını ve İçişleri Bakanını, İstanbul’da yaşanan bu durumla ilgili göreve davet ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Şahin.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Baysarı; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

 

 

DYP GRUBU ADINA MEHMET BAYSARI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 8 inci maddesi üzerinde, Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz tasarının 8 inci maddesi, 13.4.1994 tarihli 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 13 üncü maddesinin içeriğinde ve başlığında değişiklik yapan bir çerçeve maddedir. Gelir ve Cezaların Tahsili başlığını taşıyan madde, televizyon gelirlerinden RTÜK’e ayrılacak olan paylar, televizyon ve radyoların yıllık frekans kira bedelleri ile idarî para cezalarının ödenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemektedir. Maddeyle, Üst Kurulun gelirlerinin ne şekilde tahsil edileceği ve ödemede gecikme olması halinde uygulanacak yaptırım öngörülmektedir. Buna göre, ilgili kuruluş, ödemede gecikmesi halinde, önce uyarılacak ve yedi gün içerisinde borcunu ifa etmesi istenilecektir. Bu uyarıya rağmen borcunu ödemeyen kuruluşun ise, faaliyeti, ödemeyi yapana kadar durdurulacaktır; bilinen tabirle, ekranlar kararacaktır. Nihayet, iki aylık bir süre zarfında da ilgili kuruluş yükümlülüğünü yerine getirmezse, bu kez uygulanacak yaptırım, lisans iptaline kadar gidecektir.

Öncelikle, burada eleştirilecek ilk nokta, RTÜK’ün ekran karartma uygulamaları ki, kamuoyunda hep haklı şikâyet ve eleştirilere konu olmuştur; bu durum da sürmeye devam edecektir. Oysa, bunun yerine, ağır para cezası veya eğitici trafik, sağlık gibi program yayınlama zorunluluğu getirilebilirdi. Bu sonuncusu, ekran karartmaya göre, en azından daha çağdaş bir yaklaşım olurdu; ancak, maddede Üst Kurul gelirlerinin tahsilinde öngörülen sürelerin netleştirilmiş olması ve 2914 sayılı Kanuna göre daha kısa ve belirgin hükümlere bağlanmış olması, olumlu bir değişiklik olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz bu tasarı, esas komisyon olarak Anayasa Komisyonu tarafından sonuçlandırılıp rapora bağlanmıştır; ancak, burada, tam üzerinde söz aldığım 8 inci maddeyle ilgili bir yanlışlığı dikkatinize sunmak istiyorum: Konuşmama hazırlık amacıyla yaptığım incelemede, görüşmekte olduğumuz sıra sayısının 8 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinde bir anlatım bozukluğu bulunmaktadır. Hükümetin teklif ettiği metindeki “ilgili” sözcüğü, Komisyondan geçerken “ilgi” olarak yanlış yazılmıştır. Kanun dili açısından son derece önemli olan bu redaksiyon hatasının Genel Kurulda düzeltilmesi gerekmektedir. Elimizdeki metinde, birinci fıkranın son cümlesi “müteakip ilgi yayın kuruluşu tarafından ödenir” biçimindedir; buradaki “ilgi”, “ilgili” biçiminde düzeltilmelidir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesi ve denetlenmesinde önemli roller üstlenen Radyo Televizyon Üst Kurulu, 1994 tarihli kanunla, Meclisimizin sunduğu çerçeve içerisinde ve bizim verdiğimiz görevleri yerine getirmektedir. Üst Kurulun yönetim yapısından ve kuruluş yasasındaki hükümlerden kaynaklanan bazı uygulamalarını eleştirmek yerine, kanunda yapacağımız değişikliklerle, kuruma daha çağdaş bir hizmet anlayışı kazandırmak gerekmektedir.

RTÜK Kanunundan kaynaklanan ekran karartma cezaları son çarede başvurulan bir yaptırım olmalı. Öncelikle para cezası ve benzeri yollar düşünülmelidir. Bunlar, kanundaki sadece teknik konulardaki aksaklıklar olarak ifade etmek istediğim başlıklardır; ama, esas olarak, bugüne kadar çıkardığımız kanunlarda ve soruşturma önergelerinde neler olmuş, kısaca, ben, bir göz atmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bir Af Kanunu gündeme getirdik. Bir milletvekili arkadaşımız kanunun aleyhine konuştu diye partiden ihraç edildi. Yine, bir bakan için verilen bir soruşturma önergesinde, iktidara mensup 80 milletvekili arkadaşımızın bu önergenin lehinde veya aleyhinde oy kullanmadığını ve Mecliste Genel Kurul çalışmalarına katılmadığını görüyoruz. Yine, aynı soruşturma önergesinde, iktidar partilerine mensup 22 milletvekili arkadaşımızın önergenin kabulü yönünde oy kullandığını biliyoruz. Bugünkü tasarıda ise, günlerdir yaptığımız çalışmada, hâlâ, karar yetersayısı ve toplantı yetersayısı bulamadığımız için bu Meclisin tatile girip çıktığını biliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Baysarı, 1 dakika içinde toparlayınız efendim.

MEHMET BAYSARI (Devamla) – Demek ki, ortada görünen bir yanlışlık var. Bir yanlışlık, çıkardığımız bu kanunlarda iktidara mensup milletvekili arkadaşlarımızın da içine sinmeyen noktalar veya konular var demektir. O zaman, Yüce Meclisin bu kanunları çok daha titizlikle ele alıp, özellikle iktidar partilerine mensup milletvekili arkadaşlarımızın, bu tutumlarının neden böyle olduğunu araştırması gerektiği kanaatindeyim. Demek ki, bu tasarının, hakikaten, milletin içine sinecek, hatta ve hatta, Meclisin içine sinecek yapıda bir kanun tasarısı olmadığını düşünüyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Baysarı.

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Sayın Başkan...

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Sayın Baysarı’nın konuşmasında ifade ettiği birinci paragrafın son satırındaki “ilgi” sözcüğü, hükümet tasarısında ve komisyondan gelen metinde “ilgili” olarak yazılmasına rağmen, basım hatası olarak “ilgi” yazılmıştır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Baskı hatası “ilgili” olarak düzeltildi efendim.

Madde üzerinde üç adet önerge vardır; önergeleri geliş sıralarına göre okutacağım, sonra aykırılık sıralarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı tasarının çerçeve 8 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “12 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre ödenecek TV kanal ve radyo frekansı yıllık kira bedeli” ibaresinden sonra gelen “...her yılın ocak ayının en geç 20’sinde” ibaresinin “...her yılın ocak ayının sonu mesai saati bitimine kadar” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Geçer Veysel Candan    Lütfi Yalman

              Hatay              Konya             Konya

Cevat Ayhan Yakup Budak           Hüseyin Karagöz

           Sakarya              Adana            Çankırı

               Yasin Hatiboğlu  Latif Öztek Fahrettin Kukaracı

             Çorum              Elazığ          Erzurum

Şeref Malkoç Fethullah Erbaş      Aslan Polat

           Trabzon                 Van          Erzurum

               Musa Uzunkaya

            Samsun

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı tasarının çerçeve 8 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 13 üncü maddesindeki birinci fıkrada yer alan “12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen ... takip eden ayın en geç 20’sinde“ ibaresinin “...takip eden ayın en geç son günü mesai saati bitimine kadar” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Geçer Mehmet Ali Şahin        Lütfi Yalman

              Hatay            İstanbul             Konya

Yakup Budak           Hüseyin Karagöz   Yasin Hatiboğlu

              Adana            Çankırı             Çorum

Cevat Ayhan Latif Öztek         Fahrettin Kukaracı

           Sakarya              Elazığ          Erzurum

Fethullah Erbaş Aslan Polat               Musa Uzunkaya

                 Van          Erzurum            Samsun

BAŞKAN – Okutacağım son önerge aynı zamanda en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme alacağız:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı tasarının çerçeve 8 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Üst Kurulca yayın izninin ve lisansın iptaline karar verilir” ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Mustafa Geçer Lütfi Yalman    Cevat Ayhan

              Hatay              Konya           Sakarya

           Hüseyin Karagöz   Yasin Hatiboğlu   Yakup Budak

            Çankırı             Çorum              Adana

Latif Öztek         Fahrettin Kukaracı   Şeref Malkoç

              Elazığ          Erzurum           Trabzon

Fethullah Erbaş Aslan Polat                Musa Uzunkaya

                 Van          Erzurum             Samsun

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Candan, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika efendim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısı üzerinde verdiğimiz önergeyle ilgili söz aldım; Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben, değerli milletvekili arkadaşlarıma bir hatırlatma yapmak istiyorum. Şimdi, Parlamentoya gelen yasa tasarılarını ya IMF veya Dünya Bankası dayatmakta, IMF ile yapılan anlaşmalar doğrultusunda hükümet tasarısı olarak gelmekte veya yerli sermaye piyasası dayatmakta, böylece gelmekte; milletvekillerine, kala kala, 37 nci maddeye göre kanunî süresi içerisinde komisyonda görüşülemeyen konular kalmakta, onlar buraya gelmekte. Bu da seçmene temenna ve hiçbiri de kanunlaşmayan bir durumla karşı karşıyayız. Yani, soruyu şöyle sormak mümkün: Acaba, iki dönem milletvekilliği yapan ve bir tane kanun teklifini burada yasalaştıran bir tek milletvekili var mı; yok.

Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakan da buradayken ifade ediyorum; bu tasarı derhal geri çekilmelidir. Bakın, daha önce bir milletvekili arkadaşım ifade etti. 4422 sayılı, suçlarla ilgili yasa burada çıkarken, bu çok tartışıldı ve denildi ki, ileride bundan şikâyetçi olacaksınız. Bugün burada görüşmeye çalıştığımız bu tasarı da, maalesef, önümüzdeki günlerde, evvela bu tasarıyı çıkarmakta ısrar edenleri vuracaktır.

Bakın, değerli arkadaşlar... Sayın Başbakan bir kere de siz dinleyin. Şu anda Danıştayda bekleyen davalar var. Danıştayda bekleyen davalar      -İstanbul-Avrupa yakası, Gümüşhane-Bayburt- iki ayrı TEDAŞ dağıtım ihaleleridir. Danıştay, bunları iptal etmiştir. Ayrıca, yine, Bursa- Yalova arasındaki bölgedeki dağıtımı da Danıştay iptal etmiştir. Bu her üç ihale de ayrı ayrı medya patronlarına aittir. Şimdi, Danıştayda yukarıya doğru itiraz edildiği zaman, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu bu kararda ısrar etmiş ve o da iptale katılmıştır; ancak, imzaya açılmamış ve bekletilmektedir. Bu tasarı çıktığı andan itibaren, bu uygulama devam edecektir ve o günkü yapılan hesaplara göre de, TEDAŞ’ın ciddî anlamda zararı söz konusudur.

Şimdi, değerli milletvekili arkadaşlarım, burada, gerekçe ile maddeler arasında ciddî çelişkiler var. Özerk yapıya sahip, Parlamentonun itibarını koruyacak bir seçimden bahsedilirken, siz, şöyle söylüyorsunuz, bu tasarıya “evet” oyu vermekle: Biz, Meclis olarak, 9 üyeyi seçmekten aciziz, seçemiyoruz; peki bunu kim seçsin; biz, şimdiye kadar 18 üyeden 9’unu Parlamentoda bütün milletvekilleri seçiyorduk, şimdi, bunun 4’ünü Bakanlar Kurulu, hem de o 4 üyeyi, YÖK seçsin hem onu Millî Güvenlik Kurulu göndersin ve biz, burada, noterlik yapalım.

Milletvekili arkadaşlarım, bu sıraları terk edeceksiniz bir gün. Daha önce, 20 nci Dönemde, ben, burada, öyle milletvekilleri gördüm ki, tasarılar müzakere edilirken parti başkanlarının yanında âdeta cenk ediyorlardı; ama, onlar, bugün, bu sıralarda yok.

Burada, ben, ANAP sözcüsünü dinlerken, biraz hayret, biraz dehşetle irkildim; diyor ki, bu televizyonların 450 trilyon geliri var, 450 milyon dolar geliri var, 800 milyon dolar gideri var; biz, bunu açıklığa kavuşturmak istiyoruz. Peki, Maliye Bakanlığı ne güne duruyor? Niye bunları hesap uzmanlarıyla denetlemiyor da, Anadolu’da bir esnafın normal vergi defterini inceliyor, arada bir 50 milyon, 100 milyon fark olduğu zaman 1 milyar ceza yazıyor da, bu patronlar üzerine niye gidemiyor?

Bakın, açık ve net söyleyeyim: Bugün, medya patronları siyaseti yönlendiriyor ve Parlamentoda milletvekillerinin itibarı kalmadıysa, bu, medyayla ilgilidir. Bugün, esnaf çarşıda pazarda camına ve vitrinine “buraya milletvekili giremez” diyorsa, bütün Parlamentonun itibarıyla oynuyor, bütün milletvekillerini yolsuz gösteriyorsa, usulsüz gösteriyorsa, onların özel hayatlarına müdahale ediyorsa, bu, medyanın siyasete müdahalesi anlamına gelir; ama, siz, diyeceksiniz ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VEYSEL CANDAN (Devamla) – 1 dakika daha müsaade ederseniz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Candan.

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Parlamento, kendi itibarını kendi korumak durumundadır. Bakın, açık ve net söyleyeyim, ne DSP’lileri Sayın Bülent Ecevit ne MHP’lileri Sayın Bahçeli ne de ANAP’lıları Sayın Yılmaz kurtaramaz. Her milletvekili, kendi itibarına sahip çıkmak mecburiyetindedir. Bu tasarıdan sonra, hiçbir milletvekili arkadaşım bölgesine gittiği zaman yerel televizyonda konuşamaz; çünkü, konuşulacak en ufak ceza 10 milyar lirayla başlıyor. Yerel televizyona 250 milyar lira ceza verdiğiniz zaman, zaten, hiçbir yerel televizyon ne o parayı öder ne de o, ulusal televizyonlarca satın alınır ve ülke, daha doğrusu uygulamalar, kaosa doğru gider.

Değerli arkadaşlarım, o açıdan, ben, hükümeti bir kere daha uyarıyorum; bu tasarıyı, mutlaka geri çekin, daha detaylı daha bilimsel daha bu konunun ustalarıyla oturup müzakere ederek, iktidar ve muhalefet işbirliğiyle ülke yararına uygun olan bir tasarıda ittifak etmek daha doğru olur diyor; hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Candan.

Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı, Sayın Candan’dan gerekçesini dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı tasarının çerçeve 8 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 13 üncü maddesindeki birinci fıkrada yer alan 12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “takip eden ayın en geç 20’sinde” ibaresinin “takip eden ayın en geç son günü mesai saati bitimine kadar” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                         Mustafa Geçer (Hatay) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Yalman, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; 682 sıra sayılı yasa tasarının 8 inci maddesi üzerindeki önergem üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, hepimizin bildiği gibi, basın, kısa vadede toplumların yönetiminde ve yönlendirilmesinde, uzun vadede ise, toplumların gelişmesinde, hatta, yasama, yürütme ve yargı erklerinin güçlerini kullanma biçimlerinin şekillendirilmesinde en önemli, hatta, Türkiye şartlarında, hemen hemen tek kuvvet haline gelmiştir.

Sayın milletvekilleri, kanunların hazırlanmasında ve yapılmasında birinci öncelik nedir, ne olmalıdır; önce, bu soruyu kendimize sormamız ve üzerinde araştırmamız, tartışmamız gerekir. Elbette ki, kanunların hazırlanmasında birinci öncelik kamu yararıdır, toplumsal menfaatlardır. Kanunlar hazırlanırken, toplum menfaatlarının öncelikle göz önünde bulundurulması gerekir.

Şimdi, bu yasa tasarısında, birkaç gündür üzerinde tartıştığımız, hakikaten iktidar partisi milletvekili arkadaşlarımızın da içine sinmeyen bu yasa tasarısında, toplum menfaatı, kamu menfaatı nerededir, bunu bir tartışmamız lazım. Hiç yok anlamında değil bu tabiî ki; ama, öncelikli ve genel manada, toplum menfaatı mı ağırlıklı, yoksa, belli kişilerin, medya patronlarının menfaatı mı ağırlıklı, bununu üzerinde durulması gerekir.

Şimdi, medya patronlarının belirlenmesiyle ilgili bir madde var. Elbette ki, Türkiye’de hakikaten, legal olmayan, illegal tarzda medya patronlarının, birtakım televizyonların veya gazetelerin sahipleri konumunda olduğu görülüyor, biliniyor; bunu araştırdığımız zaman, hepimiz görürüz. Nitekim, birkısım radyo ve televizyonların, hatta, gazetelerin satışı konusundaki noter tutanakları incelendiği zaman -bunu, herkesin bildiği halde, hükümetin bilmemesini ayrıca, yadırgıyoruz tabiî ki- bunların bile elde edilme imkânı var; zira, bunlar elimizdedir.

Bu yasa tasarısındaki bir diğer önemli konu; RTÜK’ün değiştirilmesi, yönetim kurulunun değiştirilmesi, yeniden yapılandırılması ve yönetim şeklinin, biçiminin seçiminin farklı bir tarzda yapılması. Burada da, şunu görüyoruz: Türkiye Büyük Millet Meclisi, âdeta, bir yetki devri yapıyor. Sanki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendisine güvenmiyor. Peki, yetki devrini kime veriyor; YÖK’e veriyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi, yetkilerinden bir kısmını, Türkiye’nin en tartışmalı kurumlarından bir tanesine; herkesin, hemen hemen fikir birliği ettiği, değiştirilmesi lazım, yeniden yapılandırılması lazım ve bir revizyona tabi tutulması lazım dediği YÖK’e devrediyor. Bir kısmını kime devrediyor; Gazeteciler Cemiyetine devrediyor ve Basın Konseyine devrediyor.

Bir diğer konu; medya patronlarına ihale yasağının kaldırılması. Tabiî ki, aslında, bu yasa tasarısının en çok üzerinde durulması gereken ve iktidarın da, belki, menfaatlanabiliriz diye üzerinde durduğu ve asıldığı madde budur, bu konudur; ihale yasağının ortadan kaldırılması; ama, göreceksiniz, yarın, ihale veremeyeceğiniz bazı konularda, kendi çıkardığınız bu yasa, kendi aleyhinize dönecek ve sizin aleyhinize kullanılacaktır. Nitekim, ANAP Genel Başkanı, bugün, bunu yaşıyor.

Bir diğer konu; suç teşkil edecek yayınlar yapan yayın organlarına ceza verilmesi.

Değerli arkadaşlarım, bu cezalar, hakikaten, özellikle bölgesel yayın yapan ve mahallî yayın yapan, yerel yayın yapan radyo ve televizyonlar açısından, imkânsız haldedir. Bununla ilgili, madde üzerinde de konuşurken önergelerimiz var; ama, mutlak manada, değiştirilmesi, bu cezaların değişik şekillere dönüştürülmesi gerekir.

Şimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi, bir şeye uğraşıyor; nedir bu; medya patronlarına ihale yasağını kaldırmak. Allahaşkına, Türkiye Büyük Millet Meclisinin acil görevi mi bu arkadaşlar; başka hiçbir işimiz yok mu bizim?! Günlerdir bunun üzerinde tartışıyoruz ve birçok arkadaşımızın, biliyorum ki, içlerine sinmiyor. Niye, içlerine sinmeyen bazı maddeleri düzeltme konusunda, en azından, bir araya gelmiyor, uzlaşmıyoruz biz; böyle bir yanlışlığa asılıp duruyoruz?! O halde, bunun mutlak manada değiştirilmesi lazım. Zira, bu yasa tasarısı, hepimizin bildiği gibi, 20 nci Dönemde de geldi, reddedildi, komisyonlardan çekildi; 21 inci Dönemde de komisyonlardan geriye çekildiği halde, hâlâ niye ısrarla üzerinde durulduğunu bir türlü anlayabilmiş değilim.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yalman, 1 dakika içerisinde toparlar mısınız.

LÜTFİ YALMAN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu yasa tasarısı, ulusal medyadan bir kısmının alenen desteklenmesi ve âdeta bir medya dukalığı oluşturulmasına yönelik bir çalışmadır; bizim, bunun önüne geçmemiz lazım. Yerel radyo ve televizyonların sesinin kısılmasına yönelik bir çalışmadır; âdeta yerel radyo ve televizyonlar tamamen kapansın dercesine, özellikle cezaî müeyyidelerle ilgili... Bunların dikkate alınması lazım. Burada, bir şeyi ifade etmeden, bir vebal aldığım için geçemeyeceğim.

Değerli arkadaşlarım, değişik yerlerde, Ziraat Bankası şubeleri kapatılıyor. Ziraat Bankası şubelerinin kapatılmasına tabiî ki ticarî anlayışla bakıldığı zaman, kapatılır; ama, Ziraat Bankası bir hizmet kurumudur aynı zamanda, bunun dikkate alınması lazım. Antalya Gebiz ve Akçay’daki Ziraat Bankası şubelerinin kapatılması konusunda çok ciddî rahatsızlık olduğunu arkadaşlarımız ifade ediyor. Değişik ilçe ve beldelerde de bu tip rahatsızlıklar var; ilgili bakanımızın ve Bakanlar Kurulunun bu konuyu da dikkate almasını özellikle istirham ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Arayacağım efendim.

Önergeyi oylarınıza sunacağım; ancak, karar yetersayısının aranılması istendiği için, oylamayı elektronik cihazla yapacağım ve 3 dakikalık süre vereceğim. Bu süre içerisinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen giremeyen olur ise, oy pusularını Başkanlığımıza göndermelerini rica ediyorum.

Vekâleten oy kullanacak sayın bakan varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını taşıyan oy pusulasını Başkanlığımıza ulaştırmalarını da rica ediyorum bu arada.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı tasarının çerçeve 8 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “12 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre ödenecek TV kanal ve radyo frekansı yıllık kira bedeli” ibaresinden sonra gelen “her yılın ocak ayının en geç 20’sinde” ibaresinin “her yılın ocak ayı sonu mesai saati bitimine kadar” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Geçer (Hatay) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge sahibi sıfatıyla Sayın Hatiboğlu; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır efendim.

 

 

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 682 sıra sayılı tasarının 8 inci maddesiyle ilgili değişiklik önergemi ıttılaınıza, takdirlerinize arz etmek üzere huzurunuzdayım.

Değerli milletvekilleri, hangi konuda ve hangi sahada bir haksızlık olursa onu hukukla düzeltebilirsiniz; ama, hukukun keyfîliğe geçit verdiği yerde onu düzeltecek güç bulamazsınız, yöntem bulamazsınız, usul bulamazsınız. Yani, hukuk devleti ilkelerinin cari, hukuk devleti ilkelerinin geçerli olması lazım gelir ki, toplumsal huzur, toplumsal dayanışma, toplumsal güvence insanların yüreğine yer etsin.

 Bunu, bu maddede yahut bu değişiklik önergemde niye söylüyorum; çünkü, bu maddede, Üst Kurula, öyle yetkiler getiriyorsunuz ki, Anadolu halkının deyimiyle “Ali kıran, baş kesen” oluyor. İhtar yapacak, 7 gün bekleyecek, gereği yerine getirilmezse idam hükmü verecek; yani, lisansı iptal edecek, yani o kurumu kapatacak.

Değerli milletvekilleri, iletişimin dünyada sınır tanımadığı, iletişimin dünyada engel tanımadığı bir dönemde, bir devirde bulunuyoruz. Bu iletişimi, 9 kişinin oluşturduğu ve o 9 kişinin de nasıl oluşulacağı tartışmalı olduğu halde, 9 kişinin arzusuyla, isteğiyle bir kurumu kapatacağız. Hani çoğulcu demokrasi, hani katılımcı demokrasi, hani Parlamentonun çok daha etkin oluşabilmesine hizmet edecek, katkı verecek kurum ve kuruluşlara saygı?!

Değerli milletvekilleri, bakınız, bu kadar acele edilişin çok sebeplerinden, belki bir tanesi de –çok üzülerek ifade ediyorum- Danıştay Genel Kurulundan çıkan içtihadı birleştirme kararının yayımlanarak yürürlüğe girmesinden önce yapılmak istenen el çabukluğudur. Bakınız, bir örnek vereyim, 69 uncu maddenin; yani, Anayasanın 69 uncu maddesinin değiştirilmesini komisyonda görüşüyorduk. Kendileri yok; ama, yardımcıları var, Sayın Anayasa Komisyonu Başkanımız şahittir, Komisyon üyeleri şahittir, anayasa konuşuyoruz, biz onu konuşurken, Anayasa Mahkemesinden, 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanununun 103 üncü maddesiyle ilgili bir iptal haberi geldi. Denildi ki “orada bir iptal haberi vardır, gerekçesini bir görelim; olabilir ki, bize ışık tutabilirolabilir ki, bizim, şimdi yapacağımız düzenlemeyle ters düşebilir, böyle bir tersliğe düşmeyelim” denildi ve hepimiz rıza gösterdik; çünkü, hukuk devletinde mantık bunu emreder; mantık buna uymayı gerektirir ve onu durdurduk; Anayasa Mahkemesinin mantığını, gerekçesini görelim diye.

Şimdi, -hiç alakası da yok- birisi 2820 sayılı Siyasî Partiler Kanunu, birisi Anayasa. Siyasî Partiler Kanununun iptalinin gerekçesi ne olursa olsun, biz, Anayasayı, anayasa yapıcı olarak istediğimiz gibi düzenleyebilir miyiz; düzenleriz; çünkü, en üst normdur o; ama, buna rağmen, kurumlar arası millî egemenliğin aralarında taksim edildiği, kurumlar arası uyuma çok saygı gösterdiğimiz için biz erteledik; ama, şimdi bakıyoruz ki iktidar, ne hikmete mebniydir bilemiyorum; bildiğim doğru olmayabilir, onun için ifade etmiyorum; bu, içtihadı birleştirme kararının yayımlanmasından önce, daha önce yapılmış ihaleleri kurtarma, medya patronlarına, bunu, kotartma çabası içerisindedirler; doğru değildir; bu, hukuka uygun değildir. Bunun hesabını kimseye veremeyiz.

Ben sizi çok seviyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Efendim, 1 dakika ilave ediyorum.

Buyurun efendim.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) – Değerli milletvekilleri, inanınız; yani, ben, sizden farklı bakmıyorum ülke yararına; siz de, benden farklı bakmıyorsunuz; ama, ne olursunuz, gelin, bunu anlayalım! Hepinizi çok sevmeye mecburuz; çünkü, biz, meselelere, objelere bakarken, müessirden esere gelerek bakarız; hepimizi, Allah halk etti ve müşerref halk etti, onun için hepinizi seviyoruz; ama, ne olursunuz, geliniz, şu milleti dinleyiniz, şu halkı dinleyiniz; şu enini dinleyiniz, şu ahı dinleyiniz; bu, kimseye bir şey getirmeyecek. Benim ziraatçımın meselesini çözmüyor bu, işçimin meselesini çözmüyor bu.

Değerli milletvekilleri, ben, Sayın Başkanın müsamahasını zorlamayayım, kendisinden 11 dakika alacağım olsun, o hamiyet erbabıdır, 11’i 4’le çarpabilir belki ileride süre verirken.

Önergemin kabulüne oy vermenizi istirham ediyor, hepinize teşekkür ediyorum. (FP sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, saygı sunuyorum.

BAŞKAN – Efendim, o, 11 dakika değil, saniyeydi; ama, maalesef o tamamlandı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

REMZİ ÇETİN (Konya) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – 8 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 8 inci madde kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.

9 uncu maddeyi okutacağım; ancak, bu arada Sayın Şahin’in bir düzeltmeyle ilgili söz isteği var.

Buyurun Sayın Şahin.

MEHMET ALİ ŞAHİN (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Biraz önce, çerçeve 8 inci maddede Grup adına yapmış olduğum konuşma esnasında bir değerlendirme yaparken, irticalen konuştuğum için, maksadımı aşan bir cümle de ağzımdan çıkmış oldu, onu tashih etmek için Sayın Başkandan söz istedim, lütfettiler, ben de bu açıklamayı yapma ihtiyacını hissettim.

Zabıtlara geçen cümlelerim şunlar: “Birileri, bir şeyle, bir şeyleri örtmek istiyorlar; ama, bu ülkede yaşayan insanlar değil, o namuslu dürüst insanlar değil, sabahtan akşama kadar çalışarak, çocuklarının nafakası peşinde koşan o namuslu insanlar değil...” Buraya kadar herhangi bir şey yok, şimdi okuyacağım “...İstanbul Valisi, üçkâğıtçılıklarının, soygunlarının üzerini bu sözde irtica raporlarıyla örtmek istiyor” cümlesi maksadını aşan bir cümle olarak ağzımdan çıkmıştır, zabıtlardan çıkarılmasını istemek için söz almıştım.

Sayın Başkan, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Şahin.

9 uncu maddeyi okutuyorum:

MADDE 9. – 3984 sayılı Kanunun 15 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Üst Kurulun Teşkilâtı ve personeli

Madde 15. – Üst Kurul yardımcı hizmetlerinin yürütülmesinde Başkana yardımcı olmak amacıyla bir Genel Sekreter atanır. Genel Sekreterin en az 4 yıllık yükseköğrenim mezunu, 30 yaşını doldurmuş, Devlet memuriyetinde veya ihtisas dalında 10 yıllık mesleki tecrübeye ve Devlet memuriyeti için aranan koşullara sahip olması şarttır.

Ana hizmet birimleri Başkana bağlı İzleme Dairesi Başkanlığı, Değerlendirme Dairesi Başkanlığı, İzin ve Tahsisler Dairesi Başkanlığı, Araştırma ve Ölçme Dairesi Başkanlığı, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Savunma Sekreterliği ve Hukuk Müşavirliğinden teşekkül eder.

 

Yardımcı hizmet birimleri, Genel Sekretere bağlı İdarî ve Malî İşler Dairesi Başkanlığı, Personel Dairesi Başkanlığı ve Teknik Hizmetler Dairesi Başkanlığıdır.

Daire başkanlıkları, yeteri kadar uzman istihdam eder ve uzmanlık esasına göre çalışır. Alt birimler kurulamaz.

Daire başkanları ile daha üst düzeydeki görevliler Kurul Başkanının önerisi ve Üst Kurulun kararı ile atanır.

Üst Kurul personelinin özlük hakları, çalışma usul ve esasları ile personelle ilgili diğer hususlar Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu personel rejimine tabidir.

Üst Kurulun çalışma usul ve esasları ile teşkilâtı ve atama usulleri, bu Kanuna uygun olarak Üst Kurul tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.»

BAŞKAN – 9 uncu maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına, Samsun Milletvekili Sayın Musa Uzunkaya; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika Sayın Uzunkaya.

FP GRUBU ADINA MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun Tasarısının, adı kısaca RTÜK olan yasa tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, önce, müsaadenizle, Mustafa Kemal’in elyazısıyla, daha önce hiçbir basın-yayın organında da yayınlanmadığı söylenen, Başkent Üniversitesi kültür yayını Bütün Dünya Dergisinin Ocak 2001 yayınında çıkan, basınla ilgili bir değerlendirmesini burada arkadaşlara hatırlatmak istiyorum; yazı uzun, ama, iki üç ana paragrafı paylaşmak istiyorum sizlerle.

Diyor ki “gerekli görülen fikirler, toplumun iyiliği adına ortaya atılmalıdır. Bu fikir, hareket noktası olunca, tenkit ve münakaşa devletin de iyiliği adına yapılmış ve vatandaşların sosyal ve siyasî terbiyelerini yükseltmeye hizmet etmiş olur.”

Bir başka bölümde, yine Mustafa Kemal “iyice bilinmesi gerekir ki, gazeteler okul kitapları değildir. Aşağılık insanların parayla yaptırdıkları basın mücadeleleri vardır. En adî yalanları yaymada basının kullanıldığı olmuştur. Basın ve fikir hürriyetinin karşılaştığı başka tehlikeler de vardır. Siyasî veya ekonomik gizli amaçlara alet olmasından korkulur” diyor. Tekrar ediyorum: “Siyasî veya ekonomik gizli amaçlara alet olmasından korkulur.”

Yine bir başka paragrafta “basının parayla satın alınabilmesi, uluslararası yüksek para âleminin basın üzerinde gizli tesiri veyahut sadece, yabancı devletlerin örtülü ödeneklerinin etkisi, işte, bunların kamuoyunu kandırma ve yanıltmasından tamamıyla korkulur; fakat, bu kötülükler asla çaresiz değildir” diyor.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de, son dönemde basının, nelerin üzerinde ne kadar egemen olduğunun çok açık bir fotoğrafıdır şu andaki Meclisin görüntüsü. Bugün bu yasanın, ne olursa olsun, sabah vakitlerine kadar da uzasa, mutlaka, parlamento tarafından çıkarılacağı taahhüdü verildi. Günlerdir gazetelerde yazılıp, çizilenler, köşeyazıları hatta hatta az önce odama gittiğimde, çok enteresan; Meclis odalarımıza dağıtılan basın bülteni vardır, değerli milletvekillerimizin çok kere yazıları da orada bulunur; ama, bugün dikkatimi çeken çok farklı bir bülten dağıtımı oldu. Bültenler dağıtıldıktan sonra, hemen akabinde, bir iki saat geçtikten sonra bir sayfalık bir belge ilave gönderildi. Bu, basın organıyla beraber, onun eki olarak gönderilebilirdi, ama, Meclis Basın Bürosundan tekrar gönderildi. “Şu Bizim Nazlı” diye devam eden ikinci yazısıyla Sayın Çölaşan’ın yazısının devamı gönderildi. Tuncay Özkan da “Bu Şıllık Şeytan” diye başlık atılan bölümün kim olduğunu tarif ediyor.

Tabiî, bununla ilgili iddia, tazminat davası bana değil, Sayın Nazlı Ilıcak Hanımefendiye düşer; ancak, bir şey dikkatimi çekti, yani, bugün Mecliste bu çalışma yapılacak, bu konunun üzerinde Nazlı Hanım çok ısrarla durdu, medya da yüklenmeye çalışıyor. Köşe yazarları duruyor, gazeteler, televizyonlar ha bire programlar yapıyor; çeşitli kurullar bizlere yazılar gönderiyor; kimisi, aman bu yasa çıksın... Ve en son, Sayın Başbakan, birkısım sendikaların talep ettikleri görüşmelere, birkısım kurumları dahi kabul etmeye vakit bulamadıkları halde -gerçi, az önce Genel Kurulu terk ettiler, ne kadar önem atfettiler bilemiyorum- kalkıp teşrif buyurdular illa bu yasayı takip için, muhtemelen grubu da etki altında tutmak için.

Değerli arkadaşlar, belli ki, emir yüksek yerlerden geldi, ama, ben, bir şey soruyorum; değerli arkadaşlar, Karacaoğlan’ın dediği gibi “ne sevdiğin belli ne sevmediğin.” Yani, şu birkısım partili arkadaşlarıma, MHP’ye, ANAP’a, DSP’ye hayret ediyorum, bu yasayı çıkaracaksanız, gelin, dimdik kale gibi durun ve bu yasayı biz çıkaracağız deyin. Bu yasanın, iyisiyle kötüsüyle faturası size aittir. Anadolu’nun susturulan medyasının faturası da size aittir.

Değerli arkadaşlar, bakın, şu yasada, 9 uncu maddede, personelin özlük hakları, Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun  (TRT’nin) personeliyle aynı durumda olacak deniliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Toparlar mısınız 1 dakika içinde...

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Devlet Denetleme Kurulunu ve ilgili savcıları da bir hususta göreve davet ediyorum. Şu elimdeki kitap  “Koltuk Sevdası, Yücel Yener’in Bir Çiftliği var: TRT” Ahmet Erçakır, kendisi bir ekonomist ve bu, kamu maliyesindeki, özellikle kamu kurumlarının açıklarını incelerken, yaptığı bir çalışma; enteresan şeyler var. Kitap hakkında değil, kitabın içeriği hakkında, içerisinde duyurulan suçlar hakkında, ben, suç duyurusunda bulunuyorum.

Şimdi, bakın, şurada neler var?.. Şu kitabı, bu hafta sonu iki defa üst üste okudum; bir değerli arkadaşım tarafından bana intikal ettirildi, kendisine teşekkür ediyorum. Bilkent’te öğrenci olduğu halde TRT’de çalışanlar... TRT’de milletvekili eşi, oğul ve kızlarından oluşan memur patlaması... 17 sayfalık rapor için 500 000 dolar TRT tarafından nasıl verildi?.. 2 996 000 dolarlık sadece sanat harikası yeni logonun nasıl yapıldığı... TRT’den maaş alan TGRT mensupları... Özel hastane faturasını TRT’nin nasıl ödediğini... Böyle çok önemli konuları ihtiva eden bu eser, benzeri bir personel anlayışıyla oluşturulacak olan Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna aktarmaya çalışıyor. Yapmak istediğiniz yasa budur ve yapılan, açıkça söylüyorum, yeni skandallara açık bir yasa davetiyesidir. Bu yasanın, topluma hiçbir faydasının olmadığını, ancak, televizyonları, radyoları susturmak amacıyla ve özellikle Anadolu medyasını susturmak amacıyla çıkarılmak istenilen bir yasa olduğudur.

Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uzunkaya.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Bursa Milletvekili Sayın Teoman Özalp; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

DYP GRUBU ADINA TEOMAN ÖZALP (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik sorunların ortadan kaldırılması için, ülkece, elbirliğiyle çalışılması gerekirken, ani olarak RTÜK Kanununun gelmesi, ülke gündeminde bomba etkisi yaratmıştır. Bugün, memur, maaşından; çiftçi, tabanfiyatlarından şikâyetçiyken, niçin bunlara çare aramıyoruz da, değişmesine ihtiyaç duyulmayan bir kanunu bu Yüce Meclise getiriyoruz?

Birkaç gün evvel Bursa’daydım. Yerel televizyon ve radyoların bu kanuna tepkilerini dinledim. Hükümetin bu tepkilerden haberi yok mu? Hadi, bunlardan haberiniz yok, zaten, hükümetin gündeminde küçük girişimci ve halkın olmadığı malum da, kendi seçtikleri RTÜK Başkanının uyarılarını dahi dikkate almamaları düşündürücüdür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bakın, RTÜK Başkanı ne diyor: “Yayın kuruluşları, mevcut tasarıyla güçlerini kullanarak, devlet ihalelerinde haksız rekabete yol açabileceklerdir; borsada spekülatif olaylara neden olabileceklerdir; televizyonlarda tekelleşmeye gidilebilecektir. Bu da, haberleşmede, çeşitlilikten ziyade, tekelleşmeye neden olacaktır.”

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamudaki KİT’lerin verimsizliğinden şikâyetçiyken, RTÜK’ü özerkliklerden uzaklaştırıp, KİT’leştirmenin manasını anlamakta güçlük çekiyorum. Ayrıca, RTÜK’ün tüm üyelerinin Meclis tarafından seçilmesi mevcutken, üyelerin yarısının yürütmeye devredilmesindeki amaç nedir? Böyle bir düzenleme gereğine neden ihtiyaç duyulmuştur? Yoksa, yasama, görevini layıkıyla yerine getiremiyor mu? Bu, Yüce Meclise yapılan en büyük haksızlıktır.

Ayrıca, bölgesel ve yerel yayın yapan yayıncıların cezalarının ulusal yayıncılara nazaran azaltılması yerinde olacaktır. Bu cezaları, yerel yayın yapan radyo ve televizyonların ödemeleri mümkün değildir. Bu durum, yerel radyo ve televizyonların kapatılmalarına kadar gidecektir.

Bu tasarıyla, muhalefetin sesi tamamen kısılmakta, ayrıca, toplumsal muhalefetin sesi de yok edilmektedir. İktidarın aşırı denetim yetkisi, teksesliliğe neden olacaktır; bu da, ülkeyi, doğu bloku ülkelerinin de gerisine götürecektir. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yoktur değerli arkadaşlarım. “Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner” sözünü dikkatle irdelemenizi istirham ediyorum. Bugün iktidar elimizde diyerek yaptığınız bu yasayla yanınızda yer alan yayıncılar, yarın iktidarı kaybettiğinizde nasıl davranacaktır; bunu hiç düşündünüz mü?!

Ülkenin gelişmesi, tabandan başlayarak büyümeyle mümkündür. Ülke basınının gelişmesi de, Anadolu’da var olan yerel radyo ve televizyonların gelişmesiyle sağlanabilir.

Bizim iktidarımız döneminde çıkarılan yasalarla bugünkü yapısına kavuşan radyo ve televizyonları, tekrar tekelleşme zihniyetiyle yok etmek, hiç kimsenin kabul edeceği bir husus değildir değerli arkadaşlarım.

Milletin lehine olan tasarıları ve küçük sermayelerle kurulmuş yerel televizyonların ve radyoların sorunlarını burada tartışalım; bunların düşüncelerini yok saymak, adalet kavramıyla da bağdaşmaz. Daha kanunun başlarında sayılırız; toplumu germeden, bu kanunu geri çekeceğinizi ümit ediyor, Yüce Heyete saygılar sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Özalp.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Verkaya; buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA VERKAYA (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 682 sıra sayılı tasarının 9 uncu maddesiyle ilgili, Milliyetçi Hareket Partisi adına görüşlerimizi aktarmak istiyorum.

Değerli muhalefet milletvekillerimiz kamuoyunun gündemine aşağı yukarı onüç günden beri intikal etmiş olan bu tasarıyla ilgili görüşlerini serdettiler; hepsine saygı duyuyoruz, hepsini de dikkatle dinliyoruz. Değerli muhalefet milletvekillerimiz bu tasarıyla ilgili tenkitlerini ortaya koyarken, özellikle bir madde üzerinde gereğinden belki de çok daha fazlasıyla yoğunlaşmışlardır. Doğru bir davranış olarak görmediğimi burada beyan etmek istiyorum; çünkü, görüşülmekte olan bu kanun tasarısı bir maddeden ibaret değildir. Dolayısıyla bir maddeyi çok aşırı biçimde büyüttüğünüz takdirde, işin özünden ve gerçeğinden biraz uzaklaşmış olursunuz diye düşünüyorum.

29 uncu madde üzerindeki tartışmalar, yine, çok değerli muhalefet milletvekilimiz, değerli hukukçu Sayın Ahmet İyimaya’nın burada yapmış oldukları konuşmalarda dile getirdikleri bir cümleyle, aslında, bütün gerçeği çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Sayın İyimaya “biz, siyasette takıyyeci, özel işlerimizde de muvazaacıyız” diye ifadede bulundular. Evet, gerçekten, siyasette takıyyecilikten kurtulabilmek için, özel işlerimizde ve ticarette işadamlarımızı da muvazaadan kurtarabilmek için, her şeyin, açık seçik, şeffaf bir biçimde ortaya konulması şarttır. Hiçbir yasayla, ne siyasetçilerimize ne de değerli işadamlarımıza haksızlık yapmamızın doğru olmadığı kanaatindeyiz, hiç kimseyi kanundışı yollara sevk etmenin çok da ahlakî olmadığı kanaatindeyiz. Ondan dolayı, 29 uncu maddeyle ilgili yapılan, önerilmiş olan, ortaya konulmuş olan teklif, doğru bir tekliftir, her şeyi açık seçik, berrak hale getirecek olan bir tekliftir, doğrudur diye beyan ediyorum. (FP sıralarından alkışlar [!])

Esasında, değerli muhalefetimizin Türkçe üzerinde yoğunlaşması gereken bir yasa tasarısının görüşmelerini yapıyoruz. Türkçenin üzerinde hiç durmadan, radyo ve televizyonlarımız Türkçeyi ne şekilde kullanıyor diye hiç yorumlamadan, hiç tenkitler getirmeden, düzeltilmesi için ortaya ciddî öneriler koymadan bu yasa tasarısını tartışıp geçmenin de doğru olmadığına inanıyoruz.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, burada şunu dile getirmek istiyoruz: Bilindiği gibi, dünyada, 6 500 civarında dil kullanılmakta, her yıl 24 tane dil de kaybolup gitmektedir. Türkçeyi, böyle bir akıbete, hiç kimsenin, hiçbir kurumun mecbur etmemesi gerekmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin de, Türkçemize, her şeyden, herkesten, her kurumdan daha ciddî bir şekilde sahip çıkması gerekiyor.

Hepimizce bilindiği gibi, dilimiz ve dil olayı çok önemlidir. Hazreti Ali diyor ki: “Dildeki bozukluk, yüzdeki çıban gibidir.” Öyleyse, düzgün bir dili nasıl kullanabileceksek, nasıl kullandırabileceksek, öyle vaziyet almak, o doğrultuda yasalar çıkarmak ve çıkardığımız yasaları uygularken, bu hassasiyetleri hiçbir zaman gözardı etmemek mecburiyetindeyiz.

Konfüçyüs’e soruyorlar, “Bir ülkenin bütün yönetimi sizin elinize verilse, ne yapardınız.” diyorlar. Verdiği cevap, tek cümlelik olmasa bile, birinci cümlesi “Önce dili düzeltirdim” diyor.

Türkiye Cumhuriyeti banisi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Verkaya, bir dakika içerisinde toparlayın efendim.

MUSTAFA VERKAYA (Devamla) - ... Mustafa Kemal Atatürk, çeşitli ortamlarda, çeşitli şartlar altında, Türkçeye sahip çıkılmasının bir mecburiyet olduğunu çok veciz ifadelerle dile getirmiştir.

Değerli kahraman ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, banisi Mustafa Kemal Atatürk, 1933’lerde şöyle diyor; yani, vaktin kısalığı nedeniyle, uzun sözünü veya sözün diğer kısımlarını bir tarafa bırakarak hemen belirtmek istiyorum: “Türk Milletinin millî dili ve millî benliği bütün hayatında hâkim ve esas kalacaktır” diyor. Bu düşüncelerle Türkülizceye dönüştürülmüş olan, argoya dönüştürülmüş olan, 75 000 kelimeden daha fazla büyük kelime haznesine sahip olmasına rağmen, 500 kelimeye indirilmiş olan Türkçemizi zenginleştirmek mecburiyetindeyiz. Bir esperantoya dönüştürülmeye...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA VERKAYA (Devamla) - ... gayret edilen Türkçemize sahip çıkmamız gerektiğine inanıyor, hepinize saygılar sunarken; Türkçeye hizmet etmiş olan değerli spikerlerimize, bilim adamlarımıza tek tek teşekkür ediyorum, değerli parlamenterlerimize de ayrıca saygılarımı sunuyorum.

Sağolun, varolun. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Verkaya.

AHMET İYİMAYA (Amasya) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın İyimaya.

AHMET İYİMAYA (Amasya)- Değerli Başkanım, değerli milletvekili arkadaşım, benim bir bütün teşkil eden konuşmamın bir cümlesine atıf yaparak, esasen anlam itibariyle bana ait olmayacak bir görüşü ileri sürdüğü için, 69 uncu maddenin sataşma değil atıf versiyonuna bağlı kalarak bir izahatta bulunacağım. O da şu.

BAŞKAN- Buyurun, yerinizden izah edin Sayın İyimaya.

AHMET İYİMAYA (Amasya)- Tabiî, izah ediyorum.

Ben, konuşmamda, açıkça, televizyon şirketi hissedarlarının, oranlar ne olursa olsun, özellikle Türkiye koşulları bakımından kamu ihalelerine giremeyeceklerini ve borsada işlem yapamayacaklarını ifade ettim. Hatta, öyle ki, bu madde, taşıyan bir maddedir, bu maddenin Yüce Parlamentoca reddedilmesi halinde tasarının bir bütün olarak hükümet tarafından geri çekileceğini, bunun kabulü, diğerlerinin reddi halindeyse tasarının geri çekilmeyeceğini ifade ettim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN- Teşekkür ederiz Sayın İyimaya.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 6 adet önerge vardır. 1’i hükümete, 5’i de sayın milletvekillerimize aittir. Ancak, İçtüzüğe göre, bu önergelerden sadece 4’ünü işleme alabiliyoruz. Bunları da, geliş sırasına değerlendireceğiz.

Milletvekillerinin verdiği 3,  hükümetin verdiği 1 önergeyi; yani, 4 önergeyi işleme alacağız. 

Önergeleri, geliş sırasına göre okutup, aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi birinci paragrafının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Üst Kurul yardımcı hizmetlerinin yürütülmesinde Başkana yardımcı olmak amacıyla Üst Kurul üyelerinin teklif edeceği en az 3 aday arasından Başkanın belirleyeceği bir Genel Sekreter atanır. Genel sekreterin en az 4 yıllık yükseköğretim mezunu, 30 yaşını doldurmuş, devlet memuriyetinde veya ihtisas dalında 10 yıllık meslekî tecrübeye ve devlet memuriyeti için aranan koşullara sahip olması şarttır.”

              Ergun Dağcıoğlu Lütfi Yalman    Cevat Ayhan

              Tokat             Konya           Sakarya

 

                                     Yasin Hatiboğlu   Yakup Budak

                                   Çorum              Adana

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

               Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasanın 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki “İzleme Daire Başkanlığı”nın kaldırılarak, fıkranın “İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanlığı” şeklinde düzeltilmesini arz ederiz.

Ali Rıza Gönül Ahmet İyimaya          Mehmet Gözlükaya

              Aydın           Amasya            Denizli

Hüseyin Çelik                          Mustafa Örs

                 Van                                   Burdur

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

                   Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayısıyla görüşülen tasarının 9 uncu maddesiyle yeniden düzenlenen hükmün ikinci fıkrasındaki “İzin ve Tahsisler Dairesi Başkanlığı” ibaresinden sonra “Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanlığı” ibaresi eklenmiştir.

Saygılarımızla.

Doğan Baran Ahmet İyimaya Saffet Arıkan Bedük

              Niğde           Amasya            Ankara

           Mehmet Gölhan                   Halit Dağlı

             Konya                                    Adana

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, okutacağım son önerge, hükümetin önergesi;  ancak, Sayın Doğan Baran ve arkadaşları ile Sayın Ali Rıza Gönül ve arkadaşları tarafından verilen önergeler ile Hükümetin önergesi aynı mahiyettedir...

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Aynı mahiyette değil, hükümetin önergesi, onları da kapsıyor.

BAŞKAN – Evet, onları da kapsadığı için birlikte değerlendireceğiz.

Buyurun okuyun:

                   Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayısında kayıtlı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 9 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz

Rüştü Kâzım Yücelen

Devlet Bakanı

İçel

Ana hizmet birimleri, Üst Kurul Başkanlığına bağlı, Hukuk Müşavirliği, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Savunma Sekreterliği, İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı, Kamuoyu, Yayın Araştırmaları ve Ölçme Dairesi Başkanlığı, İzin ve Tahsisler Dairesi Başkanlığı, Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığından teşekkül eder.

Yardımcı hizmet birimleri, Genel Sekretere bağlı, Personel Dairesi Başkanlığı, Eğitim Dairesi Başkanlığı, İdarî ve Malî İşler Dairesi Başkanlığı ve Teknik Hizmetler Dairesi Başkanlığıdır.

BAŞKAN – Bu üç önergeyi birlikte değerlendireceğiz.

Sayın Gözlükaya, söz isteğiniz varsa yerine getireceğim; takdir sizin.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Kabul ediliyorsa gerek yok.

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz.

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Ekseriyetimiz olmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN – Takdire bırakıyorsunuz.

Sayın Gözlükaya, konuşmak isterseniz buyurun.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Gerek yok efendim, hükümetin önergesini oylayalım.

BAŞKAN - Hükümetin önergesi diğer iki önergeyi kapsadığı için hükümetin önergesini oylamaya tabi tutacağım.

Hükümetin önergesindeki gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının, Tasarıda, İzleme Dairesi Başkanlığı ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı olarak iki daire başkanlığı şeklinde ayrılması, değerlendirme yapacak birimin izleme yapmadan (görmeden) değerlendirme yapması sonucunu doğurur. İzleme ve değerlendirme işinin aynı birimce yapılması zorunluluğu açıktır. Dolayısıyla iki dairenin birleştirilerek tasarının bu şekilde değiştirilmesinde yarar görülmektedir.

Tasarıda değişikliğe uğramış olan “Görev ve Yetkiler” başlıklı 8 inci maddesinin (h), (k), (n) ve (p) bentlerinde yer alan görevlerin yerine getirilebilmesi, yurt dışından ülkemize karşı yapılan zararlı yayınların takibi ve önlenmesi için, Üst Kurul benzeri yayın otoriteleriyle görüşmelerin yürütülebilmesi ve Avrupa Birliği adaylık sürecinde medya sektörüyle ilgili çalışmaların yapılabilmesi amacıyla, tasarı metnine Uluslararası İlişkiler Dairesi Başkanlığının eklenmesi zarureti vardır.

Üst Kurulun, öncelikle hizmetiçi eğitimle kendi personelini eğitmesi suretiyle teşkilatını sağlam yapılandırması zorunludur. Ayrıca, personelin, yurtiçi ve yurtdışı eğitim projelerine katılmalarını sağlayacak girişimlerde bulunması gereklidir. Bu şekilde, personelin eğitiminden sonra yayın kuruluşlarının eğitimini sağlaması, RTÜK Kanununun uygulanması yanında, teknolojik gelişmeleri yayın kuruluşlarına aktarması yararlı olacaktır.

Tasarıyla, Üst Kurula, ulusal izlenme oranlarını tespit etme görevi verilmiştir. Söz konusu görevin gereği gibi ifa edilebilmesi için araştırma dairesi başkanlığı ile ölçme dairesi başkanlığı olarak ayrılması gerekmektedir. Zira, araştırma dairesi, genelde kamuoyu araştırmalarına yönelik bir daire olup, ölçme dairesi ise izlenme oranlarını tespit edecek dairedir. Tamamen birbirinden farklı görevleri üstlenen dairelerin ayrılmasında fayda mülahaza edilmektedir.

BAŞKAN – Bu arada, diğer önergelerin gerekçelerini de tutanaklara geçmesi bakımından okutacağım.

Sayın Doğan Baran’ın önergesinin gerekçesini okutuyorum:

“Gerekçe: İdarî yapılanma şeması ve görev tarifi bakımından zorunlu bir daire; noksanlığı tamamlanmış olmaktadır.”

BAŞKAN – Sayın Gözlükaya’nın önergesinin gerekçesini okutuyorum:

“Gerekçe: İzleme daire başkanlığı fuzulî bir dairedir. İzleme dairesi yayımı tespit edecektir. İzlenenler de değerlendirme dairesi olacaktır. Bu bakımdan, izleme dairesi israftır.”

BAŞKAN – Hükümetin önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu maddesi birinci paragrafının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Üst Kurul yardımcı hizmetlerinin yürütülmesinde Başkana yardımcı olmak amacıyla Üst Kurul üyelerinin teklif edeceği en az 3 aday arasından Başkanın belirleyeceği bir Genel Sekreter atanır. Genel Sekreterin en az 4 yıllık yükseköğretim mezunu, 30 yaşını doldurmuş, devlet memuriyetinde veya ihtisas dalında 10 yıllık meslekî tecrübeye ve devlet memuriyeti için aranan koşullara sahip olması şarttır.”

                                   M. Ergün Dağcıoğlu (Tokat) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Lütfi Yalman, buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 682 sıra sayılı kanun tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında görüşlerimi arz etmek üzere huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edildiği zaman, tabiî ki, komisyon da gerekçe yazıyor, hükümet de gerekçe yazıyor. Gerekçeden birkaç maddeyi okumak istiyorum: “Bu düzenleme yapılırken, Avrupa Birliği normları gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak, tasarının pek çok hükmü Avrupa Birliği normlarına aykırılık içermektedir.”

Bir diğer maddede “bu kurullar, kendi içinde problemli -yani, YÖK, Millî Güvenlik Kurulu, Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı belgesinde birkısım kurumlar üzerinde bazı tekliflerimiz, ifadelerimiz, iradelerimiz olmuş, bu kurullar kendi içinde problemli- tartışılan ve revizyonu istenen kurullardır. Demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine katkısı iyi değerlendirilmelidir. Avrupa Birliğine uyum programında, RTÜK’de yapısal bir değişiklik öngörülmemektedir. Tasarı, bu iradeyle çelişmektedir.” Bir diğer madde üzerinde gerekçe “Türkiye Büyük Millet Meclisinin üye seçiminde yetkisini devretmesi doğru değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin üye seçimi RTÜK’ü siyasetten uzak tutan bir durumdur.” Yine gerekçedeki bir diğer madde “sermayenin medyayı yönlendirmesi sıkıntı yaratacak, bu alanda tekelleşmeyi doğuracaktır. Bir diğer maddeyi de okuyorum: “Radyo ve televizyon frekans planlaması, Telekomünikasyon Kurumuna devredilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu gerekçeleri ben niye okudum; şunun için okudum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonunda da, demek ki, bu yasa tasarısı, komisyon üyelerinin içine sinmemektedir. Bu ifadeler, bunun açıkça beyanıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde, birçok milletvekili arkadaşımızın hakikaten rahatsız olduğu, gönlünden kabul etmediği; ama, ya hükümetin arzusu doğrultusunda ya yönetimlerinin arzusu doğrultusunda oy vermek mecburiyetinde kaldığı bir durumdur. Şimdi, bu yasa tasarısı böyle olduğu halde, niye, hâlâ diretiliyor; bunu anlayabilmiş değiliz.

Bakınız, sermayenin medyayı yönlendirmesi, bir devlet için, bir toplum için hakikaten büyük riskler taşır. Sermayenin medyayı maddî menfaatları doğrultusunda, siyasî emelleri uğrunda kullanmasını, bu çerçeve içerisinde, bu tasarı yasalaştığı zaman kim engelleyecek? Bunun kötü örneklerini daha önce de gördük. Aynı tehlike, medya patronlarının devlet ihalelerine girmesinde de yaşanacaktır; rekabet ortamı, mutlak manada olumsuz olarak etkilenecektir.

Yasa tasarısında, medya patronlarına gelen ihale yasağı ortadan kalkıyor. Bundan böyle, medya gücünü de kullanarak, medya patronları, artık, ihalelere, devlet ihalelerine girecekler.

Değerli arkadaşlarım, keçisi çalınan müftü için, “müftü keçi çaldı” diye manşet atan medya, bundan böyle, artık, kaç tane firmanın, rakip firmanın “keçi çaldı” diye manşetini atacaktır; kim bilir...

Değerli arkadaşlar, Sayın İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın, medyaya da yansıyan bir beyanını okuyorum: “Medyanın tehdit terörü, siyaseti ve bürokrasiyi kilitledi” diyor. Evet, bunu diyor da Sayın Bakan, niye bu tasarıya imza attı, hâlâ, onu anlayabilmiş değilim. Medyanın tehdit terörü, şimdi, sermayeyi de yönlendiriyordu şu ana kadar; bundan sonra sermayeyi yönlendirmeyecek artık; medyanın tehdit terörü, mutlak manada, sermayeyi bilfiil yönetecek. Bizim hazırladığımız yasa tasarısı bunu içeriyor.

Değerli arkadaşlarım, Bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmiş olan bu yasa tasarısının ana gerekçelerinden bir tanesi şu: Medya patronları şu anda belli değil. İşte, şoförün üzerinde, kapıcının üzerinde, odacının üzerinde, sekreterin üzerinde gözüküyor; aslında, böyle değil. Nasıl; asıl, patron, falan, filan...

Değerli arkadaşlarım, eğer, bir devlet, bir sermayenin, bir gazetenin, bir televizyonun sahibini tespit edemiyorsa, vah, vah bu devlete!.. Çok küçük demektir bu!.. Yazık olur!.. Böyle bir ifade, devlet haysiyetini ve ciddiyetini de rencide eder. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olan arkadaşlarım...

BEKİR ONGUN (Aydın)-Sabancı gibi konuşuyorsun.

LÜTFİ YALMAN (Devamla) – Bana, konuşmama atıfta bulunan arkadaşıma soruyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFİ YALMAN (Devamla) – İçinize siniyor mu bu yasa tasarısı?

BEKİR ONGUN (Aydın)-Sabancı gibi konuşuyorsun.

BAŞKAN – Sayın Yalman, 1 dakika içinde toparlayın.

LÜTFİ YALMAN (Devamla) – Bakınız, demek ki, devlet, ciddiyetle ya da devletin kurumları ciddiyetle herhangi bir konunun üzerine gitse, çok kolaylıkla bu bilgileri, belgeleri elde etme imkânına sahip.

Elimde bir hisse senedi satış sözleşmesi var. İki medya patronu arasında yapılmış olan hisse satış sözleşmesi; burada “yüzde 80’i bana aittir; ben, bu yüzde 80’ini sana devrediyorum” diyor. Ama, bu satışın gizliliği konusunda sözleşmenin sonuna bir madde eklemişler. Orada da “bu alıcılar şirket hisselerinin değerlendirme konusu materyallere erişim haklarına sahip olup, bunun mukabilinde şirketlere ve satıcılara, bütün bilgileri gizli tutacaklarını ve kendilerince yetkilendirilen kişilerin dışında hiç kimseye bu bilgi ve belgeleri vermeyeceklerini ve ifşa etmeyeceklerini taahhüt ederler”diyor. Aralarında böyle anlaşma yapıyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bunu tespit etme imkânından aciz mi arkadaşlar?

Böyle bir gerekçeyle bu yasa tasarısının kanunlaşmasını sağlamak hakikaten çok üzücüdür ve özellikle, kanun tasarısının bazı maddeleri yerel basın konusunda ciddî tehlikeler arz ediyor, hele hele bunların dikkate alınmasını arz ediyor, saygıyla selamlıyorum hepinizi. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yalman.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 9 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum : Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Müteakip maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 10. – 3984 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Telekomünikasyon Kurumunun yükümlülüğü

Madde 24. – Türkiye’de ulusal, bölgesel ve yerel çapta TV kanal ve radyo frekans planları ile radyo ve televizyon yayınlarına esas olan frekans bantları ile ilgili çalışmalar yapma yetkisi, 2813 sayılı Telsiz Kanunu uyarınca Telekomünikasyon Kurumuna aittir.

Telekomünikasyon Kurumu, 2813 sayılı Telsiz Kanununa uygun olarak Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yaparak hazırlayacağı ulusal, bölgesel ve yerel çaptaki planları Haberleşme Yüksek Kurulunun onayına sunar.

Haberleşme Yüksek Kurulu hazırlanan planı aynen onaylayabileceği gibi lüzum gördüğü değişikliklerin yapılmasını talep edebilir. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yayın yapan Meteoroloji Radyosu ile Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde yayın yapan Polis Radyosuna ulusal, bölgesel ve yerel bazda kullandıkları frekanslar ücretsiz olarak tahsis edilir. Kalan TV kanal ve radyo frekansları belli bir plan dahilinde özel kuruluşlara kullandırılmak üzere Üst Kurulca ihaleye çıkarılır. TV kanal ve radyo frekanslarının ne kadarının hangi takvime göre ihaleye çıkarılacağına ilişkin plan Haberleşme Yüksek Kurulu tarafından saptanarak, bu çerçevede ihaleye çıkarılmak üzere Üst Kurula bildirilir.

Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna tahsis edilen TV kanallarından biri olan TRT-3’ten TBMM TV aracılığıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi faaliyetleri, bir diğer kanaldan da açıköğretim yayınları yansıtılır. Türkiye Büyük Millet Meclisi faaliyetlerinin hangi ölçüde yansıtılacağına Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, açıköğretim yayınları için ise eğitim programlarını hazırlamakla yükümlü kurumlar Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile birlikte karar verir. Yayın ile diğer hususlar Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu arasında bir protokolle belirlenir. Açıköğretim ve TBMM TV yayınlarından ücret alınmaz.

Telekomünikasyon Kurumu, Üst Kurulun bildireceği ve bu Kanun hükümlerine uygun olarak TV kanal ve radyo frekansı tahsis edilip, kablosuz radyo ve televizyon yayın izni ve lisansı verilen kuruluşlara TV kanal ve radyo frekans tahsislerini uygular, ulusal ve uluslararası alanda tescil ettirir.

Ulusal ve uluslararası hava ve deniz seyrüsefer sistemlerine radyo ve televizyon sistemlerinden zararlı enterferanslar gelmesi halinde, Telekomünikasyon Kurumu can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürmemek amacıyla enterferansa sebep olan vericileri geçici olarak kapatarak mühürler ve sorumlular hakkında Türk Ceza Kanununun 391 inci maddesi hükmü uygulanır. Yapılan işler aynı zamanda Üst Kurula bildirilir.

Haberleşme Yüksek Kurulu, 2813 sayılı Telsiz Kanunu gereğince Üst Kurul, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ve Telekomünikasyon Kurumu arasındaki koordinasyonun yanı sıra konuyla ilgili olarak Üst Kurula verilmiş görevlerin takibini de yürütür.”

BAŞKAN – 10 uncu maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına Şanlıurfa Milletvekili Sayın Niyazi Yanmaz; buyurun efendim.(FP sıralarından alkışlar)

FP GRUBU ADINA MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 682 sıra sayılı yasa tasarısının 10 uncu maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 10 uncu madde, tamamen teknik bir konuyu içermektedir. Özellikle, frekans ihalesine çıkılmadan önce, teknik bir altyapının oluşturulması için, Telekomünikasyon Kurumunun işlevlerini, fonksiyonlarını izah etmektedir.

Değerli arkadaşlar, ulusal, bölgesel, yerel radyo ve televizyonların frekans bantlarının tespiti için, Türk Telekomünikasyon AŞ Genel Müdürlüğü, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ve ilgili birtakım kuruluşlarca tespit çalışmaları, plan çalışmaları yapılıyor. Bu çalışmalar, Haberleşme Yüksek Kuruluna sunuluyor; orada da olgunlaştırıldıktan sonra, Üst Kurul tarafından, frekans ihalesinin gün tespitine gidiliyor.

Değerli arkadaşlar, bu arada, özellikle Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı Polis Radyosuna ve Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğüne bağlı Meteoroloji Radyosuna frekans tahsisi ücretsiz kılınıyor. Bizim de, buradan bir teklifimiz var; özellikle iletişim fakültelerinde de bu tür yayın çalışmaları yapılmaktadır; iletişim fakültelerinin radyolarına da frekans tahsisinin ücretsiz olması gerekir.

Değerli arkadaşlar, Radyo Televizyon Üst Kurulu Yasası, 1994 yılında çıkarılmış; üzerinden aşağı yukarı 7 yıl geçmiş. İktidarın mantalitesi, anlayışı odur ki; bu yasa, günümüz şartlarında yeterli değildir, ihtiyaca cevap vermiyor, bir tıkanıklık söz konusu. O yüzden, önümüze yeni bir yasa getirildi. Biz, muhalefet olarak diyoruz ki, bu yasa, değil günümüz şartlarına cevap vermek, daha beter medyamızın önünü tıkayacaktır.

Değerli arkadaşlar, şimdi, elimde iki tane yazı var; bunlar hepinizin odasına gelmiştir. Biri, Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin yazısı -milletvekillerinin tümüne göndermişler- bir diğeri, Televizyon Yayıncıları Derneğinin bir yazısı. Televizyon Yayıncıları Derneği, ısrarla, vurgu yaparak, bu kanunun çıkarılması gerektiğini, bu kanunla ülkemizdeki medya hayatının çok daha sağlıklı bir zemine geçeceğini vurgulamaktadır. Oysa, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, özellikle yerel bazda, yazılı ve görsel basının bundan çok etkileneceğini, adeta kıyıma uğrayacağını, bu cezai müeyyidelerin altından kalkamayacağını, Türkiye’de özellikle 21 inci Yüzyılda çok sesliliğin, demokrasinin çok daha olgunlaşması, kemale ermesi gerektiği bir noktada, basın hayatımızın güdük kalacağı noktasında bir anlayış var.

Arkadaşlar, aşağı yukarı on gündür Türkiye’nin gündeminde, Parlamentomuzun gündeminde bu yasa vardır. Biz, burada bir fikir birliği oluşturmuş değiliz. Medyanın kendi arasında bir fikir birliği oluşturulmuş değil. Özellikle biraz önce değerli milletvekilimizin izah ettiği gibi, 29 uncu madde üzerinde ısrarla durulmasının sebebi, geçmişte medyamızın sicilinin çok bozul olduğu yüzündendir.

Türkbankla ilgili ülkemiz geçmişinde bir ihale söz konusu olmuştur. Bu ihale konusunda bir işadamının ifadesi aynen şudur: “Benim bir bankam oldu, sonra işadamıyım, düşündüm ki, bu tür işadamlarının Türkiye şartlarında illâ basına girmesi, medya sahibi olması gerekiyor. Aksi takdirde eziliyor.”

Değerli arkadaşlar, burada dikkat çekilmesi gereken bir başka husus şudur. Özellikle geçtiğimiz altı ay içerisinde, ülkemizde medya sahipleri birer birer, çok da rencide edici bir şekilde, onur kırıcı bir şekilde hapislere girmekte, tutuklanmakta ve ülkemizin adeta altı boşalmakta, havuzun altındaki, dibindeki delik ha bire para kaybetmekte finans kaybetmekte ve ülkemiz de, bugün, bu içinden çıkılmaz hale gelmektedir.

Özellikle 57 nci hükümetin başkanı geçtiğimiz gün 57 nci hükümetin iki yılı hakkında icraatlarını sergileyen bir konuşma yaptı, basını bu konuda bilgilendirdi.

Değerli arkadaşlar, bu çerçeve içerisinde, Parlamentomuzdan 285 yasa geçirmekle övündü; ancak, olayın gerçek yüzü hiç öyle değil, bir yasa geliyor, arkasından o yasa... Mesela, Bankalar Yasası Parlamentoya en az üç defa geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içinde toparlayınız efendim.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) – Vergi yasası yine aynı şekilde. Bu yasaların böyle sık sık gelmiş olması, bugün RTÜK yasasında da olduğu gibi, olayları enine boyuna tartışmamamızdan, kamuoyunun tam oluşmamasından, fikir ayrılıklarından ve o an için, konjonktür icabı, palyatif tedbirlerle, palyatif çözümlerle meseleyi hallettiğimizi zannettiğimizden oluyor. Halbuki, biz, bu konuyu, toplumsal konsensüsle, Parlamentodaki konsensüsle, medyanın kendi arasındaki birlikteliğiyle çözüme kavuştursak, ben inanıyorum ki, çok güzel, sağlıklı bir medya hayatımız olur ve bunun sayesinde, ülkemizde de demokrasi çok daha gelişir, bu vesileyle, kamuoyu doğrudan bilgilenmiş olur, insanlarımız da huzurlu olurlar; ancak, gelin görün ki, ısrarla, inatla... Hükümetin bu tutumunu anlamış değiliz.

Değerli arkadaşlar, özellikle, iktidar partisi gruplarından ısrarla rica ediyoruz, istirham ediyoruz ki, bu yasa tasarısı komisyona geri çekilsin, enine boyuna tartışılsın, bir fikir...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yanmaz.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Balıkesir Milletvekili İlyas Yılmazyıldız; buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika efendim.

 

DYP GRUBU ADINA İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 682 sıra sayılı yasa tasarısının 10 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, bu yasa tasarısında, frekans planlaması tamamlandığı halde, üstelik Bilkent Üniversitesiyle birlikte hazırlandığı halde, 1997’de ve bu yıl 26 Nisan’da ihaleye çıkılacağı belli olduğu halde, bunun, ayrıyeten, tekrar telekomünikasyon kurumuna neden verilmek istendiği hiç net değil. Buradan anlaşılıyor ki, herhalde, bu konunun yeniden düzenlenmesiyle, bu ihaleler yapılsın istenmiyor.

Bakınız, şu kitap herhalde hepinize geldi; Ulusal Program. Şimdi, bu yasa tasarısına baktığımız zaman, bu tasarıyla, bu Ulusal Programa bir kalemde çarpı atmış oluyoruz; yani, bu Ulusal Programı uygulamayacağımızı, Şimdiden bütün Avrupa Birliği üyelerine ilan etmiş oluyoruz; bu ayıptır!

Bakınız, bu programın “görsel-işitsel” bölümünde 3984 sayılı Yasanın bazı hükümleri şu şu Avrupa Birliği müktesebatına uygundur denildikten sonra, daha önemli bir konu var “Radyo ve Televizyon Üst Kurulunda, mevcut aşamada, kurumsal bir değişikliğe ihtiyaç yoktur” deniliyor. Bu programın yayımlanma tarihi 24 Marttır. Üzerinden daha iki ay geçmeden, tümüyle sil baştan yaparsanız, bu kitapta yazılanların hiçbirine kimseyi inandıramazsınız. Onun için, bu tasarı geri çekilmelidir.

Değerli arkadaşlarım -maalesef çok söylendi, bir arkadaşımız da söyledi- bakınız “bu tasarıda bir maddeye takılınıyor” dedi, doğrudur. 29 uncu maddeden vazgeçtiğiniz anda bu yasanın bir anlamı yoktur; çünkü, bu yasaya destek veren bütün patronlar, 29 uncu maddeye, sözde, şeffaflık adına destek vermektedir. Nedir; işte: “Devlet ihalelerine girebilmek için asıl sahipler belli değil, hisseler, odacının, kapıcının, çalışanın üzerine, eğer bu yüzde 25 izlenme oranları gibi izlenme oranları olursa gerçek ortaya çıkacaktır” deniliyor. Şimdi sorarım size; mevcut duruma uymayan bu patronların, yüzde 25 izlenme oranını aştığı zaman, diğer televizyon kanallarındaki hisselerini yine odacılarına, kapıcılarına aktarmayacaklarını nereden biliyorsunuz?! Şeffaflık diye bir şey yok! Önemli olan, bu yasaya uyumun sağlanmasıdır. Bu yasanın amacı, özellikle, zaten medyanın aşırı gücünü denetim altına almak, Maliyeyi kullanarak, bu sözde patronların ne kadar vergi verdiği, bunlara nasıl sahip oldukları soruşturularak, gerçekleri ortaya çıkarmak olmalıdır.

Şimdi, örneğin, sigara içme cezası çıkardık; kulislerde sigara içiliyor diye bunu iptal edelim! Bazıları kaçak haşhaş ekimi yapıyor diye, haşhaş ekimini serbest bırakalım, herkes istediği gibi eksin! Böyle şey olur mu! Doğru çıkan bir yasayı, sözde gerekçelerle uygulamamakta ısrar etmek, bu ülkeye yapılan en büyük ayıptır, yazıktır.

Bu yasa tasarısı, medya patronlarına kıyak yasasıdır; başka hiçbir şey değildir! Bazıları, belli diyetlerden dolayı bunu yapabilirler; ancak, bu kıyak yasasıyla varılacak bir nokta yoktur. Günümüzde, soygunlar kaleşnikovlarla değil, bir yazarımızın bir gazetede belirttiği gibi, teleşnikovlarla yapılmaktadır. TV ve radyo veya gazetelerde baskı altına alınarak, bunlar sağlanmaktadır. Bakınız, bir zamanlar, maç yayınlarıyla ilgili televizyon kanallarının neler yaptığını hatırlayın. Çok sayıda Futbol Federasyonu başkanı, bir sürü iftira ve tehdit üzerine görevini bırakmak zorunda kalmıştır.

Değerli arkadaşlarım, Murphy’nin bir altın kuralı vardı, biliyorsunuz     -bunu, Van Milletvekili Sayın Hüseyin Çelik arkadaşımız sık kullanırdı- “altını olan kuralı koyar.” Maalesef, günümüzde, altın yerine dolar geçiyor. Şimdi, doları olan, herhalde, bu Meclisten yasayı çıkarıyor mu diyelim, çıkaracak mı diyelim?! Bunu, içimize nasıl sindirebiliriz?! Uzaktan birileri dolarları sallıyor “bu 15 yasa çıksın; yoksa, gelmez.” Çatır çatır çıkıyor. Bakıyoruz, yine, belli patronlar teleşnikovlarını sallıyor, bu yasa çıkmazsa, sizin hakkınızda her türlü iftiraya maruz kalıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içerisinde toparlar mısınız.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Devamla) – Bugün, gazetede “vekili koltuğundan eden tasarı” diye yazıyordu. Bir komisyon başkanımız, açıkça tehdit edilebiliyor ve bakıyoruz, açıkoturumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sayın üyeleri açıkça tahkir edilebiliyor.

Bir zamanlar “bize Marx yetmez, Lenin yetmez; Mao Yoldaşın yolundan gidelim” diyenler, ne yazık ki, boynuz kulağı geçer misali, kulağı da geçmişler ve kapitalistlerden daha vahşi kapitalizmi savunur hale gelmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, bu, gerçekten üzücü bir durumdur. Bu yasa tasarısının acilen çekilmesi lazım.

Bakınız, internette ticaret ve hukuksal sorunlar, bilişim ve internet teknolojilerinde cezalar; gelin, bu yasa tasarı ve tekliflerini görüşelim. Gelin,

memur sendikasıyla ilgili konuları görüşelim, gelin, çiftçinin sorunlarıyla ilgili konuları görüşelim. Bu yasa, sadece ihaleleri geciktirme yasasıdır. Daha önce, 27 Aralık 1997 tarihinde yapılacak ihalelerde, yine o zaman bu yasa depreşti; yine ihaleler gündeme geldi, yine depreşti.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yılmazyıldız.

Madde üzerinde 3 adet önerge vardır; önergeleri geliş sırasına göre okutacağım, aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 10 uncu maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 3984 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Emrehan Halıcı Mehmet Şandır   Beyhan Aslan

             Konya              Hatay            Denizli

Hakan Tartan Aydın Ayaydın      Tayfun İçli

               İzmir           İstanbul            Ankara

     Oktay Vural

               İzmir

“Haberleşme Yüksek Kurulu, hazırlanan planı aynen onaylayabileceği gibi, lüzum gördüğü değişikliklerin yapılmasını talep edebilir. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ait radyo ve televizyonlar ile Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yayın yapan Meteoroloji Radyosu, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde yayın yapan Polis Radyosuna ulusal, bölgesel ve yerel, radyo-televizyon bölümleri bulunan iletişim fakültelerine yerel bazda frekanslar ve kanallar ücretsiz olarak tahsis edilir. Kalan televizyon kanal ve radyo frekansları, belli bir plan dahilinde özel kuruluşlara kullandırılmak üzere Üst Kurulca ihaleye çıkarılır. Televizyon kanal ve radyo frekanslarının ne kadarının hangi takvime göre ihaleye çıkarılacağına ilişkin plan Haberleşme Yüksek Kurulu tarafından saptanarak bu çerçevede ihaleye çıkarılmak üzere Üst Kurula bildirilir.”

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayılı tasarının 10 uncu maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.

Ertuğrul Yalçınbayır

Bursa

BAŞKAN – Son önergeyi okutacağım; ancak, bu okutacağım önerge ile biraz önce okuttuğum önerge, aykırılık itibariyle aynı mahiyettedir. İkisini birlikte işleme alacağım.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayılı kanun tasarısında, 3984 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin değiştirilmesini öngören 10 uncu maddenin tasarı metninden çıkarılmasını arz ederiz. 

Ayşe Nazlı Ilıcak        İrfan Gündüz   Mehmet Altan Karapaşaoğlu

           İstanbul                                      İstanbul                   Bursa             

Sait Açba Veysel Candan

             Afyon             Konya

BAŞKAN – Sayın Komisyon, katılıyor musunuz?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet ve Sayın Komisyon katılmıyor.

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Karar yetersayısının aranmasını istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, oylamaya geçilmeden karar yetersayısı istenmez; önce, önergenin gerekçesini dinleyelim.

Buyurun Sayın Ilıcak, gerekçenizi izah edin.

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; mevcut kanuna göre, Üst Kurul, frekans planlaması yapmak ve frekans için başvuran kuruluşlara yayın izni, lisans vermekle yükümlüdür.

Tasarının 10 uncu maddesiyle, RTÜK’ün bu yetkisi elinden alınıyor, mevcut 24 üncü madde kaldırılıyor, yerine başka bir 24 üncü madde getiriliyor.

Frekans planlamasının yapılması, hangi takvime göre bu frekans ihalesine çıkılacağı hususları, telekomünikasyon kurulu ve haberleşme yüksek kuruluna bırakılıyor. Bu frekansların, ne kadarının hangi takvime göre ihaleye çıkarılacağının kararı, haberleşme yüksek kuruluna ait tasarıya göre. Bu çerçeve içinde ihaleye çıkarılmak üzere, Haberleşme Yüksek Kurulu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunu görevlendiriyor. Haberleşme Yüksek Kurulu, aynı zamanda, RTÜK’e verilmiş görevlerin de takibini yürütüyor; dolayısıyla, RTÜK, bir anlamda, Haberleşme Yüksek Kurulunun vesayeti altına giriyor.

Haberleşme Yüksek Kurulunun oluşumuna baktığımızda, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları, Başbakanın görevlendireceği ve onun adına hareket eden bir Devlet Bakanı, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, Genelkurmay Muhabere Elektronik Başkanından oluşuyor. Böyle bir kurumun, hem siyasî etkilere hem de demokratik olmayan etkilere açık olduğu aşikârdır. Dikkatinizi çekmek isterim; Haberleşme Yüksek Kurulu, aynı zamanda, Üst Kurula verilmiş görevlerin de takibini yürütüyor; böylece, müstakil bir otorite gibi Üst Kurulun çalışması, özerk olması engellenmiş oluyor. Ne yazık ki, yine, Meclisimiz siyaseti arka plana atıyor, askerî ve sivil bürokratik yapılanmayı önplana çıkarıyor. Avrupa Birliği normlarına baktığımızda, orada, radyo ve televizyonları denetleyen özel kuruluşlar var; ama, onların tepesinde, millî güvenlik kurulu genel sekreteri veya genelkurmay muhabere elektronik başkanı veya ulaştırma ve içişleri bakanları yok.

Değerli arkadaşlar, RTÜK lisansı yedi yıldır ertelendi. Tam frekans ihalesine çıkılacakken, 26 Nisanda, bazı yayın kuruluşları, yine, yargıdan durdurma kararı aldılar. Aslında, RTÜK, çarçabuk, yeniden bir frekans ihalesine çıkabilirdi; fakat, bu kanun yetkiyi Telekomünikasyon Kurumu ve Haberleşme Yüksek Kuruluna devrettiği için, en az 1 yıl daha frekans ihalesine çıkılamayacak; çünkü, Telekomünikasyon Kurumu dört ay inceleme yapacak, altı ay da Haberleşme Yüksek Kurulu bu frekans planlarını inceleyebilecek, daha sonra da RTÜK’ü görevlendirebilecek. Daha bir iki yıl bu ihale geciktiği takdirde, dijital yayın sistemi geçerlilik kazanacak ve yapılan ihalelerin de hiçbir önemi kalmayacak.

Değerli arkadaşlar, şeffaflık deniliyor. Burada, değerli arkadaşımız Mustafa Verkaya da şeffaflıktan söz etti. Bakın, ben sadece bir örnek vermek istiyorum. Tam da kasım krizinin öncesinde Sabah Gazetesinde yayımlanan bir haber: “Nereden nereye; feryadın yerini güven aldı, on yıl sonrasını görebiliyoruz, işler yolunda.” Bu haberin yayımlandığı 24 Ekim 2000 tarihinden hemen yedi sekiz gün sonra, Türkiye, büyük bir ekonomik kriz yaşadı. Sonra öğrendik ki, meğer, perde arkasında, Etibank’ı kurtarmak için, Etibank’ın hesaplarını kapatmak için hükümetle birtakım pazarlıklar yürütülüyormuş. Dolayısıyla, burada bir şeffaflık söz konusu değil; bunu hepimizin anlaması lazım.

Bakın, ben, bu kürsüde sadece gerçekleri konuştum ve o medya patronlarından korkmadığım için bana en ağır saldırılarda bulunuyorlar; ama, benim için o saldırıların hiçbir ehemmiyeti yok; çünkü, milletimizin teşekkürü ve onların duaları benim için yeter. Şimdi, değerli arkadaşlar, sevgili arkadaşım Musa Uzunkaya biraz önce bundan söz etti. Bakın, bir medya patronunun, Aydın Doğan’ın iki gazetesinde birden... Bunu, ben, sizin vicdanınıza hitap ederek söylemek istiyorum. Eğer, sizin eşiniz, sizin kardeşleriniz böyle bir muameleye maruz kalsaydı ne şekilde davranacaksanız öyle bir tepki göstermenizi rica ederek şu satırları okumak istiyorum: Bana hitaben “şıllık sürtünür, bulaşır, siftinir, her dakika kendisini sorun yapmak ister...” Bu, bir gazetede çıkıyor. Diğer gazetede “tükürseniz kâr etmez, sövseniz kâr etmez; şimdi, kürsüde kusuyor bu yalanlarını...” Bunlar benim için önemli değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Ilıcak, 1 dakika içinde toparlayın efendim.

AYŞE NAZLI ILICAK (Devamla) – Değerli arkadaşlar, ben, mücadelenin içinden gelmiş bir insanım; ama, bu medya terörünü görüyorsunuz. Ellerine ne kadar büyük bir imkân verdiğimizi görüyorsunuz. Elimizdeki bütün kozları teker teker kaybediyoruz değerli arkadaşlar. Ben, burada vazifemi yaparak sizlere sesleniyorum. Gelin, hep birlikte hareket edelim. Bugün bana hakaret ediyorlar; bu, mühim değil. Ben alışığım; çünkü, çok önemli bir mücadeleden geliyorum; ama, yarın, yine, doğruları kürsü masuniyeti içinde burada söylemeye teşebbüs eden arkadaşlar aynı muamelelere, aynı ağır muamelelere maruz kalabilirler. Gelin, el ele verelim. Şeffaflık bir aldatmacadır. Bunlar, bütün gerçeklerin üstünü örterek, banka soygunlarını, devlet ihalesindeki soygunları yürütüyorlar.

O bakımdan, ben, hepinizi saygıyla selamlıyorum ve bu önemli davada el ele bu güçlükleri aşacağımıza inanıyorum. Saygılar sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Ilıcak.

Sayın Yalçınbayır, buyurun.

Süre 5 dakika.

 

 

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi, RTÜK, bağımsız, tarafsız ve özerk bir kurumdur. Biz, kanunların yapılmasında, öncelikle Anayasaya uygunluğu, daha sonra kalkınma planlarına ve daha sonra, giderek -reel politika gereği- ulusal programlara uygunluğunu gözetmek durumundayız. 24 Mart 2001 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Ulusal Programda RTÜK’ün yapısının değiştirilmeyeceğine dair bir hükmün olduğunu, biraz önce, Sayın Yılmazyıldız açıkladılar. Aynı programın 2.1.1 maddesinde, düşünce ve ifade özgürlüğü belirtilmektedir ve bunun gerçekleştirilmesiyle ilgili olarak, ifade özgürlüğünün daha da geliştirilmesine yönelik anayasal ve yasal güvencelerin güçlendirilmesi amacıyla kısa vadede yapılacak işler belirtilmiştir. Bunlar, 312’dir, Terörle Mücadele Kanunu 7’dir, 8’dir ve RTÜK Kanununun temel hak ve özgürlüklerle, düşünce özgürlüğüyle bağdaşmayan maddelerini değiştirmektir ve yine, orada “Basın suçlarının kapsamı ve öngörülen cezalarla ilgili olarak Basın Kanununun gözden geçirilmesi planlanmaktadır” denilmektedir. Yapılan düzenlemeler, bu iki hususa aykırıdır. Ne RTÜK’ün yapısının değiştirilmeyeceğine dair hükme ne de düşünce ve ifade özgürlüğünün gerçekleştirilmesiyle ilgili taahhütlere uygunluk arz etmektedir.

Değerli milletvekilleri, 3984 sayılı Yasanın 8 inci maddesi, görsel, işitsel iletişim alanında temel teknik düzenleme ve buna bağlı olarak gerekli izinleri verme ve bunları denetleme görevini RTÜK’e vermiştir. Buna göre, RTÜK, frekans planlaması yapmak, başvuran kuruluşlara yayın izni ve lisansı vermek ve bu frekansların bir kısmını TRT kurumuna tahsis etmek ve aynı alanda diğer izinleri vermek ve bunları denetlemekle görevlidir.

Bu kuraldan sarfı nazar edilerek, RTÜK’ün bağımsızlığını zedeleyecek biçimde yeniden yapılandırılma söz konusudur. Devreye Telekomünikasyon Kurulu ile Haberleşme Yüksek Kurulu sokulmaktadır. Bu kurulların atanma prosedürüne bakıldığında, bu kurullar yürütmeye bağlıdır. Yürütmeye bağlılık, bağımsızlıkla, tarafsızlıkla ve özerklikle bağdaşmaz.

Hatırlayınız, bu Meclisin ilk kanunu, Anayasanın 143 üncü maddesindeki DGM’lerde görevli bulunan asker kişilerin Anayasadan çıkarılmasıydı. O, bir prosedürün gereği idi. Atanma usulündeki hukuka aykırılık, evrensel hukuka aykırılık ve bağımsızlıkla ilgiliydi. Şimdi, siz, yine, bağımsızlıkla çelişen bu iki kurulu devreye sokmaya çalışıyorsunuz.

Frekans planlaması, yayın izni kadar önemli olan bir hadisedir. Böylesine bir konuda RTÜK’ün devre dışı bırakılması, bağımsız otoriteyi sarsacak bir konudur. Ayrıca, birçok kurulun devreye girmesi, bir karmaşayı da beraberinde getirecektir; muhatapları bakımından da karmaşayı beraberinde getirecek, görev ve yetki bakımından da bir karmaşayı beraberinde getirecektir.

Bu arada şunu belirtmek istiyorum: Bugün, bazı basın organlarında yer alan eski komisyon başkanının tehdit edildiği doğru değildir. Herhangi bir tehdit değil, belki, olsa olsa tespit yapılmıştır. Ben, konunun, yeterince müzakere edilmediğini, özgürlükçü bir anlayışla, demokratik ve katılımcı bir anlayışla hazırlanmadığını ifade ediyor, tasarının geri çekileceği umudumu belirtiyor; saygılar sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 10 uncu maddesiyle değiştirilmesi öngörülen 3984 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Emrehan Halıcı (Konya) ve arkadaşları

 

 “Haberleşme Yüksek Kurulu, hazırlanan planı aynen onaylayabileceği gibi, lüzum gördüğü değişikliklerin yapılmasını talep edebilir. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna ait radyo ve televizyonlar ile Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yayın yapan Meteoroloji Radyosu, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde yayın yapan Polis Radyosuna ulusal, bölgesel ve yerel, radyo-televizyon bölümleri bulunan iletişim fakültelerine yerel bazda frekanslar ve kanallar ücretsiz olarak tahsis edilir. Kalan televizyon kanal ve radyo frekansları, belli bir plan dahilinde özel kuruluşlara kullandırılmak üzere Üst Kurulca ihaleye çıkarılır. Televizyon kanal ve radyo frekanslarının ne kadarının hangi takvime göre ihaleye çıkarılacağına ilişkin plan Haberleşme Yüksek Kurulu tarafından saptanarak bu çerçevede ihaleye çıkarılmak üzere Üst Kurula bildirilir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Ekseriyetimiz yoktur; katılamıyoruz.

BAŞKAN – Takdire bırakıyorsunuz...

Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Katılıyorsunuz...

Evet, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

 

 

BAŞKAN - Maddeyi oylarınıza sunacağım; ancak, 10 uncu maddenin oylanması sırasında toplantı yetersayısının olup olmadığına ilişkin bir istem var; istemde bulunan arkadaşların Genel Kurul salonunda hazır bulunup bulunmadıklarını arayacağım:

Sayın Lütfi Yalman?.. Burada.

Sayın Eyüp Fatsa?..

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Tekabbül ediyorsunuz.

Sayın Nazlı Ilıcak?.. Burada.

Sayın Yahya Akman?.. Burada

Sayın Mehmet Elkatmış?.. Burada

Sayın Ahmet Sünnetçioğlu?..

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Toprak tekübbül ediyor.

Sayın Nezir Aydın?.. Burada

Sayın Rıza Ulucak?.. Burada

Sayın Zeki Çelik?.. Burada

Sayın Musa Uzunkaya?.. Burada

Sayın Fethullah Erbaş?.. Burada

Sayın Nurettin Aktaş?.. Burada

Sayın Veysel Candan?.. Burada

Sayın İsmail Alptekin?.. Burada

Sayın Azmi Ateş?.. Burada

Sayın Musa Demirci?.. Burada

Sayın Remzi Çetin?.. Burada

Sayın Mehmet Çiçek?.. Burada

Sayın Akif Gülle?.. Burada

Sayın milletvekilleri, yoklama talebinde bulunan bu 20 arkadaşımız cihaza girmesinler.

Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için 3 dakika süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini; bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen arkadaşlarımızın, yoklama için öngörülen bu 3 dakikalık süre içinde yoklama pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı yoktur.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Sayın Başkan, 17.15 uygun efendim.

BAŞKAN – Saat 17.25’te toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

                                                             Kapanma Saati: 17.08

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.25

BAŞKAN: Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER: Mehmet BATUK (Kocaeli), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

 

Y O K L A M A

 

BAŞKAN – Toplantı yetersayısının olup olmadığına ilişkin bir istek vardı; o isteği yerine getiriyoruz ve yoklama için 3 dakikalık süre vereceğim.

Bu süre içerisinde sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen arkadaşımız olur ise, aynı süre içerisinde, yoklama pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyor ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır.

Görüşmelere devam ediyoruz.

 

 

 

- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/705) (S. Sayısı: 682)------(Devam)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet hazır.

10 uncu maddenin oylanması işleminde kalmıştık.

Bu konuda bir redaksiyon...

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Maddenin dördüncü paragrafının beşinci satırının sonunda “Yayın ile...” ifadesinden sonra “ilgili” kelimesi unutulmuş.

BAŞKAN – O redaksiyon yetkisiyle birlikte 10 uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 10 uncu madde kabul edilmiştir.

11 inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 11. – 3984 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Yeniden iletim

Madde 26. – Bu Kanuna aykırı olmamak kaydıyla, süreklilik arz etmeyen yayınların iletim ve yeniden iletimi serbesttir. İletim ve yeniden iletimin usul ve esasları Üst Kurulca düzenlenen yönetmelikle belirlenir.

Yeniden iletimi yapılan yayınlarla ilgili olarak Üst Kurula bilgi verilir.

İletim ve yeniden iletim yoluyla yapılan yayınlar hakkında, 25 ve 33 üncü madde hükümleri saklıdır.”

BAŞKAN – 11 inci maddeyle ilgili olarak Fazilet Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Eyyüp Sanay konuşacaklardır.

Buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

 

 

FP GRUBU ADINA EYYÜP SANAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz RTÜK Yasa Tasarısının 11 inci maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Elbette, bu görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının olumlu yanları da var, tamamen, hepsi olumsuz değil. Bu olumlu yanlarından biri de bu 11 inci maddedir; çünkü, daha önceki 26 ncı maddede, yeniden iletime izin verilmezken, yeni yapılan 11 inci madde değişikliğiyle yeniden iletime fırsat verilmekte ve izin çıkmaktadır. Bu madde, yeniden iletimi sürekli olmayan yayınların, tekrar, yeniden yayınlanabilmesi imkânı veren bir maddedir. ancak, tabiî, burada, ister istemez, tasarının birçok tutarsızlığının yanı sıra ve hatta, ısrarla, özellikle 29 uncu madde üzerinde ağırlıkla durulmasına rağmen, böyle olumlu bir maddenin bu tasarıya konulması da hakikaten kuşkuları artırmaktadır. Bu madde, daha önceki kanunla yeniden iletim yasaklandığı halde, izin verilmediği halde, sanki, âdeta, 29 uncu maddenin geçirilebilmesi için, rüşvet kabilinden verilen bir madde gibi geliyor insana; çünkü, tasarının diğer maddelerine baktığımız zaman, burada bir tutarsızlık görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu tasarı çok önemli bir tasarıdır; çünkü, çağımız, bilgi toplumu ve aynı zamanda iletişim çağıdır; bilgi toplumunun temelini de iletişim teşkil eder. Bilgiye ulaşabilmek iletişimden geçer ve iletişim araçlarının yoğunlaşması, çoğalması bilgi toplumuna ulaşmayı, hem de ucuz yoldan ulaşmayı kolaylaştırır. Küreselleşmenin, globalleşmenin yolu da iletişim araçlarından geçmektedir. Bu sebeple, üzerinde görüştüğümüz bu tasarının sadece ekonomik yönüne bakarak, birtakım fırsat ve imkânlar hazırladığının düşünülmesi çok önemlidir; ancak, bunun yanı sıra, bu tasarı kanunlaştığı zaman, ileride, toplumumuza nelere mal olabileceğini, ekonomik yönden, siyasal yönden, kültürel yönden bize neler getireceğini çok dikkatli bir şekilde düşünmek mecburiyetindeyiz; ama, görüyorum ki, özellikle, iktidara mensup partilerin milletvekili arkadaşlarımız -çıkıp burada bizi ikna etmeleri gerekirken- susmak suretiyle, âdeta, bizim dediklerimizi doğru kabul eder gibi “ama mecburuz, ne yapalım, ellerimizi müspet yönde kaldırmak zorundayız” der gibi bir tavır içindeler; çünkü, bizde bir söz var, sükût ikrardan sayılır. Halbuki, eğer, biz burada milleti temsil ediyorsak -ki milleti temsil ediyoruz- egemenlik de bilakaydüşart milletin olduğuna göre, milletimizin egemenliğini,milletimizin geleceğini ipotek altına alamayız bu yasalarla. Bu yasa tasarısından, herkes, âdeta şikâyetçi. Bu yasa tasarısı, bir nevi, Nasrettin Hocanın deyimiyle, bazılarını tamamen serbest bırakıyor, bazılarını da yasaklıyor, taşları ise bir nevi bağlıyor.

Yeni RTÜK Yasa Tasarısı hakkında, bakınız, neler deniliyor: Televizyoncular ve Meslek Birliği Genel Sekreteri “3984 sayılı Mevcut RTÜK Yasasını aratacak bir tasarıyla karşı karşıya olduğumuzu” söylüyor.

Yine, iletişim kongresinin düzenleyicilerinden Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ersan İlal, RTÜK Yasası gibi çok önemli düzenlemeler gerçekleştirilirken işin uzmanlarına hiç danışılmadığından yakınıyor.

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ise, Meclisten alelacele çıkarılmak istenilen bu yasanın, daha sonra, yeniden ele alınmak zorunda kalınacağını belirtiyor.

Türkiye Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu ise, bu yasa tasarısıyla ilgili olarak şunları ifade ediyor: “Devlet ihaleleri karşılığında basın özgürlüğünün satın alınması amaçlanmaktadır” dedikten sonra şöyle devam ediyor “radyo ve televizyon sahibi sermaye gruplarına devlet ihalelerine girmek kapısının açılması çok tehlikeli bir yolun başlangıcı olacaktır.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sanay, konuşmanızı, 1 dakika içerisinde toparlayınız efendim.

Buyurun.

EYYÜP SANAY (Devamla) – “Tasarı yasalaştığı takdirde, tekelleşmeye olanak sağlayacak, medya sahiplerinin çıkarlarına uygun yayıncılığa, dolayısıyla yeni iç sansür uygulamalarına yol açacaktır. Böyle bir tasarının yasalaşması halinde, medya sahiplerinin, Parlamentonun ve devletin üzerinde mutlak ekonomik ve siyasal bir güç haline gelmesi kaçınılmaz olacaktır” denilmektedir.

 Değerli milletvekilleri, madem ki, bizi dinlemiyorsunuz, keşke, onları; yani, biraz önce bahsetmiş olduğum ilim adamlarını, meslek kuruluşlarını, uzmanları, sahanın elemanlarını dinleseydiniz de, Avrupa’yı ve dünyayı dinleseydiniz ve hiç değilse, böylece, Avrupa Birliğine girmeye uğraştığımız bugünlerde, gerçekten Avrupa Birliğinin de kabullenebileceği bir yasa çıkarsaydık. Burada sadece şeffaflıktan bahsetmek yeterli değildir; ileride bize ağıra mal olabilecek sakıncaları da çok dikkatli şekilde izlemek zorundayız.

Bütün üyeleri saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Sanay.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Gaziantep Milletvekili Sayın İbrahim Konukoğlu. (DYP sıralarından alkışlar)

Sayın Konukoğlu, süreniz 5 dakika.

Buyurun.

 

 

DYP GRUBU ADINA İBRAHİM KONUKOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 11 inci maddesi üzerinde Doğru Yol Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, millî iradenin temsil edildiği bu Yüce Meclisten, ne yazıktır ki, son günlerde iktidar partilerine mensup pek çok arkadaşımızın bile içine sindiremediği Anayasaya aykırı, demokratik devlet ilkeleriyle bağdaşmayan tasarılar iktidar partilerinin dayatmasıyla süratle kanunlaşmaktadır. Bu tasarı da, Genel Kuruldan öncelikle ve ivedilikle görüşülerek geçirilmek istenen bir tasarıdır ve ne yazıktır ki, Anayasaya ve hukuk devleti ilkelerine aykırılıklar taşımaktadır.

Bu kanunla, iletişim özgürlüğü alanında önemli bir gücün hukukî çerçevesinin düzenlenmesi gerekirken, aksine, medyanın, devletle, ihale, taahhüt ilişkisine girebilmesinin önü açılmaktadır. Özel radyo ve televizyon kanallarının yasallaşmasıyla geçen süreç içerisinde tespit edilen olumsuzlukların giderilmesini amaçlayan, Avrupa Birliği normlarına uygun bir yasal düzenlemenin yapılamamış olduğunu görmekteyiz.

İktidar sıralarında oturan değerli milletvekilleri, ülkemiz, cumhuriyet tarihinin en zor ve sıkıntılı döneminden geçmektedir; vatandaşımız, siyasî ve ekonomik krizin etkisiyle evine ekmek götüremez hale gelmiştir. Yaşanan tüm bu sıkıntılara çözüm getirmek yerine, sıkıntıların daha da artmasını körükleyen birtakım kişi ve kuruluşları kayırıcı yasalar çıkarmak bu Meclisin görevi değildir.

Tarım sektöründe buğday ve arpa hasadının başladığı bugünlerde ne yazık ki, çiftçilerimiz, açıklanan ürün taban fiyatının düşüklüğünden dolayı sıkıntı içerisindedir; esnafımız kepenk kapatmak zorunda kalmış, çalışanlarımızın mağduriyetleri ise katlanarak artmıştır. Türkiye’nin içine düştüğü bu sıkıntılardan kurtaracak yasal düzenlemeleri yapmak yerine, medyada kartelleşmeyi yasallaştırma çabalarını anlamak mümkün değildir.

Bu tasarıyla, RTÜK üyelerinin belirlenmesi ve denetlenmesi Yüce Meclisin elinden alınarak siyasî iradeye bağlanmaktadır, büyük sermayenin medyayı yönlendirmesi sağlanmaktadır. Bu da, medyanın siyasî iradeyi, siyasî iradenin ise medyayı yönlendirmesiyle medya devletinin oluşumunu sağlayacaktır, toplumun doğru ve özgün haber alma hakkını yok edecektir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla, Türk medyasındaki tekelleşme olgusu ivme kazanacak, medya zaman içinde kontrol edilemez bir güç haline dönüşecektir; radyo ve televizyon sahiplerinin devlet ihalelerine girmelerinin önündeki tüm engeller de ortadan kaldırılmak istenmektedir. Böylece, yayın kuruluşları, medya güçlerini ihaleleri kazanmak için kullanabilecektir. Günümüzde bazı medya kuruluşları, zaten kendilerini yasamanın da yürütmenin de yargının da üstünde bir güç olarak görmektedir. Yüce Meclisin önüne getirilen bu tasarıyla, medyanın mevcut gücünün dizginlenmesi için gereken düzenlemelerin yapılması yerine, mevcut medya patronlarının daha da güçlenmesine katkı sağlamak bu Meclisin işi değildir. Ulusal düzeyde yayın yapan televizyon kanalları koruma altına alınırken, Anadolu’da çok zor koşullar altında yayın faaliyetini sürdürmeye çalışan yüzlerce televizyon kanalı, getirilen ağır para cezalarıyla yok edilmek istenmektedir.

Basın özgürlüğünden, halkın, doğru, çarpıtılmamış, özgür haber alma hakkı anlaşılmalıdır. Bu hükümetin bir sayın bakanının “medyanın tehdit ve terörü siyaseti ve bürokrasiyi kilitledi” ifadeleri, basın özgürlüğü adı altında ülkemizin bugün geldiği noktayı açıkça göstermektedir. Türk medyası artık teşvikle, kredilerle, devlet imkânlarıyla değil, milletine dayanarak ayakta durmayı öğrenmelidir.

Üzerinde söz aldığım bu maddeyle, bir televizyon kanalında yayınlanan programın yeniden başka bir televizyon kanalında yayınlanması sağlanmaktadır. Mevcut hüküm bunu yasaklıyordu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Konukoğlu, 1 dakika içinde toparlar mısınız.

Buyurun.

İBRAHİM KONUKOĞLU (Devamla) – Şimdi bu serbest bırakılmaktadır. Bu, bütçesi sınırlı yerel televizyonlar için faydalı olabilir.

Bu kanun tasarısında çok az olumlu; ancak, fazlasıyla olumsuz maddeler vardır. Anadolu’daki yüzlerce yerel televizyon kanalı bu tasarıyı endişeyle izlemektedir.

Biz, Doğru Yol Partisi Grubu olarak, bu tasarıya karşıyız. Ülkemiz için gelecekte büyük sıkıntılara yol açacağını düşünüyoruz. Yüce Meclisin değerli milletvekillerinin bu kanun tasarısına gerekli cevabı vereceği umuduyla Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Konukoğlu.

Madde üzerinde 3 önerge vardır; önergeleri geliş sırasına göre okutacağım, aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin “iletim ve yeniden iletim usul ve esasları Üst Kurulca en geç üç yıl içerisinde düzenleyecekleri yönetmelikle belirlenir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Cevat Ayhan           Mustafa Niyazi Yanmaz

                 Van           Sakarya          Şanlıurfa

                                           

Şeref Malkoç Mahmut Göksu    Lütfi Yalman

           Trabzon        Adıyaman             Konya

 

       Şükrü Ünal

        Osmaniye

BAŞKAN- Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 11 inci maddesi ile değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Lütfi Yalman   Yahya Akman

                 Van             Konya          Şanlıurfa

 

Mustafa Geçer Veysel Candan        Zeki Ünal

              Hatay             Konya          Karaman

 

Akif Gülle Özkan Öksüz   A. Veli Seyda

           Amasya             Konya              Şırnak

 

Cevat Ayhan Şeref Malkoç Mahmut Göksu

           Sakarya           Trabzon        Adıyaman

BAŞKAN- Diğer önergeyi okutuyorum:

Okutacağım bu son önergeyle, biraz önce okuttuğum önerge aynı mahiyettedir; okutup, işleme alacağım.

Sayın Başkanlığa

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının 11 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını saygılarımızla arz ederiz.

Kamer Genç Mustafa Örs    Ramazan Gül

            Tunceli             Burdur            Isparta

 

Mehmet Sadri Yıldırım  Ayfer Yılmaz

         Eskişehir                 İçel

BAŞKAN- Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN GÜVEN (İçel)- Katılmıyoruz.

BAŞKAN- Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel)- Katılmıyoruz.

BAŞKAN- Sayın Genç, buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

Bu üçüncü önergeyi tek başına işleme alıyoruz; çünkü farklılık varmış.

KAMER GENÇ (Tunceli)- Öteki, son fıkranın kaldırılmasını istiyor.

BAŞKAN- Evet, son fıkraymış; sizinkini müstakilen işleme alıyoruz; buyurun.

 

KAMER GENÇ (Tunceli)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; RTÜK Kanunuyla ilgili getirilen tasarının 11 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılması için önerge verdim. Bunun yürürlükte olan hükmü, yeniden iletişim yasağıdır. Burada, yeniden iletişimin, bazı, yeni birtakım imkânlara, yeni yayın için bazı kurallar getirilmişti; bu kurallar buradan kaldırılıyor.

Tabiî, bu kanun enine boyuna tartışılmadığı için, niye kaldırılıyor?.. Mesela, paralı spor yayını yapan televizyon kanalları var. Bunlar, bundan sonra, farz edelim ki, birinci devresi bir maçın bitti, yeniden iletim yasağını kaldırdıktan sonra, hemen ikinci devreye geçince, diğer televizyonlar onu paralı eğer yayınlıyorsa ki, yayınlayabilecek midir?

Kanun, tabiî, enine boyuna tartışılarak gelmediği için, çok aceleyle geldiği için, bence yerinde bir uygulama değil, yerinde bir metin değil. Yani, yürürlükte olan 3984 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin bu şekilde değiştirilmesiyle yeniden iletişim yasağı ortadan kalkıyor, yalnız, 33 üncü madde kalıyor; ama, bunlar da o amacı sağlıyor mu, sağlamıyor mu belli değil.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarısını burada müzakere ediyoruz, ama, bu kanun tasarısı iktidar grubu tarafından yanlış anlaşılıyor. Şimdi, düşünebiliyor musunuz, ben, hem bir gazetenin patronuyum, hem bir televizyonun patronuyum, hem de bir bankanın patronuyum. Bu durumda ben beğenmediğim her şeyi yapabilirim.

Şimdi, bir basın patronu devlet ihalelerine girecek, ihalelere girdiği zaman, acaba, hangi bürokrat bu basın patronunun ihale isteğini geri çevirebilir, ihaleyi aldı, yine, hangi teknik eleman bu basın patronunun şişirilmiş istihkaklarını kesebilir. Yine, ben basın patronuyum borsaya giriyorum, bir sabah “şu kağıt çok kıymetlidir” diye korsan bir haber yazdım, ondan sonra millet hücum etti, hemen ertesi gün tersine bir haber... Bunlar oldu geçmişte ve insanlar büyük zarar gördü.

Biraz önce Mustafa Bey konuştu. Mustafa Bey, çok saygı duyduğum bir arkadaşımdır, hatta bir gün televizyon programında ismimden iyi bahsetti, kendisine teşekkür ediyorum buradan; fakat olayı bana göre yanlış anlattınız Mustafa Bey. Şimdi, diyorsunuz ki, “efendim, 29 uncu madde...” 29 uncu maddede şeffaflık getirilmiyor. 29 uncu maddede, bugün yürürlükte olan maddede deniliyor ki, bir kişi bir televizyon kanalının sermayesinin yüzde 10’undan fazlasına sahipse, bu kişi devlet ihalelerine girmesin.

Şimdi, bugünkü basın patronlarının bir kısmı hile yapıyor, adamın yüzde 50 sermaye grubu var, getiriyor yüzde 5’ini birisine veriyor, yüzde 8’ini birisine veriyor, yüzde 9’unu birisine veriyor. Şimdi, burada önemli olan şu: Burada önemli olan, basın patronu müteahhitlik yapacak mı, ihalelere girecek mi, borsada oynayacak mı? Bunu getiriyoruz.

Değerli milletvekilleri, bakın, bu memleketin bu kadar büyük ekonomik krize girdiği bir dönemde 100 küsur maddelik Avukatlık Kanununu çıkardık 20 000 avukatın ekonomik durumunu düzeltmek için; ama, bizi ilgilendiren 20 000 avukat mı, yoksa 65-70 milyon insan mı? Bu kanunla da 8-10 basın patronunun önündeki engelleri kaldırıyoruz.

Bakın, ben, geçen gün, 19 Mayısta New York’a gittim, kendi imkânlarımla, Türk yürüyüşüne katıldım; bir tek gazetede yer almadı. Niye; çünkü, belirli kişiler bizi bu kimlikte görmek istemiyorlar, bizim özümüzü başka göstermek istiyorlar. Çünkü, biz, Türk Halkının, Türk Milletinin sahip olduğu millî duyguları, düşünceleri her zeminde dile getiriyoruz, bunların hoşuna gitmiyor. Niye gitmiyor; çünkü, biz, bunların, işte, yaptığı suiistimalleri dile getiriyoruz, aldığı haksız kredileri dile getiriyoruz ve bunlar, bizi bitirmek için her türlü tedbirin içinde. Yarın, seçim arifesinde de bizlere en büyük iftiraları atacaklar. Ben, bundan da çekinmiyorum; ama, bu kanun çıktığı zaman, Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkacak hükümetin ve dürüst çalışan milletvekilinin imkânı yok basın patronları karşısında kişiliğini, kimliğini korumasının.

Değerli milletvekilleri, bakın, sizden önce, 2 dönem, parlamentoda bu kanun reddedildi; bunlar söylendi; uygulamaya bakmak lazım. Basın patronu elbette ki kendisini düşünür, köşe yazarları kendisini düşünür... Bu kadar ideal düşünen bu basın patronları, köşe yazarlarının bazıları, patronları, bankaları dolandırmış hâlâ içeride; ama, onlar öyle yiğit, öyle dürüstçe, öyle şeyler yazıyorlar ki!..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içinde toparlar mısınız...

KAMER GENÇ (Devamla) – Yahu, arkadaşım, demezler mi ki, sen, evvela, başkasına laf atarken bir bak bakalım arkanda ne var, ne ayıplar var?! Demezler mi; derler.

Bundan sonra, bu kanunlar çıktıktan sonra, bakın, inanmanızı istiyorum, siyaset yapmak, namuslu insanların işi olmaktan çıkar. Devleti yönetmenin, devlette basiretli bir denge oluşturacak, özellikle, belirli konularda sağlıklı, ülke yararına, halk yararına karar almanın olanakları ortadan kalkacak; artık, geçmişte, bir basın patronunun, bir Başbakanı pijamayla karşıladığı gibi, belki Başbakanlar, bakanlar, basın patronlarının villalarına özel çağrılacaklar ve orada talimat verilerek, Türkiye yönetilecek; bunları bilmenizi istiyorum.

Biz, burada, muhalefet yapmıyoruz değerli milletvekilleri. Bu ülke hepimizin. Bu ülkeyi, bakın, çok zor duruma düşürdük; bunu, tabiî, burada konuşma imkânımız olmadığı için, başka önergelerde de söz hakkı var; onlarda daha bazı ciddî şeyler söyleyeceğim. Ben, burada, siyaset yapmıyorum, Türkiye’nin geleceğini koruyorum; takdirlerinize bırakıyorum.

Saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi, oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Müteakip önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

       Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Candan. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakikadır.

VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, bir tasarıyı müzakere ediyoruz; bir de, ülkenin profiline baktığımız zaman, Türkiye’de, bir medya kuruluşu, daha sonra bir banka kurma izni, arkasından devlet ihaleleri, sonra bu ihaleleri almak için şantajlar ve daha sonra yönlendirme ve daha sonra Parlamentoda dayatmayla bir yasa çıkarma... Şimdi, banka özelleştirmesinden tutuklu birtakım medya patronları; Dinç Bilgin, Cavit Çağlar, vesaire...

Bu hafta bu tasarı görüşülmeye başlanırken, medyayı takip ettiğimiz zaman, enteresan gördüğüm bir haber var; yani, bir yerde, hükümeti de tehdit ediyor, birtakım olayları yarım vererek, ha, bak, bunun da arkası gelecek diyor.

Şimdi “Siyaset-Medya İlişkisi” adında Milliyet Gazetesinde çıkan bir haberden bahsedeceğim. Burada, beyaz enerji soruşturması gündeme getiriliyor; sanıklardan Devlet eski bakanı Birsel Sönmez ile ANAP Genel Başkan Yardımcısının bir özel telefon görüşmesini gündeme getiriyor. Bunu şunun için vermeye çalışacağım: Yani, burada, acaba, şantajla, tehdit altında, “sonra, başka şeyler getireceğiz yoksa, bu yasayı çıkarın mı” deniyor.

Şimdi, bu görüşmeler devam ederken, Sönmez özetle diyor ki: “Bak, güzel kardeşim, biz bir tasa kaşık sallamış insanlarız –Genel Başkan Yardımcısına söylüyor- bu bürokratları kurtaramazsak –rüşvet iddiasıyla gözaltına alınan bürokratları söylüyor- ANAP’ın çevirdiği bütün dümenler ortaya çıkar.” Akarcalı, orada “millet malı götürüyor, biz hukuk dediğimiz zaman parti zararı yok –Sayın Genel Başkan Yardımcısı gayet hukukî bir davranışta bulunuyor- çıksın bütün pislikler, parti, asıl bunlar gizlendiği için zarar görüyor...” Bu cümlelere baktığımız zaman, parti, bir şantajla ve beyaz enerjinin sonunda, bu bürokratlar kurtarılmazsa, bir tehlikeye doğru gidildiğini söylüyor. Şimdi, bunu aldıktan sonra, bunu bir tarafa bırakıyoruz. ANAP sözcüsü arkadaşımın konuşmasında, çok önemli, buna bağlı sözler var.

MHP’li arkadaşım dedi ki: “Efendim, siz bir madde üzerinde duruyorsunuz.” Size bir madde daha söyleyeyim madem, iki olsun. Borsada bir işlem yasağı kaldırılıyor, medya patronlarına bu uygulamada. Deniliyor ki, işte, bir medya patronu borsada işlem yapamaz. Bakın, bu yasak varken ne oluyor Türkiye’de?.. Bir banka patronu, Yaşarbank patronu Ali Balkaner -Yurtbank’ın sahibidir, el konan bankalardandır- Milliyet Gazetesinin hisselerini satın alıyor. Satın aldığı zaman, bu hisseler iki ayda yüzde 715 artıyor; aynı dönemde, borsa, yüzde 12,5 artıyor. Bu artış değerleri, aynı firmanın, yani, Milliyet Grubunun Born Holding, ülke dışındaki şirketleri tarafından satın alınıyor ve ertesi günü, bütün hisseler, Prodüksiyon Bank’a satılıyor. Yani, burada, spekülatif amaçla, takribi 500 milyar liralık bir oyun oynanıyor ve enteresandır, hisse senedinin iki ayda artan değeri yüzde 715.

Değerli milletvekili arkadaşıma şimdi şu soruyu soruyorum: Yasak olduğu halde yüzde 715’le spekülatif hareketler yapanlar, yasağı kaldırdığınız zaman ne yapacaklar?!

Şimdi, deminki örneğe dönüyorum: Bu özel telefon görüşmesini yarım olarak verip de, arkasından bunun devamı gelecek mantığıyla hükümet ortaklarını tehdit edenlere, siz, banka kurma izni veriyorsunuz ve onların ihalelere girmesi de serbest olsun diyorsunuz. Bir milletvekili arkadaşım da diyor ki, niye böyle bir tek konunun üzerinde dönüp dönüp duruyorsunuz? Aslında, Türkiye’nin iki konusu var; bir tanesi ekonomi, bir tanesi yolsuzluk, usulsüzlük, hırsızlık...

Şimdi bunları söyledik, buradan gitmeden odamıza bir faks geliyor, siz bunları nasıl söylüyorsunuz, bunlar, şöyledir, böyledir... Bir milletvekili arkadaşımızla ilgili de, bir hafta içerisinde, arka arkaya çok yakışıksız yazılar yazılıyor. Bu milletvekili arkadaşımız, burada çıkıyor, hakkını savunuyor; ama, bakıyoruz, bir milletvekilimiz veya Meclis Başkanlığımız çıkıp milletvekilimizin hakkını savunmuyor.

Değerli arkadaşlar, bu Parlamentoda bulunan milletvekilleri kendi haklarını savunmaz. Dolar ve sermaye çevrelerinin emrine girerse, bu tür haberleri, daha çok, daha kötüsü...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içerisinde toparlayınız Sayın Candan.

VEYSAL CANDAN (Devamla) – Peki, biz, tasarı boyunca, burada neyi söylemeye çalışıyoruz veya nede ısrar etmeye çalışıyoruz? Sermayeye karşı filan değiliz, televizyon patronlarına filan da karşı değiliz; ama, bir şeye karşıyız; o bulundurdukları güçleri, ülkenin millî menfaatlarının aleyhine; yani, millî değerlerimizin aleyhine, ekonominin aleyhine kullanmalarına, yani, fakir fukaranın hakkının gasp edilmesine karşıyız. Burada, baştan beri, bütün maddelerde ısrarla söylediğimiz bu. Onun için, ben, ısrarla tekrar söylüyorum ki, bu tasarı, bu hükümetçe mutlaka geri çekilmelidir.

Saygılarımla. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Candan.

Sayın Candan, şunu söyleyeyim: Meclis Başkanlığımız, bu tür yayınlarda hakları rencide olan arkadaşlarla ilgili bir büro oluşturdu; milletvekili arkadaşlarımız o büroda gerekli yardımı alabilirler.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin “iletim ve yeniden iletim usul ve esasları Üst Kurulca, en geç üç yıl içerisinde düzenleyecekleri yönetmelikle belirlenir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                           Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Komisyon ve Hükümet önergeye katılmıyor.

Sayın Erbaş?..

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Lütfi Yalman konuşacaklar.

BAŞKAN – Sayın Yalman, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 682 sıra sayılı yasa tasarısının 11 inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, üç gündür, burada, RTÜK tasarısıyla ilgili, farklı siyasî partilerden arkadaşlarımız, hem grupları adına hem şahısları adına hem önergeleri üzerinde sözler aldı. Bu sözlerde çok farklı şeyleri ifade ettiler; ama, maalesef, istenilen netice alınamadı, hasıl olamadı gibi bir düşünce var bizde.

Hepimizin bildiği gibi, bir toplumda çoksesliliğe ihtiyaç vardır. Ülkemizde çoksesliliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır. Yani, farklı düşüncelerin konuşulmadığı toplumların ilerlemesine imkân yoktur; ama, mevcut yasa tasarısıyla ortaya koyduğumuz tavır, mevcut yasa tasarısında ortaya koyduğumuz cezaî müeyyideler çoksesliliğin, çok farklı görüntülerin tamamen kapatılmasına taalluk ediyor. Yani, belki bir ay, iki ay, üç ay içerisinde değil ama, bir yılın içerisinde, çok sayıda radyonun, çok sayıda televizyon kanalının, yerel bazdaki kanallar da dahil, kapatıldığını görürsek, şaşırmamak gerekir. Böyle bir şeye alet olmamamız lazım.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, bu yasa tasarısında, saydamlık, şeffaflık gerekçe gösteriliyor. Bu gerekçe altında, aslında, var olan sermaye çarpıklığı ve bazı çarpıklıkların yasalaştırılması isteniliyor. Yine, bazı gazetelerde kullanılan ifadeler üzerinde durarak söylüyorum, kanalımın sahibini öğrenmek istiyorum bahanesiyle, bir tek patronun birden fazla televizyon kanalına veya radyo kanalına sahip olmasına imkân hazırlıyoruz.

Bu yol, gelecekte, medyada bir tekelleşmeye, bir tröstleşmeye sebep olacak ve buna resmî bir zemin hazırlayacaktır; adeta, birkısım medya patronlarının gücü, beraberinde dukalığı getirecektir. Şu anda mevcut tekelleşme çabalarının olduğunu hepimiz biliyoruz. Zaten, belli bir noktada, tekelleşme noktasında da mesafe alınmış durumdadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, âdeta, böyle bir kanunsuzluğa, böyle bir hukuksuzluğa yasal kılıf hazırlamakla meşgul.

Değerli arkadaşlarım, hepimizin bildiği gibi, bu yasa tasarısında, fazla kanala sahip kişilerle ilgili, sermaye ölçüsü yerine, yüzde 25 izlenme payı ölçü olarak getiriliyor. Türkiye’de, yüzde 25 izlenme payına ulaşabilecek bir kanalın, mevcut şartlar içerisinde, bulunması mümkün değil. Hatta, hepimizin bildiği gibi, bütün illere, bütün ilçelere ve köylere kadar ulaşabilen TRT bile, bu yüzde 25 oranına ulaşamamaktadır. O halde, bu tasarıyla, acaba, biz, birilerine imtiyaz mı sağlamak istiyoruz ya da bu tasarı birilerine imtiyaz sağlamanın altyapısını mı oluşturuyor? Bu gidişat böyle; çünkü, daha önceki yasanın 29 uncu maddesinde “bir kanalın yüzde 10’dan fazla hissesine sahip özel veya tüzelkişiler devlet ihalelerine veya özelleştirmelere giremezler” deniliyordu; şimdi, bu yeni yasa tasarıyla, bu ölçü değiştirildi, oranı, yüzde 25 izlenme payına sahip olma şartına bağlıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu demektir ki, hiçbir kanal sahibi bu izleme oranına sahip olamaz, bu izleme oranını yakalayamaz. O halde, elinde medya tekelini bulunduran, medya dukalığını kurmuş olabilen birisi bile, hem devlet ihalelerine hem ihalelere hem özelleştirmelere rahatlıkla girebilme imkânına sahip olacak demektir. Halbuki, bu, hakikaten, büyük bir haksız rekabet ortamının sağlanmasına sebep olacaktır. Haksız rekabet beraberinde haksız kazancı getirir. Herhalde, bu haksızlıklara sebep olmak istemeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi de bu haksızlıkların elde edilmesine alet edilmemelidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisine son zamanlarda getirilen yasa tasarılarının birçoğu, Türkiye Büyük Millet Meclisi iradesini âdeta, yavaş yavaş tasfiye ediyor. Millî irade yavaş yavaş tasfiye ediliyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de birtakım yasalarla kurullar oluşturuluyor. Oluşturulmuş olan bu kurullar, özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin de denetiminden uzak bir durum arz ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetiminin dışına çıkılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yalman, bir dakika içerisinde tamamlayınız.

LÜTFİ YALMAN (Devamla) - Ve böylelikle Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesi, millî irade âdeta tasfiye ediliyor. Belki birçoğumuz bu işin farkında değiliz; ama, hele şu yasa tasarısında, değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisine, sanki Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri güvenmiyor. YÖK’e daha fazla güveniyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesi devre dışı bırakılıyor, YÖK’ün iradesi ortaya konuluyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesine YÖK tercih ediliyor, Basın Konseyi tercih ediliyor, Millî Güvenlik Kurulu tercih ediliyor. Bu, ne manaya gelir Allahaşkına, işi düşünüp, değerlendirdik mi? Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisi iradesinin tasfiyesi demektir, devre dışı bırakılması demektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi iradesine güvenmemek demektir. YÖK üzerinde kavga yapan arkadaşlarımızın, nasıl olurda, bu yasa tasarısına “evet” demelerine aklım kabul etmiyor, aklım almıyor.

Onun için, gerçekten, çok samimî ve içten duygularla, Komisyon Başkanımıza, Değerli Bakanımıza ricada bulunuyorum...

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFİ YALMAN (Devamla)- Gelin, bu yasa tasarısını geri çekin. Üzerinde tartışılsın, konuşulsun, değerlendirme yapılsın; aleyhte ve yanlış gördüğümüz konularda düzeltmeler yapılsın, bir gün içerisinde bu yasa tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirilsin.

Bu duygularla, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Teşekkür ederiz.

KAMER GENÇ (Tunceli)- Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN- Arayacağım.

Sayın Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı, gerekçesini Sayın Yalman’dan dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

Oylamayı, elektronik oylama cihazıyla yapacağım ve 3 dakikalık süre vereceğim.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; önerge, kabul edilmemiştir.

11 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 11 inci madde, kabul edilmiştir.

12 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 12. – 3984 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin altıncı ve sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Yayını yapmayan veya karara uygun şekilde yapmayan veya geciktiren kuruluşun yayınlarından sorumlu en üst yöneticisi ile kuruluşun sahibi olan anonim şirketin yönetim kurulu başkanına otuz milyar liradan doksan milyar liraya kadar ağır para cezası verilir. Ayrıca, kuruluşa Üst Kurulca eylemin ağırlığına göre üç aya kadar gelir getirici yayın yapma yasağı verilebilir.  İkinci kez tekrarı halinde yayın izni iptal edilir ve en yüksek para cezasına hükmolunur. Bu cezalar ertelenemez. Hangi yayınların gelir getirici yayınlar olduğu Üst Kurul tarafından belirlenir.»

«Gerçek ve tüzel kişilerin ayrıca genel hükümlere göre ilgili yayın kuruluşuna karşı tazminat davası açma hakkı saklıdır. Yayın kuruluşu ile birlikte şirketin yönetim kurulu başkanı da müştereken ve müteselsilen sorumludur. Zarar doğuğurcu fiilin işlenmesinden sonra yayın kuruluşunun devredilmesi, başka bir kuruluşla birleşmesi veya sahibi olan şirketin herhangi bir surette değişmesi halinde yayın kuruluşunu devralan, birleşen ve her ne suretle olursa olsun yayın kuruluşunun sahibi veya hissedarı olan şirket ve şirketin yönetim kurulu başkanı da bu fiil nedeniyle hükmedilen tazminattan yayın kuruluşu ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Tazminat talebinin haklı görülmesi halinde tazminat miktarı, on milyar liradan az olmamak üzere fiilin ağırlık derecesine göre belirlenir. On milyar liralık alt sınır her yıl Maliye Bakanlığınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır. Bu maddeye göre açılacak manevi tazminat davalarında hâkim tensip kararı ile birlikte bilirkişiyi de tayin eder ve davayı en geç altı ay içinde karara bağlar.»

“Bu maddeye göre açılan davalarda tazminata hükmedilmesi halinde, bankalarca uygulanan en yüksek işletme kredisi faizi üzerinden temerrüt faizine de hükmedilir.»

 

BAŞKAN – 12 nci maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına, Aksaray Milletvekili Sayın Ramazan Toprak.

Buyurun Sayın Toprak. (FP sıralarından alkışlar)

Süre 5 dakika.

FP GRUBU ADINA RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarının bu maddesi, yayın kuruluşlarına verilecek cezalarda, bundan böyle, yayın sahipleri kadar, bu kuruluşun veya tüzelkişiliğin de tazminattan sorumlu tutulmasını içeren bir maddedir.

Değerli milletvekilleri, bu vesileyle, ben, bu tasarıyla neyin öngörülmek istendiğini çok somut olarak ortaya koymak istiyorum. GSM ihaleleriyle ilgili, Türk Telekomla ilgili üç aşamalı bir tezgâh var. GSM 1 800 ihalesinde, Sayın Ulaştırma Bakanı, 70 milyon Türk Milletinin hakkını koruduğu ve GSM 1 800 ihalesiyle 3 milyar doları millî gelire dönüştürdüğü için, bazı çevreler, bundan sonra, bazı olayları şekillendirmek istediler. Üç aşamalı bir plandı bu: Birinci aşaması, 4673 sayılı Telekom Yasasıydı. Bu yasa, Sayın Ulaştırma Bakanını by-pass etme yasasıdır. GSM 1 800 ihalesinde Sayın Ulaştırma Bakanının direncini görenler, bizzat Sayın Enis Öksüz’ü by-pass edebilmek amacıyla bu yasayı çıkardılar. Şimdi, Sayın Öksüz bir kenara itildi, Telekomünikasyon Kurumu ve Üst Kurulu oluşturuldu. Bundan böyle, GSM ihaleleriyle ilgili son sözü söyleyecek olan, en etkili ve yetkili sözü söyleyecek olan kurum bu kurumdur. Sayın Enis Öksüz, çığlıklarını, 70 milyon Türk Milletine duyurdu, ama 35 kişilik Bakanlar Kuruluna ve 350 kişilik iktidar partilerine duyuramadı. Bu, birinci aşamaydı, geçildi.

Bunun ikinci aşaması, RTÜK değişikliğidir. Medya patronlarının ihale engellerini ortadan kaldırmaktı. Bir arkadaşımız ifade etti, peki, bunların da parası var, bunlar ihaleye giremez mi?

Değerli milletvekilleri, bundan üç dört yıl önce bu Mecliste bir soruşturma önergesi görüşülürken, medya patronlarına, o günün rakamlarıyla 16,5 trilyon aktarıldığı ifade edilmişti. Medya patronları, hazinenin parasıyla, Türk Milletinin kurumlarını bedavaya satın almanın hesabıyla şimdi RTÜK’te bir düzenlemeye gidiyorlar; ihale engelini aşmak. Bu ikinci aşamasıydı.

Üçüncü aşamasında hedeflerine varacaklar. Beş ay önce, Türk Telekomun, bugün itibariyle rutin gelirlerinin 5 yıllık toplamı alt alta yazıldı ve tutan rakam 25 milyar dolar arkadaşlar; resmî rakamlar 25 milyar dolar. Şimdi, 25 milyar dolarlık Türk Telekom için, bazıları “beş para etmez” diyor. Görüyorsunuz değil mi değerli milletvekilleri -bakın, bunların siyasî yorumla hiç ilgisi yok; çok somut veriler- üçüncü aşamada, Türk Telekomu, yok pahasına satın almaya çalışıyorlar. Kim? Sayın Enis Öksüz, iki sayın bakanla görüşmesi akabinde, kapı önünde, basın mensuplarının Telekomla ilgili soruları üzerine, hiç alakasız bir cevap verdi; neydi bu cevap -Sayın Enis Öksüz’ün ifadesiyle aynen aktarıyorum-: “Ayılar balı sever.” Bir basın bildirisiyle, ben, Sayın Enis Öksüz’e, Sayın Bakan, Telekom balını biliyoruz da, bu balı yemeye hangi ayılar hevesleniyor, hazırlanıyor; onu da söyler misiniz diye sordum; iki hafta geçti, henüz buna bir cevap alabilmiş değilim.

Değerli milletvekilleri, iktidar partili, MHP’li arkadaşlarım, lütfen, Sayın Öksüz’den bu işin ayrıntılarını öğrenin. Burada, siyasî bir çığlık yok; 70 milyon Türk insanının, bir avuç saygın soyguncuya peşkeş çekilmek istenen kurum ve kuruluşları var. Birileri... Kendi parasıyla da almıyorlar; işin en acı tarafı bu.

Şubat krizinde, krizin hemen öncesinde, Hazineden 5 katrilyon civarında Türk Lirasını alıp, hemen gidip, Hazineden 5 milyar doları, evet 5 milyar doları  687 000 liradan alan kesimler, bir günde 4 katrilyon aldılar; o katrilyonlar, şu an, Telekom için hazırlandı değerli arkadaşlar. Lütfen, bu tezgâhı görelim. Lütfen, Türk Milletinin size verdiği yetkiyi doğru kullanın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAMAZAN TOPRAK (Devamla) – Bağlıyorum efendim. 

BAŞKAN – Sayın Toprak, 1 dakika içinde toparlayın efendim.

RAMAZAN TOPRAK (Devamla) – Hiç kimse, burada, siyasî gailelerle hareket etmiyor. Hiç kimsenin eleştirisinin arkasında, bir siyasî düşünce, rant hedefi yok değerli arkadaşlar. Bakın, bu sonbaharda çok ciddî bir kriz, iç ve dışborç ödeme dönemecine giriyoruz. Bu dönem de, beş paranın çok değer ifade edeceği bir dönem. Borçla yaşıyoruz, sonbahar en kritik dönem. Kasım ve şubat krizine rahmet okutturacak sinyaller var; resmî veriler bunlar. Lütfen arkadaşlar, o dönemi bekleyen yerli tefecilerimiz yetmiyormuş gibi, uluslararası tefeciler sonbaharı bekliyorlar. Bir tanesi de Telekomdur. Bundan sonraki ilk hedef, Telekomu beş paraya satın alma heveslileridir; yine, bizim paramızla satın alan kişilerin beklentileridir. Lütfen, bu beklentileri boşa çıkaralım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Toprak.

Madde üzerinde üç önerge vardır.

Önergeleri geliş sırasına göre okutacağım, aykırılık derecesine göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 12 nci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesindeki “ikinci kez” ibaresinin “üçüncü kez” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş               Musa Uzunkaya Alaattin Sever Aydın

                 Van            Samsun            Batman

Şeref Malkoç Remzi Çetin Mustafa Geçer

           Trabzon             Konya              Hatay

Aslan Polat Cevat Ayhan    Lütfi Yalman

          Erzurum           Sakarya             Konya

Mehmet Çiçek Zeki Ünal                     

             Yozgat          Karaman

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki “30 milyar liradan 90 milyar liraya kadar” ibaresinin “10 milyar liradan aşağı olmamak üzere” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Bülent Arınç Fethullah Erbaş               Musa Uzunkaya

            Manisa                 Van            Samsun

 

Alaattin Sever Aydın     Remzi Çetin        Şeref Malkoç

            Batman             Konya           Trabzon

                     

Mustafa Geçer Aslan Polat    Cevat Ayhan

              Hatay          Erzurum           Sakarya

 

Lütfi Yalman Mehmet Çiçek        Zeki Ünal

             Konya              Yozgat          Karaman

BAŞKAN –Okutacağım son önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olup okuttuktan sonra işleme alacağım.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 687 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 12 nci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesindeki “yayın izni iptal edilir ve” ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Lütfi Yalman Alaattin Sever Aydın

                 Van             Konya            Batman

 

Şeref Malkoç Aslan Polat Mustafa Geçer

           Trabzon          Erzurum              Hatay

 

Cevat Ayhan Mehmet Çiçek        Zeki Ünal

           Sakarya             Yozgat          Karaman

 

               Musa Uzunkaya    Bülent Arınç

            Samsun            Manisa

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel)- Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Erbaş?..

FETHULLAH ERBAŞ(Van)- Sayın Bülent Arınç konuşacak efendim.

BAŞKAN –Sayın Arınç, buyurun; süreniz 5 dakikadır.(FP sıralarından alkışlar)

BÜLENT ARINÇ (Manisa)- Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

12 nci maddenin önergeleri var; bu önergeler, okundu; hepinizin malumu. Ben, şunları söylemek istiyorum. 15 günden bu yana RTÜK’le ilgili tasarı görüşülmeye çalışılıyor. Zaman zaman toplantı yetersayısı, karar yetersayısı bulanamıyor; bulunduğu zamanlarda belli bir tempoyla gidiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, gördüğümüz odur ki, bu tasarı, içlere sinmemiştir. Milletvekili arkadaşlarımızın büyük bir kısmı, özel olarak görüştüğümüzde, bu tasarıdan şu veya bu sebeple sıkıntı duyduklarını, kendi vicdanî kanaatlerinin bunun doğru olmadığı şeklinde ifade ediyorlar. Bazı bakan arkadaşlarla görüşüyoruz. Onlar da “keşke gelmeseydi, biz de bulunmak zorunda kalmasaydık”diye aynı şeyi söylüyorlar..

Yerel televizyonlardan, radyolardan geliyorlar, bu yanlıştır diyorlar. Ulusal basından, radyo ve televizyonlardan geliyorlar, bu yanlıştır diyorlar. RTÜK temsilcileriyle konuşuyoruz, onlar, zaten, yazılı olarak düşüncelerini sizlere de gönderdiler, ifade ettiler. Bu söylediklerim doğru, siz de buna inanıyorsunuz, zaten manzara da onu gösteriyor. Eğer, zaman zaman sayın genel başkanlar gelmese, sayın bakanlar gelmek zorunda kalmasa, burada çoğunluk temin edilemeyecek ve bu tasarı, geçmişte olduğu gibi, tekrar, geldiği yere gönderilecek. Şu anda görüyorum ki, buna devam etmek gibi bir kararla karşı karşıyayız.

Söylediklerim, sadece iktidar partileri milletvekillerini kapsamıyor; şüphesiz, koalisyon ortağı üç parti var, bu partilerden arkadaşlarımızın büyük bir kısmı, bu görüşmelerden rahatsızlıklarını ifade ediyorlar; ama, muhalefet partilerine de bakınız, onlardan da şu veya bu sebeple katılmayan milletvekilleri var. Belki bunu onaylıyorlar, partinin siyaseti açısından kabul oyu vermemek için bu toplantıya katılmıyorlar veya başka sebepler var. Bunu şunun için ifade ediyorum: Rahatlık içinde olmalıyız. Milletvekilleri, hem kendi bilgi ve düşüncelerine göre hem de vicdanî kanaatlerine göre hareket etmeli; oylamaya katılarak, ret veya kabul oyu verebileceği gibi, oylamaya katılmayarak da, bu düşünce ve tavırlarını ifade edebilmeli. Gördüğüm kadarıyla da, zaten, arkadaşlarımızın büyük bir kısmı, katılmamak suretiyle, ret oyu vermek yerine, bu tutum ve davranışlarını daha uygun görüyorlar.

Çok önemli maddeler görüşüldü, önemli maddeler var önümüzde; bu açıdan, Meclisimizin, baskı ve dayatmalardan uzak, milletvekillerinin iradeleriyle bir neticeyi ortaya koyması lazım. Sadece bunu hatırlatmak için, bu birkaç cümleyi sizlere arz etmek zorunda kaldım.

Kati kanaatim şudur ki; eğer, bu oylamalar gizli olsa, 550 kişilik parlamentodan, 100 milletvekili bile, bu, RTÜK tasarısına oy vermez, kabul oyu vermez. Bunu, hepiniz vicdanlarınıza sorun, evet diyeceksiniz, ben bu kanaatteyim;ama, bugün buraya belli bir düşünceyle geliyoruz. İktidar kanadı sevk etmiş, bizim tasarımızdır, sahip çıkmamız gerekir” diyorlar bazı arkadaşlarımıza. Onlar da bunu, doğru kabul ediyorlar; ama, vicdanlarıyla başbaşa kaldıklarında veya bu çatının dışına çıktıklarında, elbette aynı kanaati ifade etmiyorlar ve söylemiyorlar.

Burada, her madde üzerinde konuşan arkadaşlarımız, maddeyle sınırlı kalmadılar, geneli üzerinde durdular. Özerkliğin zedeleneceğinden bahsettiler, medya patronlarının kamu ihalelerine girmesinin serbest olacağından, bunun sakıncalar doğuracağından bahsettiler. Doğru Yol Partili arkadaşlarımızın birisi, çok önemli bir örnek verdi, Danıştayın, içtihatları birleştirme kararından bahsetti “böyle bir karar varken, bizim, böyle bir yasa yapmamız çok anlaşılır” dedi. Bir kişinin, bir televizyon kuruluşunda yüzde 20’den fazla hisse sahibi olması mümkün değil iken, şimdi bunun, mümkün hale gelebileceğinden bahsedildi; yani, hepimiz, bu RTÜK tasarısının, daha 12 nci maddesinde olmamıza rağmen, neleri kapsadığı çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla, yapacağımız iş, vereceğimiz karar fevkalade önemlidir. Bu önemli kararı, Meclisimizin yüzakı olacak bir başarıyla sonuçlandırmamız lazım.

Değerli arkadaşlarım, yurtdışına gidip gelen arkadaşlarımıza şunu soruyoruz: Gittiğin yerden Türkiye nasıl görünüyor? Eğer, dışarı çıkıp da bu soru “Meclis nasıl görünüyor?” diye sorulsa ve bir cevap aransaydı, bakınız herhalde şunları söyleyecekler...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Konuşma sürenize 1 dakika ilave ediyorum, buyurun efendim.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, burada öyle konuşmalar yapılıyor ki -ben çok tecrübeli ve eski bir arkadaşınız değilim- açıkça suçlanıyor, hırsızlık deniliyor, hırsızlığa ortak olmak deniliyor, çete suçlamaları söyleniyor. Bazı sebeplerle ya bunlara duyarsız kalınıyor veya gerekli tepki gösterilmiyor. Bazen de o arkadaşlarımıza aynı şekilde mukabele ediliyor. Bunların hepsi tutanaklarda var; argo konuşmalar var, hakaretler var, çok açık suçlamalar var. Bunlar çok yanlış şeyler. Egemenlik milletin, millet iradesinin de temsil edildiği yer Parlamento ise, yarın bu tutanakları okuyacak insanların hem yüzü kızaracaktır hem de onlar, bu dönemde milletvekilliği yapan bizler için çok iyi şeyler düşünmeyeceklerdir. Çok nezih, çok doğru, çok sade, çok anlaşılır bir tarzda bu müzakereleri yürütmemiz lazım; böyle gitmiyor. Bunu hak ettiğimiz için midir bilmiyorum; ama, burada, sizin tavrınız ve davranışlarınız, özellikle hükümet ortağı partilerin milletvekili arkadaşlarım için söylüyorum, Parlamentonun itibarını kurtaracak niteliktedir.

Önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar9

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Arınç.

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Komisyonun ve hükümetin katılmadığı, gerekçesini Sayın Arınç’tan dinlediğiniz önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

Oylamayı, elektronik oylama cihazıyla yapacağım ve 3 dakika süre vereceğim.

Bu süre içerisinde sisteme giremeyen arkadaşların, teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen de giremezlerse oy pusulalarını, belirtilen sürede, Başkanlığımıza ulaştırmalarını; bu arada, vekâleten oy kullanacak sayın bakan varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını havi oy pusulalarını yine aynı sürede Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı vardır; önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısının 12 nci maddesinin birinci fıkrasının üçüncü cümlesindeki “ikinci kez” ibaresinin “üçüncü kez” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılamıyor, Sayın Hükümet katılmıyor.

Buyurun Sayın Arınç.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biraz evvel kaldığım yerden devam etmek istiyorum.

Meclisteki bu müzakerelerimiz sırasında, konuşulanların, davranışların, konuşma tarzlarının ne kadar incitici, aşağılayıcı olduğunu ifade ettim ve maalesef, bunlara karşı, belli bir seviyeyi muhafaza edemediğimizi, bunun da hepimize utanç verecek bir gelişme olduğunu ifade ettim.

Bakınız, bunun neticesinde, Meclisimiz itibar kaybetmektedir, milletvekillerimiz itibar kaybetmektedir, daha geniş anlamıyla siyaset kurumu itibar kaybetmektedir. Bizim bu şekilde didişmemiz, bizim bu şekilde hakarete varan ölçülerdeki ağır ve argo konuşmalarımız, maalesef, içinde bulunduğumuz kurumu da, yaptığımız işi de fevkalade yaralamakta ve küçültmektedir.

Değerli arkadaşlarım, Parlamentodaki bu tartışmalar yetmiyormuş gibi, birkısım basının köşelerinde, âdeta tetikçiler, bu tasarının aleyhinde bulunanları lekelemek için, kurşunlamak için ellerinden gelenleri yapıyorlar. Kendilerine patronlar görev vermiş, onlar da, gözlerini kırpmadan yerine getiriyorlar. Evet, medyamızın bir kısmında, asgarî 20 000-25 000 dolarla köşe yazısı yazanlar ile 2 milyon dolar transfer ücreti, aylık 100 000 dolar maaş alan, ancorman denilen insanlar, televizyon ekranlarında, yaptıkları işi hak etmek için, bu tasarının aleyhinde bulunan, ama, gerekçelerini de çok iyi ortaya koyan hem Meclisimizin değerli simalarına hem milletvekillerine mitralyözle âdeta ateş ediyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bunlarla, eğer sadece bu tasarıyı buradan geçirmeye çalışıyorsak, bunun neticesi,  Pirus zaferi gibi bir şey olur; ne kazanana ne kaybedene hiçbir faydası olmaz; ama, kaybettiğimiz çok büyük değerler olabilir.

Bakınız, farkında olmadan ayağımızın altındaki zeminin kaydığını fark etmemiz lazım. Biz, buradan, RTÜK tasarısını bu kadar zorlamayla çıkarsak bile, o kadar vahim olaylar yaşıyoruz ki, o olaylar ne bu hükümeti ayakta tutmak için yeterli olacaktır ne Türkiye'nin itibarını kurtarmak ne de bu krizden kurtulabilmek için.

Değerli arkadaşlarım, mefhum, devlet yönetimi, devlet mefhumu ve devlet geleneği, maalesef alaşağı ediliyor. Bakınız, biz burada RTÜK ile uğraşırken...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Maalesef!

BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Evet, Sayın Karahan, her zamanki gibi bir şeyler atıyor karşıdan. Benim vaktimi alma, bu konuları, ben, merak içinde olan ve dinlemek isteyen arkadaşlarım için söylüyorum; sizin başka şeylere ihtiyacınız var.

Değerli arkadaşlarım, hububat fiyatlarının açıklanması ne kadar büyük bir zahmete yol açtı biliyorsunuz. Bakanlar Kurulu kendi içinde anlaşamadı ve bunu radyolar, televizyonlar ilan ettiler. Daha sonra üç lider bir araya geldi, hububat fiyatlarını onlar tespit ettiler, onlar açıkladılar ve bakanlara da sadece imza atmak kaldı. “Ne var bunda” diyeceksiniz; hiçbir demokraside, hiçbir devlet geleneğinde, koalisyonu oluşturan partilerin genel başkanları Bakanlar Kurulunun yerine geçerek karar alamaz ve bunu, bakanlara, zorla “biz kararı aldık, siz imzalayacaksınız” diyemez. O kadar şeyi tahrip ediyoruz ki, RTÜK çıksın diye yalınkılıç kalem sallayanlar, kılıç sallayanlar, aslında devlet geleneğinin veya demokratik devlet düşüncesinin ne büyük ölçüde, maalesef, tahrip edildiğinin farkına bile varmıyorlar.

Dünkü MGK’da ne oldu?.. Sayın Ecevit’e bakılırsa, jandarmanın operasyonlarından rahatsızlık duyduğunu ifade eden bir siyasetçiye karşı, Jandarma Genel Komutanı “bu böyle olmamalıydı” diye tarizde ve tenkitte bulundu; ama, koalisyonda Başbakan Yardımcılığı yapan Sayın Yılmaz’a bugün soruyorlar “hayır, dün MGK’da öyle bir şey olmadı” diyor. Oldu mu olmadı mı; ikisinden biri yalan söylüyor; ama, hangisi?.. Ona da millet karar verecek; bugün olmasa bile, belki bir başka gün.

Şu anda hükümetin ne yaptığı, neye karar verdiğini kimse merak etmiyor. Herkes, Ankara Sanayi Odasında konuşma yapan Derviş’in peşinde; “dolar yükseldi, borsa düşüyor; Derviş, ne olacak bu memleketin hali” diyor. Biz, Sayın Derviş’i hükümetin bir protez organı gibi görmüştük; ama, görülüyor ki, hükümetin yerine geçmiş. Böylesine iki başlı, iki başbakanlı, iki hükümetli bir parlamento ve bir hükümet geleneği, herhalde, hiçbir zaman olmadı; bundan sonra da olmayacak. Türkiye Cumhuriyeti hükümetini savunmak hepimizin görevidir; ama, içerisine düştüğümüz şu durumlar, bizi, burada günlük şeylerle meşgul ederken, gök kubbenin başımıza çökecek olmasının da işareti olmalı. Lütfen, bunlarla da biraz ilgilenerek... Şimdi, 13 üncü madde geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Arınç, toparlar mısınız.

BÜLENT ARINÇ (Devamla) – Medya patronlarına, kamu ihalelerine serbestçe girme imkânı tanınacak. Buna da el kaldıracaksınız. Arkadaşlar, vicdanî kanaat bunu emrediyorsa, eyvallah; ama, içimize sinmeden, böyle bir mecburiyeti kendiliğimizden ortaya koymuşsak, gök kubbenin altında hepimiz kalırız; ne hükümeti ne muhalefeti ne iktidarı düşünmüyorum. Böyle bir tasarının çıkmış olması veya çıkacak olması, muhalefetin işine yarar; bunun rantını, şu veya bu şekilde almaya çalışır; ama, rant peşinde koşacak ve bunu takip edecek durumda değiliz. Olan milletimize oluyor; milletimizin, içinden çıkamadığı krizlerle daha çok yorulmasına, daha çok örselenmesine yol açıyor.

Değerli arkadaşlarım, çok haklı, çok makul gerekçelerle verilen önergelere sadece inat yüzünden aykırı çıkmak veya karşı çıkmak ne kadar doğrudur, takdirlerinize arz ederim. Kaldı ki, sayın grup başkanvekillerinin   -büyük bir kısmıyla- bazı maddelerin yumuşatılması konusundaki girişimleri de, hükümetin “illa böyle çıkacak” şeklindeki dayatmasına takılıyor. Kararı siz vereceksiniz, vicdanlar verecek.

Hepinize kolaylıklar diliyor; saygılar sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Arınç.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 12 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki “30 milyar liradan 90 milyar liraya kadar” ibaresinin “10 milyar liradan aşağı olmamak üzere” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Erbaş?..

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Veysel Candan konuşacak efendim.

BAŞKAN – Evet, komisyonun ve hükümetin katılmadığı önergenin gerekçesini Sayın Candan izah edecek.

Buyurun.

Süreniz 5 dakikadır.

 

 

VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; İçtüzüğün verdiği bütün imkânları kullanarak, bu tasarının bu haliyle geçmesine engel olmaya çalışıyoruz.

Burada, önemli olan sorun şu: Mevcut yasaları çiğneyenleri af mı edeceğiz, burada onların yaptıkları yanlışlara kılıf mı bulacağız, yoksa onlarda mevcut yasa çerçevesinde doğru istikamette düzeltmeler mi yapacağız veya başka bir ifadeyle, bu ülkede herkesin yaptığı yanına kâr mı kalacak?

Türkiye'de hepimizin özlediği nedir; tarafsız, dürüst bir medya. Kamuoyunun haber almasını engellemeyen, kendi kanaat ve görüşlerini öne çıkarmayan bir medya.

Öyle bir medya ki, medya-devlet ilişkilerinde kamunun hakkını koruyacak. Öyle bir tasarı müzakeresi ki, milletvekilleri hür iradeleriyle oylarını kullanabilsinler. Öyle bir yasa tasarısı çıkaralım ki, toplumun bütün kesimlerince kabul görsün, tekrar tekrar Parlamentoya getirme durumunda olmayalım, ulusal ve yerel medya rahatlamış olsun, kamuoyu tatmin edilmiş olsun, Türkiye'de, herkes oyunu kuralına göre oynasın. Tutuklanan medya patronları olmasın. Gece yarısı özelleştirmeler, kamu zararı bulunmasın. Banka hortumcuları ve arkasından da ekonomik krizler olmasın.

Buraya kadar söylediklerime itiraz edecek bir milletvekili arkadaşımın olduğunu kabul etmiyorum; ama, gelin görün ki, Türkiye'deki medya yapılanması, her zaman ve her halükârda hükümetleri tehdit etmiş ve şantaj aracı olarak kullanmış; birçok köşe yazarı da, devlet ile medya arasında iş bağlama noktasında işler görür olmuşlardır. İşte, elimde, meşhur Doğan Grubunun bir köşe yazarının yazıları var. ANAP Genel Başkanı için, Gölcük’te verilen SEKA arazisiyle ilgili olarak, çok enteresan bir yazı yazmış ve orada, ANAP Genel Başkanı hakkında söylediği cümle şu: “Yurdunu seven bir Türk vatandaşı.” Arkasından “Sayın Yılmaz’ın o günkü cesur tavrı hâlâ gözlerimin önünde” diyor ve devam edip gidiyor. Arkasından da, beyaz enerji konusunda “çizin bu bakanın altını..” Yani, şimdi, buradan ne çıkıyor: İşine geldiği zaman, istediği gibi kamuoyunu yönlendirebiliyor. Arkasından, aynı köşe yazarının, o zaman, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Sayın Güneş Taner’le ilgili bir telefon konuşmasında “vatan evladı” dediği, göklere çıkardığı ANAP Genel Başkanı hakkında, ağza alınmayacak, küfür niteliğindeki sözleri telefondan dinleniyor ve basına intikal ediyor. O zaman, telefon konuşmasındaki konu nedir: Aynı medya grubunun 200 milyon dolarlık bir yatırımına teşvik alamadığı için o sözleri söylemiştir.

Şimdi, mevcut yasalar ihaleleri engellerken, mevcut yasalar borsada oynamayı engellerken bunu yapan medya, önümüzdeki günlerde bakalım daha neler yapacak.

İşte, onun için, bu tasarıda ANAP’ın ısrar etmesi ve ANAP Sözcüsünün burada söylediği sözleri, bu psikolojide değerlendirmek lazım. Bakın, Sayın Sözcü ne diyor: “Yedi yıldır bu yasa olumlu sonuç getirememiş. Biz, yasayı niçin yaparız, yasaları niçin uygularız; adil olsun, kamuoyu vicdanını ve toplumu rahatlatsın diye. Halbuki, aynı sözcünün partisinin Genel Başkan Yardımcısı “bu yasa tekelleşmeyi meydana getirir” diyor ve aynı partinin sıralarında oturan, bugün milletvekili olan arkadaşlarım, bu tasarıya oy vermemekte ve oturumlara katılmamaktadır. Yine aynı Sözcü arkadaşım “hiçbir televizyonun sahibi bilinmiyorsa, inanılmaz bir yanlışlık var” diyor.

Değerli arkadaşlarım, bakın, aslında, bu televizyon patronları yasalara uysalardı, sahipleri hepsi belliydi; ama, yasaları delmek için sahipleri belli olmadı. Kaldı ki, kamuoyunda... Ben size okuyayım: Doğan Grubu, Hürriyet, Milliyet, Radikal, Posta, Fanatik, 36 tane dergi, Kanal D, CNN Türk, Dışbank -Dışbankın devletle ekonomik bağlantısı var- Doğan Otomobilcilik, Doğan Yayıncılık, Ditaş, Ray Sigorta, Zigana Elektrik -bunun da devletle, TEDAŞ’la ilişkisi var...-

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Candan, 1 dakika içinde toparlayın efendim.

VEYSEL CANDAN (Devamla) - ... Çelik Halat, Petrol Ofisi, Yaysat, Hürgüç, Raks, Rekpa... Bu saydığım firmaların birkaç tanesi devletle doğrudan ticarî ilişki içerisinde. Şimdi, hangi milletvekili arkadaşım, mevcut yasada yüzde 10’u kaldıran maddeye bu şartlarda oy verecektir? Bunların hepsi yargıya intikal etmiştir ve Danıştayda verilen kararlar da kanun hükmündedir.

Danıştayın aldığı bu karara da saygı duymak mecburiyetindeyiz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Candan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 12 nci madde kabul edilmiştir.

13 üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 13. – 3984 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Madde 29. – Radyo ve Televizyon yayın izni verilen veya verilecek anonim şirketlerin hisse oranları ve şirket yapısıyla ilgili uyulması gereken diğer hususlar şunlardır:

a) Siyasî partiler, dernekler, sendikalar, meslek kuruluşları, kooperatifler, vakıflar, mahallî idareler ile bunlar tarafından kurulan veya bunların ortak oldukları şirketler, iş ortakları, birlikler ile üretim, yatırım, ihracat, ithalat, pazarlama ve finans kurum ve kuruluşlarına radyo ve televizyon yayın izni verilmez; bu kuruluşlar radyo ve televizyon yayın izni almış şirketlere ortak olamazlar.

b)Bu Kanuna göre radyo ve televizyon yayın izni, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre sadece radyo ve televizyon yayıncılığı, haberleşme, eğitim, kültür ve sanat amacıyla kurulmuş anonim şirketlere verilir. Aynı şirket ancak bir radyo ve bir televizyon işletmesi kurabilir.

c)Özel radyo ve yayın kuruluşlarının hisseleri nama yazılı olmak zorundadır. Bu şirketlerde herhangi bir kişi lehine intifa senedi ihdas edilemez.

d) Üst Kurul tarafından düzenlenecek yönetmeliğe uygun olarak her yıl yapılacak yıllık ortalama izlenme oranı ölçümlerine göre yıllık ortalama izlenme veya dinlenme oranı % 25’i geçen bir televizyon veya radyo kuruluşunda bir gerçek veya tüzel kişinin veya bir sermaye grubunun sermaye payı % 50’yi geçemez. Gerçek kişinin hisselerinin hesaplanmasında üçüncü derece dahil olmak üzere üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlara ait hisseler de aynı kişiye aitmiş gibi hesaplanır.

e)Bir gerçek veya tüzelkişi veya bir sermaye grubu % 50’den fazla hissesine sahip olduğu bir televizyon veya radyonun yıllık ortalama izlenme veya dinlenme payı % 25’i geçerse Üst Kurul tarafından yapılan bildirimden itibaren 90 gün içinde, ortağı bulunduğu televizyon veya radyodaki hisselerinin  bir bölümünü  halka arz  ederek veya  bir kısım  hisselerini  satarak,  sermaye payını % 50’nin altına indirir. Yıllık izlenme veya dinleme oranının aşımı birden fazla televizyon ve radyodaki hisselerin toplamı nedeniyle meydana gelmişse, bu oranı % 50’nin altına indirecek biçimde yeterli sayıda şirketi satar. Bu yükümlülüğün ihlali durumunda kuruluşun yayın izni iptal edilir.

f) Ulusal izlenme oranları, Üst Kurul tarafından her takvim yılı için tespit edilir ve o yılı izleyen Ocak ayı içinde açıklanır.

g) Özel radyo ve televizyon yayın kuruluşlarının hisse senetlerinin halka arzında 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre Sermaye Piyasası Kurulundan izin almadan önce Üst Kurulun onayının alınması şarttır.

h)Bir özel radyo ve televizyon yayın kuruluşunda yabancı sermayenin payı ödenmiş sermayenin % 25’ini geçemez.

ı) Bir özel radyo ve televizyon yayın kuruluşunda ortak olan gerçek veya tüzel yabancı kişi bir başka radyo ve televizyon kuruluşuna ortak olamaz.

i)Yerli veya yabancı hissedarlar hiçbir şekilde imtiyazlı hisse senedine sahip olamazlar.

j)Radyo ve televizyon yayını izni verilen bir anonim şirketin hisse devirleri, devir tarihinden itibaren bir ay içinde, ortakların ad ve soyadları ile şirketin devri sonucunda oluşan ortaklık yapısı ve oy payları hakkındaki bilgilerle Üst Kurula bildirilir. Bu şirketlerin bir başka şirkete devri, bir başka şirketin devralınması, bir başka şirketle birleşme işlemlerinden önce, Üst Kuruldan gerekli bilgi ve belgelerle izin alınması zorunludur. Bu işlemler sonucunda şirket yapısında bu Kanun hükümlerinde öngörülen hususlara aykırılık oluştuğu takdirde Üst Kurulun vereceği süre zarfında bu aykırılık giderilmek zorundadır. Aksi halde yayın izni iptal edilir.

k)Radyo ve televizyon yayın izni verilen veya verilecek anonim şirketlerde bulunması gereken diğer asgarî, idarî, malî ve teknik şartlarla yayın alanı, yayın saat ve süreleri ile ilgili esaslar her yıl Üst Kurul tarafından tespit olunur. Şirketler yapılarını verilen süre içinde tespit olunan şartlara uydurmak zorundadır. Aksi halde yayın izni iptal edilir.

l) Radyo ve televizyon yayın kuruluşları, yayın izninin verilmesinden sonra da esas sözleşmelerine bu Kanundaki esaslara aykırı hükümler koyamazlar; iştigal konularına, radyo ve televizyon yayıncılığı ile bağdaşmayan faaliyetleri dahil edemezler.

m) Yurt dışından Türkiye’ye yönelik yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşlarına kanal, frekans ve kablo kapasitesi tahsis edilemez. Bunlara Türkiye’de vergi mükellefi olanlar tarafından verilen reklam ve ilan bedelleri vergi matrahlarından düşülemez. Ancak, uydu platformu ve kablo sisteminden iletilen ve yurt dışından yapılan yabancı kaynaklı yayınların Türkçe seslendirilmelerine, birkaç dilden aynı anda yayın yapılmasına ve Türkçe reklam girişine olanak tanınır. Türkçe reklam girişi yapılan yayınlar için Üst Kurulun ilgili reklam yönetmeliği uygulanır.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 13 üncü madde okundu.

Saat 20.00’de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.57

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.05

BAŞKAN: Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER: Mehmet BATUK (Kocaeli), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Tasarının müzakeresine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 

 

 

8.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/705) (S. Sayısı: 682)     (Devam)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükümet yerinde.

13 üncü madde okunmuştu.

13 üncü maddeyle ilgili olarak Fazilet Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Sayın Nazlı Ilıcak; buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakika.

FP GRUBU ADINA AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 682 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 13 üncü maddesi, 29 uncu maddeyi değiştiriyor; bu kanun tasarısının en önemli maddesi.

Getirilen değişiklikle, yüzde 25 izlenme oranına kadar, bir kişi birden fazla televizyonun sahibi olabilecek. Mesela, TRT 1’in, Türkiye’nin yüzde 90’ına hitap etmiş olmasına rağmen, izlenme oranının, yıllık ortalama olarak yüzde 7 olduğu düşünülebilirse, demek, bir medya patronu 3 tane TRT’ye benzer televizyon kanalına sahip olabilecek; aynı zamanda, bölge televizyonları, diyelim ki yüzde 0,1, 1 gibi daha da düşük izlenme oranlarına sahiptir, bu bölge televizyonlarından belki 50, 60 tanesine sahip olabilecek; daha doğrusu, hem ülkenin hem bizim hem Meclisin sahibi olabilecek, dikkatinizi çekmek istiyorum.

Geçen hafta, Değerli Bakanımız Sayın Rüştü Kâzım Yücelen konuşurken, Japonya’dan örnek verdi ve dedi ki “Japonya’da yayın kuruluşu sahiplerinin başka işlerle meşgul olması mümkündür.” Evet, katılıyorum; ama, aynı Japonya’da, bir yayın istasyonu sahibi kişi ya da kuruluşun, aynı zamanda bir gazetenin sahibi olmasına imkân yoktur. Keşke, Sayın Yücelen, Japonya örneğini verirken “medya patronları başka iş yapabilir” derken, bir gazete sahibinin, aynı zamanda televizyon sahibi olamayacağı gerçeğini de hatırlasaydı.

Yine, geçen hafta, Sayın Işın Çelebi, burada konuşurken, Fransa örneğini verdi ve Fransa’da bir televizyon sahipliğinin yüzde 35 izlenme oranıyla sınırlı olduğunu söyledi. Geçen hafta, burada, Sayın Işın Çelebi’ye acaba, bu bilgilerinizin kaynağı nedir diye sordum; bugün, kendisi burada, herhalde bana cevap verecek. O bilgilerinin kaynağı, Hürriyet ve Milliyet Gazeteleridir. Burada, bir bilgi manipülasyonu, bilgi kirlenmesi vardır.

Fransa’da durum şöyle: Bir kişi, ulusal bir kanalda hisselerin ancak yüzde 49’una sahip olabiliyor, ulusal iki kanalda yüzde 15’er hisseye sahip olabiliyor, üç kanalda -ulusal kanal olmak şartıyla- yüzde 5’er hisseye sahip olabiliyor. Yine, Fransa’da, kapsama alanı 4 milyon kişiye ulaşan bir televizyon iznine sahip olan kişi, bir de radyonun sahibiyse, ulusal kanala sahip olamıyor veyahut günlük bir gazete satışının yüzde 20’sinden fazlasına sahip olan kişi, aynı zamanda, bir kablolu yayının da sahibiyse, bir ulusal kanalın sahibi olamıyor. Bu sınırlamalara bakıp, Fransa’da, kimse demiyor ki, bizim yüzde 49’a kadar iznimiz var; ama, biz, açgözlüyüz, hepsini istiyoruz, bir televizyon yetmez, iki televizyon, işte, gazetelerin yüzde 70’ini istiyoruz; biz, kanuna uymuyoruz, kanun bize uysun... Bunu, kimse demiyor; çünkü, orası medenî bir ülke. Mesela, Fransa’yı ele alalım; Fransa’da, Bernard Tapie, bir bakan, aynı zamanda, bir işadamı; tekne giderlerini şirket giderleri gibi gösterdiği için hapse atıldı. İşler bu kadar ciddî uygulanıyor o gibi ülkelerde.

Japonya’da, dedim ki, bir gazete sahibi, aynı zamanda, bir televizyon kanalının sahibi olamıyor. Avustralya’da, bir kişi, aynı zamanda, bir radyonun, bir televizyonun, bir gazetenin sahibi olamıyor. Bakın, Amerika’dan örnek vermek istiyorum. Amerika, daha ziyade, düzenlemesini yerel televizyonlara göre yaptı ve şöyle diyor: “Bünyelerinde bulunan televizyon istasyonlarının yayınlarının ulaştığı kitle, ülke nüfusunun yüzde 35’ini geçmediği sürece, kişi ve kuruluşların sahip olacağı istasyon sayısına sınırlama getirilemez.” Burada, bir laf cambazlığı yaparak, yüzde 35, izlenme oranı gibi gösterilmek isteniyor. Oysa, yüzde 35, kapsama alanıdır, nüfus oranıdır. Amerika’da, bir yerel televizyon söz konusudur. Amerika, yerel televizyonculuğu göz önüne alarak düzenlemeler yapmıştır.

Geçen gün, bir televizyon kanalında, bir genel yayın müdürü “General Electric, NBC televizyonunun sahibi” dedi. Ben, şunu sormak istiyorum: Peki, General Electric’in bir sahibi var mı; hayır, yok. General Electric’in sahibi halktır. Oradaki bütün ulusal televizyonların sahibi de halktır; binlerce ortağı vardır, hepsi halka açılmıştır. Onların, böyle, born holdingleri veyahut Sarıyer Adliyesinde kaybettikleri dosyalar da yoktur değerli arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYŞE NAZLI ILICAK (Devamla) – Sayın Başkan, 1 dakika müsaade ederseniz...

BAŞKAN – Buyurun efendim.

AYŞE NAZLI ILICAK (Devamla) – Amerika Birleşik Devletlerinde 3 ulusal kanal var; NBC, ABC, CBS; bu kanal halka açık. Evet, NBC’nin sahibi General Electric, ABC’nin sahibi de Disney şirketi; ama, demin de söylediğim gibi, General Electric’in veya Disney şirketinin, belirli tek bir patronu yok. Üstelik, Amerika’da, General Electric, mesela, gidip enerji bakanlığını muhatap alarak devlet ihalesine girmiyor veyahut General Electric’in sahibi, NBC televizyonunun yöneticisine telefonlar edip enerji bakanı bizi kolluyor, onu sık sık NBC televizyonuna çıkaralım demiyor, dağıtım santrallarını ele geçirmeye çalışmıyor veyahut Disney şirketi, ben banka özelleştirmesine katılacağım, lütfen, bir ayrıcalık yapıp bankayı bana verin demiyor.

Değerli arkadaşlar, biz, tekelleşmeden şikâyet ediyorsak, tekelleşmeyi yoğunlaştıracak bu kanunu buradan geçirmememiz lazım.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ilıcak.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Manisa Milletvekili Sayın Necati Çetinkaya; buyurun efendim. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika Sayın Çetinkaya.

DYP GRUBU ADINA M. NECATİ ÇETİNKAYA (Manisa) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok değerli arkadaşlarım, kişiler veyahut da toplumlar, bir fiil ve harekete teşebbüse ettikleri zaman, dönüp de arkalarına baktıklarında, yaptıkları eserle övünüp ve onunla kıvanç duyuyorlarsa, o zaman, kendi iç alemlerindeki muhasebesinde varmış oldukları netice müspetse, yaptıkları iş de doğrudur. Ama, gelin görün ki, bu Yüce Meclis, kim ne derse desin, bu Yüce Meclisi nasıl tavsif ve nasıl tarif ederlerse etsinler, bu Yüce Meclis, Türk Milletinin en yüce makamı, mebdei ve melceidir, çözüme kavuşturulması gereken bütün meselelerin çözüm organı da burasıdır. Bu Yüce Meclis, dün, Türkiye’nin kurtuluşunun yegâne kararını veren Büyük Millet Meclisi, bugün de, Türkiye’nin önündeki engelleri kaldıracak, doğruyu bulacak ve Türkiye’yi her konuda, ekonomide ve saplanmış olduğu bu korkunç tablodan çıkarıp, kurtuluşa kavuşturacak yegâne yer yine burasıdır. İşte, bugün, tartıştığımız konuda; eğer bütün gruplar, iktidarıyla muhalefetiyle, toplanıp da geriye baktığı zaman “arkadaş, benim yaptığım bu iş doğrudur” diyebiliyorsa... Ki, ben, ferden ferda, birçok arkadaşımla, iktidarıyla muhalefetiyle, hepimiz, burada birbirimizin kardeşiyiz, bu ülkenin insanlarıyız. (DYP sıralarından alkışlar) Bu ülkenin meselelerinde her zaman ittifak etmişiz. Ülkenin çözüme kavuşması gereken sıkıntıları hepimizin rahatsız eder. Ferden ferda bütün arkadaşlarımızla konuştuğumuz zaman, şu önümüzdeki yasanın hiçbirisinin memnuniyet ifade ettiğini görmedim. Gözlerinizden hepinizin sıkıntı içinde olduğunuzu biliyorum. Öyleyse, geliniz, her şeyi bir tarafa bırakalım. Bir sefere mahsus olarak, bu ülke, bu ülkenin Yüce Meclisi çok iyi bir şekilde düşünsün, çok iyi bir şekilde tahlil etsin, dünyanın bu konudaki mevzuatlarını çok iyi incelesin. RTÜK incelemiş, önümüze koymuş. Bize gönderdikleri raporlarda ve yine, Gazeteciler Cemiyetinin bugün hepinize gönderdiği raporlarda ve yazılarda diyor ki “yanlışlık içinde olmayınız, yapılan iş yanlıştır, tekelciliğe gidiyor.”

Değerli arkadaşlar, bakınız, yüzde 25 izleme oranı. Nasıl yüzde 25 izleme oranı? Kim tespit edecek? Kim bunu tayin edecek? RTÜK diyor ki “şimdiye kadar bu rakama, bu orana ulaşılmadı.” Yıllarca, biz, bunu tahlil ediyoruz; ama, gelin görün ki, yüzde 25 izleme oranına sahip olan kişi, tekelci bir durumda yüzde 50 hisseye sahip olacak; ama, bugün, Türkiye’deki, izlenme veya dinlenme oranı yüzde 25’in altında olan 260 televizyon ve 1 200 radyonun da sahibi olmakta hiç beis yok. Sorarım size: Kanunda bir engel var mı? Böyle kanun olur mu?

Değerli arkadaşlarım, bu tasarı, aynı zamanda, ihale konusunda da bazıları için bir rahatlama getiriyor. Bakınız, değiştirilmek istenilen kanunun maddesinde deniliyordu ki: “Yüzde 10’dan fazla hisseye sahip olanlar kamuya ait ihalelere giremez ve sermaye piyasasında -ne yapmazlar- menkul kıymetler borsasında herhangi bir eylem ve işleme giremezler.” Bunun da önünü açıyorsunuz. Niye yani?.. Sebep neydi ki, bu şekilde acul davrandık ve bu kolaylıkları getiriyoruz?

Değerli arkadaşlarım -biraz önce işaret ettiğim gibi, arz ettiğim gibi- her şeyin burada halledilmesi gerekirken, Yüce Meclisin, millî iradenin temsilcisi olan bu Meclisin iradesine tasallut ediliyor. Kendi elimizle diyoruz ki “ben bu yetkiyi kullanamıyorum, bu yetkiyi size devrediyorum.” Daha önce, 9 RTÜK üyesini seçen bu Meclis, 4 üye seçme hakkını kendisinden alıyor. Daha önce denetleme yetkisine sahip olan bu Meclis, bir memur zihniyetiyle, bu yetkisini Başbakanlık Yüksek Denetleme Kuruluna devrediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çetinkaya, 1 dakika içinde toparlayın efendim.

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Teşekkür ederim.

Efendim, olacak iş midir bu? Eğer, bu iş, Meclise külfet getiriyorsa, fazla geliyorsa, Meclisin adına bu işi yapan Sayıştay var; Sayıştay bunu yapabilir.

MAHMUT ERDİR (Eskişehir) – Yüksek Denetleme yapıyor Meclis adına.

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Hayır, hayır... Yüksek Denetleme, hükümet adına, Başbakanlık adına yapar.

MAHMUT ERDİR (Eskişehir) – Hayır...

M. NECATİ ÇETİNKAYA (Devamla) – Evet...

Değerli arkadaşlarım, ben, bu Meclisin, şu anda, içinde bulunduğu şu durumda doğruyu bulma mecburiyetinde olduğuna inanıyorum. Konuşmamın başında da dediğim gibi, geriye baktığı zaman, ben doğru iş yaptım diyebiliyorsa, o zaman doğruyu bulmanın gayreti içinde olacaktır ve doğruyu bulmanın erdemine erişecektir.

Yüce Meclisin en doğruyu bulacağına inanıyor, hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Çetinkaya.

Anavatan Partisi Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Işın Çelebi.

Buyurun Sayın Çelebi.

Süreniz 5 dakika.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ANAP GRUBU ADINA IŞIN ÇELEBİ (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bir kere, şu anda uygulanan, mevcut yasanın durumu çok açık. Bu yasanın kalitesine ve uygulamasına baktığımızda, bu yasaya göre, sözü edilen bütün yanlış işler bu yasanın çatısı altında, şemsiyesi altında olmuş. O zaman, bu yasanın kalitesi bozuk demektir. Bu yasanın uygulamasına baktığımızda, bütün o sözü edilen hortumlamalar, yanlışlıklar, yine bu yasanın çatısı ve himayesi altında olmuş; o zaman, bu yasanın uygulaması da yanlış demektir.

Kanun tekniği açısından hem kalitesi hem uygulaması yanlış olan bir yasayı, bile bile yanlışı savunmak, inanılmaz derecede akıl almaz bir mesele. Medyanın özgürlüklerinin kısıtlanmaması için bir ölçüt geliştirmek gerekiyor; medyanın haber alma özgürlüğünün kısıtlanmaması ve vatandaşın düşünce, din, vicdan ve müteşebbis girişim  özgürlüğünün kısıtlanmaması için, Anayasadan doğan haklarının kısıtlanmaması için bir ölçüt gerekiyor. Bu ölçüt, basın organlarında tiraj; medyada, televizyonda, bütün dünyada  izlenme oranı.

Sayın Ilıcak, biraz önce sordu bana: Fransa’da neyle ölçülüyor bu? Fransa’da yüzde 35; “Media Metrix” diye devletin bir kuruluşuyla ölçülüyor.

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Sahiplik yüzde 35’le sınırlı değil, yanlış.

IŞIN ÇELEBİ (Devamla) - Media Metrix, Le Figaro’da, izlenme oranları her gün veriliyor ve sahipliği de, TF-1’in sahibi bir tek kuruluş, izlenme oranı yüzde 33.

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – O başka!.. Hayır!..

IŞIN ÇELEBİ (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, burada ciddî incelemeler yaparak tartışmamız yararlı olacak ve bu tartışmaların yararlı sonuçlar getireceğine inanıyorum.

Eğer bir yasanın dolaylı etkilerini, o yasa içerisinde çözmeye kalkarsak, kanun tekniği içerisinde bu mümkün değil. Doğrudan etkilerini o Yasa içerisinde çözebiliriz. Devlet ihalelerinde problem yaratacaksa, Devlet İhale Kanununu Tasarısını hükümet hazırlamış, gönderecek, orada çözeriz veya bir başka sorun çıkacaksa orada çözeriz.

Şimdi, Amerika’da rekabet ortamının güçlendirilmesi için bütün sınırlamalar kaldırıldı. Almanya’da yüzde 30 izlenme oranı...

Bakın, burada, Fransa’da, Almanya’da, İngiltere’de yüzde 15 izlenme oranı. Bu izlenme oranları neden önemli; kamuoyunu etkileme gücünü belirttiği için önemli. Türkiye bu ölçümü yapmak zorunda. Mevcut Yasada yüzde 20, yüzde 10 gibi hisse payı oranları çalışmadı ve bir yığın yolsuzluğa ve yanlışlığa yol açtı.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, medyada çoğulculuğun ilkesinin hayata geçirilmesine yönelik olarak çok önemli olan bu izleme oranlarının yanı sıra, özellikle size kısaca bir bilgi vereceğim: Show TV’nin izlenme oranı yüzde 16, Star’ın, atv’nin, KANAL D’nin yüzde 15 TGRT’nin yüzde 10; hiçbir kurum, yüzde 25 izlenme oranıyla iki televizyona sahip olamaz; böyle bir tekel olma özelliği yok.

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – KANAL D, CNN birlikte olabilir mi?

IŞIN ÇELEBİ (Devamla) – Şimdi, Avrupa Birliğinde 1989 yılında sınır ötesi televizyon direktifinin yürürlüğe girmesi sonucu, medya sahipliğinin regüle edilmesi, düzenlenmesi yoluyla çoğulculuğun korunması ve Rekabet Kurulunun görevlerinin yanı sıra, medya sahipliğinin düzenlenmesi konusunda yasalar çıkarıldı, uygulamalar yapıldı. Bizim görevimiz, burada, medya sahipliğine ilişkin düzenlemelerin yapılmasına dönük çalışmalara da baz teşkil edecektir. En önemli konu medya sahipliğine ilişkin düzenlemelerin Türkiye’de başıboş kalmasıdır.

Ayrıca, önemli olarak kimin erişim teknolojilerini kontrol ettiği, kimin program kataloglarını kontrol ettiği; kimlerin program üreticisi şirketlere sahip olduğu, kimlerin telefon şebekelerine sahip olduğu da, bu anlamda, medya sahipliğine ilişkin düzenlemelerin içerisinde yer almaktadır. Medyada kontrol sorununun tek başına hisse sahipliğine müdahale ederek çözülmeyeceği anlaşılmıştır, bütün Avrupa’da, özellikle 1990 sonrasında. Bu nedenle hem -Rekabet Kurulunun- 4054 sayılı Yasanın 7 nci maddesi hem burada 29 uncu maddenin (j) bendinde üst kurula gelen görevler bir koordinasyonu da gerekli kılmaktadır.

Burada çok net bir şey söyleyeceğim: Medya sahipliğinin düzenlenmesi çok temeldir. Bütün Avrupa Birliği ülkelerinde, Avrupa’da ve dünyada uygulanan medya sahipliğinin düzenlenmesi, bu televizyon yayıncılığının haber alma özgürlüğünü kısıtlamaması ve doğru haber vermek açısından bütün dünyada durulan önemli kriterlerden bir tanesidir. Bunun açık ve net biçimde bütün toplum tarafından bilinmesi gerekir. Medya sahipliğinin düzenlenmesinde kaç televizyon kanalı olduğunun, bunların izlenme oranlarının ne olduğunun, medyadaki sermaye gruplarının kimler olduğunun...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

IŞIN ÇELEBİ (Devamla) – Sayın Başkan, 1 dakika rica ediyorum.

BAŞKAN – 1 dakika içinde toparlayınız efendim.

IŞIN ÇELEBİ (Devamla) - ...medya sahipliğinin kimin denetiminde olduğunun şeffaf biçimde anlatılması medyada çoğulculuğu ve piyasada etkinliği sağlamak açısından önemlidir.

“Açıklık ne oluyor” diye burada soruyorlar; açıklık demokrasinin temeli, açıklık hukuk devletinin temel kuralı ve eğer, birtakım dolaylı etkilerini önleyeceksek, gideriz ana kanunlarında düzeltiriz. Bu özel kanunlarda bunlara çözüm aranmaz, kanun tekniği açısından yanlıştır ve eğer, bu ülkede demokratikleşmeyi istiyorsak, mutlaka açıklığı sağlamamız lazım.

Bu anlamda, 16 ncı maddenin -özellikle beşinci paragrafın- mutlaka yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Bunu da huzurunuzda bütün açıklığımla söylüyorum, 16 ncı maddedeki bu beşinci paragraf ciddî sorunlara yol açacaktır. Burada gruplardan rica ediyorum, bu konuda bütün grup başkanvekillerinin bir araya gelip mutlaka bu maddeyi düzenlemesi gerekmektedir.

Hepinize saygılar sunarım. (ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Çelebi.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 9 adet önerge vardır; ancak, İçtüzüğümüz gereği burada sayın milletvekillerinin 3 önergesini ve hükümetin 1 önergesini işleme alabileceğiz.

Şimdi, önergeleri geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 13 üncü maddesiyle düzenlenen 3984 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (d) ve (e) bentlerinde yer alan “...“yüzde 25” ibaresinin “yüzde 20” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rüştü Kâzım Yücelen

Devlet Bakanı

  İçel

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 13 üncü maddesinin (e) bendinin sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ederiz.

A. Nazlı Ilıcak          Ramazan Toprak       Sait Açba

           İstanbul           Aksaray             Afyon

                     

Azmi Ateş Eyüp Fatsa M. Altan Karapaşaoğlu

           İstanbul               Ordu              Bursa

                                           

                             Abdülkadir Aksu

                                 İstanbul

“Bir televizyon kanalında yüzde 10’dan fazla hisseye sahip olan gerçek veya tüzelkişiler devlet ihalesine giremez. Gerçekkişinin hesaplanmasında, üçüncü derece dahil olmak üzere, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımlarına ait hisseler de aynı kişiye aitmiş gibi hesaplanır”

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3984 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde değişiklik yapan 13 üncü maddesinin (c) ve (d) fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesi; (e) ve (f) fıkralarının ise tasarı metninden çıkarılması için gereğini dilerim.

Saygılarımla.

    Uluç Gürkan

            Ankara

c) Özel radyo ve televizyon kuruluşları anonim şirket olarak kurulurlar. Bu kuruluşların hisseleri nama yazılı olmak zorundadır. Sermaye Piyasası Kurulu bu anonim şirketlerden ortak diğer şirketlerin hamiline yazılı hisse senetlerini nama yazılı hale getirmelerini ister. Bu şirketlerde herhangi bir kişi lehine intifa senedi tesis edilemez.

d) Belirli bir özel radyo ve televizyon kuruluşunda yüzde 50’den fazla hissesi olanlar, devlet kuruluşları, diğer kamu tüzelkişileri ve bunların doğrudan veya dolaylı olarak katıldıkları teşebbüs ve ortaklıklarla herhangi bir iş bağlantısını doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak kabul edemezler ve menkul kıymetler borsasında faaliyet gösteremezler.

BAŞKAN- Okutacağım bu son önerge, aynı zamanda, en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu İle Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 3984 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde değişiklik yapan 13 üncü maddesinin c ve d fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesi; e ve f fıkralarının ise tasarı metninden çıkarılması için gereğini dileriz.

Saygılarımızla.

Ali Arabacı    Uluç Gürkan

              Bursa            Ankara

c) Özel radyo ve televizyon kuruluşları anonim şirket olarak kurulurlar. Bu kuruluşların hisseleri nama yazılı olmak zorundadır. Sermaye Piyasası Kurulu bu anonim şirketlerden ortak diğer şirketlerin hamiline yazılı hisse senetlerini nama yazılı hale getirmelerini ister. Bu şirketlerde herhangi bir kişi lehine intifa senedi tesis edilemez.

d) Aynı şirket ancak bir radyo ve bir televizyon işletmesi kurabilir.

Bir hissedarın bir kuruluştaki hisse miktarı ödenmiş sermayenin yüzde 40’ından ve birden fazla kuruluşta hisse sahibi olanların bu kuruluşlardaki tüm hisselerinin toplamı da yüzde 50’den fazla olamaz. Aynı özel radyo ve televizyon kuruluşunda bir ilâ üçüncü dereceye kadar (dahil) kan ve sihri hısımlar birlikte hisse sahibi olamazlar.

Radyo ve televizyon kuruluşlarındaki yabancı sermaye payı yüzde 40’ı geçemez.

Yerli ve yabancı hissedarlar hiçbir şekilde imtiyazlı hisse senedine sahip olamazlar. Belirli bir özel radyo ve televizyon kuruluşunda yüzde 10’dan fazla hissesi olanlar devlet kuruluşları, diğer kamu tüzelkişileri ve bunların doğrudan veya dolaylı olarak katıldıkları teşebbüs ve ortaklıklarla herhangi bir iş bağlantısını doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak kabul edemezler ve menkul kıymetler borsasında faaliyet gösteremezler.

BAŞKAN- Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN- Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN- Önergesinin gerekçesini izah etmek üzere, Sayın Uluç Gürkan, buyurun efendim.(DSP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika Sayın Gürkan.

H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türkiye’de, 16’sı ulusal, 15’i bölgesel, toplam 251 televizyon kanalı var. Bu bir dünya rekorudur; ne Fransa’da, ne İngiltere’de, ne de Almanya’da bu kadar televizyon kanalı yok. Bu televizyonları işletmek için her yıl 850 milyon dolar harcanıyor; ancak, gelirler 450 milyon doları aşmıyor, 400 milyon dolarlık bir açık söz konusu. Bu açığı kim kapatıyor, niçin kapatıyor?! Televizyon sahipleri bu kadar parayı nereden buluyor?!

Mevcut yasanın değişmesinden yana olanlar, adresi mafya ve irtica olarak gösteriyorlar. Mevcut yasa daha fazlasına izin vermediğinden hissenin yüzde 20’yi aşan kısmı için maskeli sahiplik yoluna gidildiğini, bunun da hem mafyanın hem de irticanın işine yaradığını söylüyorlar “yasa değişince şeffaflık sağlanacak, sahiplik saydam hale gelecek” diyorlar. Yasa değişirse bazı medya kuruluşları maskelerini çıkarabilir. Peki, ya sektöre yüzlerce milyon dolarlık kara para akıttığı söylenen mafya, o ne yapacak?! O da maskesini çıkaracak mı?! Yasada böyle bir zorunluluk yok; tam aksine, öngörülen değişiklikle, maske takmak daha da kolaylaşıyor. (FP ve DYP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Mevcut yasa, radyo ve televizyon kuruluşlarının ortak şirketlerinin “hamiline” yazılı hisse senetlerini “nama” yazılı hale getirmek için Sermaye Piyasası Kurulunu görevlendiriyor. Değişiklik, bu görevi ortadan kaldırıyor; yani, sözün özü, ortak diğer şirketlerin “hamiline” yazılı hisselerini bir tür yasal maskeye dönüştürüyor.

Ötesinde, bu tasarı, medyada yatay ve dikey tekelleşmenin yolunu da ardına kadar açıyor:

Birincisi, dünyada, İtalya dışında fazlaca uygulaması olmayan, birden fazla radyo ve televizyon sahipliğini yasallaştırıyor.

İkincisi, yürürlükteki yasanın, bir radyo veya televizyonda yüzde 10’dan fazla hissesi olanların kamu ihalelerine girmelerini ve borsada oynamalarını yasaklayan hükmü yürürlükten kaldırılıyor. Radyo ve televizyon sahipliği, deyim yerindeyse, imtiyazlı bir müteahhitlik karnesine çevriliyor. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Hürriyet Gazetesi Başyazarı Oktay Ekşi, 22.5.2001 günlü yazısında “bu yanlıştır” diyor. Bu yanlıştır... Radyo, televizyon ve gazete gibi kitle iletişim organı sahiplerinin elindeki güç o kadar büyüktür ki, kamusal yarar, böyle bir yasağın sürdürülmesini gerektirir. Evet, bu yasak sürmelidir. Medya, bankacılık yapmamalıdır, kamu ihalelerine girmemelidir, borsada oynamamalıdır. Kamu ihalelerine giren bir medya kuruluşu rakiplerini yayın yoluyla defterden silebilir, devlet görevlileri üzerinde baskı kurabilir, borsada spekülasyon yapabilir. Medya, bir kamu hizmetidir, bireysel çıkarların odağında ticarîleşmemelidir, dünyada da ticarileşmesine izin verilmemektedir.

Medyanın ticarîleşmesi, Türkiye için ise ciddî bir tehlikedir. Son yedi yılda gazetesi ve televizyonu olup da bankası, bankası olup da gazetesi ve televizyonu olmayan kalmadı. Böylece bütünleşen sermaye, şu sırada, enerji ihaleleriyle ilgileniyor; başta telekom, iletişim sektörü ile savunma sanayii de çok yakından izleniyor. Bu tehlikenin karşısında çağdaş bir oluşum olarak “yayıncılığın bağımsızlığı” ilkesine de maalesef güvenemiyoruz. Çünkü, Türkiye’de, yayıncılar, bağımsız, özgür olamıyorlar. Çünkü, çağdaş demokrasilerdeki sendikal haklarından ve iş güvencelerinden yoksunlar. Yayının ticarîleşmesine bedel ödemeden direnemezler. 

Sayın milletvekilleri, işte bu ortamda, medyanın kamu yararı ile kişisel çıkarlar arasında var olan çelişkilerini kamu yararı lehine çözecek yasal düzenlemeleri yok ediyoruz. Medyayı, siyasetin de üzerinde egemen bir kartel gücü olarak kendi elimizle örgütlüyoruz. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

Tasarı, bu yönüyle, hem Avrupa Birliği ölçülerine hem de dünya demokrasisi standartlarına açıkça aykırıdır. İtirazı olanlara, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 19.1.1999 gün ve 99/1 sayılı kararını anımsatmak istiyorum: Üye devletler, ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde medyada çoğunluğu tehlikeye düşürülebilecek yoğunlaşmaya karşı koyan veya önleyen mevzuatın hazırlamasını düşünebilmelidirler, yani, tekelleşmeye karşı çıkabilmelidirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Gürkan, 1 dakika içerisinde toparlayınız.

H. ULUÇ GÜRKAN (Devamla) - Sayın milletvekilleri, dünya demokrasilerinde, bu yönde, tekelleşmeye karşı arayışlar, medya imparatoru Berlusconi’nin, hakkındaki 12 yolsuzluk soruşturmasına karşı, İtalya’da başbakanlığı yeniden eline geçirmesinin ardından daha da hızlanmıştır. Çağdaş dünya demokrasi standartlarında çoğulculuğu tehlikeye düşürecek yoğunlaşmalara, tekelleşmeye, kartelleşmeye yer yoktur.

Önergemizin bu anlayışla destekleneceğini umuyor, sizleri saygıyla selamlıyorum efendim. (DSP, FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. (FP ve DYP sıralarından “Sayın Başkan, yeniden sayın” sesleri, gürültüler)

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Sayın Başkan, yeniden sayın.

AZMİ ATEŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayacaksınız...

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Sayacaksınız...

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Oylamanın tekrarını istiyorum Sayın Başkan.

BEKİR SOBACI (Tokat) – Ayıp!.. Ayıp!..

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Talimatla yönetilmez Sayın Başkan... Lütfen sayın; demokrasi adına yeniden saymanızı istiyorum.

BAŞKAN – Efendim, bir dakika, bakayım... (FP ve DYP sıralarından gürültüler)

AZMİ ATEŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, elektronik cihazla sayın.

BAŞKAN – Oylamayı, elektronik cihazla da yaparım; sorun değil.

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Lütfen, yeniden sayın.

BAŞKAN - Bir dakika ama, dinleyin...

Ben, içerideki arkadaşları saydım; muhalefet sıralarında şu anda 61 kişi var, iktidar sıralarında 140 kişi var; 8 kişi oy verdi orada. (FP ve DYP sıralarından gürültüler)

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Burada 61 kişiden fazla var.

RAMAZAN GÜL (Isparta) – 83 kişi iktidar sıralarında; 34 kişi DSP sıralarında, 33 kişi de MHP sıralarında var...

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – 140 kişiden az...

BAŞKAN – Hayır; 140 kişi var efendim.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – İktidar sıralarında oy vermeyenler var, çekimser kalanlar var.

AZMİ ATEŞ (İstanbul) – Yeniden sayın...

BAŞKAN – Gerek yok efendim. (FP ve DYP sıralarından gürültüler)

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Oy vermeyenler var Sayın Başkan.

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Hayır efendim; elektronik cihazla yeniden sayın.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Oy vermeyenler var; yeniden sayın, İçtüzüğü uygulayın.

BAŞKAN – Bir dakika efendim... (FP ve DYP sıralarından gürültüler)

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Sadece bizde 89 kişi var.

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Çekimser kalanlar var Sayın Başkan; İçtüzüğü uygulayıp, yeniden sayın.

Bakın, Sayın Yılmazyıldız, İçtüzüğü uyguluyoruz. İçtüzüğe göre, eğer... (FP ve DSP sıralarından gürültüler)

İLYAS YILMAZYILDIZ (Balıkesir) – Sayın; çekimser kalanlar var, oy vermeyenler var.

AZMİ ATEŞ (İstanbul) – Yeniden sayın.

BAŞKAN – Bir dakika dinleyin efendim...

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Niçin saymaktan kaçınıyorsunuz?!

BAŞKAN – Ben saydım...

Bakın, eğer istiyorsanız, beş kişi ayağa kalkar, oylamayı isterdi; bunu yapmıyorsunuz, İçtüzüğün uygulanmasını...

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Lütfen, yeniden sayın.

BAŞKAN - Önergeyi kabul edenler...

İki arkadaş arasında ihtilaf var; bu nedenle, oylamayı elektronik cihazla yapacağım.

Oylama için 2 dakika süre veriyorum.

Bu arada, vekaleten oy kullanan Sayın Bakan var ise, hangi Bakana vekaleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını belirten oy pusulasını Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir.

MEHMET PAK (İstanbul) – Netice Sayın Başkan?..

BAŞKAN – Netice söylemek gibi bir zorunluluk yok Sayın Pak.

SEDAT ÇEVİK (Ankara) - Olsun söyleyin!..

BAŞKAN – Yok, merak giderme yeri değil burası efendim.

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Galiba öyle talepler de var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının, 3984 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde değişiklik yapan 13 üncü maddesinin (c) ve (d) fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesi, (e) ve (f) fıkralarının ise tasarı metninden çıkarılması için gereğini dilerim.

Saygılarımla.

    Uluç Gürkan

            Ankara

c) Özel radyo ve televizyon kuruluşları anonim şirket olarak kurulurlar. Bu kuruluşların hisseleri nama yazılı olmak zorundadır. Sermaye Piyasası Kurulu, bu anonim şirketlerden ortak diğer şirketlerin hamiline yazılı hisse senetlerini nama yazılı hale getirmelerini ister. Bu şirketlerde herhangi bir kişi lehine intifa senedi tesis edilemez.

d) Belirli bir özel radyo ve televizyon kuruluşunda yüzde 50’den fazla hissesi olanlar, devlet kuruluşları, diğer kamu tüzelkişileri ve bunların doğrudan veya dolaylı olarak katıldıkları teşebbüs ve ortaklıklarla herhangi bir iş bağlantısını doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak kabul edemezler ve menkul kıymetler borsasında faaliyet gösteremezler.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon katılıyor musunuz?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Gürkan, buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

H. ULUÇ GÜRKAN (Ankara) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu kez fazla vaktinizi almayacağım.

Bu önergede -önceki önergemiz reddedildiği için- madem talep şeffaflık, isteyen istediği kadar hisse sahibi olsun, isteyen istediği kadar televizyon, gazete, radyo sahibi olsun; ama, bir radyo ve televizyon kuruluşunda yüzde 50’den fazla, yüzde 10’dan değil yüzde 50’den fazla; yani, o radyo ve televizyon kuruluşunu ticarî çıkarları lehine yönlendirebilecek orana sahip olanlar ihalelere katılamasın, borsada oynayamasın diyoruz.

Bu önergenin kabul edilmesi, Türkiye’de, çağdaş demokrasinin, demokraside çağdaş oluşumların kabulüyle de eş anlamlı.

Yüce Meclis bunu kabul etmezse ne olur? Bunu düşünmek dahi istemiyorum. İyisi mi, bu konuda, bugün için özgür olan ve bu tasarıda da önümüzdeki maddelerde gerekli değişikliği yaparak özgür kalmasını sağlayacağımıza inandığım internet ortamında bana yeni ulaştırılan yaşanmış bir öyküyü sizlerle paylaşmak istiyorum.

İngiltere’de, ünlü bir virtüöz piyanonun başına oturmuş ve salonu hıncahınç dolduran seyircilerin önünde konserine başlamış. Ancak, tuşlara basıp çalıyor görünmesine rağmen, telleri önceden sökülmüş olan piyanodan hiçbir ses çıkmıyormuş. Dinleyiciler birbirine göz ucuyla bakarak ne yapmaları gerektiğini araştırıyor; fakat, nedense tepki gösteremiyormuş. 2 saat süren konserden sonra, ünlü virtüöz oturduğu yerden kalkarak büyük bir ciddiyetle dinleyicileri selamlamış. Salon sürekli alkış sesleriyle çınlamış. İngiltere’de yaşanmış bu olaydan sonra, piyanist, kendisiyle röportaj yapan televizyon spikerine “insanlardaki tepkisizliğin nereye kadar varacağını öğrenmek istedim” demiş ve eklemiş: “Meğer, sınırı yokmuş.”

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Etmeyenler...

TURHAN GÜVEN (İçel) – Karar yetersayısına bakın.

BAŞKAN – Efendim, o geçti; başlangıçta olacaktı.

Önerge kabul edilmemiştir.

TURHAN GÜVEN (İçel) – 114 kişi oy kullandı Sayın Başkan, 114 kişi vardı karşıda.

BAŞKAN – 20 kişi de burada, vekâleten oy geldi efendim.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Bırakın vekâleti! Kim var; 20 kişi var mı orada canım?! Sayı saymayı da öğrenin bari.

BAŞKAN – Biraz da siz öğrenirseniz, iyi olur.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 13 üncü maddesinin (e) bendinin sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ederiz.

       Ayşe Nazlı Ilıcak (İstanbul) ve arkadaşları

“Bir televizyon kanalında yüzde 10’dan fazla hisseye sahip olan gerçek veya tüzelkişiler, devlet ihalesine giremez. Gerçek kişinin hesaplanmasında, üçüncü derece dahil olmak üzere, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımlarına ait hisseler de aynı kişiye aitmiş gibi hesaplanır.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

Sayın Ilıcak, buyurun efendim. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

 

 

 

 

 

 

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 682 sıra sayılı kanun tasarısının 13 üncü maddesiyle ilgili verdiğimiz önergede “medya patronları kamu ihalelerine girmesin” dedik.

Burada, değerli milletvekilimiz Işın Çelebi “efendim, bütün yolsuzluklar bu yasanın çerçevesinde olmuştur; o zaman, değiştirelim” gibi bir teklif ileri sürüyor. Oysa, bu yolsuzluklar, biz patronu bilmediğimiz için gerçekleşmedi; burada bir mantık hatası var. Aldınız Kanal 6’nın patronu Korkmaz Yiğit’i, onunla Türkbank pazarlığı yaptınız; aldınız Cavit Çağlar’ı, Dinç Bilgin’i, onunla Etibank pazarlığı yaptınız; yani, patronlar meydandaydı.

Türkiye’de, bir tekelleşme sıkıntısı, bir sermaye yoğunlaşması sıkıntısı çekilmektedir. Bunun da çözümü, tekelleşmeyi daha da artırmak değildir. Haberin özgürleşmesidir şeffaflık. Burada, Sayın Uluç Gürkan basından geliyor, burada, ben basından geliyorum, hepinizden bunu daha iyi bilirim ve Gazeteciler Cemiyetinin de açıklaması aynı istikamette “durdurun bu kanunu” diyor. Basını felakete sürüklüyor, basın çalışanlarını, basın emekçilerini felakete sürüklüyor bu yoğunlaşma, onları patronun elinde esir haline düşürüyor.

Geçen hafta bir değerli arkadaşımız, burada “Medya patronları, eğer, kamu ihalesine girmezse, devletin malı ucuza gider” dedi. Ertuğrul Özkök de aynı gerekçeyi ortaya sürmüştü. Acaba kim kimden kopya çekiyor, bunu pek anlayamadık.

Ama, ben şu teklifi yapıyorum: Odalar Birliğinin yayınladığı en büyük 500 firmayı alın ve 500 firmanın içerisinde, acaba, kaç tane medya sermayesi var. Çok şükür Türkiye’de sadece kamu ihalelerine girecek medya sermayesi yok; aksine, medyanın dışında çok zenginlerimiz var. O bakımdan, aksine, eğer, medya kamu ihalelerine girmezse, devlet daha yüksek gelir elde edebilir.

Şu medya sermayesinin düştüğü durumu da inceleyin: Cavit Çağlar, NTV’nin sahibi hapiste; Dinç Bilgin, atv’nin sahibi hapiste; C-TV’nin sahibi Ceylan Holding, bankasına el kondu, hakkında suç duyurusu yapıldı; Kanal-6’nın sahibi Korkmaz Yiğit hapisten yeni çıktı; BRT’nin sahibi Bayındır Holding işleri bütünüyle bozuldu, bütün mükellefiyetlerini devlete devretti; İhlas Finans’a el konuldu; Erol Aksoy, Show-TV’nin sahibi, bankasına el konuldu; bütün yükler, yine, kamuya ve halkın omuzlarında kaldı; dolayısıyla, bu yanlış bilgilerle, kamuoyunu yanıltmayalım değerli arkadaşlar. Aksine, medya patronu kamu ihalesine girince, kamu denetimini yerine getiremiyor. Orada çalışan gazeteciler de, genel yayın yönetmenleri de, Ankara temsilcileri de iş takipçisi konumuna düşüyorlar. Hem kendi yolsuzluk yapmaya çalışıyor hem diğerlerinin hem de iktidarın yolsuzluğuna göz yumuyor.

Yayın ilkelerinin, efendim, bir c bendi varmış da, eğer, bu c bendi doğrultusunda televizyonu kendi çıkarına kullanırsa patron, o zaman lisansına dahi el konulacakmış.

Değerli arkadaşlar, bir kere, bu kişiler, yayın organlarını dolaylı olarak, gizli olarak kullanıyorlar. Mesela, diyelim ki, bir bakanı televizyona sık sık çıkarıyorlar veya başka türlü kullanıyorlar. Sonra, bizim gücümüz veya iktidarın gücü, mevcut kanunu uygulamaya dahi yetmedi. Bu (c)’ye dayanarak nasıl siz lisansını iptal edebileceksiniz? Edemezsiniz. Şimdi, bu, şeffaflık, maskeli yayıncılık filan, hepsi bunların, amiyane tabirle palavra. (FP ve DYP sıralarından alkışlar) Bunlar, kamuoyunu aldatmak üzere ortaya atılan birtakım gerekçeler.

Şimdi Türkiye’de o patronların kim olduğu biliniyor; ama, Türkiye’de bir de maskeli gazeteciler var. Kendileri gazeteci kılığında geziyor; ama, basın çalışanını korumuyor; ama, halkın gerçekleri öğrenme hakkını korumuyor. Onlar, patronun tetikçiliğini yapıyor, patronun işini takip ediyor. Eğer biz bu kanunu böyle çıkarırsak değerli arkadaşlar, bu iş takipçilerinin sayısı artacak.

Değerli arkadaşlar, siz diyorsunuz ki: “Şeffaflık.” Şeffaflık nasıl olur; hamiline yazılı senetlerin nama yazılı hale getirilmesiyle! İşte NTV’nin el değiştirmesi üzerine, RTÜK’ün eski başkanı Sayın Kutlu Savaş, bir rapor, bir mektup yazdı Sayın Başbakana. Dedi ki: “NTV’nin el değiştirmesi esnasında para hareketleri hile yapıldığı ihtimalini akla getiriyor. Başbakanlık Teftiş Kurulu ilgili holdingler nezdinde araştırma yapsın.” Cevap dahi alamadı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Buyurun efendim.

AYŞE NAZLI ILICAK (Devamla)- Değerli arkadaşlar, tabiî, vaktim daraldığı için...

Mesela, Yunanistan’da yüzde 25 ortaklıkla sınırlıdır sahiplik. Her yerde sınırlamalar vardır. Ben, yalnız, şu basındaki ahlak konusunda bir şey anlatmak istiyorum. Malum, İngiltere’de Murdoch ve Maxwell’i hepimiz tanıyoruz. Murdoch, hem The Times’ın hem Sunday Times’ın sahibi hem SKY TV’nin sahibi hem de Çin’de bir uydu televizyon yapmak isterken, Chris Patten diye İngiltere’nin son Hong Kong valisi bir kitap yazıyor Çin’in aleyhinde. Bu kitabın yayımlanması gerekiyor. Murdoch’un da bir yayın şirketi var. Murdoch, bu yayın şirketinde bunu yayımlamak istemiyor. Diyor ki: “Bu benim menfaatıma aykırı düşmektedir.” Bunu reddedince, Times ve Sunday Times’ın yazı işleri, bir bildiri yayımlıyor, Çin’deki çıkarları uğruna düşünce hürriyetinin sınırlanamayacağını söyleyerek, ifade hürriyetini tehlikeye atmıştır deyip patronlarını eleştiriyorlar. Bizde daha basın ahlakı bu mertebeye gelmeden, biz bir de tekelleşmeyi derinleştirirsek, işte bugünkünden daha beter bir hale geliriz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ilıcak.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge, kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

                  Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Kanunun çerçeve 13 üncü maddesiyle düzenlenen 3984 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin (d) ve (e) bentlerinde yer alan “yüzde 25” ibaresinin “yüzde 20” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Rüştü Kâzım Yücelen

Devlet Bakanı

İçel

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Ekseriyetimiz olmadığı için katılamıyoruz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge, kabul edilmiştir.

13 üncü maddenin oylanması sırasında yeterli çoğunluk bulunmadığından bahisle yoklama isteği var; istemde bulunan arkadaşların Genel Kurulda hazır olup olmadıklarını arayacağım.

Sayın Ilıcak?.. Burada.

Sayın Zeki Çelik?.. Burada.

Sayın Fethullah Erbaş?.. Burada.

Sayın Rıza Ulucak?.. Burada.

Sayın Şükrü Ünal?..

İLYAS ARSLAN (Yozgat) – Takabbül ediyorum.

Sayın Musa Uzunkaya?.. Burada.

Sayın Yahya AKman?.. Burada.

Sayın Azmi Ateş?.. Burada.

Sayın Veysel Candan?.. Burada.

Sayın Fahrettin Kukaracı:?..

ŞEREF MALKOÇ (Trabzon) – Takabbül ediyorum..

Sayın Sait Açba?..

ASLAN POLAT (Erzurum) -  Takabbül ediyorum.

Sayın Kemal Albayrak?.. Burada.

Sayın Osman Pepe?.. Burada.

Sayın Sabahattin Yıldız?..

İSMAİL ÖZGÜN (Balıkesir) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Özgün tekabbül ediyor.

Sayın Yakup Budak?.. Burada.

Sayın Nezir Aydın?.. Burada.

Sayın Akif Gülle?.. Burada.

Sayın Mehmet Çiçek?..

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Yalman Tekabbül ediyor.

Sayın Lütfi Doğan?..

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – Tekabbül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Avni Doğan Tekabbül ediyor.

Sayın Bülent Arınç?.. Burada.

Sayın milletvekilleri, bu arkadaşlarımız sisteme girmesinler. Elektronik cihazla yoklama yapacağım. Yoklama için 5 dakika süre veriyorum ve yoklama  işlemini başlatıyorum.

Bu arada, sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen arkadaşımız olur ise, aynı süre içerisinde Başkanlığımıza yoklama pusulalarını göndermelerini rica ediyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yetersayımız vardır.

Görüşmelere devam ediyoruz

 

 

 

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/705) (S. Sayısı: 682) . .   .                                                                        (Devam)

BAŞKAN - 13 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 13 üncü madde kabul edilmiştir.

14 üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 14. – 3984 sayılı Kanunun 31 inci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Program hizmetinin içeriği ve yeni yayın tekniklerinin kullanımı

Madde 31. – Radyo ve televizyon kuruluşları, yayınlarında belli oran ve saatlerde eğitim, kültür, Türk halk ve Türk sanat müziği programlarına yer vermek zorundadırlar. Bu programların tür ve oranlarıyla ilgili esaslar Üst Kurul tarafından tespit edilir. Tematik kanallar, bu zorunluluktan muaf tutulur. Tematik yayın yapmak isteyen kuruluşlar, başvuru sırasında bu hususu belirtir. Bu kanallar, Üst Kurulun izni olmadan yayın türünü değiştiremez. Tematik kanallarla ilgili usul ve esaslar Üst Kurulca belirlenir.

Her türlü teknoloji ile her tür iletişim ortamında yapılacak yayın ve hizmetlerin usul ve esasları, Haberleşme Yüksek Kurulunun belirleyeceği strateji çerçevesinde Üst Kurulca tespit edilip, Haberleşme Yüksek Kurulunun onayına sunulur. Bu yayın ve hizmetlerin mevzuata uygunluğu, Üst Kurulca denetlenir.”

BAŞKAN – 14 üncü madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Ankara Milletvekili Sayın Eyyüp Sanay. (FP sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Sanay.

FP GRUBU ADINA EYYÜP SANAY (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz RTÜK kanun tasarısının 14 üncü maddesi üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde daha önceki maddenin aynısı; ancak, ona bir ekleme yapıldı. Daha önceki maddede de yine -eski kanundaki 31 inci madde de-  radyo ve televizyon kurumlarının, eğitim, kültür, Türk halk müziği, Türk sanat müziği konusunda, belli saatlerde, belli oranlarda yayın yapma mecburiyetleri vardı; bu, aynen yine korunuyor; ancak, yeni getirilen tasarıyla, tematik yayın yapan radyo ve televizyonlara imkân verilmiş oluyor. Daha önceki yasada tematik yayın yapan radyo ve televizyonlar söz konusu değildi; ama, fiilen vardı bunlar; yani, doğrudan doğruya belirli bir konuda, tıp alanında, müzik alanında veya haber alanında veya spor alanında yayın yapan televizyon ve radyolar vardı; bunlar da kanun kapsamına alındı. Ancak, ne hikmettir ki, burada, yine, kanunun mantığı çelişkisiyle açığa çıkıyor. Tematik yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşlarına nedense eğitim, kültür, Türk halk müziği ve Türk sanat müziği konularında yayın yapma mecburiyetleri getirilmiyor,  onlar bu konuda serbest bırakılıyorlar, kendi iradelerine terk ediliyorlar.

Eğer, bunlar yayın yapıyorlarsa, elbette ki, zamanlarının bir kısmını da bu programlarla doldurmaları mümkün olabilirdi. Burada da yeni bir kayırmacılık hemen göze çarpıyor, çünkü, tematik yayıncılık yapan televizyon ve radyoculuk çok daha farklıdır, çok daha değişik bir özelliğe sahiptir. Madem ki, eğitime önem veriyoruz, madem ki, kültüre önem veriyoruz, madem ki, Türk sanatının gelişmesine, Türk halk müziğinin gelişmesine önem veriyoruz,.katkıda bulunmak istiyoruz, niçin bu televizyonlara da aynı mecburiyeti getirmiyoruz? Bunu anlamak da mümkün değil?!.

Diğer yandan, öyle durumlar getiriliyor ki, bu kanun “şeffaflık” adı altında 312 nci maddeyi monte etmek suretiyle tekrar yine bir kısıtlama getiriyor. Daha önceki kanundan şikâyet edilirken, özellikle karartmalardan şikâyet edilirken, öyle maddeler, öyle ifadeler kanunda yer alıyor ki, insan, hakikaten ürperiyor; sorulmadan, kuruluşu ihtar bile etmeden bir ay veya belli süreler yayını kesilebiliyor. Hatta, yayın hayatına tamamen bile son verilebiliyor.

Şimdi, o zaman, ister istemez insan... Biraz önce verilen önergeler de vardı, bu milletvekili arkadaşlarımızın hareketlerine, oylarına saygılıyız ama, anlamak da mümkün değil; peki, insan istediği kadar televizyona sahip olsun, ama “ihalelere girmesin”dediğiniz zaman, denildiği zaman; hayır, ille girecek. O zaman ister istemez insan soruyor; niçin diğer televizyonlardan bu tematik televizyonları ayırıyorsun? Yine, insan soruyor; ellerinde bu iletişim aracı bulunan insanlar, insanları yönlendirebilirler, kamuyu oluşturabilirler, gündemi değiştirebilirler ve demokratik sistemde de, demokratik yönetimle idare edilen toplumlarda da, radyo, televizyon, basın gibi medya, kaçınılmaz zarurî şarttır ve esas, halkın kulağı, gözüdür, kültürün aktarıcısıdır, halk adına bir nevi denetim yapar; o zaman, ihalelerdeki suiistimalleri, ihaleye bizzat patron girdiği takdirde, bunu kim yapacak millet adına, onu sormak istiyorum, kim yapacak? Meclisin elinden zaten denetim alınmış durumda, Meclis bir denetim yapamıyor. Kendi eliyle seçtiği RTÜK üyelerini, şimdi birilerine havale ediyor; o zaman, Meclise güven mi yok? Eğer güven yoksa, Meclis güven tazelesin, erken seçime gitsin. Aksi takdirde, bu kanun tasarısı geri çekilmelidir. Bu, milletvekillerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesine ipotek koymaktır. Sadece sayın bakanların, gelip, üyeler üzerinde etkili olması, kuşbakışı bakarak, hareketleri tayin ederek, insanları etki altında bırakmaları yetmez. Eğer, açıklık varsa, buyursunlar... Diyoruz ki, istediği televizyona sahip olsun, istediği hisseye sahip olsun; ama, borsada işlem yapamasın, ihalelere giremesin, buyursun yapsın. O zaman bakalım, bu patronlar ortaya çıkacaklar mı, bu kadar pahalı yatırımları yapacaklar mı?

 (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sanay.

EYYÜP SANAY (Devamla) - Anadolu basını ve Anadolu’da yayın yapan yerel televizyonlar, radyolar, zaten küçük kuruluşlardır, bu ağır cezalar altında bunlar ezilecektir, çoğu da amatör ruhla yapmaktadırlar. O zaman artık, zaten Anadolu’nun sermayesi de bir kenara yıllardır dışlandığına göre, fikirleri de dışlanacaktır, radyoları da dışlanacak, televizyonları da dışlanacak. Anadolu basınının, zaten içinde olan buhranları, sıkıntıları milletvekili arkadaşlarım yakinen biliyorlar. Dolayısıyla, artık bundan böyle televizyonlar ve radyolar da bu duruma katlanmak mecburiyetinde kalacaklar.

Ben burada, iktidar kanadında bulunan milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum; lütfen, çok iyi düşünelim, bu kanun tasarısının geri çekilmesi konusunda ne işlem yapmak gerekiyorsa, onu yapalım ve bu kanun tasarısı, kesinlikle bu haliyle çıkarsa, inanın, yarın bunun cezasını milletvekilleri bizzat kendileri çekecektir, o insanlar çekecektir. Bizim görevimiz, insanlara ıstırap çektirmek değil, onları mutlu kılmaktır.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Sanay.

Doğru Yol Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Sayın Mehmet Gözlükaya. (DYP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakika Sayın Gözlükaya, buyurun.

DYP GRUBU ADINA MEHMET GÖZLÜKAYA (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, Doğru Yol Grubu adına sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bu yasanın şu ana kadar geçirdiğimiz maddeleri içerisinde, belki de en olumlu olan maddesi bu. Burada, 14 üncü maddede -herhalde bütün televizyonlara demek istiyorlar- bütün televizyonlara millî ve manevî değerlere dair, eğitime dair, kültür hizmetleri babında Türk halk ve Türk sanat müziği açısından birtakım yayınlar yapınız; yani, bir mecburiyet getiriyorlar. Tabiî, bunun süresi ne zaman olur, bunu Üst Kurul tespit edecekmiş. Bu maddenin özelliği bu; ama, bugün, bizim konuşmacılarımızın -Doğru Yol Partisinin ve Fazilet Partisinin- itiraz ettiği konu, bu yasanın tümü; yani, biraz önce geçirdiğiniz 13 üncü maddeyle artık, Türkiye’de, bugüne kadar şu veya bu şekilde muvazaalı yollarla, kurdukları şirketlerle ihalelere girebilen medya patronları, maalesef, açık olarak girecekler. Sayın Çelebi’nin anladığı şeffaflık bu. Sayın Çelebi diyor ki “Şeffaf oluyoruz.” Tamam, ihalelere serbestçe girilecek. Şimdi, soruyorum, Türkiye’de basında tekel var mı yok mu?..

KAMER GENÇ (Tunceli) - Sayın Çelebi, Sabancı’nın adamı; tabiî olacak, Sabancı’nın yönetim kurulu üyesi.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) – Basının, okunan basının büyük bir kısmı, onlarca gazete ve dergi belli kişilerin elinde mi, belli grupların elinde mi; en az 2 tane, en çok 3 tane, 4 tane televizyon kanalı olanlar var mı; bunları inkar edebilir miyiz?!

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Türkiye’de, basın, hükümet indirir, hükümet çıkarır. Bu, geçmişte yaşanmıştır. Türkiye’de demokrasi bana göre -bu,benim şahsî kanaatimdir- özgür değildir; bu Mecliste de özgür değildir. Bu Meclisi 3 kral idare eder; yasaları getirirler, diğer arkadaşlarımız kerhen de olsa buna uyarlar, uymak zorundadırlar. Bakın, af yasasında, biz “etmeyin eylemeyin, bu affı çıkarmayınız; bu yasa, adil değil, objektif değil, demokratik değil” dedik; ama, maalesef, anlatamadık. İktidar partisi gruplarından birçok arkadaşımız affa karşı oldukları halde, maalesef, af yasası çıktı; şimdi, gittikleri bölgelerinde, seçim bölgelerinde bunun hesabını veriyorlar. Bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Bu yasayı kerhen desteklemekten vazgeçiniz. Biraz önce, Sayın Uluç Gürkan’ın verdiği önergelere oy vermemek için dışarı çıkan iktidar mensubu milletvekillerini gördük; elinizi vicdanınıza koyun. Artık, Türkiye’de, demokrasi, bana göre, özgür değil dedim, vesayet altında diyorum; şimdi, ihalelere giren, tekelleşen, iktidar değiştiren patronların vesayeti altına giriyor. Zaten, bu vardı; ama, bugün resmîleşiyor. Onun için, elinizi vicdanınıza koymanızı istirham ediyorum; bu, çok basit bir mesele değil.

Sevgili arkadaşlarım, devletin içinde olan belli basın grupları, belli patronlar, artık, açık ve seçik olarak, her yerde devlet ihalelerine girebilme imkânına sahip olmuşlardır. Şimdi, Sayın Çelebi, burada, dedi ki izlenme oranları yüzde 25’i... atv’nin ve Show TV’nin şu kadarmış. Türkiye’de en çok izlenen televizyon TRT; TRT’nin izlenme oranı yüzde 6; yani, bugün biraz önce kabul edilen yüzde 20 izlenme oranına hangi televizyon ulaşabilir?

Sevgili arkadaşlarım, rekabet de değildir bu. Zaten belli patronların elinde olan medya kuruluşlarıyla, o güçlü kuruluşlarla hangi televizyonlar rekabet edebilecek, hangi basın kuruluşları rekabet edebilecek, bugüne kadar ettiler mi?!

Onun için, gelin, elinizi vicdanınıza koyun, son olarak ihtar ediyorum...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) – Sayın Başkan, toparlıyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gözlükaya.

MEHMET GÖZLÜKAYA (Devamla) – Fikirlerine saygı duyduğum Sayın Verkaya, efendim, bu yasa şeffaflığı getiriyor, vesaire gibi birtakım savunmalarda bulundular.

Sevgili arkadaşlarım, bu yasa hiçbir şekilde şeffaflığı getirmiyor. Ayrıca, bu yasa ile Meclis de kendi otoritesini kaybetmiş bir pozisyona düşmüştür. Bu sebeple, bu yasanın mutlaka geri çekilmesi lazım. Oturalım, birlikte, bu yasayı daha makul, daha çağdaş, daha akıllıca ve tekelleşmeyi önleyecek şekilde çıkarmamız gerektiğini ifade ediyorum.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gözlükaya.

ANAP Grubu adına, İzmir Milletvekili Sayın Işın Çelebi.

Buyurun Sayın Çelebi.

ANAP GRUBU ADINA IŞIN ÇELEBİ (İzmir) – Değerli arkadaşlarım, burada bir kanunun sonuçlarını incelemek, burada belirttim, kalitesi ve uygulamasıyla değerlendirilir ve mukayeseli hukuk vardır; dünyadaki uygulamalar nedir ve de bu mukayeseli hukuka göre, orada yapılan uygulamaları değerlendirip, Türkiye’deki uygulamalardaki yanlışları ya düzeltmek ve bunu düzeltilirken de geleceğe dönük bir vizyon kazandırmak gerekir.

Şimdi, bu izlenme oranlarıyla ilgili bilgiyi, bu yasayı... Rekabet Kurulundan bir inceleme rica ettim,  o inceleme sonunda bu rakamları aldım. Bu rakamlar, bana verilen rakamlar. Şimdi, bu rakamlara göre söylenen yüzde 25 izlenme payına göre, iki büyük televizyon sahibi olmak mümkün değil.

Piyasaların gücüne inanmak lazım, rekabet ortamının gücünü artırmaya inanmak lazım. İzlenme payı sıfır olan 100 tane  televizyona 2’şer milyon dolardan para yatırıp, 200 milyon dolarlık bir parayı sokağa atıp da, hiçbir gelir elde etmemek; niye yapılsın ki?!

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Bölge televizyonları var...

IŞIN ÇELEBİ (Devamla) - Bugün televizyonlarda, 400 milyon dolarlık geliri, 800 milyon dolarlık gideri gözüküyor; 400 milyon dolarlık bir karapara aklanması var ve bugüne kadar, 89 yayın kuruluşuna 12 166 gün kapatma cezası verilmiş,  yani 33 yıl kapatma cezası verilmiş. Böyle bir yasa olabilir mi...

Bu yasa, 1994’te çıkmış ve bugüne kadar uygulanıyor. O günden bu yana olan hadiseleri, lütfen, hepimiz, bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçirelim, bütün olanları, o bankaları, burada bu tartışılan, verilen isimleri, hepsini gözümüzün önünden geçirelim. Bu yasa ve beraberinde çıkan yasaların, son 7 yılda Türkiye’ye çok yarar getirmediği görülüyor.

Hepinize saygılar sunarım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Peki, bu yasa onları siliyor mu ortadan?!

BAŞKAN – Madde üzerinde 4 adet önerge vardır; ancak, madde üzerinde milletvekillerince verilen  3 önergeyi işleme alabileceğiz.

Önergeleri, geliş sırasına göre okutup, aykırılık derecesine göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 14 üncü maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Haberleşme Yüksek Kurulu” ibaresinin “Ulaştırma Bakanlığı” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Alaattin Sever Aydın  Mustafa Geçer

                 Van            Batman              Hatay

               Yasin Hatipoğlu Aslan Polat       Cevat Ayhan

             Çorum          Erzurum           Sakarya

Lütfi Yalman Mehmet Çiçek        Zeki Ünal

             Konya             Yozgat          Karaman

           Mehmet Bekâroğlu Musa Uzunkaya

                Rize            Samsun

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

                     

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 14 üncü maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Haberleşme Yüksek Kurulu” ibaresinin “Bakanlar Kurulu” olarak düzeltilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Lütfi Yalman Alaattin Sever Aydın

                 Van             Konya            Batman

               Yasin Hatiboğlu Mustafa Geçer      Aslan Polat

             Çorum              Hatay          Erzurum

Cevat Ayhan Mehmet Çiçek        Zeki Ünal

           Sakarya             Yozgat          Karaman

           Mehmet Bekâroğlu Musa Uzunkaya

                Rize            Samsun

BAŞKAN – Okutacağım bu önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 14 üncü maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki “eğitim, kültür” ibaresinden sonra gelmek üzere, “din ve ahlak” ibaresinin de eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Lütfi Yalman Alaattin Sever Aydın

                 Van             Konya            Batman

Mustafa Geçer               Yasin Hatiboğlu Aslan Polat

              Hatay             Çorum          Erzurum

Cevat Ayhan Mehmet Çiçek        Zeki Ünal

           Sakarya             Yozgat          Karaman

           Mehmet Bekâroğlu Musa Uzunkaya

                Rize            Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde, Sayın Lütfi Yalman, buyurun efendim.

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 14 üncü maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili konuşmak üzere söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, 14 üncü maddede “radyo ve televizyon kuruluşları, yayınlarında belli oran ve saatlerde eğitim, kültür, Türk halk ve Türk sanat müziği programlarına yer vermek zorundadırlar” cümlesinin içerisine, “eğitim, kültür” kelimelerinden sonra gelmek üzere, “din ve ahlak” ibaresinin de eklenmesini teklif ediyoruz.

Şimdi, Türkiye'de hepimiz, dinin merkezinden, kaynağından öğrenilmediği konusunda, değişik yerlerde, farklı, gizli yerlerde öğrenildiği konusunda birtakım şikâyetlerle karşı karşıya kalıyoruz ve Türkiye'deki ahlakî yozlaşmadan da hepimiz haberdarız. Televizyonlarda din ve ahlâk konularıyla ilgili programlara da yer verilmesi için bu teklifi verdik; kabul edeceğinizi umuyorum.

Değerli arkadaşlarım, genel çerçeve içerisinde birkaç şey üzerinde durmak istiyorum: Gazetelerin ve televizyonların aslî görevleri haber vermektir, biliyorsunuz. Eskiden haberler verirlerdi millete. Televizyonlarda haberler okunurdu. Spikerlerin yüz ifadeleri, jest ve mimikleri, haberin letafetine göre ve şenaatine göre şekil değiştirirdi. Takdir görürlerdi. Herkes, bitaraf işlerdi haberleri. Şimdi, bir kısım insanlar, en tatlı haberleri bile felaket tellalı edasıyla sunuyorlar; ama, medya onları popüler yapıyor.

Gazetelerde, eskiden, mütefekkirler yazı yazardı. Fikrî akımlar oluşurdu, misyonlar oluşurdu. Fikirler okunurdu, okuyanların ufukları genişlerdi, fikirler çarpışırdı ufuklarda. Eskiden, şairler yazar, şairler konuşurdu; şiirler okunurdu. Mütefekkirlerin, şairlerin yazdıkları okunurdu. Mütefekkirler ve şairler yetişirdi. Necip Fazıllar, Nazım Hikmetler, Nurettin Topçular, Şevket Süreyya Aydemirler, Kemal Tahirler, Ahmet Kabaklılar...  Medyada, şeyhül şuaralar vardı, şeyhül muharririnler vardı. Şimdi, cılız bir ses olarak, Atilla İlhan var.

Sonra, gazeteciler çanak dağıtmaya başladılar. Tabak ticaretine, tencere seti vermeye başladılar. Televizyonlar, buzdolabı, arabalar vesaireler vermeye başladılar.

Değerli arkadaşlar, bunlara kısıtlama getirilince, hileli yollara başvurarak işlemler devam etti, pazarlama şirketleri kurdular.

Sonra, gazeteler, televizyonlar, magazine yöneldiler, şantajlara yöneldiler. Gazete ve televizyonlarda ana haberler, magazinlerle dolup taşıyor şimdi. Televizyonlar,  aile mahremiyeti ve aile ciddiyetini ortadan kaldırmak için her şeyi yapıyor.

Ve şimdi, medya, ihale patronluğuna soyunuyor. Medya, sermaye konuşacak ve medyada, bundan böyle sermaye konuşulacak.

Ve medyaya güven bitti. Türkiye’de daha önce 10 adet ulusal gazete yayımlanıyordu, tiraj 6 milyondu; şimdi, 25 civarında ulusal gazete var, tiraj 3 milyon.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı bağırıyor: “Türkiye'de, medya, ticaretin tanıtım aracı olarak kullanılmaya başladı.” Ben ekliyorum; ticaretin alımını ve tanıtımını yapıyor medya artık. Türkiye'de, eskiden, patronuyla aynı düşünmeyen yazarlar, patronların hoşlanmadığı yazılar vardı gazetelerde. Şimdi, patronlara “hayır” diyebilen bir tek genel yayın yönetmeni yok. O yok; ama, patronların ihale işlerini takip eden genel yayın yönetmenleri var. Türkiye Büyük Millet Meclisi de, âdeta, bu oluşuma, bu yapıya çanak tutar bir durum arz ediyor.

Değerli arkadaşlar, medyanın vazifesi haber toplamak ve haber dağıtmak olmalıdır. Şimdi fikrî yazılar yazan kaç köşe yazarımız var acaba? Köşe yazarlarının yazdığı yazılara bir bakın. Mavi Akım, Beyaz Enerji, enerji ihaleleri. Patronları ilgilendiren yatırımlar var yazılarda.

Değerli arkadaşlarım, bizim vermiş olduğumuz önergelerden, tekliflerden, tahmin ediyorum, bu yasa tasarısındaki sıkıntılarla ilgili etkilenme oldu ki, Sayın Bakan, hükümet adına 13 üncü madde üzerinde de bir önerge verdi ve vermiş olduğu önerge kabul edilerek yüzde 25 izlenme oranı yüzde 20’ye çekildi. Keşke daha aşağıya çekilebilmiş olsaydı.

16 ncı madde üzerinde de, cezalarla ilgili birkısım önergelerin varlığı hepimiz tarafından biliniyor. Tahmin ediyorum, Sayın Bakan onunla ilgili de bir önerge verdi; ama, bu, bu tasarının genel yapısını değiştirmiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yalman, 1 dakika içerisinde toparlayınız.

LÜTFİ YALMAN (Devamla) – Tasarının bünyesi içerisinde bulunan aslî aykırılıkları, maalesef gidermiyor.

Şimdi, bu yasa tasarısında 312 nci maddenin bir versiyonu var. Bu daha önceki maddeler içerisinde geçti; ama, iş, hep medya patronlarına, ihalelere odaklandığından dolayı gözardı edildi.

Şu 14 üncü madde üzerinde vermiş olduğumuz önergede bari, hiç değilse, sağduyu sahibi arkadaşlarımızı -ki, herkesin sağduyu sahibi olduğuna inanıyoruz, ama- kendi iradesini kullanabilen arkadaşlarımızı bu önergeye oy vermeye çağırıyorum ve rica ediyorum.

Zira “eğitim ve kültür” ibaresinden sonra eklenecek olan programlarda din ve ahlak eğitimine de yer verilmesi konusu, herhalde, hiçbir arkadaşımızın karşı geleceği bir konu değildir diyor, destekleyeceğinizi umuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Hükümetin ve Komisyonun katılmadığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 14 üncü maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki (Haberleşme Yüksek Kurulu) ibaresinin (Bakanlar Kurulu) olarak düzeltilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN – Önergeye Sayın Komisyon katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

Sayın Polat, buyurun. (FP sıralarından alkışlar)

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Konuşmamın başında iktidar gruplarından arkadaşlarıma bir şey söyleyeyim; bundan sonra bütün maddelerde karar yetersayısını isteyeceğim. Hepiniz burada oturacaksınız, biz konuşacağız siz de dinleyeceksiniz; öyle, dışarıya gitmek yok. Şimdiden haber veriyorum, hiçbir yere gitmek yok. (DSP ve MHP sıralarından alkışlar [!]) Baştan, peşin peşin söyleyeyim; sabaha kadar hepiniz burada oturacaksınız, biz anlatacağız –size vicdan muhasebesi yaptıracağım- dinleyeceksiniz. (FP sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, tasarıyla yine, bazı kurullar getirildi. Yine, burada da, haberleşme yüksek kurulu diye bir kurul var. Elektrik Yüksek Kurulu, haberleşme yüksek kurulu... Yeni bir moda belirdi: Ekonomiden hükümet elini çeksin; ama, ekonominin içine, elini, bütün gücüyle medya soksun. Sizin hazırladığınız tasarının bütün amacı bu. Ekonomiden hükümet elini çeksin; fakat, bütün devlet ihalelerini medya eline alsın deniliyor, söylenen bu.

Biraz önce, burada, Demokratik Sol Parti Grubundan Sayın Uluç Gürkan arkadaşımız, önergesi üzerinde bir konuşma yaptı ve “medya kuruluşları devlet ihalelerine girmesin” dedi. Neden kamu ihalelerine girmesin; çünkü, bugün, kamu ihalelerinde, elektrik ihaleleri gibi birtakım ihaleler çok şaibeli ihaleler, hem de çok araştırma yapılan ihaleler. Acaba kimin hakkı yenildi, kimin yenilmedi... Çünkü, ihalede, sadece bir tenzilat oranı yok ki, bir sürü şey var “yok, kısıntıları keseceğim, fazla para vereceğim, tez zamanda işletmeye sokacağım” gibi çok karışık şeyler var. Burada, medya kuruluşları bu ihalelere girip de kamuyu yönlendirmesin diye, kamudaki ihalelere medya girmesin denildi; ama, siz bunu reddettiniz, edeceğiniz belliydi; çünkü, orada, Demokratik Sol Parti adına, Uluç Gürkan ferdî konuşmasını yaptı; ama, Demokratik Sol Parti, sosyal demokratlar, burada, tercihini bu grup konuşmasında yapmıştı zaten. Bunu bir daha okuyacağım dinlemeyenlere. Demokratik Sol Parti Grubu adına konuşan arkadaşımız burada dedi k, sizin Grubunuzun adına dedi...

HASAN GÜLAY (Manisa) – Kim o, kim o?..

ASLAN POLAT (Devamla) – Erol Al... Sizin adınıza konuştu.

Bakın, söyleyeyim: Birleşim 107, Tarih: 23.5.2001, Grup: Mehmet, Giriş: 4, Sayfa: 20... Aç, sen de bak. Diyor ki: Kamu ihalelerine girme yasağı konusu... “3984 sayılı Yasadaki bu sınırlama” diyor ve devam ediyor: “Böyle bir hüküm, girişim özgürlüğünü açıkça sınırlamaktadır” diyor. Nedir burada; medya patronları kamu ihalesine girmediği zaman, girişim özgürlüğü sınırlanıyormuş. Bunu diyen kim; Demokratik Sol Parti Grubu adına konuşan arkadaşımız. Devam ediyor: Koç Grubu, Sabancı Grubu gibi diğer bütün grupların, hemen hemen radyo ve televizyonları vardır diyor. “Hal böyleyken, sermaye birikimi olan her grubu kamu ihalelerine girme yasağı koyarsanız, özelleştirmeyi kimlerle yapacaksınız” diyor. Sanki, bu memlekette özelleştirme sadece medyayla mı yapılıyor?! Medyayla yapılan özelleştirmelerin hepsi DGM’de bitiyor hemen hemen; büyük çoğunluğu DGM’de, açın da bakın...

Şimdi, bakın, bugün internette yine var; Emlak Bankasından kredi alıp da ödeyemeyenlerin listesini yayınladılar. Yine, burada da, 34,1 milyon doları bir medya grubu almış ve ödeyememiş. Kime; Emlak Bankasına ödeyememiş. Bunun sonunda, Emlak Bankasının çalışanları hep kapıya atılıyor banka zarar etti diye; ama, onu bir medya grubu alıyor, bütün işçilerin payını alıyor ve bundan siz sosyal demokratlar rahatsız olmuyorsanız, kim rahatsız olacak?! Yani, bunu ben bir türlü hazmedemiyorum; siz hazmetseniz bile, gençlik yıllarımda size sempati duyan ben bile hazmedemiyorum bunu.

Bakın arkadaşlar, siz, burada yine bir yanlışlık yapıyorsunuz, bunu da size söyleyeyim. Şimdi, medya kuruluşlarına niye böyle diyorsunuz; çünkü, ekonominiz yine batmaya başladı. Bakın, bugün dolar 40 000 lira arttı, iki günde 50 000 lira arttı; IMKB endeksi 10600’e düştü. Niye bunları düşürüyorsunuz?! Çünkü, sizin ekonominiz battı; belki medya destekler de ayakta dururuz diyorsunuz. Medyanın desteğiyle olmaz bu. Siz, reel sektörü ihmal ettiğiniz müddetçe, sizi hangi medya tutarsa tutsun, sizin bu kuruluşlarla ayağınız yere basmaz, tutamazsınız, işte, tutmuyor. Dolar 1 160 000 lirayı geçti ve emlak fiyatları düştü. Siz, borsada medya kuruluşlarını spekülasyona açarsanız... Bir ara başlamıştı geçen sene. Bir medya şişirdi borsayı, 20 000’e kadar çıktı. Ondan sonra medya 7 000’e düşürdü. Bütün Anadolu’da acemice borsaya girenlerin bütün paraları yurt dışına gitti ve Anadolu’daki en büyük fakirliği sebep ettiniz. Niye sebep ettiniz; biz dedik... Bakın, arkadaşlar, medya girsin, ben bir şey demiyorum. Medya özel iş yapsın, market açsın; ama, kamu ihalesine girmesin, borsayı yönlendirmesin, bizim istediğimiz bu. Yoksa, biz, bunları niye söylüyoruz, halkın istekleri için söylüyoruz. Halk haber alsın diyoruz.

Bugün Türkiye’de -size bir şey söyleyeceğim- dolar almış başını gidiyor, borsa düşüyor; bir büyük gazete ile basın almış; yok, Sultanbeyli’de okuldan çok cami var, yok, bilmem ne var! Şimdi, Türkiye’nin derdi bu mu Allah’ını seversen?! İki günden beri radyo ve gazetelerde bunu işleme sebebi ne; halkı yönlendirmeye kaçıyor. Buğday taban fiyatlarında fiyatı veremediniz, bütün Anadolu çiftçisi ağlamaya başladı. Bunu yönlendirmeniz için, yok, Sultanbeyli’de cami sayısı okuldan fazlaymış! Cami seni niye rahatsız ediyor? Gidersen gidersin, gitmezsen gitmezsin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Polat.

ASLAN POLAT (Devamla) – Bakın, sayın milletvekilleri, şimdi, burada “Haberleşme Kurulu” demiş.

Bakın, şimdi, RTÜK’ün bir şeyi var, bir de ondan bahsedeyim. RTÜK diyor ki, son yıllar içerisinde en çok RTÜK’e şikâyet 1998’de haber kanallarından, 1999’da yarışma programlarından gelmiş ve 6 000’den fazla genel ahlaka aykırı yayın, cinsellik konusu, ahlaka aykırı hareketler ve davranış konusunda en çok şikâyet 5 000’er, 6 000’er adetlerle bunlardan gelmiş. Bunların da düzeltilmesini biz istiyoruz; ama, esas istediğimiz sizden şu: Medya kuruluşları özgürce halka haber versin. Sanal haber yaratmasın. Bugün Türkiye’nin problemi nedir; buğday fiyatları mı, çiftçinin problemi mi, borsanın veya sermayenin durmaması mı? 11 puan bir günde bono fiyatlarınız arttı; bunun getirdiği katkılara bakın. İşçilere, memurlara verilmeyen parayı buralarda kaybediyor devlet. Bunları dert edinmiyoruz; neymiş, Sultanbeyli’de cami çokmuş! Böyle gazetecilik olmaz, böyle medya olmaz. Bunun için, siz, gelin, bu tasarıyı tekrar Anayasa Komisyonuna çekin, orada düzeltin.

Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul) – Karar yetersayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım; karar yetersayısını da arayacağım.

Elektronik cihazla oylama yapacağız...

SALİH KAPUSUZ (Kayseri) – Görülüyor, sayı belli, elektronik oylama gerek yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Efendim, ihtilafa düşülüyor.

Komisyonun ve hükümetin katılmadığı, gerekçesini Sayın Polat’tan dinlediğimiz önergeyi oylarınıza sunuyorum.

Oylama için 3 dakikalık süre vereceğim.

Vekâleten oy kullanacak sayın bakan varsa, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını taşıyan oy pusulalarını, yine belirlenen sürede Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Oylama işlemini başlatıyoruz.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı da vardır, karar yetersayısı da vardır; önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

        29.5.2001

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 14 üncü maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki “Haberleşme Yüksek Kurulu” ibaresinin “Ulaştırma Bakanlığı” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Erbaş?..

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Sayın Musa Uzunkaya konuşacaklar.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Uzunkaya.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri...

ŞENEL KAPICI (Samsun) –  Bir kere de iktidarın lehine konuşun.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – İktidar, lehine konuşulacak iş yapsa da hep lehinde konuşsak. Lehinde konuşulacak bir iş yapsanız, samimî söylüyorum, hep sizi alkışlayacağız; ama, allahaşkına, içiniz kan ağlıyor şu yasa çıkarken. Şu bakanlar burada olmasa, oturacağınız yok. Yani, Mesut Beyin, Sayın Yılmaz’ın burada ne işi var bu saatte?.. (FP sıralarından alkışlar) Şu bakanların ne işi var bu saatte?.. Ülkenin bu kadar sorunu var; ne işiniz var burada?..

AYDIN TÜMEN (Ankara) – Olmadıkları zaman, burada yok diyorsunuz.

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Hangi yasayı sipariş aldınız da, geldiniz?.. Bir de bana diyorsunuz ki, “dokunmayın...” Sevgili Özkan, nerde Özkanımız, nasıl dokunmayalım?..

SÜLEYMAN YAĞIZ (İstanbul) – Önüne bak... Önüne bak...

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Evet, biz önümüze de bakıyoruz, arkamıza da. Sen önüne bak, sen ne konuştuğunu bil!

SÜLEYMAN YAĞIZ (İstanbul) – Hadi, hadi...

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, tabiî, gazetelerinin köşelerinden patronlarına yağ yakmak zorunda olan birkısım yazarlar eğer burada konuşmak durumunda olursa, sonuçta, elbette, böyle yasalar her gün önümüze gelecektir. (FP sıralarından alkışlar)

Arkadaşlar, bakın, enteresan bir şey, demin de bir arkadaşımız söyledi. Meşhur yazar Beydeba var. Biliyorsunuz Hindistanlı meşhur hikâye yazarı. La Fontaine hikâyelerini ondan aldı, “Kelile ve Dimne”sinden. Orada enteresan bir hikâyeden bahseder; der ki, kurt, aslan ve tilkinin bir arkadaşlığı var, ava çıkmışlar. Biliyorsunuz hikâyeyi; ama, burada yeri geldiği için arz etmekte yarar var. Avladıkları hayvanları –af buyurun- aslan kral olduğu için kurda diyor ki “bir taksim yap.” O da taksim yapıyor, kendine göre, boylarına göre, “şu zatıâlinizin, kralımızın; bu, benim; bu da, tilki kardeşimize düşer” diyor. Tabiî, bu taksimattan, aslan, pay olarak memnun olmadığı için, bir pençeyle kurdu 2.80 uzatır. Tilkiye “sen yap taksimatı” der. Tabiî, o, taksimatı yapar. Nasıl; çok adil bir taksimat yapar. Nasıl bir taksimat; yapılan taksimatta, işte, zebra sabah kahvaltısı, geyik öğlen yemeği, tavşanı da her ikisinin arasında kahve üstü olarak istimal etmesini, tüketmesini tavsiye eder. “Aferin tilki, nereden öğrendin bu adaletli taksimatı” der aslan; “şurada yatan kurt kardeşten” der tilki.

Değerli arkadaşlar, galiba, son İtalya seçimleri birkısım medya patronlarının iştahını kabarttı. İnanıyorum. Hatta buradaki uzantılarının da iştahını kabarttı ve sonuçta, siz, çok enteresan bir yasa getirdiniz. Şimdi, biz, önergemizde şunu teklif ettik, dedik ki; hiç olmazsa, bunu üst kurul, efendim, zaten o kurula kimleri getirdiğiniz... Haberleşme Yüksek Kurulunun içinde tüm bürokratlar var; ama, siyaset yok, siyaseti sırtında taşıyıp millete hesap vermesi gerekenler yok; hiç olmazsa, Ulaştırma Bakanına verin. Geçen gün, 1 inci madde üzerindeki önergemde de söyledim: Eğer, şu yasa çıktıktan sonra, Telekom’a, medya patronlarından birisi talip olursa, bilesiniz ki, bu hükümet de o medya patronları da bu yasanın çıkması için işbirliği yapmışlardır.

Değerli arkadaşlar, Parlamentoyu mehabeti açısından bu duruma düşürmeye kimsenin hakkı yok. Böyle bir yasanın çıkması gerekiyor olabilir; böyle bir yasanın bir kısım maddelerinin çıkmasına gerek de olabilir; ama, gelin, burada, sizin partilerinizden, iktidar partilerinden değişiklik önergeleri verenler var; sessiz, oy kullanmayanlar, kulislerde kan ağlayanlar var; hiç olmazsa, gelin, onları dinleyin; hiç olmazsa, o değişikliklere itibar edin. Ama, görüyoruz ki, ısrarla ve kararlılık içerisinde, bu tasarıda en ufak bir değişikliğe taraftar olmayan bir iktidar anlayışıyla karşı karşıyayız.

Değerli arkadaşlar, bu tasarıda, az önce verilen önergede de dikkati çeken bir husus vardı: Bakın, muhtelif yayınların takip edilmesi isteniyor, Türk sanat müziği, Türk halk müziği... Eğitici, öğretici ve toplumu bilinçlendirici birkısım programların yapılmasına dair hiçbir kayıt burada getirilmemektedir. Daha önce, hatta, trafik yasasıyla ilgili, trafikte halkı bilinçlendirmek için, gelin, şu televizyonlara reklam mesabesinde birkısım programları devlet yapsın; trafik canavarı diye tavsif ettiğimiz bu oluşumu, Türkiye’deki trafik karmaşasını ve canavarının canavarlığını önleyici tedbirleri özel ve devlet televizyonlarıyla yaygın bir program halinde getirin, programların içerisine monte edelim diye vaktiyle de söylenmişti; Karayolları Yasasında da söylenilmişti, Trafik Kanununda da söylenilmişti...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Sayın Başkan, bitiriyorum.

... ama, burada da eğitim amaçlı programlar içerisine bunların monte edilmediğini görüyoruz ve tekrar ediyorum: Ahlakî ve dinî eğitimler, mesela, 10 uncu madde içerisinde, hattı zatında Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığının, bugüne kadar Türkiye Radyo Kurumuna, TRT’ye ve hatta, yanlış hatırlamıyorsam RTÜK’e bir dinî yayınlar kanalının tanınması konusunda talebi olmuştu. Bu, Batı ülkelerinde var; Almanya’da, özel dinî yayın yapan, pazar günleri özel ayinlerini televizyonlardan naklen yayınlayan televizyonların var olduğunu, o bölgelerde çalışan değerli arkadaşlarım çok iyi bilirler. En azından, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığına, böyle bir imkân, anayasal bir kuruluş olan böyle bir kuruma, böyle bir imkân verilebilirdi. Böyle bir değişiklik önergesini dahi az önce kabul etmeyen Parlamentonun, özellikle, hükümet kanadının bu değerlere saygılı olduğunu iddia edenlerini de, Yüce Milletimize şikâyet ediyor, önergemin kabulü istikametinde oy vermeniz umuduyla saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Arayalım efendim; az önce aradık.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Her maddede aranılmasını isteyeceğiz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır.

14 üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 14 üncü madde kabul edilmiştir.

15 inci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 15. – 3984 sayılı Kanunun 32 nci maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Seçim dönemlerinde yayınlar

Madde 32. – Seçim dönemlerindeki yayınlara ilişkin usul ve esaslar kanunla Yüksek Seçim Kuruluna verilen yetkiler çerçevesinde Yüksek Seçim Kurulu tarafından düzenlenir.

Üst Kurul radyo ve televizyon yayın kuruluşlarının seçim dönemlerindeki yayınlarını Yüksek Seçim Kurulunun kararları doğrultusunda izler, denetler ve değerlendirir.

Seçimlerde oy verme gününden önceki yedinci günden itibaren her türlü haber, röportaj gibi programlar veya reklamlar yoluyla kamuoyu araştırmaları, anketler, tahminler, bilgi iletişim telefonları yoluyla mini referandum gibi adlarla siyasî bir partinin veya adayın lehinde veya aleyhinde veya vatandaşın oyunu etkileyecek yayınlarda bulunulmasına izin verilemez. Bu yasaklara uymayanlar yayın ilkelerini ihlal etmiş sayılırlar.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 149/A maddesinde düzenlenen hükümler, Yüksek Seçim Kurulu kararlarını müteakip Üst Kurulca yerine getirilir.”

BAŞKAN – Madde üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına, Adıyaman Milletvekili Sayın Mahmut Göksu...

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Sayın Musa Uzunkaya konuşacaklar efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Uzunkaya.

Süreniz 5 dakika.

FP GRUBU ADINA MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Değerli Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yasa tasarısının 15 inci maddesi üzerinde, Grubum adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Geçen hafta, ülke gündemine yıldırım hızıyla indirilen bu yasanın değiştirilmesi çalışması, iktidar ve muhalefet partilerinin, bilindiği gibi, destek ve gayretleriyle, üzerinden bir haftasonu geçebilecek kadar ertelenmeye bırakılmış ve dolayısıyla da, umuyorduk ki, Genel Kurulda, tasarı indiği esnada, mahiyetinden bihaber olan saygıdeğer parlamenter arkadaşlarımız, hem tasarıyı inceleme fırsatı bulmuş hem de kartel dışındaki medya sahiplerinin, özellikle, yerel radyo ve televizyonların sahiplerinin haklı şikâyetlerine kulak verebilmiş, onların taleplerini nazarı itibara alarak Genel Kurula gelmişlerdir diye düşünüyorduk.

Kanaatimiz, bu doğrultuda, 5 partinin grup başkanvekilleri bir araya gelir; her kesimin, özellikle, medyayı çıkar amaçlı ve siyasî baskı aracı olarak kullanmakta olan kartelin değil, Anadolu’nun çok ağır şartları altında yerel ve bölgesel bağlamda yayın yapan kuruluşların taleplerini de göz önünde bulundurarak, tasarı metnine, tüm Parlamentonun kabulüne mazhar olabilecek bir şekil vererek, hükümet Genel Kurulun huzuruna öyle çıkardı diye umuyorduk. Maalesef, hiçbir zeminde güven verici olamayan 57 nci hükümet, bir taraftan Avrupa Birliği için yol haritası ve taahhütleri arasına 312 nci maddenin değişikliğini de dahil ettiği bir demokratikleşme paketinden bahsederken, fikir ve düşüncelerin günün her saat ve dakikasında ifade edilme zemini olan radyo ve televizyonlar için gerektirdiği bu yeni tasarının maddeleri, özellikle şu madde içerisindeki milletvekillerinin seçilmesine dair olan seçim yasakları ve seçimlerle alakalı olan hususlarda da milletimizin demokratikleşme arzularına uygun bir yapılanma, yasa değişikliği içerisinde maalesef getirilememiştir. Bu yasa, tümüyle ve önü alınmaz bir biçimde hukuksuzlukların, mahkûmiyet ve mağduriyetlerin nedeni olacak, kartelleşen medyanın egemenliği altına giren ekonomimizin yanında, siyasetin de kartele teslim olmasına maalesef sebep olunacaktır.

Değerli arkadaşlar, bakınız, özellikle seçimler döneminde, seçim yasaklarının, zaman zaman çeşitli televizyonlar tarafından ihlal edildiği bir gerçektir. Tabiî, Türkiye’de hukukun siyasallaştığı veyahut da biraz daha değişik bir söylemle ifade edilecek olursa, hukukun ideolojik bir kisveye büründüğü zeminde, tabiatıyla medyanın da, diğer kurum ve kuruluşların da şekli ve mahiyeti değişmiş olacaktır.

Değerli arkadaşlar, bu maddenin ve diğer maddelerin, toplum açısından yapılması gereken değişiklikler bazında bakıldığında, gerekeni ve toplumun beklentilerini yeterince karşıladığını söylemek oldukça zordur.

Demin, bir arkadaşımız da ifade ettiler. Mesela, geçtiğimiz seçimlerden birinde, seçim yasaklarını, logosunu gizleyerek gecenin geç saatlerinde delen yerel televizyon veya birkısım oturumları, yani çeşitli programları, özellikle, açık oturumları düzenleyen televizyonların, yine seçim saatlerini, yasakların başlatıldığı saatte, yasakları deldiğini zaman zaman görmekteydik. Temenni ederiz ki, en azından, bu 32 nci maddede yapılan değişiklikle, bu yasaklar ihlal edilmemiş olsun ve yasakların önleyici tedbirleri hiç olmazsa burada yeterince uygulanabilmiş olsun. Ancak, mini referandumların, diğer büyük referandumların, gazetelerin, son ana kadar, bir hafta süreyle yasak hükmü getirilmesine rağmen, geçmişteki uygulamalarda da görülmüştür ki, çeşitli manipülasyonları, seçmeni yönlendirmeleri hadisesinin bir türlü önüne geçilememiştir, geçilememektedir. Belki, internet ortamında bu dönemde de geçilemeyecektir; ancak, şunu ifade etmek lazım, yasanın tümü içerisinde belki en olumlu maddelerinden birisi olarak bu maddenin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Uzunkaya.

Doğru Yol Partisi Grubu adına Adıyaman Milletvekili Sayın Nedim Bilgiç konuşacaklardır.

Buyurun Sayın Bilgiç. (DYP sıralarından alkışlar)

 

 

DYP GRUBU ADINA MAHMUT NEDİM BİLGİÇ (Adıyaman) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün, hakikaten, ülkemiz için son derece önemli olan bir yasa tasarısı görüşülüyor. Bu yasa tasarısının da görüşülmekte olan 15 inci maddesi, hemen bütün grupların üzerinde mutabık kalacağı bir madde, deminki değerli arkadaşımın buyurduğu gibi olumlu bir madde. Seçimlerin başlamasından bir gün önce, geriye doğru yedi gün içerisinde, kamuoyunu yönlendirme ve seçmenin hür iradesiyle rey verebilmesine imkân verebilmek için birtakım yasaklar getiriliyor; yani, yasaklarda birleşiliyor yedi gün için. Bunun da olumlu olduğunu söylüyoruz; çünkü, yazılı ve görsel medyanın, hakikaten, son yıllarda yapılan seçimlerde, kamuoyu yoklamaları ve anketler gibi birtakım araştırmalar yapmak suretiyle kamuoyunu yönlendirmiş ve zihinleri karıştırarak -yasak olduğu halde- seçimlerin neticesini etkilemiştir. Umut ediyoruz ki, bu tasarı yasalaştıktan sonra, bu caydırıcı maddeyle, basınımıza böyle bir imkân verilmeyecektir.

Değerli arkadaşlarım, keşke, bu işi, doksan günlük veyahut da çıkarılacak seçim kanununa göre, altmış günlük süre için de yapabilsek, en azından, yasakta eşitliği, adaleti sağlayabilsek; yani, küçük parti, büyük parti, iktidar, muhalefet demeden, eşit ve adil bir seçim sathı mahallini altmış gün için temin edebilsek, herhalde, daha iyi olur diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz tasarının can alıcı noktası geçti. Tabiî, tekelleşmeyle ilgili madde, tasarının en önemlisi maddesiydi. Gönül istiyordu ki, hiç olmazsa bu madde üzerinde bir uzlaşma sağlansın, bu madde biraz daha yumuşatılsın, hükümet tarafından ve hükümeti teşkil eden partiler tarafından verilen önergelerle bu madde yumuşatılsın veya muhalefetin vermiş olduğu önergelere biraz olumlu bakmak suretiyle tekelleşmeyi önlemek ve bundan sonra, tasarının yasalaşmasıyla gelecek yeni sıkıntıları, zorlukları bu ülkenin önüne koymayalım isterdik; fakat, maalesef, o madde de geçti.

Bundan sonra önemli bir madde, cezalarla ilgili madde. Umut ediyoruz ki, bilhassa yerel televizyon ve radyolar için çok ağır müeyyideler getiren, para cezaları getiren o maddede mutlaka bir yumuşatma yapılır.1 milyon nüfusu olan bir ilde veya ilçede 125 milyara kadar bir ceza, oradaki radyonun veya televizyonun bu görevi yapmaması, radyonun ve televizyonun kapanması anlamına gelir. Değerli milletvekilleri, tasarının sonuna doğru görüşeceğimiz bu maddeyi, yerel basın için hayatî önem taşıyan bu maddeyi mutlaka yumuşatmak suretiyle caydırıcı olsun; fakat, böyle öldürücü olmasın; biz, vur deyince öldürüyoruz, maalesef. Bunu göz önüne almak suretiyle, yerel basını yaşatacak, onları büyük ölçüde sıkıntıya sokmayacak verilebilir, ödenebilir cezalar getirilmesi, her halde bu Meclisin yapacağı en doğru iş olacaktır.

Keşke, bu tasarı, uzlaşma kültürünün bir örneği olarak buraya gelseydi. Yerel ve ulusal basının, televizyonların, radyoların temsilcilerinin, Anadolu’nun çeşitli sathı mahallinde, bu tasarı için görüşlerini ortaya koyup, doğruyu arayıp, doğruyu bulmaları için bir zemin hazırlanabilseydi, geniş ölçüde tartışılsaydı. Ülkede siyasî geleceğin varlığı ve devamı için son derece önemli olan bu tasarının bir uzlaşma kültürüyle çıkmasında büyük fayda olacağına inanıyorduk. Ümit ediyorduk ki, bu fırsatı kaçıran hükümet, bunu Parlamento zemininde yapar, uzlaşma zeminini burada arar. Bu önleme için yapılan sıkıntıların, ülke geleceğinin menfaatına olduğunu anlar, birtakım düzeltmelerle, önergelerle tasarıyı daha kullanılabilir, daha uygulanabilir ve kamuoyunun benimseyebileceği bir hale getirebilir diye düşünüyorduk...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NEDİM BİLGİÇ (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bilgiç.

NEDİM BİLGİÇ (Devamla) - ...maalesef, o fırsatı da kaçırmış olduk.

Bundan sonra yapılacak olan şey, bu tasarının getirmiş olduğu sıkıntıları, ülke olarak ve bütün siyasî partiler olarak hep beraber çekeceğiz. Ümit ediyoruz ve yine de temenni ediyoruz ki, bu tasarı iyiye kullanılır, ülkenin geleceğiyle ilgili eşitlik ve adalet ilkesine uygun yayınlar yapılır ve bu yayınların sonunda da, bu tasarının çıkmasında çok gayret gösteren hükümet partileri fazla sıkıntıya girmezler.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bilgiç.

Madde üzerinde verilmiş olan 4 önerge var; ancak, İçtüzük gereği bunların 3’nü işleme alabiliyoruz.

Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, aykırılık sırasına göre de işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 15 inci maddesi ile değiştirilen 3984 sayılı Yasanın 32 nci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinin “Bu yasaklara uymayanlar yayın ilkelerini ihlal etmiş sayılırlar. İhlalin adedince cezalar artırılarak tatbik edilir.” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş               Musa Uzunkaya Alaattin sever Aydın

                 Van            Samsun            Batman

Mustafa Geçer               Yasin Hatiboğlu Aslan Polat

              Hatay             Çorum          Erzurum

Cevat Ayhan Lütfi Yalman  Mehmet Çiçek

           Sakarya             Konya             Yozgat

Zeki Ünal           Mehmet Bekâroğlu

          Karaman                Rize

 

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 15 inci maddesi ile değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 32 nci maddesi üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin sonundaki “Bulunulmasına izin verilmez” ibaresinin “bulunulamaz” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Lütfi Yalman Alaattin Sever Aydın

                 Van             Konya            Batman

Mustafa Geçer               Yasin Hatiboğlu Aslan Polat

              Hatay             Çorum          Erzurum

Cevat Ayhan Mehmet Çiçek        Zeki Ünal

           Sakarya             Yozgat          Karaman

           Mehmet Bekâroğlu Musa Uzunkaya

                Rize            Samsun

BAŞKAN – Okutacağım son önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı kanun tasarısının 15 inci çerçeve maddesine bağlı olarak Kanunun 32 nci maddesinin üçüncü paragrafının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere “Bu amaçla logolu veya logosuz yayın yapan kanalların yayın lisansı iptal edilir.” İbaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

             Ahmet Sünnetçioğlu Fethullah Erbaş               Musa Uzunkaya

              Bursa                 Van            Samsun

Faruk Çelik Lütfi Yalman            Mustafa Niyazi Yanmaz

              Bursa             Konya          Şanlıurfa

Maliki Ejder Arvas

                 Van

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KAZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN - Sayın Erbaş?..

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Efendim, Sayın Yanmaz konuşacaklar.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yanmaz.

Süreniz 5 dakika.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge sahipleri adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, özellikle seçim döneminde yapılan yayınlarla ilgili, seçim yasaklarının başladığı dönemle ilgili bir önerge vermiş bulunuyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu kanun tasarısı yaklaşık on gündür gündemimizde, kamuoyunda tartışılıyor; fakat, bir türlü fikir birliği sağlanamadı. Özellikle biz, muhalefet partisi olarak tasarının tamamına karşı değiliz, mesela bu 15 inci maddede mutabık kaldığımız noktalar çok; fakat -tasarının karşı olduğumuz maddelerin noktalarında odaklandığımız- bu 15 maddeye gelinceye kadar arkadaşlarımızın konuştuğu ve herkes tarafından anlaşılan konular. Özellikle üst kurulun oluşumunda Meclis iradesinin, millî iradenin yansımasının olmadığı, Meclisin bu yetkisini başka kesimlere devrettiği noktasında endişelerimiz var. Bu da, milletin vekâletini almış olan bizlerin millî iradeyi temsil noktasında bir eksikliği olduğu düşüncemiz var. Bu düşüncemiz inanıyorum ki, sizler tarafından da paylaşılıyordur; ancak, gelin görün ki fiiliyata yansıması bu değil.

Değerli arkadaşlar, bir diğer konu, cezaî müeyyidelerin, para cezalarının çok ağır olduğu noktasında. Burada diğer arkadaşlar da hemfikir. Basında da, televizyonlardaki tartışma programlarında da para cezalarının çok ağır olduğu, özellikle yerel basının, görsel ve yazılı medyanın bundan çok fazla etkileneceği, âdeta çoksesliliğin gideceği noktasında endişelerimiz var.

Değerli arkadaşlar, dolayısıyla güçlü olanlar ayakta kalacak, diğerleri silinecek. Bu da, özellikle, ülkemizde demokratik bir oluşumun meydana gelmesi noktasında çok ciddî sıkıntılara sebebiyet verecektir.

Değerli arkadaşlar, özellikle para cezalarının ağır olması, muhtevası olan konuların, tartışmaların işlenmesi açısından televizyonlarda arzu edilen programlar olmayacak. Daha çok, televole türü programlar gündeme gelecek ve bunların da ne eğitimimize ne kültürümüze ne de toplumumuza hiçbir katkısı olmayacak.

Değerli arkadaşlar, zaten, bu tasarının gelmesindeki öncelik sırasını da anlamış değiliz. Özellikle, ülkemizde her kesimden insanın düşüncesi şudur; daha ileri bir demokratik ülke olabilmek için, sivil toplum örgütlerinin, yerel yönetimlerin yeri tartışılmaz. Biz, yerel yönetimler yasa tasarısını beklerken, Meclis açıldığı günden bu güne, iki yıldır bu dillere pelesenk edilmişken, ağızlara sakız edilmişken; Anadolu’ya gittiğimizde, herkes, ha bire, yerel yönetimler yasa tasarısını bizden soruyorken, bir anda RTÜK Yasa Tasarısını önümüzde bulduk. Gelen RTÜK Yasa Tasarısı da, kesinlikle, demokratik hayatımıza, siyasî hayatımıza, sosyal hayatımıza, ülkemize ve kamuoyumuza, doğrudan bilgilendirme noktasında hiçbir katkısı olmayacak bir tasarıdır.

Değerli arkadaşlar, biz, muhalefet olarak, sizinle belli bir konsensüsün olmasını istiyoruz, bu ihtilafların giderilmesini istiyoruz. Medyanın kendi arasında da ihtilaflar var; bunların çözülmesini istiyoruz. Hepinizin malumu, bildiğiniz gibi, RTÜK Başkanı da, özellikle, yeni gelen, önümüzdeki bu tasarının, ülkenin, RTÜK’ün problemlerine çare olmayacağını, çözüm olmayacağını ısrarla ifade etmekte. Yani, bir diğer ifadeyle, bu işin kompetanı olanlar, bu işe derinliğine nüfuz edenler bu tasarının dertlerimize çare olmayacağını söylemekteler.

Değerli arkadaşlar, sizin bu ısrarınızı ve inadınızı bir türlü anlamış da değiliz. Bu tasarıdan hiç kimseye bir fayda çıkmayacak ve bu çerçeve içerisinde, ben bunu da bir hükümet klasiği olarak nitelendiriyorum. Geçmişteki kanunlar gibi, bunu da bir hükümet klasiği olarak değerlendiriyorum. Zaten, siz bu tür klasikleri yaptıkça, emin olun, Anadolu’yu gezdiğimizde, size oy veren seçmenleriniz –ha, bizim lehimize, biz kabul ediyoruz- diyorlar ki “keşke elimiz kırılsaydı, şu iktidar partilerine oy vermeseydik.”

Değerli arkadaşlar, siz, milleti ortopedi hastanesine çevirdiniz, ha bire insanların eli kırılıyor. Biz, bu durumun husule gelmesini istemiyoruz; ancak, sizin de bu tavır ve davranışlarınızdan, edanızdan vazgeçmeniz icap ediyor.

Değerli arkadaşlar, bu tasarı, kamuoyumuzu, ülkemizi çok yakından ilgilendiren bir tasarı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Devamla)- Kamuoyumuzun, insanlarımızın doğrudan bilgilendirilmesi için, enforme edilmesi için yeni baştan düşünülmesi, revize edilmesi, revizyona tabi tutulması gereken bir tasarı. Ancak, gecenin bu saatinde ben inanıyorum ki, sizin de, hükümetimizin de sağduyusu hâkim olur, bu tasarıyı komisyona geri çekersiniz ve çok daha sağlıklı bir tasarıyla Meclis Genel Kuruluna gelmiş olur diye düşünüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN- Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 15 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Yasanın 32 nci maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinin “bu yasaklara uymayanlar yayın ilkelerini ihlal etmiş sayılırlar. İhlalin adedince cezalar artırılarak tatbik edilir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN- Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılmıyoruz.

BAŞKAN- Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN- Sayın Erbaş?..

YASİN HATİBOĞLU (Çorum)- Ben konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN- Buyurun Sayın Hatiboğlu. (FP sıralarından alkışlar)

Süre 5 dakika; dakika 60 saniye, toplam 300 saniye...

Buyurun efendim.

 

 

 

 

 

 

 

YASİN HATİBOĞLU (Çorum)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gecenin bu saatinde Parlamentomuz çalışıyor. Umulurdu ki, bu saatte milletvekillerimiz, gerçekten, milletimiz için birinci öncelikli meseleleri görüşsün.

Şimdi, ben, merak ediyorum, görüştüğümüz RTÜK’le ilgili tasarı kanunlaştı; ne yapacak, ne getirecek? Bu, çiftçiye verdiğiniz 164 000 lirayı 264 000 liraya mı çıkaracak?! Peki, niye getiriyorsunuz? Öncelikli mesele mi bu; hayır. Getirdiniz, hayrını görün diyemiyorum; çünkü, hayır yok bunda; benim temennim yetmiyor ki...

Değerli milletvekilleri, biz, Parlamentoya kıyıyoruz bununla. Ben, dünyanın hiçbir yerinde ve Türkiye’de “beyler, benim şu yetkilerimin gereğini ben yerine getiremiyorum, buyurun, size devrediyorum” diyen bir kurul görmedim, duymadım, işitmedim, okumadım. 9 üyeli RTÜK’ün 4 üyesinden birini, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri iki üye arasından seçtirecek, diğer bir üyesini de YÖK seçtirecek. Memnun musunuz YÖK’ten?! Sayın parlamenterler, ülke memnun mu YÖK’ten?! Sayın Dokuzuncu Cumhurbaşkanına burada âdeta kıyam etmedik mi hep beraber, bizim istemediğimiz, milletin istemediği, kimsenin rıza göstermediği, öğrencinin istemediği, öğretim görevlisinin istemediği insanı yeniden YÖK Başkanı yaptı diye burada kıyam etmedik mi? Peki, biz, bu YÖK’ün nesine, neresine, nasıl, hangi ameline, hangi makbul ameline güvenip de yetkiyi ona veriyoruz; yapmayın... Bunu, bu Parlamentondan alıp veriyorsunuz. Sayın Hükümet, siyasî iktidarın işine gelmiş olabilir; biz Parlamentoyuz. Bu hükümet bizim hükümetimizdir; Parlamento, bu hükümetin Parlamentosu değildir; yani, parlamenter hükümet sistemi hâkimdir, bize tabidir.

Değerli milletvekilleri, 13 üncü maddeyi geçirdik, peki, tekelleşmelerine imkân verdik, tekelleşecek, kamu ihalelerine girecek, gelişecek, şişmanlayacak, fil hastalığına yakalanmış gibi, hormonlu gibi büyüyecek. Ondan sonra da, siz, 15 inci maddedeki denetimin altına alacaksınız öyle mi? Nasıl denetleyeceksiniz söyler misiniz bana? Seçimlere girerken, radyo, televizyon kurumları partilerden birinden yana davranırsa, bu RTÜK, bunu önleyecek, önlemezse ceza verecek. Nasıl gücü yetecek? Eğer öyle yeten gücünüz vardıysa, bugün gazeteler yazıyor, burada da arkadaşlarımız söyledi, tabiri caizse tırnak içi arz ifade ediyorum, beni bağışlayınız, hülle hisseler dediler; yani, kapıcı hissedar, kâtip hissedar, sekreter hissedar, falan hissedar, falan hissedar... Peki, kanuna karşı hile bilindiği halde, bu hile, neden etkililer, yetkililer bu hilenin önüne geçmediler? Geçemiyorsanız, demek ki, burada da başarılı ve becerili olamayacaksınız. Bunun önüne nasıl geçeceksiniz? Radyo ve televizyon sahiplerini, gazete sahiplerini bu kadar güçlendirdikten sonra, zararlarını nasıl önleyeceksiniz? Bunu ben söylemiyorum...

Değerli milletvekilleri, bakın, kendi imkânlarımızı, yetkilerimizi devrediyoruz; görülmemiş şey bu!.. Milletin rıza göstermediği biçimde devrediyoruz. Biz, milletten emanet aldık bunu, milletin rızası olmadan nasıl devrederiz?! Bunu sadece ben söylemiyorum.

Bakınız, sosyaldemokrat, demokratik sol... Ben arada karıştırıyorum Sayın Halıcı kusura bakmayın.

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) – Demokratik Sol...

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) – Peki, öyle olsun. Ne anlama gelir, onu da, hâlâ, siz de anlayamadınız, biz de anlayamadık ya!..

Bakınız, size çok yakın olan, fikirbirliği içinde olduğunuz bir gazeteci diyor ki...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET EMREHAN HALICI (Konya) – İsim verir misiniz?

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) – Vereyim efendim, Yalçın Doğan.

EROL AL (İstanbul) – Nereden bize yakın oluyor?!.

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) – Neyse efendim, ben söyleyeyim de...

“Meclis... Yargı... Siyasal iktidar... Halk egemenliği... Hepsi laf!.. Yeni RTÜK Yasasıyla birlikte, bizim demokrasimizde birinci güç artık medya oluyor!.. Siyasetçiler birer figürandan ibaret!.. Çıkartılması için, medya patronları tarafından iki yıldır müthiş uğraş verilen RTÜK Yasasındaki değişiklik, durup dururken, Meclise geliyor değil; ancak –atlayarak gidiyorum- ne yaparsa yapsın, bu yasa, siyasetçiyi, ülkeyi ve demokrasiyi, tekelleşen medyanın ipoteği altına sokacak” diyor. Bunu gazeteler söylüyor, basın mensupları söylüyor.

Değerli milletvekilleri, biz, bir kere daha söylüyoruz; yapmayın... Bakınız, İçtüzüğün 86 ncı maddesi gayet açık; Komisyonumuz, bu tasarıyı çekip yeniden gözden geçirebilir; gelin, bu erdemi gösterin, bu anlayışı gösterin; millete saygı gereğidir bu. Rica ediyorum Komisyondan, çekin, oturalım konuşalım baştan aşağıya; elbette, görevimiz, kanun yapmaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YASİN HATİBOĞLU (Devamla) - Sayın Başkanım, anlaşılıyor ki, sürem bitti.

Teşekkür ediyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hatiboğlu.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Arayacağım Sayın Polat.

Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı, gerekçesini Sayın Hatiboğlu’ndan dinlediğiniz önergeyi, elektronik oylama cihazıyla oylarınıza sunacağım ve karar yetersayısını arayacağım.

MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Elektronik cihazla oylamaya gerek var mı; yorum ortada!..

BAŞKAN – Oylama için 3 dakikalık süre vereceğim.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Bihakkın suiistamilini kanun himaye etmez.

BAŞKAN – Sayın Güven, biz, burada, İçtüzüğün gereklerini yapıyoruz.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Bihakkın suiistimalini kanun himaye etmez; bunu, size, fakülte birinci sınıfta öğrettiler; yapmayın canım!..

BAŞKAN – Öyle mi; İçtüzük de böyle emrediyor.

TURHAN GÜVEN (İçel) – Bihakkın suiistimalini kanun himaye etmez; bunu öğrenin. Başkanlığın tarafsızlığı esası vardır.

BAŞKAN – Vekâleten oy kullanacak sayın bakan var ise, hangi bakana vekâleten oy kullandığını, oyunun rengini ve imzasını taşıyan oy pusulasını belirtilen süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakanlar Kurulu üyeleri şimdiye kadar niye gelmiyorlardı Sayın Başkan bu Meclise? Herhalde basın patronlarına hoş görünmek için geliyorlar değil mi?

BAŞKAN – Efendim, sayın hükümet üyeleri de Parlamentonun değerli birer temsilcisidirler; buraya gelme hakları her zaman vardır; saygı duyarız, gelmelerinden de onur duyarız.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, bundan önce gelmiyorlardı. Burada sözlü sorulara cevap verecek bir hükümet üyesi bulamıyorduk.

Basın patronları telefon etmişler, sizi orada göreceğiz demişler, onun için gelmişler.

BAŞKAN – Oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerge reddedilmiştir; karar yetersayısı vardır.

Son önergeyi okutuyorum:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 15 inci maddesiyle değiştirilen 3984 sayılı Kanunun 32 nci maddesi üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin sonundaki “bulunulmasına izin verilmez” ibaresinin “bulunulamaz” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye katılıyor mu?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde, Sayın Aslan Polat; buyurun.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Şimdi, iktidar partisi milletvekillerine söyleyeyim; tekrar karar yetersayısı isteyeceğim, dışarı çıktınız; ama, boşuna çıktınız, geleceksiniz buraya.

Şimdi, sayın milletvekilleri, bu önergedeki maksat şu: Burada vurgulamak istiyoruz; yani, bunun bulunulmasına izin...

İHSAN ÇABUK (Ordu) – Siz, kanuna karşı mısınız?

ASLAN POLAT (Devamla) – Hayır, istemiyoruz çıkmasını.

Bunu “bulunamaz” olarak değiştiriyoruz.

Şimdi, sayın milletvekili, bizim, burada, neye evet, neye hayır dediğimizi herkes öğrendi, Türkiye öğrendi; en azından, Uluç Gürkan Beyin verdiği önergeyle öğrendi, Erol Al’ın konuşmasıyla öğrendi. Sizin grubunuz adına yapılan konuşmada, medya patronlarının kamu ihalelerine girmesi vurgulandı. Sizin partinize mensup bir milletvekilinin bile bunun çok yanlış olduğunu söylemesine rağmen, reddettiniz.

Şimdi, burada görüldü ki, bu kanunun görüşülmesinde Demokratik Sol Parti Grubunun gecenin bu saatlerine kadar burada durmasındaki bütün maksat, bu kanunun ruhu olarak, medya patronları kamu ihalelerine girsin ve iktisaden kamudan siyasetçi elini çeksin; ama, kamunun bütün iktisadî durumlarına medya elini soksun diye çalışıyorsunuz. Bunu da, bütün halk anladı, bütün dünya anladı; ama, bunu, 30 maddede tek tek vurgulayacağız ki, yine, duymayan, televizyonunu açmayan varsa, öğrensin. Bunu, bütün seçim meydanlarında, Sayın Erol Al’ın konuşmasını da, Uluç Beyinkini de herkese göstereceğim; ama, Erzurum’da bir DSP milletvekili yok, ben de, MHP’lilere göstereceğim; ne yapayım!

İHSAN ÇABUK (Ordu) – Hangi birini göstereceksin?

ASLAN POLAT (Devamla) – Sayın milletvekilleri, şimdi burada şöyle bir konu var; yönlendirmeden bahsediliyor. Bu maddenin en önemli tarafı bu. O da şu: Son yedi gün kalıncaya kadar, son yedi gün içerisinde, röportajlarla, araştırmalarla, anketlerle halk yönlendirilmesin. Zaten, şimdi sizin yapacağınız bu büyük çalışmadan sonra, medya patronları son yedi gün kalıncaya kadar...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Aslan Bey, yavaş yavaş konuş, anlamıyoruz.

ASLAN POLAT (Devamla) – Ağrı’dan beni dinlesinler. Ağrılı hemşerilerim, burada Nidai Seven’in verdiği oyun maksadı şu; Ağrılılar, iyi dinleyin: Diyor ki Nidai Seven, medya patronları ihalelere girsin, kamu ihalelerinin sahibi olsun, borsada istediği gibi yönlendirme yapsın; ama, buradan dolayı, fona intikal eden bankalar zarar edermiş, onların zararını biz 45 katrilyon olarak ödeyelim; ama, Ağrı’daki hemşerilerim, Bulanık’taki hemşerilerim, Malazgirtli hemşerilerim, sizin buğday tabanfiyatlarınız verilmemiş, o, dert değil; hayvancılıkla uğraşanlar, size destek verilmemiş, o, dert değil; yeter ki, medya patronlarının dediği olsun. Bu oy verme budur. Bütün Ağrılı hemşerilerime bunu rahat rahat söyleyeyim, dinlesinler.

VAHİT KAYRICI (Çorum) – Cevap hakkı doğdu.

ASLAN POLAT (Devamla) – Sayın milletvekilleri, bakın, bir şey daha söyleyeyim size ben. Şimdi, yönlendirmeden bahsediliyor, bu son yedi günlük yönlendirmeyi önleseniz bile burada, sizin yaptığınız bu mücadeleden sonra, bütün yıl boyunca, televizyon sahipleri, gazete sahipleri, medya sahipleri size büyük bir destek verecek; ama, bu, sizi kurtarmayacak. Bugün belli oldu bu. Nasıl belli oldu; Sayın Derviş buraya geldiği günden beri “Derviş adımını attı, başını kaldırdı” diye ne kadar reklam ederseniz edin, bakın, iki günde dolar 50 000 lira birden yükseldi, bono fiyatları 11 puan arttı, menkul kıymetler, İMK Borsası düşmeye başladı.

Buradan görülüyor ki, size, 10 milyar dolar değil 20 milyar dolar da verseler, siz, bu uygulamayla bu işin altından kalkamazsınız; çünkü, size, artık, piyasaların da, bankaların da, halkın da güveni kalmadı. Bir ihalede 7 trilyonluk satış yaptınız; bu nedir yahu?! Bunu, bugün, herhangi bir holding yapsa, bu kadar satış yapar. Size ne bankalar güvenmeye başladı ne piyasa güvenmeye başladı, Derviş de sizi kurtaramadı... Bunu görün artık, görün diye söylüyorum. Sayın milletvekilleri, bakın, basını arkanıza almakla her şeyi halledemezsiniz.

Burada çok önemli bir şey söyleyeyim; RTÜK’ün yaptığı bir araştırmada -bunun üzerinde durmak isterim- 1998 senesinde en fazla itiraz haber programlarına gelmiş. Neden; çünkü, haber programlarında, bu medya kuruluşları, sürekli olarak, hele, bilhassa 28 Şubattan sonra, tamamen sanal haberlerle milleti yönlendiriyorlar, gerçekleri gerçekten konuşmuyorlar. Bunun için de -işte, burada anketler var- halkın en çok şikâyet ettiği konu haber kanallarıdır. Neden; çünkü, haberleri hep yorumlu ve tek taraflı veriyorlar. Bunu, geçen sene çok net gördük. Size geldiler  “ekonomik politikanız kurtuldu, on yıl önümüzü görüyoruz” dediler. TÜSİAD sahipleri “on yıl önümüzü görüyoruz” dediler, on gün sonra battılar. Hiçbir medya sahibi bu kadar olabilir mi? Niye; işte, anketlerin hepsi öyle gösterdi; anketleri açtılar “bu program müthiş tutuyor, dünya bizi destekliyor, Türkiye bizi destekliyor, kurtardık, on yıl önümüzü gördük” dediler. Anketlerle kurtuluş olmaz; kurtuluş için, reel sektöre ehemmiyet vermeniz lazım; ama, siz tutmuşsunuz, halktan kopmuşsunuz, halkın içine giremiyorsunuz “ben, oturayım, televizyonda halka anlatayım derdimi” diyor.

Şimdi, Tarım Bakanı bana bakıyor. Biliyor musunuz Sayın Bakanım, Erzurum Et Kombinası, bir haftadan beri, 10’un altında sığır kesmeye başladı; bitti, daha sığır da kesemiyor; senin ondan haberin var mı? Erzurum’da hayvancılık bitti, bundan haberin var mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ASLAN POLAT (Devamla) – Sayın Başkanım, 1 dakika müsaade eder misiniz.

Sayın Bakanım, bakın, şimdi, söylüyorum, siz, hayvancılık konusunda, et konusunda doktora yaptınız, yirmibeş sene Atatürk Üniversitesinde önemli bir hocalık yaptınız; yani, hocalığınız iyiydi, böyle değildi;ama, neyi vardı?.. Bakın, bir şey söyleyeyim; bu, reklamla olmuyor. Öyle bir hükümete geldiniz ki, Derviş’in olduğu bu hükümetten size bir hayır yok. Ne isteseniz, para yok. Bütün paralar bankalara gidecek. Şanssız oldunuz, dediğinizi de yapamadınız. Bak, hayvancılık öldü, kurtar haydi! Reklamla kurtulursa, kurtar haydi! 10’dan aşağı hayvan kesiliyor, kurtar haydi! Buğday tabanfiyatlarını destekleyemediniz, kurtar haydi! Niye; çünkü, bir tek konu var; yönlendirmelerle bu iş olmaz, sanal haberlerle bu iş olmaz. İstediğiniz kadar sanal haber yapın, istediğiniz kadar yönlendirme yapın, bittiniz.

Yanında oturan milletvekili televizyonlara “Derviş de 36 bakandan biridir” diyor. O nasıl 36 bakandan biri ki, hep onun dediği oluyor?! Niye, sizin dediğiniz olmuyor? Telekomda onun dediği oluyor, buğday tabanfiyatında onun dediği oluyor, niye sizin bir dediğiniz olmuyor; niye olmuyor? Bunu anlamanız lazım. Demek ki, o, 36 bakandan biri değil; 36’nız bir yere, Derviş yere... Uygulamanız bu oldu.

Hepinize saygılar sunarım. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkan, sataşma var.

BAŞKAN – Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkanım, söz hakkı istiyorum, adıma sataşma var.

BAŞKAN – Adınıza mı?.. Tutanağı getirteyim.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Hayır efendim... “Nidai Seven” dedi.

BAŞKAN – Ben duymadım sataşmasını.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkan, ben sataştım, çıksın buraya anlatsın, konuşsun, tamam, müsaade et.

BAŞKAN – Sataşmadığını ifade ediyor.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Hayır efendim, sataştı.

BAŞKAN – Neyle ilgili sataştı efendim?

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Hükümete sataştı, herkes şahit burada efendim.

BAŞKAN – Hükümet cevap versin efendim.

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Nidai Seven ismi geçiyor efendim, ismim geçtiği için söz hakkı istiyorum.

BAŞKAN – Peki, Ağrılılar size sataşmadan dolayı, Sayın Nidai Seven’e söz veriyorum; ama, Ağrılıları ikna edecek konuşmayı yapmazsanız bu tür sataşmalarda bir daha söz vermeyeceğim.

Buyurun Sayın Seven. (Alkışlar)

 

 

 

 

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ağrılıların boş laflara, polemiklere ihtiyacı yoktur; yani, onu ben belirtmek istiyorum. (Alkışlar) Ağrılılar seçmiş olduğu vekillerinin yazın sıcağında, herkes deniz kenarında dolaşırken, köy köy gezdiğimi de biliyor, onun için Ağrılılar hakkında burada kimsenin söz söyleme hakkı yoktur.

Yalnız şu konuyu belirtmek istiyorum: Burada Sayın Polat birkısım insanların, RTÜK’ten dolayı, gerek hırsızlıklarına gerekse bazı yolsuzluklarına cevaz verildiği noktasında bizlerin desteklediğini belirttiler. Ben buna açıklık getirmek istiyorum...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Hırsız demedim.

NİDAİ SEVEN (Devamla) – Neyse, siz öyle deyin...

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) – Yanlış anlaşıldı.

NİDAİ SEVEN (Devamla) – Şimdi, Türkiye’de...Yanlış anlaşılma değil. Biz, burada, bütün konuşmacılarınızın da belirttiği gibi, siz demin şikâyet ediyordunuz, diyordunuz ki, medya sahiplerinin şoför, medya sahiplerinin sekreter hissesi var, medya sahipleri...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Sayın Başkanım, ona cevap versin: İhaleye girmeye oy verdi mi, vermedi mi?.. Ona cevap versin.

NİDAİ SEVEN (Devamla) – Müsaade et... Dinlemesini bil...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Tamam, cevap versin, ona cevap versin.

NİDAİ SEVEN (Devamla) - Şimdi, bakınız, burada Türk Milletinin hâkim olduğu bir Türkiye’de, eğer, RTÜK yıllar önce kurulduysa, siz bu medya sahiplerinin hissedarlığına şoförleri, sekreterleri getirip, bunlara devletin imkânlarını hortumladıysanız, bugün bunlar ortaya çıkarılıyor, şeffaf bir yapıyla, kimin, hangi televizyona sahip olduğunu Türk Milleti tamamen bilecektir.

Biz, bu manada...

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul)- Bilmiyor musunuz canım, bilmiyor musunuz?..

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN- Sayın Seven, 1 dakika içerisinde bitiriniz efendim.

Buyurun.

NİDAİ SEVEN (Devamla)- Bakınız Sayın Ilıcak, siz, gidin Çölaşan’ın dünkü yazısını okuyun. Her patrona yalvarıyorsunuz: “Ne olur bana yazı yazdırın!.. Ne olur affedin beni!.. Ne olur!..”

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul)- Şimdi doğru konuş! Yalan konuşuyorsun... Yalan konuşuyorsun... Öyle bir mektup yok.

NİDAİ SEVEN (Devamla)- Hayır, siz, patronlara yalvarıyorsunuz.

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul)- Sayın Başkan, sataşmadan dolayı söz istiyorum.

BAŞKAN- Sayın Seven, siz, Sayın Polat’la ilgili konuya cevap verin.

Buyurun.

NİDAİ SEVEN (Devamla)- Ama, sataşmasın.

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul)- Yok öyle bir şey. Hayır, yalan konuşuyorsunuz.

NİDAİ SEVEN (Devamla)- Burada, güneş ne tarafa dönerse ona dönüyorsunuz.

Özellikle...

ASLAN POLAT (Erzurum)- Sayın Başkan, hâlâ soruma cevap alamadım. Lütfen, ikaz edin, soruma cevap versin.

NİDAİ SEVEN (Devamla)- Cevap veriyorum.

Türkiye’de, Milliyetçi Hareket Partisi olarak hırsızların ensesinde biz varız, yolsuzluk yapanların ensesinde biz varız... (FP ve DYP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar [!])

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİDAİ SEVEN (Devamla)- Bu memleketin en ücra köşesine kadar, tüyü bitmemiş yetimin hakkını alanlardan hesap soracak bizler varız. Onun için, memleketi soyanlara hiçbir zaman ne Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri ne de parti olarak destek vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Bunları getirip demir parmaklıklar arkasına sokacağız ve bunları da sizlerin gözü önünde sunacağız. 

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul)- Sayın Başkan, İçtüzüğün 69 uncu maddesine göre sataşma var. İsmim söylenerek hakarete uğradım ve yalan beyanda bulunuldu. O bakımdan, iki cümleyle...

BAŞKAN- Sayın Ilıcak, yeni bir sataşmaya sebebiyet vermemek suretiyle, size 2 dakikalık süre veriyorum.

Buyurun efendim.

 

 

 

AYŞE NAZLI ILICAK (İstanbul)- Değerli milletvekilleri, bu çok ayıplı yazı üzerinde doğrusu böyle bir söz beklemiyordum; fakat, gerçekler çarpıtılmıştır. O mektup tam tersine; ben gazeteden ayrılıyorum, gidiyorum Akşam’da çalışmaya, bir nezaket mektubu yazıyorum, bir veda mektubu yazıyorum ve Tercüman Gazetesini çıkarmaya gittiğimi beyan ederek, ancak bu şekilde cümlemi tamamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, orada bir yalvarma yok, tam tersine ben orada kalayım diye, Son Havadis o zaman çıkarılmak üzere, bana yığınla para teklif ettiler; ben o parayı terk ettim ve sırf Tercüman Gazetesi çıkarılabilir umuduyla bir ideale hizmet etmek üzere gazeteden ayrıldım. Doğrusu budur; o gün okursanız o gazetede böyle bir şey yok. Yani, lütfen yanınızda çalışayım, yalvar yakar diye bir mektup söz konusu değil. Lütfen gerçekleri çarpıtmayınız.

Saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

 

 

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 15 inci maddenin oylanmasından önce bir yoklama isteği var; istemde bulunan arkadaşların Genel Kurul salonunda hazır bulunup bulunmadıklarını arayacağım.

Sayın Avni Doğan?.. Burada.

Sayın Nazlı Ilıcak?.. Burada.

Sayın Zeki Okudan?.. Burada.

Sayın Yahya AKman?.. Burada.

Sayın Ramazan Toprak?.. Burada.

Sayın Nevzat Yalçıntaş?.. Burada.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) – Takabbül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Şükrü Ünal?.. Burada.

Sayın Rıza Ulucak?.. Burada.

Sayın Eyyüp Sanay?..

LÜTFİ YALMAN (Konya ) – Takabbül ediyorum

BAŞKAN – Sayın Ahmet SÜnnetçioğlu?.. Burada.

Sayın Faruk Çelik?..

EYÜP FATSA (Ordu) – Takabbül ediyorum

BAŞKAN – Sayın Fahrettin Kukaracı?.. Burada.

Sayın Aslan Polat?.. Burada.

Sayın Akif Gülle?..

SUAT PAMUKÇU (Bayburt) – Takabbül ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Cevat Ayhan?.. Burada.

Sayın Niyazi Yanmaz?.. Burada.

Sayın Veysel Candan?.. Burada.

Sayın Hüseyin Kansu?.. Burada.

Sayın İlyas Arslan?.. Burada.

Bu arkadaşlarımız sisteme girmesinler.

Elektronik cihazla yoklama yapacağım. Yoklama için 3 dakikalık süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

Bu arada, sisteme giremeyen arkadaşlarımızın teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen arkadaşlarımız olur ise, bu süre içerisinde yoklama pusulalarını Başkanlığımıza ulaştırmalarını rica ediyorum.

 (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır.

Görüşmelere devam ediyoruz

 

 

 

Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/705) (S. Sayısı: 682) . .   .                                                                        (Devam)

BAŞKAN – 15 inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 15 inci madde kabul edilmiştir.

16 ncı maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 16. – 3984 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi başlığı ile birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Uyarı, para cezası, durdurma ve iptal

Madde 33. – Üst Kurul, öngördüğü yükümlülükleri yerine getirmeyen, izin şartlarını ihlal eden, yayın ilkelerine ve bu Kanunda belirtilen diğer esaslara aykırı yayın yapan özel radyo ve televizyon kuruluşlarını uyarır veya aynı yayın kuşağında açık şekilde özür dilemesini ister. Bu talebe uyulmaması veya aykırılığın tekrarı halinde ihlale konu olan programın yayını, bir ila oniki kez arasında durdurulur. Bu süre içinde programın yapımcısı ve varsa sunucusu hiçbir ad altında başka bir program yapamaz. Yayını durdurulan programların yerine, aynı yayın kuşağında ve reklamsız olarak, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına Üst Kurulca hazırlattırılacak eğitim, kültür, trafik, kadın ve çocuk hakları, gençlerin fiziksel ve ahlakî gelişimi, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadele Türk dilinin güzel kullanımı konularında programlar yayınlanır.

Aykırılığın tekrarı halinde;

a) Ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara 250 milyar lira,

b)Yerel ve bölgesel yayın yapan kuruluşlara;

1. Nüfusu 1 milyondan fazla olan il ve ilçelere yayın yapanlara 125 milyar lira,

2. Nüfusu 500 bin ila 1 milyon arasında olan il ve ilçelere yayın yapanlara 65 milyar lira,

3. Nüfusu 250 bin ila 500 bin arasında olan il ve ilçelere yayın yapan kuruluşlara 45 milyar lira,

4. Nüfusu 250 binden az olan il veya ilçeye yayın yapan kuruluşa 10 milyar lira,

c) Radyo yayınları için yukarıdaki miktarların yarısı kadar,

İdarî para cezası uygulanır.

Bu maddedeki para cezaları, her yıl Maliye Bakanlığınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılır.

İhlalin bir takvim yılı içinde tekrarı halinde bu idarî para cezaları yüzde elli oranında artırılır. İhlalin bir takvim yılı içinde üçüncü kez tekrarında ihlalin ağırlığına göre izin uygulaması bir yıla kadar geçici olarak durdurulur.

4 üncü maddenin ikinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerindeki ilkelere aykırı yayın yapılması halinde uyarı yapılmaz ve yayın kuruluşunun yayını bir ay durdurulur. İhlalin tekrarı halinde yayın süresiz olarak durdurulur ve yayın lisans izni iptal edilir.

Yayın izninin verilmesi için gerekli şartlardan birini kaybeden veya şartların uygunluğunu hile ile elde eden kuruluşların yayın lisans izni iptal edilir.

Uyarı cezasını gerektiren haller dışındaki ihlallerde ilgili tarafın savunması alınır.

Cezaların uygulanış usulleri ile gerekçeli olarak kamuoyuna duyuruluş şekli yönetmelikle belirlenir.”

BAŞKAN – 16 ncı maddeyle ilgili olarak, Fazilet Partisi Grubu adına, Konya Milletvekili Sayın Veysel Candan. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika efendim.

Buyurun.

FP GRUBU ADINA VEYSEL CANDAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; görüşülmekte olan 3984 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına dair yasa tasarısının 16 ncı maddesi üzerinde, Fazilet Partisi Grubu adına söz aldım; Muhterem Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, burada görüşmeler uzadıkça, partiler temizlik yarışına girdiler. İnşallah, ümit ediyoruz ki, Mavi Akım ve Beyaz Enerjide ANAP, karayolları ve İller Bankasındaki savcılık soruşturmalarında MHP temize çıkar ve ondan sonra burada kürsüden çıkar daha net konuşurlar.

Şimdi, bir kere şunu açık ve net ifade edeyim; bu tasarı, sevabıyla günahıyla bu hükümete aittir; yani, içeride, Bakanlar Kurulunda kavga edip, buğday fiyatlarını dışarıda başka anlatmak yok. Bu tasarıya, birinci derecede ANAP, ikinci derecede MHP ve aynı derecede de DSP ortaktır.

Şimdi, konuyu, şöyle, kısa bir hafızalarımızı yoklayarak özet halinde geçersek; muhalefet olarak biz dedik ki:”Gelin, bu medya patronları ihalelere girmesin.” Siz dediniz ki:”Hayır, girecekler.” Maalesef, geçmişte girdiler; şimdi, birileri hapislerde, birileri iflasta, birileri banka hortumlamasından sanık.

İki tane kötü örnek var. Birisi, Türkbank; gece yarısı ihale yapılırken, özelleştirilirken hükümet  düştü, Başbakan düştü. Şu memleketteki demokrasiye bakın; böyle düşen bir Başbakan, hâlâ Başbakan Yardımcılığı yapıyor ve ANAP Genel Başkanlığı yapıyor.

Bir diğeri; Etibank soruşturmasında, bugün aldığımız bilgilere göre, Yargıtay Başsavcısı, zamanın hazineden sorumlu, Hazine Müsteşarı ve o günkü ekonomiden sorumlu Sayın Güneş Taner’le ilgili fezleke hazırlığındadır.

Şimdi, siz, bu ihalelerde oranları kaldırmakla, aslında, medya patronlarına bir yerde kötülük de yaptınız; ülkeye de kötülük yapıyorsunuz.

2- Biz dedik ki:”Gelin bu borsa işlemleri olmasın.” Hatta, örnek de verdik. “Bakın, Milliyet Grubunda iki ayda yüzde 715’lik artış olmuş, milyarlar götürülmüş. Yurtdışındaki birtakım bankalara, şirketlere paralar aktarılmış ”dedik. Siz dediniz ki: “Hayır, yapsınlar, devam etsin; şimdiye kadar yapılıyordu, bundan sonra da olsun.”

Biz “TV’lerde yüzde 20 hisse aşımı tehlikelidir “dedik. Siz deniniz ki: “Yüzde 25’lik izleme oranıyla biz bunu önleriz.” Türkiye’de 15 milyon televizyon var. Peki, hepsine bir tane cihaz takacaksınız ve .ben, bunun maliyetini sordum, 1 milyar doların üzerinde deniyor; demek ki, pratikte uygulaması olmayan bir konumu buraya getirdiniz ve hata ettiniz.

Yine, biz, gelin, Parlamentonun görevlerini devretmeyin, siz, millî iradeyi milletten aldınız, beceremiyorsanız, dönün millete teslim edin, Millî Güvenlik Kurulu üyesinden, YÖK üyesinden seçim olmaz, Parlamentoda, daha önce nasıl seçim yapılıyorsa, öyle yapalım dedik; biz, Millî Güvenlik Kurulu üyesi istiyoruz, YÖK üyesi istiyoruz dediniz.

Şimdi, MHP’ye sormak istiyorum: YÖK’le ilgili rapor bir yıldır bekliyor, neden, bu Genel Kurula getirilip, YÖK’teki yolsuzluklar konuşulmuyor ve o komisyonun başkanı, zannediyorum, MHP’li bir arkadaşımız. Bir yıl rapor hazırlanır da ve orada, birçok iddialar, yolsuzluklar, hırsızlıklardan bahsediliyor da, o rapor, neden, buraya gelip, görüşülmüyor da, hâlâ, böyle bir kurumdan üye isteniyor?!

Biz, YÖK değil, Millî Güvenlik Kurulu değil, gelin, bu Parlamento seçsin diyoruz; siz, hayır, bizim irademiz yok, biz, seçmesini zaten bilmiyoruz, şimdiye kadar seçtiklerimiz de hep yanlıştı, onun için, varsın, bizim adımıza başkaları seçsin diyorsunuz.

Biz, gelin, bu özerk kurumun özerkliğini yitirmeyin dedik; siz, Yüksek Denetleme Kurulu denetlesin diyorsunuz. Halbuki, biz, Meclis adına Sayıştay denetlemelidir diyoruz.

Dünyanın hiçbir parlamentosunda, hiçbir milletvekili, kendi yetkisini, kendi oylarıyla devretmez arkadaşlar; bu, nasıl iş, anlamak mümkün değil!

Biz, bakın, frekans ihaleleri tamamlandı, RTÜK yaptı ve bu iş bitti dedik; siz, hayır, bu planlamalar yetersiz diyorsunuz. Yeniden planlama demek, frekans ihalelerinin, bir yıl, iki yıl geri itilmesi demek; o zamana kadar medya patronları, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da, birkaç yıl daha bedel ödemeden yayın yapacaklar. Bunların vebali size aittir.

Yarın seçmenin karşısına çıkıp, illere gidip, illerde, vatandaşın karşısında, efendim, biz, RTÜK yasa tasarısını böyle istemiyorduk, böyle değildi; ama, hükümetten geldi, ne yapalım deme şansına sahip değilsiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Candan, bir dakika içinde toparlayın.

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bir cümleyle sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, siyasetçi, medya ve işadamı üçgenini çözmeden, Türkiye’de bir şeyi çözemezsiniz.

Bakın, bugün milletvekili olan, daha önce Doğan Grubunda yönetim kurulu başkanlığı yapan bir vatandaşın, bir milletvekili arkadaşımızın sözlerine bakın: “Cumhur Ersümer’in üzerine gitmeyin, bize enerji ihalelerinde yardımcı oldu.” Söyler misiniz, böyle bir siyasetçi bu koltukta oturuyor ve burada, bu yasa tasarısı müzakere edilirken hısım, akraba, birtakım ilişkiler dolayısıyla maddeler görüşülüyor...

KAMER GENÇ (Tunceli) – Canım, ismini söylesenize!

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Bir milletvekili de çıkmış, diyor ki “Biz, yolsuzlukların arkasındayız.” Bu cümlenin de arkasında mı onu söyleyen arkadaş?.. Onu söyleyen MHP’li milletvekili buraya çıksın, bu cümlenin neresinde olduğunu söylesin.

BEYHAN ASLAN (Denizli) – Sen iftiracı mısın, hepsi yalan, Allah’tan kork.

VEYSEL CANDAN (Devamla) - Değerli arkadaşlar, çok önemli bir konu daha söylemek istiyorum...

KADİR BOZKURT (Sinop) – Kim o?.. Kim o?..

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Onu hepiniz biliyorsunuz...

KADİR BOZKURT (Sinop) – Kim o?.. Kim o?..

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Kim o, isim söyle, isim söyle...

VEYSEL CANDAN (Devamla) – TRT de, bu RTÜK Yasasının dışında denetim dışı bırakılıyor. Halbuki, biz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BEYHAN ASLAN (Denizli) – Yok öyle bir şey.

RAMAZAN GÜL (Isparta) – Açıklık Sayın Candan, burası serbest kürsü.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Candan.

EROL AL(İstanbul) - İftira... Hayatı iftira...

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Niye efendim, ek süre vermeyecek misiniz?

EROL AL (İstanbul) – Yok öyle bir şey; oku da çık, kumadan çıkıyorsunuz oraya.

BAŞKAN – Bitti efendim, süresi mi var, tamamladık.

VEYSEL CANDAN (Devamla) –Tamam efendim, diğer maddede konuşuruz...

BEYHAN ASLAN (Denizli) – 16 ncı maddenin bir A’sını söyleseydin keşke.

VEYSEL CANDAN (Devamla) – Ne var A’sında?

BEYHAN ASLAN (Denizli) – E, niye söylemedin o zaman?

BAŞKAN – Doğru Yol Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Ali Naci Tuncer. (DYP sıralarından alkışlar)

Sayın Tuncer, konuşma süreniz 5 dakika efendim; buyurun.

DYP GRUBU ADINA ALİ NACİ TUNCER (Trabzon) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan kanunun 16 ncı maddesi üzerinde Grubum adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, on günü geçen bir müddettir bu kanun üzerinde müzakereler yapmaktayız. Bu kanunu hiç okumayan, görmeyen hem milletvekili arkadaşlarım hem de bizi dinleyen, izleyen izleyiciler artık kanunu ezberlediler. Çok irdeledik. Kanun, 1994 yılının dördüncü ayında çıkmıştı; yani, yedi yıl bir aydır tatbikatta. Bütün medyayı araştırdım, o günden beri neler tenkit edildi diye yayınları izledim. Ana tenkitler: Ekranın karartılması, yayınlandığı günden itibaren de 29 uncu maddeyle getirilen yüzde 10 ve yüzde 20 yasaklar, artık ezberlendiği için ne anlama geldiğini ifade etmiyorum; yani, ihale yasağı ve tekelleşme. Zaman içerisinde yasalar yıpranabilir, yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulabilir; ama, bakıyorum, bütün yoğunluk 29 uncu madde üzerine getirilmiş. Gerekçe de ne; hükümetin parti mensupları burada çıkıyor, bu yüzde 10’un ve yüzde 20’nin yararlı olmadığını açıkça ifade etmiyorlar; şunu ifade diyorlar: Efendim, buna rağmen, hile ve desiseyle bunlar televizyonlarını kurdular, sahipleri de belli olmadı. Kanunu tatbik etmemek bir mazeret mi oluyor arkadaşlar?! Bu felsefeyle gittiğimizde, yarın, dolandırıcılığı önleyemiyoruz, Ceza Kanunundaki dolandırıcılık fiillerini suç olmaktan çıkaralım mı diyeceğiz veya hırsızlıkları önleyemedik, Ceza Kanunundaki hırsızlıkları çıkaralım mı diyeceğiz?! Eksik nokta varsa, onu tamamlarız.

Saygıdeğer milletvekilleri, 16 ncı maddede, yayın ilkelerine ve izne aykırı hareket etmenin müeyyideleri getiriliyor ve başlığı da değiştiriliyor. Ne getiriliyor; bugüne kadar olmayan mevzuatımızdaki para cezası getiriliyor; ama, çok şikâyet edilen ekran karartması halen yürürlükte.

Saygıdeğer milletvekilleri, 1994 yılını düşünelim, o günkü şartlara göre, ilkeleri, 20 bentte, 20 fıkrada tadat etmişiz. Terörün en üst düzeyde olduğu, yayın yoluyla teröre teşvik edecek bir yayın olmaması için kısıtlamalar getirilmesine rağmen, 20 fıkrada bunları tahdit etmiş bu Yüce Meclis. Şimdi, Avrupa Birliğine gireceğiz; daha özgürlükçü olmamız gerekirken, daha demokratik düşünmemiz gerekirken, (a) dan başlayan yasaklar, (z) ye kadar gelmiş; alfabede başka rakam kalmamış. Öyle bir tahditler koyuyoruz ki, (v) bendine bakın arkadaşlar “yapılan yayın karamsarlık meydana getirmeyecek”. Bu kadar geniş kapsamlı, karamsarlık hangi anlamda kullanılıyor?

Saygıdeğer milletvekilleri, bugün basında bir manşet görüyoruz, inşallah doğru değildir. Sayın Başbakanın beyanatına karşı bir komutan “ben bunu ciddiye almıyorum” diyor. Yine söylüyorum, doğru olmadığına inanmak istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, bunu bir programda alsa da; efendim, bu komutan kime bağlı Genelkurmay Başkanına, Genelkurmay Başkanı kime bağlı, Başbakana. Vatandaş, buradan bir karamsarlığa kapılsa, acaba Sayın Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında çıkan uyuşmazlık gibi uyuşmazlık mı çıkacak, yeniden bir krize mi kapılacağız dese, bu yorumla, biz, o ekrana ceza vereceğiz. Aradan yedi sene geçmiş, daha geniş, daha özgürlükçü olmamız gerekirken daha tahditkâr bir tavır içerisindeyiz. Bugün, hepiniz bu Mecliste yaşıyorsunuz; ne köşe yazarı bundan memnun, birkaç patronun emrinde olanların dışında, ne basının alın teri döken işçisi bundan memnun, ne Gazeteciler Cemiyeti memnun, vatandaş zaten bununla hiç ilgilenmiyor; peki, biz neye hizmet ediyoruz arkadaşlar?! Hiç olmazsa bu düzenlemelerde biraz daha özgürlükçü hareket edelim.

Başlığını değiştiriyoruz, para cezalarını ilave ediyoruz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ NACİ TUNCER (Devamla) – 1 dakika daha istirham ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tuncer.

ALİ NACİ TUNCER (Devamla) – Şimdi, madde metnini okuduğumuzda “uyarma cezası veya özür dileme” diyor. Sayın Bakan, oradan, Sayın Kâtip Üyeye müdahale etti “ve” dir o diyor. Ben, hükümet teklifine de baktım, Anayasa Komisyonunun metnine de baktım “veya” tabiri var. Ne demektir bu, ya uyarma verecek veya aynı kuşakta özür dileme cezası verecek. Eee, başlığı değiştiriyoruz, başlığa bu cezayı bile koymuyoruz. Demek ki, 29 uncu maddenin dışındakiler çok ciddî bir çalışma ürünü değil, önemli olan onun geçmesiydi, yüksek oylarınızla kabul edildi.

Bundan sonraki maddede de konuşacağım, kalan süremi orada kullanacağım; çünkü, sürem bitmiş vaziyette.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP ve FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Tuncer.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde 5 adet önerge var; ancak, 4’ünü işleme alacağım; 1’i sayın hükümete, diğer 3 önerge de milletvekillerine ait.

Önergeleri önce geliş sırasına göre okutup, aykırılık derecesine göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı kanun tasarısının 16 ncı çerçeve maddesine bağlı olarak, kanunun 33 üncü maddesinin son cümlesindeki “Türk dilinin güzel kullanımı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve çevre eğitimi” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Lütfi Doğan             Ahmet Sünnetçioğlu           Mustafa Niyazi Yanmaz

      Gümüşhane              Bursa          Şanlıurfa

Yaşar Canbay Fethullah Erbaş         Ediz Hun

           Malatya                 Van           İstanbul

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 16 ncı maddesiyle değiştirilen 3484 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “aykırılığın tekrarı halinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ihlalin ağırlığına göre bir aylık reklam gelirinin yüzde 3’ü ile yüzde 7’si arasında bir idarî para cezası uygulanır” olarak, dördüncü fıkrasının ise “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin (a),(b),(c) bentlerindeki ilkelere aykırı yayın yapılması durumunda yukarıda belirtilen müeyyideler uygulanır. Bir takvim yılı içinde ihlalin tekrarı halinde mahkeme kararıyla yayın süresiz olarak durdurulur ve yayın izni iptal edilir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ayşe Nazlı Ilıcak Fethullah Erbaş      Musa Demirci

           İstanbul                 Van                Sıvas

               Yasin Hatiboğlu Nezir Aydın  Mustafa Niyazi Yanmaz

             Çorum           Sakarya          Şanlıurfa

Mehmet Ali Şahin     Nevzat Yalçıntaş

           İstanbul           İstanbul

BAŞKAN – Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayılı tasarının 16 ncı maddesi (b) bendindeki “yerel ve bölgesel yayın yapan kuruluşlara” cümlesinden sonraki maddelerin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

1. Nüfusu 1 milyondan fazla olan il ve ilçelere yayın yapanlara 15 milyar TL,

2. Nüfusu 500 000 ilâ 1 milyon arasında olan il ve ilçelere yayın yapanlara 8 milyar TL,

3. Nüfusu 250 000 ile 500 000 arasında olan il ve ilçelere yayın yapanlara 5 milyar TL,

4. Nüfusu 250 000’den az olan il ve ilçelere yayın yapanlara 2 milyar TL,

5. Radyo yayınları için yukarıdaki miktarların yarısı kadar idarî para cezası uygulanır.

                     

Lütfi Yalman Zeki Çelik Mehmet Ali Şahin

             Konya            Ankara           İstanbul

Nezir Aydın İsmail Özgün   Eyyüp Sanay

           Sakarya          Balıkesir            Ankara

BAŞKAN – Okutacağımız son önerge, aynı zamanda en aykırı önerge olup, okuttuktan sonra işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayısında kayıtlı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 16 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Devlet Bakanı

Rüştü Kâzım Yücelen

                 İçel

Aykırılığın tekrarı halinde;

a) Ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara, ihlalin ağırlığına göre, 125 milyardan az olmamak kaydıyla 250 milyara kadar,

b) Yerel ve bölgesel ve kablo ortamından yayın yapan kuruluşlara;

1.        Kapsadığı yayın alanı itibariyle, 1 milyondan fazla nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlalin ağırlığına göre, 60 milyardan az olmamak kaydıyla 100 milyara kadar,

2. Kapsadığı yayın alanı itibariyle, 500 bin ilâ 1 milyon arasında  nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlalin ağırlığına göre, 30 milyardan az olmamak kaydıyla 60 milyara kadar,

3. Kapsadığı yayın alanı itibariyle, 250 bin ilâ 500 bin arasında nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlalin ağırlığına göre, 20 milyardan az olmamak kaydıyla 40 milyara kadar,

4. Kapsadığı yayın alanı itibariyle, 250 binden az nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlalin ağırlığına göre, 5 milyardan az olmamak kaydıyla 10 milyara kadar,

c) Radyo yayınları için yukarıdaki miktarların yarısı kadar,

d) Sayısal ortamda yayın yapan kuruluşlarla, kablolu yayın kuruluşlarına uygulanacak cezalarda nüfus yerine yayın alanındaki abone sayısı esas alınarak, idarî para cezası uygulanır.

İhlalin, ihlal tarihinden itibaren, takip eden bir yıl içinde tekrarı halinde bu idarî para cezaları yüzde 50 oranında artırılır. İhlalin, ihlal tarihinden itibaren takip eden bir yıl içinde üçüncü kez tekrarında ihlalin ağırlığına göre izin uygulaması bir yıla kadar geçici olarak durdurulur.

BAŞKAN – Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Efendim, öncelikle, bir hususu hatırlatmak istiyorum.

Tasarının aslında cezaların sonunda “lira” olduğu belirtilmektedir. Önergede, sanıyorum, sehiv var. Bunun “lira” olduğunun belirtilmesinde yarar görüyoruz.

Ekseriyetimiz olmadığı için, katılamıyoruz.

BAŞKAN – Ekseriyet yok, takdire bırakıyor.

Hükümet?..

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Sayın Başkan, aykırılık sıralamasında, zannedersem, bir yanlışlık var.

BAŞKAN – Yok efendim.

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Hayır.

BAŞKAN – Bu aykırı efendim.

LÜFTİ YALMAN (Konya) – Efendim, Sayın Bakanın vermiş olduğu önerge, 250 milyarı, 125 ilâ 250 milyar diye değiştiriyor. Bizim önergelerimizde 15 milyara kadar düşürülüyor. Hangisi daha aykırıdır yasa tasarısına?!

BAŞKAN – Bu daha aykırı efendim. Bu aykırı olarak...

KAMER GENÇ (Tunceli) – En aza indiren aykırıdır.

LÜTFİ YALMAN (Konya)- Sayın Başkan, bir yanlışlık var. En az olan daha aykırıdır.

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Sapma ne kadar çoksa, aykırı olan odur.

BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Sayın Başkanım, bütün önergeler dikkate alındığında, bizim, hükümetin verdiği önergeden iki farklı önergemiz var, ikisi de hükümetten çok farklı olarak düzenleme istiyor. Dolayısıyla, arkadaşlarımız bir daha dikkat etsinler bu konuya.

BAŞKAN – Burada, hem yerel hem ulusal bazda; yani, (a) ve (b) fıkralarında değişiklik yarattığı için...

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Efendim, bizde de (a) ve (b) fıkraları var.

BAŞKAN – İlave (d) fıkrası var ayrıca.

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Apayrı bir madde olarak teklif edilen bir başka önerge var. Siz, nasıl onu aykırı alırsınız?

Sayın Fethullah Erbaş’ın önergesine bir bakın.

BAŞKAN – Onların işlemi ayrıca yapılacak.

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Sayın Başkan, önergemiz, yasa tasarısındaki ilgili maddeyi çok daha farklı bir şekilde arz ediyor. Sadece rakamlarda ufak değişiklikler yapan önerge nasıl daha aykırı olur? Aykırılıkta üçüncü dereceye düşer.

Yasa tasarısının maddesi çok farklı değiştiriliyor. Yanlışlığınız var. Aykırılıkta, Sayın Bakanın önergesi ancak üçüncü sıraya gelir. Rica ediyorum...

BAŞKAN – Sayın Yalman’ın önergesini okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayılı tasarının 16 ncı maddesi (b) bendindeki “Yerel ve bölgesel yayın yapan kuruluşlara” cümlesinden sonraki maddelerin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

1. Nüfusu 1 milyondan fazla olan il ve ilçelere yayın yapanlara 15 milyar TL,

2. Nüfusu 500 bin ilâ 1 milyon arasında olan il ve ilçelere yayın yapanlara 8 milyar TL,

3. Nüfusu 250 bin ilâ 500 bin arasında olan il ve ilçelere yayın yapanlara 5 milyar TL,

4. Nüfusu 250 binden az olan il veya ilçelere yayın yapanlara 2 milyar TL,

5. Radyo yayınları için yukarıdaki miktarların yarısı kadar,

İdarî para cezası uygulanır.

Lütfi Yalman (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (içel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yalman. (FP sıralarından alkışlar)

LÜTFİ YALMAN (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 16 ncı madde üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili konuşmak üzere söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, yanlışlıktan döndüğü için de Sayın Başkana teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısının 2 nci maddesindeki cümleyle başlayarak, 16 ncı maddeyle bir bağlantı yapmak istiyorum. 2 nci maddenin (b) fıkrasında deniliyor ki: “Halkı, sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi...” Bu, yayınların benimsemiş olduğu ilkelerle alakalı bir madde. Bu, üzerinde çok tartışılan, inanç ve fikir özgürlüğünün önündeki en büyük engeli teşkil ettiğini ifade ettiğimiz, herkesin de hemen hemen kabul etmiş ve benimsemiş olduğu 312 nci maddenin aynısıdır.

Hepimizin bildiği gibi, şiir okuyan siyasetçiler bu cümlelerle, bu cümleler çerçevesinde hapse girdi; birçok siyasî parti genel başkanı, belediye başkanları, yazarlar, bu ifadeler çerçevesinde hapse atıldı ve siyasî yasaklı hale getirildi. Şimdi, Avrupa Birliğine girme süreci içerisindeki Türkiye’de düzeltilmeye çalışılan, inanç ve fikir özgürlüğünün önündeki ortadan kaldırılmaya çalışılan bu engeller, RTÜK Yasasına dikte ediliyor, RTÜK Yasasına monte ediliyor.

Bazı şeyler yaşadı Türkiye; ayet okundu diye, hadis okundu diye ya da bazı yazarların yazıları okundu diye, radyo ve televizyonlar, hatta 1 yıllığına kapatıldı. Şimdi, Milliyetçi Hareket Partili arkadaşlarımız, Anavatan Partili arkadaşlarımız, DSP’li arkadaşlarımız bu maddeye kabul oyu verdiler. Önümüzdeki günlerde, herhangi bir kimse, radyoda bir konuşma yaptığı zaman veya televizyonda bir konuşma yaptığı zaman dinî argümanlar kullansa, manevî argümanlar kullansa, herhangi bir konuyu manevî argümanlarla, dinî argümanlarla işleyiverse, karşısına bu madde çıkacak. Diyecekler ki, siz, dil, din, ırk, mezhep tahriki yaptınız, kin ve düşmanlığı tahrik ettiniz; al sana...

İSMAİL KÖSE (Erzurum) – Yapmayın...

LÜTFİ YALMAN (Devamla) – Sayın Köse, ayet ve hadis okundu diye, Türkiye’de 1 yıllığına radyo kapatıldı; siz takip etmediniz mi?! Siz bilmiyor musunuz, hukukçusunuz; bu, 312 nci maddenin aynısıdır; siz benden iyi bilmeniz lazım. Lütfen... Siz bari itiraz etmeyin yani... Vicdanımız sızlıyor; sızlamıyor mu sizin vicdanınız?!

Değerli arkadaşlar, bir radyo veya televizyon, dinî içerikli yayın yaptığı zaman -şimdi, 16 ncı maddeyle ilgili, Sayın Beyhan, geliyorum bakınız- veya manevî argümanlar kullanarak bir yayın yaptığı zaman, al sana, 250 milyar lira -ulusal yayın yaparsa- bir ceza... Tekrarı olursa, tekerrür ederse, televizyonlar için ekran karartma cezaları; tekrarı olursa, lisansının iptali.

Şimdi, hedefin nereye doğru gittiğini ve bu yasanın hangi art niyetli hedefleri taşıdığını dikkate aldınız mı, dikkat ettiniz mi? Tabiî, çok arkadaşımız dikkat etmedi; belki dikkat ederler diye bu sözleri söylüyorum.

Değerli arkadaşlar, 14 üncü madde üzerinde yine bir önerge verdik burada. Hiç değilse, 2 nci maddedeki bu (b) fıkrasıyla ilgili konuları belki düzeltir, yasa çerçevesinde bir yol açar, imkân tanır düşüncesiyle o önergeyi vermiştim. Biliyorsunuz, 14 üncü maddenin birinci fıkrasında diyor ki: “Yayın kuruluşları, medya, televizyonlar, radyolar, eğitim, kültür, Türk sanat müziği, Türk halk müziği yayınları yapmak mecburiyetindedirler, günlük belli bir süreyle.” Biz, buraya bir cümlenin, bir kelimenin ilave edilmesini istedik; dedik ki: “Din ve ahlakla ilgili yayınlar da yapmak mecburiyetindedirler.” Biz, bunu keyfî vermedik. 2 nci maddenin (b) fıkrasını dikkate alarak verdik ki, hiç değilse, bu maddeye sığınılarak bazı iddialar, bazı art niyetli kişiler, şiir okudu diye birisini cezalandırmasın, ömür boyu siyasî yasaklı hale getirmesin ya da herhangi bir dinî argüman kullandığı bir konuşmayı yaptı diye ömür boyu siyasî yasaklı hale gelmesin.

Değerli arkadaşlarım, kaldı ki, bir diğer bölümüyle ilgili şunu söylemek istiyorum. Maalesef, zaman yeterli değil.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yalman, toparlayın efendim.

LÜTFİ YALMAN (Devamla) – Tabiî, burada en büyük sıkıntı, değerli arkadaşlar, yerel basın yayın kuruluşlarına geliyor. Hiçbir basın yayın kuruluşu, yerel basın yayın kuruluşu -hatta, ulusal basın yayın kuruluşlarında da aynı sıkıntı olabilir- 125 milyar ya da 250 milyar cezayı ödeme imkânına sahip değildir. Siz, bununla, televizyonları, radyoları cezalandırmıyorsunuz; siz, bununla, televizyon ve radyoları kapatıyorsunuz, köreltiyorsunuz, öldürüyorsunuz. Onun için bu önergeyi verdim. Dikkat ederseniz, özellikle yerel bazdaki radyo ve televizyonların konumu ve maddî durumlarını dikkate alarak ben bu önergeyi verdim. 15 milyar liradan başlayan ceza, yerel televizyon ve radyolarda 2 milyar, 5 milyar, 8 milyar şeklinde nüfus oranına göre değişiyor. Bunu dikkate alacağınızı, yerel radyo ve televizyonların konumunu, durumunu dikkate alacağınızı ve ekranların, radyo ve televizyonların kapatılmamasını, özellikle yerel haber mekanizmalarının kapatılmamasını sağlayacağınızı vereceğiniz destekle ümit ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Arayacağız. Aslında, önergenizin kabulü için muhalefet yekvücut gelse daha rahat olacak. Olayı birazcık da öyle görelim. Önergenize sahip çıkacak sayıyı getirmiyorsunuz.

ASLAN POLAT (Erzurum) – Bütün maddelerde isteyeceğiz. Madem biz buradayız, onlar da otursunlar.

BAŞKAN –Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir; karar yetersayısı vardır.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

682 sıra sayısında kayıtlı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 16 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Devlet Bakanı

Rüştü Kâzım Yücelen

                 İçel

Aykırılığın tekrarı halinde;

a) Ulusal düzeyde yayın yapan kuruluşlara, ihlalin ağırlığına göre, 125 milyardan az olmamak kaydıyla 250 milyara kadar,

b) Yerel ve bölgesel ve kablo ortamından yayın yapan kuruluşlara;

1. Kapsadığı yayın alanı itibariyle, 1 milyondan fazla nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlalin ağırlığına göre, 60 milyardan az olmamak kaydıyla 100 milyara kadar,

2. Kapsadığı yayın alanı itibariyle, 500 bin ilâ 1 milyon arasında  nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara ihlalin ağırlığına göre, 30 milyardan az olmamak kaydıyla 60 milyara kadar,

3. Kapsadığı yayın alanı itibariyle, 250 bin ila 500 bin arasında nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlalin ağırlığına göre, 20 milyardan az olmamak kaydıyla 40 milyara kadar,

4.- Kapsadığı yayın alanı itibariyle, 250 binden az nüfusa ulaşan il ve ilçelere yayın yapanlara, ihlalin ağırlığına göre, 5 milyardan az olmamak kaydıyla 10 milyara kadar,

c) Radyo yayınları için yukarıdaki miktarların yarısı kadar,

d) Sayısal ortamda yayın yapan kuruluşlarla, kablolu yayın kuruluşlarına uygulanacak cezalarda nüfus yerine yayın alanındaki abone sayısı esas alınarak idarî para cezası uygulanır.

İhlalin, ihlal tarihinden itibaren, takip eden bir yıl içinde tekrarı halinde, bu idarî para cezaları yüzde 50 oranında artırılır. İhlalin, ihlal tarihinden itibaren takip eden bir yıl içinde üçüncü kez tekrarında ihlalin ağırlığına göre izin uygulaması bir yıla kadar geçici olarak durdurulur.

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Sayın Başkan, bu, (b) fıkrasında (d) ile mükerrerlik olduğu için, (d) fıkrasının işleme alınmamasını, (b) fıkrasında “kablolu yayın” yazıldığı için, mükerrer olduğu için, (d) fıkrasının işleme alınmadan önergenin oylanmasını arz ediyorum.

BAŞKAN – Önergenizi o şekilde düzeltiyorsunuz...

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Evet...

BAŞKAN - Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Ekseriyetimiz olmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN – Takdire bırakıyorsunuz...

“lira” tabirini de ekliyoruz?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Evet...

BAŞKAN – “lira” tabirinin de eklenmesi suretiyle, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 16 ncı maddesiyle değiştirilen ile 3484 sayılı Kanunun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki “aykırılığın tekrarı halinde” ibaresinden sonra gelmek üzere “ihlalin ağırlığına göre bir aylık reklam gelirinin yüzde 3’ü ile yüzde 7’si arasında bir idarî para cezası uygulanır” olarak, dördüncü fıkrasının ise “Bu Kanunun 4 üncü maddesinin (a),(b),(c) bentlerindeki ilkelere aykırı yayın yapılması durumunda yukarıda belirtilen müeyyideler uygulanır. Bir takvim yılı içinde ihlalin tekrarı halinde mahkeme kararıyla yayın süresiz olarak durdurulur ve yayın izni iptal edilir” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                           Nazlı Ilıcak (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Ilıcak?..

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Nevzat Yalçıntaş konuşacaklar.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yalçıntaş. (FP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakika efendim.

NEVZAT YALÇINTAŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bilenen bir şey, yanlış hesap, Bağdat’tan döner; ama, faturası ağır olur. Bankacılık alanında yapılan yanlış hesaplar, işte, Türkiye’yi nasıl bir krize soktu.

Burada da bir yanlış kanun gelmiştir. Bu da, bir demokrasi krizine yol açacaktır; ama, ne zaman açacak; herhalde, maalesef, çok uzun  sürmeyecek; çünkü, yanlışlıklar o kadar çok ki, kanundaki üç şifreyi çözsek anlaşılıyor. Çerçeve 3 üncü madde, Meclisin salahiyetlerini, yetkilerini azaltıyor ve yerine ikame ediyor; şaşılacak, iki müesseseyi ikame ediyor. Yani, demokraside, adalette ve her şey de, Türkiye’de fevkalade performans yapmış iki müessese: YÖK ve Millî Güvenlik Kurulu. Ne Türkiye içerisinde bu müesseselerin bu niteliklerini benimsemiş bir kamuoyu var ne de dünya. Bizim ilişkide bulunduğumuz Avrupa, ulusal programı veriyor. İşte, düşülen bir tezat: Ulusal programda, biz, antidemokratik hususları izale edeceğimize –RTÜK de var; girmiyorum, vakit çok dar- ve bu konuyla ilgili müesseseye soruyorum; yani, Avrupa Birliği Sekreteryasına “bizim mütalaamız alınmadı.” Peki, meslek kuruluşları; feryat ediyorlar. İşte, yine bugün söylemişler, Orhan Erinç ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Eski Başkanı Nail Güreli “Türkiye Yerel Televizyonlar Birliği var; bizim, hiç haberimiz olmadı.” Yani, demokrasiyi nasıl işleteceğiz; demokrasiyi sekteye uğramış, uğratmış müesseseleri mükâfatlandırarak. Burada, bir kere demokrasi konusunda bir yanlışlık... Bunu, Uluç Beyefendi anlattı. Yani, ben zannediyordum ki, biz ne dersek aksini koalisyondaki arkadaşlarımız yapar; hayır, kendilerinden de... Beni bağışlasınlar, üçlü idarede, yani, meşhur politik lisanla triumvirat’ta kararlaştırılanlara uyulması mecburiyeti, sanki, ortada duruyor.

Sonra, yanlışlık; işte, meşhur ana maddelerden biri olan 13 üncü çerçeve madde; yani, ihale meseleleri. Neyi, kimleri biz koruyoruz?.. Türkiye’de, gelişmiş, sosyal hale gelmiş bir kapitalizm mi var?.. Neokapitalizm mi doğmuş?.. İlkel kapitalizmin en kötü örneklerini yaşıyoruz. Yüzlerce insanı kapı dışarı ediyorlar, içeride kalanlar bir satır yazamıyor.

Daha bugün yaşadık; şu şerefli Parlamentonun şerefli bir üyesine, hanım üyesine, ağza alınmayacak sözler söylüyorlar. Kim söylüyor; işte, menfaatının zarar göreceğini düşündüğü yayın organları. Bir hanıma bunu söyleyen, yarın bizlere daha ağırını söyleyebilir. Niçin söylediği de bellidir, çok açık. Bu kişileri, bu müteşebbisleri tanıyanlar, şahsen tanıyanlar, gayelerinin ne olduğunu gayet iyi biliyor ve bu kadar zaman uyumuş olan bir tasarı, maalesef, Danıştayımızın, içtihadı birleştirme kararının hemen ardından -o, 10 Nisanda oldu zannediyorum- mayısta geliyor.

Şurada da görülüyor ki, tekelci... Bütün dünyada, bu, kontrol altına alınıyor. Amerika’da tekel ve kartel yapmış olan en büyük müesseselerin sahiplerini kolları kelepçeli götürüyorlar. Gizli kartel yapıyorlar. Biz, bunları mükâfatlandıracak hususlar yapıyoruz; bütün argümanlar burada anlatıldı.

Sonra, bu madde... Yerel televizyonlar nerede arkadaşlar; yerel televizyonlar, büyük ekseriyetle, işte, Anadolu’da. Hani, meşhur Bektaşi fıkrasında demiş ki zaptiyebaşına, ya sen sayı saymasını bilmiyorsun yahut ömründe dayak yemedin; 80-90 değnek deyince.

Arkadaşlar, 250 milyar... O, tabiî, ulusal olacak herhalde. Öyle... Aşağı iniyoruz; bunların hepsi mahallî, hepinizin gidip konuştuğu televizyonlar; güçleri ne ki?! Etleri ne ki, butları ne olsun?!

Efendim, dayamışız 125 milyar Türk Lirasından, işte 10 milyara... Bir kere, iki kere, bu cezaları...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yalçıntaş, 1 dakika içerisinde toparlayınız efendim.

NEVZAT YALÇINTAŞ (Devamla) – Bir de, sonuncu nokta, iznin iptali, lisansın iptali... Lisans iptal ediliyor! Ne mahkeme var ne hâkim var ne hukuk var! İşte, bazı maddelere atıflar var. O maddelerin bir kısmının içeriğini, ben Anayasa Komisyonunda anlattım. Bunlar, mahkeme kararıyla... Bizim verdiğimiz önerge o... İdam hükmünü veriyoruz. Yani, tesisleriyle, adamlarıyla, her şeyiyle, bir anda yok olacak. Ne yapmışlar; onlar da burada yazılıyor; ki, tespiti objektif olarak zordur. Yani, kaseti vermiş veyahut...

NECDET SARUHAN (İstanbul) – İdarî yargıya giderler...

NEVZAT YALÇINTAŞ (Devamla) – Efendim, tabiî, kapattıktan sonra gitsin! İdam ettikten sonra, suçsuzluğunun ispatına çalışsın! Böyle şey olmaz. Ben asayım, ondan sonra gitsin! Ben kapatayım ondan sonra gitsin!

Bu kanun önemli; temel kanunlardan biri Sayın Başkan. Rejimi ilgilendiren kanunlardan birisidir bu; çünkü, bütün insan haklarını, ifade özgürlüğünü, din ve vicdan hürriyetini içeriyor. Bunlara ağır cezalar getiriyoruz.

Teşekkür ediyorum. (FP ve DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı kanun tasarısının 16 ncı çerçeve maddesine bağlı olarak, Kanunun 33 üncü maddesinin son cümlesindeki “Türk dilinin güzel kullanımı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve çevre eğitimi” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Ahmet Sünnetçioğlu (Bursa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Ekseriyetimiz olmadığı için katılamıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Komisyonun takdire bıraktığı Hükümetin katıldığı önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Maddeyi...

ASLAN POLAT (Erzurum) – Karar yetersayısının aranılmasını istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Maddeyi kabul edilen önergeler doğrultusundaki değişik şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir; karar yetersayısı vardır.

Müteakip maddeyi okutuyorum:

MADDE 17. – 3984 sayılı Kanuna aşağıdaki maddeler eklenmiştir.

“EK MADDE 1. – Bu Kanuna göre yayın izni verilen özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, kendilerine tahsis edilen TV kanal ve radyo frekansından yapacakları yayınlarını, Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun veya bu amaçla özel yayın kuruluşlarıyla ortak kuracağı şirketin görev ve sorumluluğunda işletilen verici tesislerinden yapmaları asıldır. Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu, verici tesislerinin kurulması, işletilmesi, yenilenmesi ve bu tesislerde değişiklik yapılması sırasında özel yayın kuruluşlarının ihtiyaçlarını da göz önünde tutar.

Kurulmasına izin verilen tesislerin bu Kanunda ve izin belgesinde öngörülen amaçlar için kullanılıp kullanılmadığı Üst Kurul tarafından denetlenir.

Özel radyo ve televizyon yayın kuruluşlarının Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun verici tesislerinden yararlanma usul ve esasları ile yıllık kira bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu tarafından belirlenerek Üst Kurulun onayıyla yürürlüğe konulur.

BAŞKAN – Çerçeve 17 nci maddenin ek 1 inci maddesi üzerinde Fazilet Partisi Grubu adına Osmaniye Milletvekili Sayın Şükrü Ünal konuşacaklardır. (FP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 5 dakikadır.

FP GRUBU ADINA ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin 1 inci ek maddesi hakkında, Fazilet Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, şahsım ve Grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 17 nci maddesinin ek 1 inci maddesinin gerekçesinde, özet olarak, özel televizyonların vericilerinin TRT vericileriyle birleştirilmesi; daha doğrusu, TRT’nin vericilerinin özel televizyonlara kiralanması öngörülmektedir. Yine, bu kanun tasarısının genel gerekçesinde de “kanunda belirtilen yayın ilkeleri ile bu ilkelere uymayan radyo ve televizyon kuruluşları hakkında uygulanacak yaptırımların bölücü, yıkıcı ve irticaî yayınların engellenmesi konusunda etkili olmadığı görülmüştür” denilerek, irticaî yayınlarla nasıl mücadele edileceğini, herhalde, özel televizyonların TRT’ye mahkûm edilmesi neticesinde irticaî yayınlarla mücadele edebileceklerini savunmaktadırlar.

Şimdi, burada, peşin bir yargı önümüze çıkmaktadır; o da şudur: Bugün, elinin altında birkaç televizyon kanalı, birkaç büyük gazetesi olan bir medya kuruluşunun sahibinin gazetelerinden birinin, bu kanun tasarısının Mecliste görüşülmesi nedeniyle verdiği haberde aynen şöyle söyleniyor: “Mafya ve tarikat sermayesinin önünü tıkayan yasa tasarısı bugün görüşülecek. Medya sahipliğinde şeffaflık öngören hükümleri ile sektörde ağırlık kazanmaya çalışan mafya ve tarikat sermayesinin önünü tıkayan RTÜK Yasa Tasarısı, TBMM Genel Kurulunun gündemine alındı” diye haber veriyor.

Şimdi, siz, bir tarafta çok farklı yayın politikası izleyeceksiniz, öbür tarafta da, vatanına, milletine, dinine, maneviyatına bağlı yayın yapan televizyon veya kuruluşları peşinen mahkûm edeceksiniz, yani darağacını kuracak ve onları idam edeceksiniz. Diğer taraftan da, bunları, büyük ve ağır para cezalarıyla altından kalkamayacakları bir yükün altına sokacak, arkasından da bir bir kapanmalarına vesile olacaksınız.

Memleketinize gittiğinizde sohbetlere, programlara katıldığınız mahallî yerel televizyonlar var. Bu kanun tasarısı yasalaştıktan sonra bunlar birer birer kapanacak. Az önce konuşan değerli hocam bunları söylediğinde aklıma, Osmaniye’de yayın yapan bir tek televizyon geldi. Bu televizyonun sahibi, değerli Milliyetçi Hareket Partisi milletvekili arkadaşlarımızın fikirleri doğrultusunda fikir taşıyan, o düşüncede çok kıymetli bir arkadaşımız. O, televizyonuna herkesi davet eder, herkesi çıkarır, hoca efendileri, âlimleri çıkarır sohbet ettirir. Bir gün bir vaazından dolayı veya bir sohbetinden dolayı o değerli arkadaşımızın televizyonu kapanırsa ve çok değerli MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli Bey, Osmaniye’ye geldiğinde, programa çıkabileceği bir televizyon göremediğinde, acaba hep beraber ne düşüneceğiz, bunu düşünmemiz lazım.

ALİ GEBEŞ (Konya) – Hata yapmasınlar.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Devamla) – Bunu hayalî olarak kafadan da atmıyorum. “İşte, RTÜK’te irtica paranoyası” diye verilen bir başka haber. Ne diyor;”Kur’anı Kerim mealini bile kapatma sebebi sayan RTÜK, dinî yayınlara toplam 3 051 gün, ahlaksız yayınlara ise 277 gün kapama cezası verdi.”

NİDAİ SEVEN (Ağrı) – İrtica ayrı, Kur’anı Kerim ayrıdır; bunları birbirine karıştırmamak lazım.

ŞÜKRÜ ÜNAL (Devamla) – Değerli milletvekilleri, irticanın tarifi yapılmamış ki Türkiye’de!.

Kafasına irticai koyan adamlar, “150 yıldan beri, Osmanlının son döneminden, tanzimattan bu yana Türkiye’de irtica tehlikesi var” derler; bir türlü hortlamadı, bir hortlasa da görsek nasıl bir şey; tarifi yok, burada da tarifi yok. Buyurun, az önce okudum “irticaî yayınların önüne geçilmesi için” ama, irtica nedir, ortada müşahhas bir tarifi var mı ve mürteci kim? Adam, aklına estiği zaman Müslümana, size de, bana da, bir başka arkadaşımız değerli bir hoca efendiye de mürteci damgasını bal gibi vuruyor, arkasından da, onu mahkûm ediyor. Yani, Türkiye, bu konuda, artık, bir şeyleri yıkmalı.

ANAP’ın değerli Genel Başkanı Sayın Mesut Yılmaz Bey -şu anda buradalar- zaman zaman beyanat veriyorlar, göğsümüz kabarıyor. Türkiye’de fikir, düşünce hürriyetinin olmadığını, bunların olması gerektiğini haykırıp söylüyorlar, göğsümüz kabarıyor, memnun oluyoruz; ama, uygulamaya da baktığımız zaman gerçekten üzülüyoruz, mahzun oluyoruz. Avrupa Birliğine gireceğiz; bu kafayla girmemiz mümkün değil.

Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

Teşekkürler Sayın Ünal.

Doğru Yol Partisi Grubu adına, Trabzon Milletvekili Sayın Ali Naci Tuncer. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika Sayın Tuncer.

Buyurun.

DYP GRUBU ADINA ALİ NACİ TUNCER (Trabzon) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bundan önceki maddede yaptığım bir konuşma üzerine, Sayın Bakanım, bana, Anadolu Ajansının iki açıklamasını verdi; çok duyarlı hareket ettiği için Sayın Bakanıma teşekkür ediyorum. Ben, orada, yayın ilkelerinin belirlenmesinde çok kısıtlayıcı düzenlemeler yapıldığını ve (v) fıkrasında karamsarlık ve umutsuzluk doğuracak bir yayının cezalandırılacağını ifade ettim. Buna örnek olarak da, bugün, medyada yayınlanan bir haberi bir televizyon kanalı işlediği takdirde “halkı umutsuzluğa ve kararsızlığa sevk edebilir düşüncesiyle üst kurul bir ceza tertip edebilir” diye ifade ettim. Yoksa, ben “sayın komutan bunu söylemiştir” diye bir şey söylemedim, “ümit ediyorum bu haber doğru değildir” dedim. Bunu bu şekilde düzeltmek istiyorum. Bana verilen Anadolu Ajansının haberine göre, Sayın Başbakan ve Sayın Başbakan Yardımcısı böyle bir olayın olmadığını ifade ediyorlar. Tabiî, bundan mutluluk duyuyorum; ama, bu fiili icra eden komutandan veya onun bağlı olduğu kurumdan da böyle bir açıklama gelmemiştir.

Saygıdeğer milletvekilleri, görüşülmekte olan çerçeve 17 nci maddenin ek 1 inci maddesinin birinci fıkrası, özel kuruluşların Radyo-Televizyon Kurumunun vericilerinden istifade edebileceğini veya birlikte bir şirket kurup buradan yayın yapabileceğinin asıl olduğunu vurgulamaktadır. Bir sonraki fıkrada da, Radyo-Televizyon Kurumu, verici tesislerini inşa ederken özel yayın kuruluşlarının da taleplerini dikkate almak zorundadır diye bir hüküm getiriliyor ve devam ediyor, deniyor ki: Radyo-Televizyon Kurumu, bu vericilerden nasıl istifa edileceğinin usul ve esaslarını belirtir, yıllık kiralarını tespit eder; ancak, bu tespitler üst kurulun tasdikiyle tekamül eder.

Saygıdeğer milletvekilleri, tasarının ne kadar düzensiz, ne kadar ciddî bir inceleme yapılmadan düzenlendiğinin en güzel örneğinden biri -demin de ifade ettim- yasa tasarısının belkemiği 29 uncu maddeydi, bütün dikkatler oraya verilmiş diğer taraflara bakılmamış. Neden bunu ifade ediyorum; bugün yürürlükte olan RTÜK Yasasının 35 inci maddesinde Radyo-Televizyon Kurumunun bu kanunun yayın ilkelerine uymak zorunda olduğunu ifade eder ve buna uyulmadığı takdirde de müeyyidesini getirmektedir. Bu yasa tasarısıyla tamamen metinden çıkarıldı; yani, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, çıkardığımız bu yasanın yayın ilkelerine bağlı değildir. Buraya aykırı bir hareketi olsa dahi cezalandıramıyoruz. Peki, bunu yapamıyoruz da, kendi özparasıyla kurduğu bir verici tesisinden istifade edecek özel televizyonlar geldiğinde -parasını kendisi vermiş, kendisi kurmuş- “benim yıllık kiram budur” der, ilan eder; isteyen gelir alır, istemeyen kendisi kurar. Burada, bu usul ve esaslar ile yıllık kira bedeli konusunda, bu kanunla düzenlediğimiz RTÜK’ün tasdiki şartını getiriyoruz. İlkelerine uymak mecburiyetinde değil, kendi parasıyla kurduğu bir tesis için “gel arkadaş, kiracı olarak buradan istifade et” diyoruz; “hayır, sen bunu yapamazsın; RTÜK bunu tasdik edecek” diyor. Bir kanun içinde bu kadar çelişki olur mu arkadaşlar?

“İstifade ettirebilir” diyebilirsin, mademki burada sen kurdun, tasarruf tedbirleri içinde, yeniden kurmasın; ama, bu kira tespitlerini kendisi belirlesin. Radyo ve Televizyon Kurumunu bu kadar bağımsız hale getirdiniz, hiç bu kanuna tabi tutmuyorsunuz; ama, tesislerini kullandırmaya geldiğinde veya usul ve esaslarını tespite geldiğinde, bu kurul tasdik etmezse geçerli değildir diyeceksiniz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ALİ NACİ TUNCER (Devamla) – Bu, kendi içerisinde bir çelişkidir. Demek ki, 29 uncu maddenin dışındakiler, gelişigüzel yazılmış, Anadolu tabiriyle doldurma maddelerdir; bu haliyle de inşallah memlekete yararlı olur.

Hepinize saygılar sunuyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Tuncer.

Madde üzerinde 4 adet önerge vardır; ancak, 3 önergeyi işleme alabiliyoruz. Önergeleri geliş sırasına göre okutup, aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu İle Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 17 inci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenmiş bulunan ek madde 1’in birinci fıkrasının sonundaki “göz önünde tutar” ibaresinin “göz önünde tutmak zorundadır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş Veysel Candan    Cevat Ayhan

                 Van             Konya           Sakarya

 

Yakup Budak Lütfi Yalman         Fahrettin Kukaracı

              Adana             Konya          Erzurum

 

             Ahmet Sünnetçioğlu Niyazi Yanmaz      Aslan Polat

              Bursa          Şanlıurfa          Erzurum

BAŞKAN- Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının çerçeve 17 nci maddesi ile 3984 sayılı Kanuna eklenen ek madde 1’in son cümlesinden sonra gelmek üzere “ancak Türkiye Radyo Televizyon kurumunun verici tesisleri yeterli olmaz ise özel radyo ve televizyonlar diledikleri radyo ve televizyon istasyonlarından ve vericilerinden yayınlarını yapmakta serbesttirler” ibaresinin eklenmesini arz ederiz.

Fethullah Erbaş           Mehmet Bekâroğlu Alaattin Sever Aydın

                 Van                Rize            Batman

 

Şeref Malkoç Mustafa Geçer      Aslan Polat

           Trabzon              Hatay          Erzurum

 

Cevat Ayhan Lütfi Yalman  Mehmet Çiçek

           Sakarya             Konya             Yozgat

 

Zeki Ünal               Musa Uzunkaya

          Karaman            Samsun

BAŞKAN- Diğer önergeyi okutuyorum: Bu önerge, aynı zamanda, en aykırı önergedir; okuttuktan sonra, işleme alacağım.

Sayın Başkanlığa

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı yasa tasarısının ek 1 inci maddesinin sonuna aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ederiz.

Kamer Genç            İbrahim Konukoğlu           Fetullah Gültepe

            Tunceli        Gaziantep                 Van

 

Hakkı Töre           Mehmet Gölhan           

           Hakkâri             Konya

BAŞKAN- Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN- Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN- Sayın Genç, buyurun. (DYP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ek 1 inci madde üzerinde verdiğim önergemi izah etmek üzere burada bulunuyorum. Burada, “radyo ve televizyon yayın kuruluşlarının Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumunun verici tesislerinden yararlanma usul ve esasları ile yıllık kira bedellerinin Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından” belirlenir kelimesinden sonra... Bu yıllık kira ne olacak? Aslında, yasa koyucunun bu gibi konularda rakam belirlemesi lazım; yani, bu konu yönetmelikle belirlenmez. Bunu yönetmeliğe bıraktığınız zaman bu yönetmeliği çıkaracak icraî nitelikteki, yani idare içindeki kuruluşlar zayıf durumda olur. Dolayısıyla, buraya asgarî bir taban getiriyorum, yani, o radyo ve televizyon kurumundan elde edilecek kira miktarının, asgarî yıllık gayri safî millî hâsılatının yüzde 20’sinden aşağı olmama koşulunu getiriyorum, yani, bu bir kriterdir. Bunu yasama Meclisinin belirlemesi lazım.

Tabiî, bu tasarı üzerinde konuşma imkânını bulamadık, İçtüzük değişikliği nedeniyle bulamadık. Hiçbir zaman da burada bu saatlerde 8-10 bakanın olduğunu görmedik. Bunlar gelmişler buraya... Şimdi, tabiî, patronlar “Sayın Bakan –tabiî, hepsi için değil, bir ikisi hariç- seninle ilgili elimde kozum var, hepiniz orada bulunacaksınız, yoksa, sizinle ilgili elimizdeki belgeleri açıklarız” tehdidinde bulunuyor; onun için, bu saatte burada bulunmak zorundalar, her biri iktidar partisine mensup 5-10 milletvekili getirirse, tabiî, sabaha kadar da burada bu çoğunluk sağlanabilir.

Değerli milletvekilleri, bakın, bir kanun tasarısı getiriyorsunuz, getirdiğiniz bu kanun tasarı keşke üç beş basın patronuna menfaat sağlamasaydı da, Türkiye’ye, demokrasiye hizmet etseydi, işsizce iş bulsaydı, esnafın durumunu rahatlatsaydı, köylünün durumunu rahatlatsaydı, o zaman sabaha kadar değil de 24 saat uyumadan konuşabilirdik, çalışabilirdik; çünkü, bizim görevimiz burada Türk halkına, Türk ulusuna hizmet etmektir; ama, görüyoruz ki, belirli bir azınlığa, belli güç odaklarına hizmet etmek için iktidar grubu âdeta seferber olmuş.

Şimdi, hatırlar mısınız, Türkbank’ın ihalesinde sabaha kadar izledik, Mesut Yılmaz, Bank Ekspresin sahibi Korkut Yılmaz’a bankasının içi boşaldığı için 390 milyon dolar verdi devlet bankasından. Sabaha kadar pazarlık yaptılar. Kendisi Başbakan, işte, Korkmaz Yiğit, bilmem, Ali Şener, bilmem... Neydi o? Bir kişi daha vardı, unuttum onu... BRT’nin sahibi vardı ya...

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) – Çörtük...

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir) – Çörtük...

KAMER GENÇ (Devamla) – Çörtük... Çörtük... Tamam, Çörtük.

Çörtük’le beraber pazarlık ettiler. Evvela, Türkbankı 600 milyon dolara Korkmaz Yiğit’e vereceklerdi. Kendisi...

RAMAZAN TOPRAK (Aksaray) – Bu kadar yanlıştan sonra Başbakan olabilirsin!

KAMER GENÇ (Devamla) – Tabiî, Başbakan, siz oy verirseniz olabiliriz; şimdi nasıl olacağız? Neyse, Genel Başkanımızla aramızı bozmayın.

Türkbankı 600 milyon dolara özelleştireceklerdi. Bakın, verdiler... 600 milyon dolara bunu özelleştirmediler. Yani, anlaşmayı yaptılar; fakat, işin içine birtakım şeyler girdi, 600 milyon dolar almadıkları gibi, 600 milyon dolar devletten de para verdiler. Bu ihale işinde devletin kaybı 1,5 milyar dolardı ve burada Sayın Mesut Yılmaz bu Meclisin oyuyla Başbakanlıktan düşürüldü. 390 milyon dolara Bank Eksprese verildi, 600 milyon dolar Türk Ticaret Bankasına verildi, 600 milyon dolar da oradan gelmedi.

Ayrıca, o gün, Milliyet Gazetesi satıldı, tam onbeş gün sonra geri alındı, 40 milyon dolar Milliyet Gazetesinin sahibi kâr etti.

Şimdi, ben, Maliye Bakanına soruyorum burada: Sayın Bakan, bu 40 milyon dolar, yani, bugünkü parayla 45 trilyon liranın vergisini aldınız mı almadınız mı; soruyorum size.

Banka patronlarına ve basın patronlarına bu kadar yetkiyi verirseniz, hangi inceleme elemanı gidecek de, basın patronunun hesabını inceleyecek?! Hangi inceleme elemanı gidecek, hangi Maliye Bakanı gidecek de bunların paralarını tahsil edecek?!

Değerli milletvekilleri, şimdi, ne derseniz deyin. Bakın, Osmanlı Devletinin 600 senesinde 3 veya 5 hain yetişti; ama, Türkiye Cumhuriyetinin 80 senesinde yüzlerce hain yetişti canım; bu, devleti kısa zamanda batırır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – 1 dakika içerisinde toparlayın Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Devamla) – Osmanlı Devleti, hiç olmazsa 600 sene yaşadı; ama, bırakın da şu Türkiye Cumhuriyeti Devletini, hele Atatürk gibi, dünyada, 20 nci Yüzyılın en büyük lideri olan bir zatın ilkeleriyle, düşünceleriyle, gösterdiği hedefleriyle kurulan bu Türkiye Cumhuriyeti Devletini hiç olmazsa 200 sene, 300 sene yaşatalım. Bu getirdiğiniz kanunlarla, bu devleti batırıyoruz, batırıyoruz, batıyoruz.... Yani, bunu bilmenizi istiyorum. Halk bizi dinliyor. Yani, burada, bu saatte, üç-beş basının patronunu... Efendim, bütün devlet ihalelerini bunlara vermek için, devletin paralarını bunlara vermek için, halkın vergisini bunlara vermek için niye uğraşıyoruz; niye vergi almıyoruz?! (DYP ve FP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bugün, devletin bütçesi iflas etmiş, devlet iflas etmiş arkadaşlar, devlet iflas etmiş. Yani, yarin, Amerika “Antalya’yı bana vermek zorundasın; yoksa, 100 milyar dolar benim alacağımı ver” derse, karşı koyacak mısınız?!

Arkadaşlar, çağımızda, ekonomiyi elinde kaçıran devletler, muhakkak ki, müstemleke devleti olmaya mahkûm devletlerdir. Bu, benim bağrışımı, haykırışımı içten gelen vatanseverlik duygusuyla söylediğimi anlamanızı istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Genç.

BEYHAN ASLAN (Denizli) – Sen satılmışsın!..

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben satılmış değilim.

BAŞKAN - Sayın Genç, inşallah, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır; merak etmeyin

KAMER GENÇ (Tunceli) - Bu kanunlarla yaşayamaz, sizin bu idarenizle hiç yaşayamaz...

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

BEYHAN ASLAN (Denizli) – Türk devleti, 200 yıl yaşamayacak, ilelebet yaşayacak.

KAMER GENÇ (Tunceli) - Bu, milliyetçilik midir; devleti sermaye gruplarına satmak milliyetçilik midir?!

BAŞKAN – Lütfen Sayın Genç...

BEYHAN ASLAN (Denizli) – Ayık çık oraya!

BAŞKAN – Sayın Aslan...

Müteakip önergeyi okutuyorum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Yasa Tasarısının Çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenen Ek madde 1’in son cümlesinden sonra gelmek üzere “Ancak Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun verici tesisleri yeterli olmaz ise özel radyo ve televizyonlar diledikleri radyo ve televizyon istasyonlarından ve vericilerinden yayınlarını yapmakta serbesttirler” ibaresinin eklenmesini arz ederiz.

         Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları.

BAŞKAN – Sayın Komisyon?...

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Erbaş?...

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Cevat Ayhan konuşacaklar.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ayhan. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

 

 

 

 

 

CEVAT AYHAN (Sakarya) – Muhterem Başkan, muhterem üyeler; 682 sıra sayılı Radyo Televizyon Yüksek Kurulu Kanununda değişiklik yapan kanun tasarısının Ek Madde 1’inde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum.

Önergenin mahiyeti, maddede, yayın kuruluşlarının TRT’nin vericilerinden faydalanacağı veya TRT’nin özel şirketlerle ortak olarak kuracağı verici hatlarından faydalanacağı ifade edilmektedir. Bizim önergemizde, TRT hatlarının yetmemesi halinde, özel şirketlerin kuracağı verici hatların da kullanılmasına imkân verilmesini derpiş eden bir değişiklik teklifimiz var; bunun da kabul edilmesini istiyoruz. TRT’nin hatları yetmezse, o da, özel şirketlerle ortaklıklar kurup, bu kapasitelerini artırmazsa, o zaman yayın yapan kuruluşlar verici darboğazıyla karşı karşıya kalırlar; bunu açmak lazım. Bu ihtiyaç olduğu zaman, tasarı bu haliyle geçerse, buna imkân bulamazsınız; yani, özel şirketlere bunları kurduramazsınız ve yayın kuruluşlarının da bunlardan faydalanma imkânı olmaz. Getirdiğimiz teklifin, önergenin mahiyeti budur. Önümüzdeki dönemde doğacak ihtiyaçları dikkate alarak düzenleme yapmakta fayda var; böyle alelacele getirilen bir kanun tasarısında, maalesef, bunlar, çoğu zaman ihmal ediliyor, sonra da ortaya bir ucube çıkıyor ve kendi kendimize şikâyete başlıyoruz.

Bu kanunun, aslında, niye böyle acele getirildiğini de anlamak mümkün değil; ama, herhalde, hükümetin, bu medya patronlarına verdiği bir söz var, bunu acele yerine getirmesi lazım ki, bu kanunu böyle sabahlara kadar konuşuyoruz. Değerli arkadaşlar, bizim, burada, memleketin asıl sıkıntılarını konuşmamız lazım.

Hükümet geldi gitti, geldi gitti denildi; buğday fiyatı verildi. Ne verdiniz buğdaya; 164 000 lira verdiniz. Sizin hükümet olduğunuz 1999’un mayıs ayı sonundan, haziran ayından bugüne kadar iki yıl geçti, iki yılı doldurdunuz. Peki, iki yıl önce buğday kaç liraydı; 80 000 liraydı. Geçen sene ne yaptınız; 102 000 lira yaptınız geçtiğimiz yıl; takriben yüzde 25 zam verdiniz. Şimdi ne verdiniz; yüzde 64. Verdiğiniz zamla, buğdayda, aşağı yukarı yüzde 100 fiyat artışı oldu, hükümeti kurduğunuz zamandan beri.

Peki, o zamandan bu zamana gübre ne olmuş; kompoze gübre 30 000 liradan 210 000 liraya çıkmış. Üre ne olmuş; 200 000 liraya çıkmış. Mazot ne olmuş; 194 000 liradan 718 000 liraya çıkmış; yani, aşağı yukarı 3,5-4 misli artmış. Tüp ne olmuş?.. Çiftçi de tüp kullanıyor, tezek kullanmıyor herhalde evinde; onun, tarım girdileri gibi, aile geçiminin ihtiyacı olan masrafları da var. Tüp, 2 milyon 350 bin liradan 12 milyon 500 bin liraya çıkmış; yani, aşağı yukarı 6 misli artmış.

Buğday fiyatına yüzde 100 zam gelirken, çiftçinin diğer kullandıkları, gerek tarım girdisi olarak gerek diğer ihtiyaçları olarak, 3 misli, 5 misli, 6 misli artmış.

İşte, basının bunları gündeme getirmesi lazım; ama, maşallah, bizde bir sarı basın var, bu medya patronlarının sarı basını, hükümetin canı sıkılmasın diye, ha bire hükümetin hoşuna gidecek sayfalar çekiyorlar ve iktidar milletvekilleri bile feryat ediyorlar. Bu tarım politikası karşısında Tarım Bakanının istifa etmesi lazım, hükümetin istifa etmesi lazım. Zaten, hükümet yok da ortada; yani, cismiyle yok ama, hiç olmazsa, ismiyle de istifa etmesi lazım. Hükümet bunları yaparken, tabiî, bunları görmezken ne yapıyor; işte, bakın, bugünkü Resmî Gazete. Dünkü Resmî Gazetede Bankalar Kanunu çıktı. Bu Kanunun 9 uncu maddesinde getirilen hüküm nedir; hazinenin Fon vasıtasıyla batık bankalara verdiği paraları hükümet bir kararnameyle affedebilecek. Ne diyor burada; “Hazine Müsteşarlığınca, Fona ikrazen ihraç edilmiş bulunan devlet iç borçlanma senetlerinden doğan borçlar Bakanlar Kurulu kararıyla tasfiye edilebilir.” Nedir bu alacaklar aşağı yukarı; 30 Nisan itibariyle, 12 katrilyon 400 trilyon lira bu batık bankalara gitmiş. Bu, daha, 25-30 katrilyonu bulacak. Bunların hepsinde, hükümet, şöyle bir sayfalık bir kararnameyle...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEVAT AYHAN (Devamla) – Bitiriyorum.

HASAN GÜLAY (Manisa) – Uzatma, boş ver...

CEVAT AYHAN (Devamla) – Uzatayım ki, siz bunları bilin. Okumuyorsunuz, bakmıyorsunuz.

BAŞKAN – 1 dakika içerisinde toparlayın.

CEVAT AYHAN (Devamla) – Hükümet, bunların, şöyle bir sayfalık kararnameyle, 20 katrilyonunu, 30 katrilyonunu bağışladım diyecek. Yani, çiftçiye 2001 yılında ayırdığınız para 400 trilyon; ama, bankalara, rantiyenin şeylerine ayırdığınız onlarca katrilyon liradır.

İşte, basının bunları gündeme getirmesi lazım. Basın, maalesef, tabiî, başka şeylere ayarlı olduğu için, bunları yazmıyor, çizmiyor; ama, millet bunları not ediyor. Siz de, tabiî, bu rantiye basınını bu şekilde himaye ediyorsunuz. Bunlar da, Amerikan zenginleri için olduğu gibi, size mavi gazete çıkarıyorlar.

Bakalım nereye kadar gideceksiniz diyor, hepinizi hürmetle selamlıyorum. (FP sıralarından alkışlar)

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, önergenin oylamasında karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

FETHULLAH ERBAŞ (Van) – Sayın Başkan, karar yetersayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Arayacağız efendim, merak etmeyin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, oylama için yarım saat süre verebilirsiniz.

BAŞKAN – Siz biraz sabırlı olursanız her şey olacak Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ben sabırlıyım, ben her zaman sabır gösteriyorum.

 

BAŞKAN – Maşallah!..

 

Evet, önergenin oylamasını elektronik cihazla yapacağım ve 3 dakikalık süre vereceğim.

AHMET İYİMAYA (Amasya) – 2 dakika süre yeter Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hiç vermesek olmaz mı Sayın İyimaya?

AHMET İYİMAYA (Amasya) – Yasa biraz süratle çıksın, geciktirmeyin.

CEVAT AYHAN (Sakarya) –Hepsini elektronik cihazla yapmanız lazım.

BAŞKAN – O takdir Başkanlığa ait.

Komisyonun ve Hükümetin katılmadığı önergeyi oylarınıza sunacağım.

Oylamayı elektronik cihazla yapacağım ve 3 dakika süre vereceğim.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, karar yetersayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Son önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 682 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun, Basın Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 17 nci maddesiyle 3984 sayılı Kanuna eklenmiş bulunan ek madde 1’in birinci fıkrasının sonundaki “göz önünde tutar” ibaresinin “göz önünde tutmak zorundadır” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Fethullah Erbaş (Van) ve arkadaşları

BAŞKAN- Sayın Komisyon?..

ANAYASA KOMİSYONU BAŞKANI TURHAN TAYAN (Bursa)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN- Sayın Hükümet?..

DEVLET BAKANI RÜŞTÜ KÂZIM YÜCELEN (İçel)- Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN- Sayın Erbaş?..

FETHULLAH ERBAŞ (Van)- Sayın Aslan Polat konuşacak.

BAŞKAN- Komisyonun ve hükümetin katılmadığı önergenin gerekçesini Sayın Polat’tan dinleyeceğiz.

Buyurun Sayın Polat.

Süreniz 5 dakikadır efendim.

MUSTAFA GÜVEN KARAHAN (Balıkesir)- Yorulmasaydın!

ASLAN POLAT (Erzurum)- Siz yorulmazsanız, biz de yorulmayız.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.

Şimdi, bizi bu saatte dinleyen sayın vatandaşlarımız varsa, merak ediyorlardır; yani, Meclis bu kadar niye çalışıyor; bizim dertlerimizle ilgili mi çalışacaklar, memurlar varsa onlara zam mı verilecek, işçiler varsa onlarla toplusözleşme mi yapılacak, Orta Anadolu’da buğday ekenler buğdaylarına fiyat mı alacaklar veya hayvan yetiştiricileri hayvan kredileri mi alacaklar?! Öyle bir şey yok. Sizinle ilgili konuşma olduğu zaman bu Mecliste bir bakan bulamazsınız. İsterseniz bakın sayın vatandaşlar. Yani, bu konuları dile getirdiğimiz zaman, gündemdışı konuşma yapıldığı zaman, sözlü soru sorulduğu zaman -kimse bana alınmasın, bütün sayın bakanlara saygım var; ama- burada kaç bakan görebiliyorsunuz?! Bugün saat 24.00 olmuş, burada en  aşağı 10 tane bakan oturuyor; niye oturuyor?.. Niye oturuyor; 4 tane medya patronu ihalelere girecekler, o ihaleleri almaları için bu kanunun çıkması lazım. Danıştay Genel Kurulu bile karar vermiş, ihaleler iptal edilecek, 4 tane medya patronunun almış olduğu ihale iptal edilmesin diye bütün iktidar partisi milletvekilleri, bütün bakanlar burada sabaha kadar bekliyorlar; işte buna üzülüyorum ben. Üzüldüğüm, inanın ki, bütün nokta bu yani. Buna şimdi bakın, sayın milletvekilleri, hiç birbirimizi yanıltmayalım, bütün millet de burada sizi dinliyor ve görüyor. Yani, bu saatlere kadar burada oturduğunuz zaman bu yaptığınız hareketin sonu da nedir; bütün maddesi... İşte, belli oldu 13 üncü maddede, 13 üncü maddede denildi ki, kamu işyerleri medya sahipleri tamam kardeşim, şeffaf olsun, bir tane televizyonu da olsun, ama,  devlet ihalesine girmesin. Niye devlet ihalesine girmesin; çünkü, elindeki basınla yönlendirme yapar. Borsaya girmesin; çünkü, vatandaşı yanıltır. İşte, yanıltıyor vatandaşı; 20 000’e çıkan borsa, bir anda 7 000’e düşüyor. Bunları yapmasın denildiği zaman, siz reddettiniz  DSP’liler, bunu ömür boyunca söyleyeceğim, ben ölene kadar söyleyeceğim; ne zamana kadar; her yerde söyleyeceğim ve siz bir daha bulunmayacaksınız bu Türkiye’de. Sizi Erzurum’da seçtirmedik Türkiye’de de seçilmeyeceksiniz. (DSP sıralarından gürültüler) Göreceksiniz... Göreceksiniz.. Göreceksiniz siz... Size bak şu kadarını söyleyeyim DSP’liler; Sayın Bülent Ecevit en genç zamanında, en iyi zamanında İsmet Paşayla mücadele ettiği zaman, Erzurum’da, Türkiye’nin 66 vilayetinde seçimi kazandı, bir tek Erzurum’da benim amcama karşı kaybetti.  Öyle o kadar kolay iş değil bu iş... (Gürültüler) Şimdi, bakın dinleyin beni... Dinleyin beni, dinleyin.

Şimdi, siz, burada bu saatlere kadar gelmişsiniz, ceza çıkardınız, neydi çıkardığınız ceza, hükümet azalttım dedi, neyi azalttınız? Nüfusu 250 000 ile 500 000 arasındaki il ve ilçelere yayın yapan şeylere en az 20 milyar ile 40 milyar arası ceza vereceğiz. Şimdi Erzurum’da 2 tane televizyon kanalı var; bu televizyon kanalları, bir tane... Yayın ilkesi dedikleri nedir, işte, birisi dinî yayın yaptı veya öyle yaptı, böyle yaptı. Bu yayınlardan dolayı en az 20 milyar veya 40 milyar arası... Şimdi, ben burada Erzurum milletvekillerine de soruyorum: Erzurum’da, hangisinin bu parayı ödeyecek durumu var?! Daha ilk  iki ihtarda o televizyonlar kapanacak da, şimdi o ilk iki ihtarda o televizyonlar kapandığı zaman ne demektir; oradaki yerel televizyonların sesi kesilecektir milletvekilim...

FARUK DEMİR (Ardahan) – Kesilsin!...

ASLAN POLAT(Devamla) – Şimdi, siz, tabiî, Yerel televizyonların sesi kesilsin, yerel televizyonlar sade sizin yayınınızı yapsın. Sizin istediğiniz de bu mu sayın milletvekili?

FARUK DEMİR (Ardahan) – Konuş... Konuş...

ASLAN POLAT (Devamla) – Hiç öyle söyleme sayın milletvekili. Ardahan’a gidip 5 milyar lira ceza aldığın zaman hangi radyo-televizyon kuruluşu ayakta kalacak?... Hangi televizyon kuruluşu ayakta kalacak?..

FARUK DEMİR (Ardahan) – Kanuna uygun yayın yapsın.

ASLAN POLAT (Devamla) - Sayın milletvekili sen bu lafı gel Ardahan’a, haftaya ben oradayım, orada beraber konuşalım.

Bu cezaları içeren yasa, mahalli televizyonların sesini kesme yasasıdır. Oraya MGK’dan bir üye atıyorsunuz. Bak, bir taraftan Demokratik Sol Parti diyorsunuz. Demokrat Hukukçular Platformu bütün milletvekillerine yayın gönderdi. Ne diyorlar burada; diyorlar ki -belki de bunlar seçimlerde size veriyor oylarını- “Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri aday gösterecektir. Bu da, 1992 yılında imzalanan Budapeşte Belgesinin hükümleri gereğince askerin karar mekanizmasından çıkarılması ilkesine aykırıdır” Kim diyor: Demokratik Hukukçular Derneği diyor. Siz geldiniz, bu tasarıyla, MGK’nın göstereceği 1, YÖK’ün de göstereceği 2 üye ile 9 üyenin 3’ünü Mecliste de tenkit edilen, sivil olsun denilen aday göstereceksiniz. Bunlar da her televizyon için “yok bu 312’ye aykırıdır”, “bir şiir okudu kapat”, “okul açtı, ebedi kapat” diyecekler. İşte arkadaşım, Türkiye’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı niye yasaklandı: Bir şiirden dolayı yasaklandı.

İSMAİL AYDINLI (İstanbul) – 312 nci maddeye siz sahip çıktınız, siz.

ASLAN POLAT (Devamla) - Bunlar oldu Türkiye’de, bunları yaşadık Türkiye’de. Onun için, ben size şunu söylüyorum: Bu getirdiğiniz yasa tasarısının ciddiyeti yok.

Şimdi siz burada saat...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ASLAN POLAT (Devamla) – Sayın Başkanım, 1 dakika daha müsaade eder misiniz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Polat.

FARUK DEMİR (Ardahan) – Yargı yasakladı, biz yasaklamadık.

ASLAN POLAT (Devamla) – Sayın milletvekilim, yargı şöyle yasakladı; getirdi 312 nci maddeyi buraya da soktunuz. 312 nci madde o kadar muğlak ki, işte bütün dünyada görüyoruz; dünyanın hangi medenî ülkesinde bir şiir okuyan belediye başkanına ceza verilmiştir? Burada böyle laf demeyle değil... Bütün Türkiye sizi dinledi. Sizin bu saatlere kadar burada kalmanızın bir tek sebebi var, dört tane medya patronu kamu ihalesi alsın, kamu... Bir taraftan bu kamu ihalelerini alıyorlar diye zarara uğruyorlar; bir taraftan DGM’ye sevk ediyorsunuz, diğer taraftan bunlara ihaleleri veriyorsunuz. Bunda tutarsızsınız. Ne kadar derseniz deyin tutarsınız. Bu tutarsızlığınızın cezasını da ömür boyu ödeyeceksiniz. Sen ödeyemezsen çocuğun ödeyecek, sen ödeyemezsen torunun ödeyecek. Saat 1’e kadar, 2’ye kadar burada niye varsınız; buğday tabanfiyatlarını artırmak için mi varsınız, hayvancılığı kurtarmak için mi varsınız, Ardahan’ın bir sorununu çözmek için mi, sınır ticaretini çözmek için mi, ne için varsınız burada?! 4 tane medya sahibi ihaleye girsin diye varsınız.

Sayın milletvekilleri, önergelerimizi kabul edin.

Hepinize saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Polat.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

FARUK DEMİR (Ardahan) – Sayın Başkan, Ardahan’a sataşma var.

MUSTAFA NİYAZİ YANMAZ (Şanlıurfa) –Ardahan’a sataşma var!

ASLAN POLAT (Erzurum) – Var, var; sataşma var; ben ismini verdim!

BAŞKAN – Siz, sataşma yapacak bir konuşmacı değilsiniz; siz, konuşmanın adabını bilirsiniz Sayın Polat.

17 nci maddenin ek 1 inci maddesinin oylanmasından önce yoklama isteği var.

Yoklama isteminde bulunan arkadaşlarımızın Genel Kurulda hazır olup olmadıklarını arayacağım.

Sayın Nazlı Ilıcak?.. Burada.

Sayın Ramazan Toprak?.. Burada.

Sayın Musa Uzunkaya?.. Burada.

Sayın Aslan Polat?.. Burada.

Sayın Mukadder Başeğmez?.. Burada.

Sayın Fethullah Erbaş?.. Burada.

Sayın Şükrü Ünal?.. Burada.

Sayın Eyyüp Sanay?.. Burada.

Sayın İsmail Özgün?.. Burada.

Sayın Mehmet Elkatmış?.. Burada.

Sayın Cevat Ayhan?.. Burada.

Sayın Hüseyin Karagöz?.. Burada.

Sayın Ali Sezal?.. Burada.

Sayın Fahrettin Kukaraca?.. Burada.

Sayın Mehmet Zeki Okutan?.. Burada.

Sayın Turhan Alçelik?.. Burada.

Sayın Ahmet Sünnetçioğlu?.. Burada.

Sayın Hüseyin Kansu?.. Burada.

Sayın Suat Pamukçu?.. Burada.

Sayın İsmail Kahraman?.. Burada.

Yoklamayı elektronik oylama cihazıyla yapacağım ve 3 dakikalık süre veriyorum.

Yoklama pusulası gönderen arkadaşların Genel Kuruldan ayrılmamaları gerekir.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayısı yoktur.

Saat 00.30’da toplanmak üzere Birleşime ara veriyorum.

       Kapanma Saati :00.12

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 00.25

BAŞKAN: Başkanvekili Ali ILIKSOY

KÂTİP ÜYELER: Yahya AKMAN (Şanlıurfa), Levent MISTIKOĞLU (Hatay)

-----0-----

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 110 uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

 

Y O K L A M A

 

BAŞKAN – Toplantı yetersayısını arayacağız.

AZMİ ATEŞ (İstanbul) – Sayın Başkan, takdirlerinize sunuyoruz; gözle görülüyor, bu defa da takdir kullanın lütfen, yok çünkü...

BAŞKAN – Yoklama için 3 dakikalık süre veriyorum. .

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız yoktur; kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 31 Mayıs 2001 Perşembe günü, alınan karar gereğince, saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 00.30



(x) 682 S. Sayılı Basmayazı 23.5.2001 tarihli 107 nci Birleşim Tutanağına eklidir.