DÖNEM : 21 CİLT : 63 YASAMA YILI : 3

 

 

 

T. B. M. M.

TUTANAK DERGİSİ

 

 

103 üncü Birleşim

15 . 5 . 2001 Salı

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

                                                      Sayfa    

 

 I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1. - Ardahan Milletvekili Saffet Kaya'nın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in cevabı

2. - Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, 12 - 18 Mayıs Hemşireler Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in cevabı

3. - Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan'ın,  Hatay ve ilçelerinde aşırı yağışlar nedeniyle meydana gelen sel felaketi nedeniyle yaşanan sıkıntılara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in cevabı

 

B) Tezkereler ve Önergeler

1. - 1990 Petrol Kirliliğine Karşı Hazırlıklı Olma, Karşılık Verme ve İşbirliği ile İlgili Uluslararası Sözleşme ve Eklerine Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının geri gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (1/599) (3/823)

V.- AÇIKLAMALAR VE SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1. - Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan'ın, gündemdışı konuşmaya cevap veren Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in, konuşmasında, adını kullanarak hilafı hakikat beyanda bulunduğu iddiasıyla açıklaması

2. - Erzurum Milletvekili İsmail Köse'nin, Denizli Milletvekili Mustafa Kemal Aykurt'un, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3. - Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in, Erzurum Milletvekili İsmail Köse'nin, konuşmasında, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİYLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

1. - İzmir Milletvekili Rifat Serdaroğlu'nun; İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı'nın; Amasya Milletvekili Ahmet İyimaya'nın; Ankara Milletvekili Yıldırım Akbulut'un; Şırnak Milletvekili Mehmet Salih Yıldırım'ın; Gaziantep Milletvekili Ali Ilıksoy, Konya Milletvekili Ömer İzgi ve Ankara Milletvekili Nejat Arseven'in; İstanbul Milletvekili Ziya Aktaş ve 42 Arkadaşının; Zonguldak Milletvekili Hasan Gemici'nin ve İzmir Milletvekili Işılay Saygın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifleri ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/94, 2/232, 2/286, 2/307, 2/310, 2/311, 2/325, 2/442, 2/449) (S.Sayısı : 527)

2. - Adalet Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Adalet Bakanlığının Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/742, 1/405)  (S. Sayısı : 599)

3. - Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Yurtdışı Teşkilâtı Hakkında 189 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/53) (S. Sayısı : 433)

4. - Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin 624 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Fazilet Partisi Grup Başkanvekili Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan ve 7 Arkadaşının; Anavatan Partisi Grup Başkanvekilleri Bartın Milletvekili Zeki Çakan, Denizli Milletvekili Beyhan Aslan, Eskişehir Milletvekili İ.Yaşar Dedelek ile Antalya Milletvekili Cengiz Aydoğan'ın Aynı Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve İçişleri, Millî Savunma ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/757, 2/603, 2/605) (S. Sayısı : 592)

5. - Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 618 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname; Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı; Kayseri Milletvekili Hasan Basri Üstünbaş ve Üç Arkadaşının Sosyal Güvenlik Kurumu Teşkilâtının Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/755, 1/689, 2/699)           (S. Sayısı : 666)

6. - Hayvanları Koruma Kanunu Tasarısı ve İçişleri ve Çevre Komisyonları Raporları (1/393) (S. Sayısı : 89)

7. - İnfaz Hâkimliği Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/849) (S. Sayısı : 667)

VII.- SORULAR VE CEVAPLAR

A)YazIlI Sorular ve CevaplarI

1. - Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, milletvekili maaşları, lojmanlar ve makam araçları konusunda alınacak tasarruf önlemlerine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Ömer İzgi'nin cevabı (7/3937)

2. - Nevşehir Milletvekili Mehmet Elkatmış'ın, Dünya Bankasının enerji yatırım ve ihaleleriyle ilgili olarak uyarıda bulunduğu iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan'ın cevabı (7/3980)

3. - Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Abdulhaluk Mehmet Çay'ın cevabı (7/3997)

4. - Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Bal'ın cevabı (7/4005)

5. - Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, personel atamalarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'in cevabı (7/4013)

6. - Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, personel atamalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan'ın cevabı (7/4018)

7. - Hatay Milletvekili Metin Kalkan'ın, nakliyecilerin sorunlarına ve almaları gereken C 2 karnesinin şartlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün cevabı (7/4026)

8. - Konya Milletvekili Remzi Çetin'in, pancar üreticilerinin elektrik borçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan'ın cevabı (7/4061)

9. - Hatay Milletvekili Mustafa Geçer'in, ithal ilaç sıkıntısına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un cevabı (7/4083)

10. - Ankara Milletvekili Saffet Arıkan Bedük'ün, Ankara-Polatlı banliyö tren seferinin kaldırılacağı iddiasına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'ün cevabı (7/4100)

11. - Afyon Milletvekili Sait Açba'nın, AİHM'ne Türkiye aleyhine yapılan başvurulara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı A. Mesut Yılmaz'ın cevabı (7/4116)

12. - Antalya Milletvekili Kemal Çelik'in, Bağ-Kur prim borçlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın cevabı (7/4129)

13. - Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın, belediyelere yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Çevre Bakanı Fevzi Aytekin'in cevabı (7/4150)

14. - Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın bakanlıkta çalışan danışman ve başdanışmanlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Abdulhaluk Mehmet Çay'ın cevabı (7/4151)

15. - Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın bakanlıkta çalışan danışman ve başdanışmanlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz'ın cevabı (7/4157)

16. - Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın bakanlıkta çalışan danışman ve başdanışmanlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'in cevabı (7/4159)

17. - Konya Milletvekili Lütfi Yalman'ın bakanlıkta çalışan danışman ve başdanışmanlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler'in cevabı (7/4164)


I. – GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00'te açılarak iki oturum yaptı

Elektronik cihazla yapılan yoklamalar sonucunda, Genel Kurulda toplantı yetersayısının bulunmadığı anlaşıldığından, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 15 Mayıs 2001 Salı günü, alınan karar gereğince saat l4.00'te toplanmak üzere, birleşime 14.30'da son verildi.

                                                       

Mehmet Vecdi Gönül

 

 

 

 

 

Başkanvekili

 

 

Mehmet Ay

 

Burhan Orhan

 

Gaziantep

 

Bursa

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

                 

 II. – GELEN KÂĞITLAR

15. 5. 2001 SALI

Rapor

1. - Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında 619 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Aynı Mahiyetteki Kanun Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal  İşler ve Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/756, 1/691) (S. Sayısı : 676) (Dağıtma tarihi : 15.5.2001) (GÜNDEME)                

Sözlü  Soru Önergeleri

1. - Bursa  Milletvekili  Ahmet Sünnetçioğlu'nun, okullarda trafik eğitimi başlatılmasına  ilişkin  Millî Eğitim   Bakanından  sözlü soru önergesi (6/1488) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

2. - Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Birecik İlçesine bağlı bazı köylerin sağlık ocağı ihtiyacına ilişkin Sağlık  Bakanından sözlü soru önergesi (6/1489) (Başkanlığa geliş    tarihi : 11.5.2001)

3. - Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Birecik-Aşağı Fatmacık Köyü Yeşilyurt mezrasının trafo merkezi ihtiyacına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1490) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

4. - Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Birecik-Altınova Köyünün ek trafo ihtiyacına ilişkin Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1491) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

5. - Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Birecik-Kakurtlu Köyü ile Yukarı Kakurtlu Mezrasının ilçe ile bağlantısını sağlayan yola ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/1492) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

6. - Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Birecik İlçesinin bazı mezralarının su sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/1493) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

7. - Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Birecik İlçesine bağlı köylerin yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/1494) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

8. - Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa - Birecik- Mezra Beldesinin yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından ( Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/1495) (Başkanlığa geliş      tarihi : 11.5.12001)

9. - Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Birecik ve Suruç ilçeleriyle bağlantısı  olan bazı köylerin yol sorununa ilişkin Devlet Bakanından  (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/1496) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

10. - Şanlıurfa Milletvekili Yahya Akman'ın, Şanlıurfa-Birecik-Mengelli Köyünün su sorununa ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Yılmaz) sözlü soru önergesi (6/1497) (Başkanlığa geliş       tarihi : 11.5.2001)

Yazılı Soru Önergeleri

1. - Van Milletvekili Maliki Ejder Arvas'ın, Van-Erciş İlçesinde yapılacak SSK hastanesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/4279) (Başkanlığa geliş       tarihi : 11.5.2001)

2. - Ankara  Milletvekili M. Zeki Çelik'in, sosyal tesis yapılmak istenilen Ankara-Anıttepe Gençlik Caddesindeki çocuk parkında sürekli polis bulundurulmasının nedenlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4280) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

3. - Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Anıttepe  Gençlik Caddesindeki çocuk parkına sosyal tesis yapılmasına ilişkin Devlet Bakanından (Kemal Derviş) yazılı soru önergesi  (7/4281) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

4. - Şanlıurfa Milletvekili Mustafa Niyazi Yanmaz'ın, milletvekillerinin telefonlarının dinlendiği iddialarına ilişkin Türkiye Büyük Millet  Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/4282) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

5. - Karaman  Milletvekili Zeki Ünal'ın, TAİ'de namaz kılınmasının engellendiği iddialarına ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4283) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

6. - Karaman  Milletvekili Zeki Ünal'ın, hububat alımlarında uygulanacak taban fiyatına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/4284) (Başkanlığa geliş                        tarihi : 11.5.2001)

7. - Ankara Milletvekili M. Zeki Çelik'in, Ankara-Anıttepe Gençlik Caddesindeki çocuk parkından ağaç kesildiği iddialarına ilişkin Çevre Bakanından yazılı soru önergesi (7/4285) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

8. - Karaman Milletvekili Zeki Ünal'ın, HAVELSAN hakkında basında çıkan iddialara ilişkin Millî Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/4286) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

9. - Yozgat Milletvekili İlyas Arslan'ın, Yozgat İlindeki tarihî konakların restorasyonuna ilişkin Kültür Bakanından yazılı soru önergesi (7/4287) (Başkanlığa  geliş tarihi : 11.5.2001)

10. - Karabük Milletvekili Mustafa Eren'in, DMS'yi kazanan bayan adayların D.H.M.İ.'ne  alınmamalarının nedenine ilişkin Devlet Bakanından (Recep Önal) yazılı soru önergesi (7/4288) (Başkanlığa geliş tarihi : 11.5.2001)

11. - Konya Milletvekili Hüseyin Arı'nın, K.K.T.C.'nin su sorununa ve Manavgat suyunun İsrail'e satılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/4289) (Başkanlığa geliş                   tarihi : 11.5.2001)


BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati : 14.00

15 Mayıs 2001 Salı

BAŞKAN: Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL

KÂTİP ÜYELER: Melda BAYER (Ankara), Mehmet AY (Gaziantep)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 103 üncü Birleşimini açıyor; en iyi dileklerimi ve saygılarımı sunuyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Yoklama yapacağız.

Yoklama için 5 dakikalık süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yetersayısına ulaşılamamıştır.

Kaç dakika ara versek?..

İSMAİL KÖSE (Erzurum) - 14.30'a kadar efendim...

BAŞKAN - 14.30'a kadar toplanabileceğimiz kanaatindesiniz.

Diğer grup başkanvekilleri de katılıyor, öyle mi efendim?

İBRAHİM YAŞAR DEDELEK (Eskişehir) - Evet efendim...

BAŞKAN - 14.30'a kadar birleşime ara verilmiştir.

Kapanma Saati : 14.10


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati:14.30

BAŞKAN : Başkanvekili Mehmet Vecdi GÖNÜL

KÂTİP ÜYELER : Melda BAYER (Ankara), Mehmet AY (Gaziantep)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 103 üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. - Y O K L A M A

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hatırlanacağı üzere, Birinci Oturumda yoklama yapılmış, toplantı yetersayısına ulaşılamamıştı.

Şimdi, yoklamayı tekrar edeceğiz.

Yoklama için 3 dakika süre vereceğim. Sisteme giremeyen sayın üyelerin, yoklama pusulalarını, 3 dakikalık süre içinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, toplantı yetersayımız vardır; görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden evvel, üç sayın milletvekilline gündemdışı söz vereceğim.

Gündemdışı ilk söz, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü hakkında söz isteyen Ardahan Milletvekili Sayın Saffet Kaya'ya aittir.

Buyurun Sayın Kaya.

Süreniz 5 dakika.

IV. – BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) GündemdIşI Konuşmalar

1. - Ardahan Milletvekili Saffet Kaya'nın, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününe ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in cevabı

SAFFET KAYA (Ardahan) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; dün, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günüydü; fakat, Parlamentomuzun açık olmaması nedeniyle, bu anlamlı günü kutlayamamıştık. Bugün, şahsım adına, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü münasebetiyle söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi, en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Maalesef ki, dün, yine, İzmit'te, hepimizin de yaşadığı gibi, çiftçimiz ayaktaydı ve çiftçimiz, bugün, içerisine düştüğü durumu kutlamak yerine, tepkili bir şekilde, Anasol-M hükümetine haykırıyordu ve çiftçimizin, gerçekten, son dönemde, cumhuriyet tarihinden bugüne kadar, düşmüş olduğu en büyük felaketi, en büyük sıkıntıyı yaşadığı bir sürecin içerisinde olduğunu da, herkes bilmekte; çiftçi bilmekte, esnaf bilmekte, ülke bilmekte; ama, sonuç itibariyle, bugün, çiftçimizi rahatlatabilecek herhangi bir kararın iktidar tarafından alınmaması da, çiftçimizi, maalesef, her geçen gün daha da çok perişan etmekte.

Üzüntümüz şu ki, 21 inci Yüzyıla giderken, dünyada artık petrolün öneminin azaldığını da görüyoruz. En büyük önemin protein olduğunu, son on yılda, artık dünyanın en çok önem vereceği faktörün protein olduğunu çok iyi bilmemizle birlikte, Türkiyemizde, yüzde 44'ü tarım sektörüyle uğraşan ve Türkiye'de ihracatımızın yüzde 14'ünü karşılayan, istihdamımızın yüzde 43'ünü karşılayan tarım sektörüne, maalesef ki, halen daha gerekli önemi veremediğimizi çok açık olarak görmek hepimizi üzüyor.

Yine, her geçen gün, Bağ-Kur borcundan dolayı, üzülerek söylüyorum ki, hapishanelere düşen çiftçimiz, borcunu ödeyemediğinden dolayı, hapishanelerde, maalesef, çile çeken çiftçimiz ve yine, çiftimizi, gübresiyle, ürün girdisiyle yüzde 200'lere varan zamlara maruz bırakarak çiftçiyi her geçen gün fakirleştiren bir hükümet. Üzülerek, burada, çiftçimizin dertlerini dile getirdiğimde, herhalde, sayın hükümetimizin bu konuda daha duyarlı olmasını istemek en doğal hakkımız.

Sayın Bakanım buradalar ve burada, hükümet yetkililerine de seslenmek istiyorum: Geçenlerde, Bakanlar Kurulundan aldığınız, ama, kararnameye intikal etmeyen, halen daha bekleyen, çiftçimize ve esnafımıza eski kredi faizlerini düşürme noktasındaki karar, daha kararnameyle gerçekleşmedi. Bizim, Doğru Yol Partisi olarak, 39 milletvekilimizle birlikte -yine, Sayın Bakanımızın bu anlamlı günde halkımıza belki bir müjdesi olacaktır; hiç şüphesiz, hep beklentimizdir- bir kanun teklifimiz var. Bu kanun teklifimizdeki ifademiz açık. Tarım kredi kooperatiflerimizdeki çiftçi borcunun ertelenmesi, faizlerinin alınmaması, yasal takiplere uğrayan çiftçimizin, bir an önce çıkarılacak bu kanunla, borçlarının, tamamıyla faizlerinin ertelenmesi ve anlayış sağlanması ve bir an önce, esnafımızın ve Ziraat Bankasından alınmış olan kredilerimizin faizlerinin ertelenmesi noktasındaki kanun teklifimiz için, özellikle Sayın Bakanımızın da bu konudaki gayretlerini isteyerek, iktidarın da gayretlerini isteyerek, çiftçimize, bu anlamlı günde bir müjde vermenin gereğini yapalım. Eğer, gerçekten, bugün, Sayın Bakanımız, çıkıp da burada, çiftçimize, az önce arz etmeye çalıştığım müjdeyi verebilirse hepimizi ihya etmiş olacak, çiftçimizi ihya etmiş olacak.

Çiftçimiz, gerçekten, cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı sürecindedir ve çiftçimiz, son iki yıl içerisinde, yüzde 64 fakirleşmiş durumdadır. Otuz yıldan beri ilk defa, çiftçimiz, gübre problemiyle karşı karşıya geliyor, yem problemiyle karşı karşıya geliyor; maalesef, girdilerin yüzde 200 zamlı olması karşılığında, taban fiyatlardan aldığı çok eksik, çok kısır fiyat göstergesiyle perişan hale getirilmiştir.

Hükümetin bugüne kadar çok verimli çalışmaları olmadığı da çok açıktır. Tarım politikalarımızı IMF'nin yönlendirdiği de çok açıktır. 2001 yılı Tarım Bakanlığı bütçesinde de gördüğümüz, yaşadığımız şekliyle, 50 trilyon lira gibi, tarımı destekleme bağlamında, bütçe oluşturulduğunu görmek, herhalde, tarım sektörünü tasfiye etmenin -bana göre- bir göstergesi olsa gerek.

Tarım Bakanlığımız, Türkiye'nin çok önemli bir bakanlığı olmasına rağmen, bütçede 50 trilyon liralık bir desteğin tarım sektörüne verilmesi çok komik bir noktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kaya, lütfen, toparlar mısınız.

SAFFET KAYA (Devamla) - Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.

Umuyorum ki, Dünya Çiftçiler Gününde, Türk toplumu olarak, yüzde 46'mızın tarım sektörüyle uğraşan ve istihdamı, üretimi, ihracatı çok ciddî manada Türkiye'nin omurgası olarak elinde tutan tarım sektörümüzü, Anasol-M hükümeti olarak en ciddî bir şekilde destekler ve bütçede 50 trilyon lira değil, yolsuzluklara giden, banka hortumlarına giden paraların onda 1'ini tarım sektörüne verebilsek, zannediyorum ki, tarım sektörünü kalkındırmış oluruz.

Ardahan İlimizde, bu yıl içinde, üzülerek söylüyorum ki, hayvancılıktan perişan olan insanlarımız oldu, hayvanlarını satamayıp, geriye, maalesef, bölgesine götüren insanlarımız oldu. Hiç şüphesiz ki, Doğu Anadolu'nun hayvancılıkta çok önemli bir yeri var; ama, son zamanlarda, Doğu Anadolu'da, hayvancılık, her geçen gün biter noktaya geldi. Üç yıl önceki fiyatlara, insanlarımız, hayvanlarını satamaz hale geldi. Çiftçimizin durumu budur, Sayın Bakanımızın bir daha dikkatini çekmek istiyorum.

MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) - Traktörler karasaban oldu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Son cümleniz için açıyorum.

SAFFET KAYA (Devamla) - Sayın Bakan, hiç şüphesiz ki, Ardahan'a geldi, şeref verdi, bölgenin sorunlarını ve Türkiye'nin sorunlarını takip ediyor; ama, maalesef ki, palyatif tedbirlerle hayvancılığı ve tarım sektörünü çözebilmek mümkün değildir. Bugün, Dünya Çiftçiler Günü ve Atatürkümüzün veciz ifadesiyle "Köylü milletin efendisidir" sözünü hatırlatmak istiyorum; ama, maalesef, şu anda, çiftçimiz cefa çeken, sıkıntı çeken bir hale getirilmiştir.

Bu, 14 Mayıs Çiftçiler Gününü tekrar kutluyorum. Umarım ki, çiftçilerimize, Sayın Bakanımız, kredi faizlerinin ertelendiğini, esnafımızın kredi faizlerinin yeni bir kanun teklifiyle, bizim verdiğimiz kanun teklifiyle ertelendiğini müjdeleyecektir.

Sayın Başkana teşekkür ediyorum, Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (DYP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kaya.

Sayın Tarım Bakanımız, Sayın Kaya'nın konuşmalarına cevap verecekler.

Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

Konuşma süreniz 20 dakikadır.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türk çiftçisi, tarih boyunca, ülkenin geleceği için hep çalışmış ve üretmiştir. Türk çiftçisi, üretiminin yanında, Türkiye'nin birlik ve beraberliğinin korunmasında, ülkenin kalkınmasında hep ön saflarda olmuştur. Büyük Kurtarıcının o veciz sözüyle "milletin efendisi" unvanına layık olmuştur; ancak, Sayın Konuşmacının da belirttiği gibi, Türk çiftçisi, uzun yıllardır emeğinin de karşılığını gerektiği şekilde alamamıştır, yıllarca, tarımda çalışanların problemleri katlanarak günümüze kadar da ulaşmıştır.

Öncelikle, dün, Türkiye genelinde tarım il müdürlüklerimizin öncülüğünde kutladığımız 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününün tüm çiftçilerimize, milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Çiftçilerimize bereketli, verimli bir yıl temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kürsüden, çoğu kez, değerli milletvekillerimiz, tarım sektörünün, çiftçimizin, çiftçinin ürettiği ürünlerin muhatabı olan 65 milyon insanımızın tarım ürünleri tüketiminde karşılaştıkları problemleri dile getirdiler, biz de, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak, bu vesileyle, görüşlerimizi açıkladık.

Bugün, iki yıldır bu kürsüden söylediklerimi tekrar etmekten kaçınacağım; ancak, şunu bir kez daha belirteyim ki, çiftçinin durumu, son iki yılda kötüleşip de daha önceki yıllarda iyi değildi. Bu, otuz yılın, kırk yılın, elli yılın, geçmişin ihmalinin bir sonucudur. Eğer, tarımda altyapı doğru oluşturulmuş olsaydı, tarım politikaları oluşturulmuş olsaydı -bunu söylerken de hiçbir hükümeti ve görev yapanı tenkit etme açısından söylemiyorum, vakayı tespit etmek için söylüyorum- iki yılda, tarımda kimi getirseniz, tarım politikalarını altüst edemezdi; çünkü, bu, canlıya dönük bir politikadır, tohuma yönelik bir politikadır, hayvancılığa yönelik bir politikadır; ancak, Sayın Milletvekilimizin değindiği noktaların birkaçına, biraz da rahatlatıcı bir haber olması açısından değinmek istiyorum, müjde diyemiyorum...

SAFFET KAYA (Ardahan) - Müjde diye verin Sayın Bakanım, müjde diye verin.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) - Müjde demeye de gönlüm pek elvermiyor.

Çiftçilerimiz, şubat krizinden önce tarımsal kredilerini yüzde 55, yüzde 60 faizle alıyorlardı; bu faiz oranları 2000 yılında yüzde 38, 39'lara kadar düşmüştü. 1999 Haziranında da bu faizler yüzde 71'di, onu da hatırlatmak istiyorum. Bizim, Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızın hazırladığı kararname, hükümetimizce tartışılmış, bugünkü Resmî Gazetede yayımlandı; çiftçimizin, yüzde 125, yüzde 130 lara çıkarılan tarım kredi kooperatiflerinin faizleri tekrar şubat krizinden önceki yüzde 55 seviyesine düşürülmüştür. Bunu buradan belirtmek istiyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BEKİR SOBACI (Tokat) - Tarım Krediler, yüksek tahsilat yapıyor Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) - Bununla birlikte, esnafımızın da kullandığı kredilerin faizleri yüzde 125'ler ve daha üzerindeydi, Halk Bankasından kredi alan esnafımızın da kredilerinin faizleri, bugün yayımlanan kararnameyle yüzde 55'e düşürülmüştür; hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Bizim, çiftçi borçları konusundaki görüşlerimiz açıktır; ancak, inanıyorum ki, köylerde televizyonlarını izlemeye fırsat bulan çiftçilerimize, televizyonlardan izledikleri için tekrar söylüyorum; çiftçinin, tarım kredi ve Ziraat Bankasından aldığı, ancak, 1990'dan bu tarafa ödeyemediği ana borçlarına da faiz gelerek -temerrüt faizine uğrayarak- 1,5 katrilyonluk borç 2 katrilyonu geçmiştir.

Buradaki görüşümüz şudur, hükümetimize teklifimiz şudur, tekrar ediyorum: Bu borçlar bizim, köylünün, kabul ediyoruz; ancak, bu borçları çeşitli nedenlerden dolayı ödeyemiyoruz -işte, Allah vermesin, Osmaniye'de afet oldu, Hatay'da afet oldu, sel oldu, kuraklık oldu- bu borçları üç yıla yayalım, altışar ay taksitlerle de ödemesini yapalım. Böylelikle, hem Ziraat Bankasına ve tarım krediye bir nakit akışı olacaktır hem de çiftçi borcunu ödeyecektir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak teklifimiz bu doğrultudadır ve bunun için de, Temmuz 2000'de kararname taslağını arz ettik -ancak, Türkiye ekonomisi bir bütünsellik gözüyle değerlendirilir her zaman- bunun için bir imkân bugüne kadar sağlanamadı. Tekrar, yine, bir ay öncesinde de böylesi bir kararnameyi götürdük; bunun takipçisiyiz, takipçisi olmaya da devam ediyoruz; çünkü, burada, köylünün ödeyemediği paranın ödenmesine bir kolaylık getirilmektedir.

Sayın milletvekilimizin, tarımı desteklemek için 50 trilyon para ayrıldığı konusundaki bilgi kaynağında bir hata vardır; 50 trilyon, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yatırım bütçesidir. Destekleme, muhakkak ki bunun haricindedir. Bugün, hâlâ, çeşitli ürünler alınarak, burada, desteklemelere devam edilmeye çalışılmaktadır. İhracat teşviki verilmektedir çeşitli ürünlerimize; pamuk, soya fasulyesi, ayçiçeği, zeytinyağı, kolza gibi ürünlere prim verilmektedir ve yine, diğer ilaç destekleri, gübre destekleri bunların dışındadır; ayrıca da, çiftçimize, bu yıl, 430 trilyon lira civarında bir para, doğrudan, destek kapsamında dağıtılacaktır, 50 trilyon lira değildir; 50 trilyon lira, yatırım bütçesidir.

SAFFET KAYA (Ardahan) - Yatırım bütçesi olarak söyledim Sayın Bakan.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Devamla) - Doğu Anadolu'ya, Tarım ve Köyişleri Bakanı olduktan sonra birkaç kez gittiğim gibi, Sayın Milletvekilimiz de biliyor ki, Ardahan'a da iki kez gittim; belki de, bu, cumhuriyet tarihinde, iki yıl içerisinde, bir tarım bakanının Doğu Anadolu'daki bir ile gitmesinin bir rekorudur. O iller bizimdir; benim de görevim, Tarım ve Köyişleri Bakanlığıdır; tabiî ki, köylülerimizin arasında olacağız.

Ancak, şunu belirtmek istiyorum: 57 nci hükümetle, ilk defa, büyük sanayici, Güneydoğu Anadolu'ya ve Doğu Anadolu'ya yatırım yapmaya başlamıştır ve Ardahan'a gittiğimizde, ülkemizin başarılı sanayicileri, inşaat şirketleri de bizimle beraber olmuşlardır. Ardahan'ı, pek yakında, damızlık sığır üretim merkezi yapacağımız gibi, burada ürettiğimiz sığırları tüm Türkiye'ye damızlık kaynağı olarak dağıtacağız ve yakında, inşallah, Türkiye, buradan yurtdışına da hayvan ihraç edebilecektir.

Geçmişte yapılan destekler için, evet; ancak, sizler de burada belirttiniz, Çin atasözü de burada birkaç kez dile getirildi "balık verme değil de, balık tutmasını öğretmek" ama, bugün, ben diyorum ki, hâlâ, çiftçimize, balık da vermek mecburiyetindeyiz; ama, asıl önemlisi, oluşturduğumuz politikalarla, balık tutmasını öğretmektir.

Ben, bu duygular içerisinde, çiftçilerimiz -onlar borçlu da olsa, onlar sıkıntıda da olsa- bu millet için üretmeye devam ediyor, gecesini gündüzüne katarak, çoluğuyla çocuğuyla, kızıyla, geliniyle üretiyor; onlara tekrar teşekkür ediyor, Dünya Çiftçiler Gününü kutluyor, hayırlı olmasını diliyorum ve çiftçilerimizin sıkıntıları bizim sıkıntılarımızdır; inşallah, onları da, Allahüteala'nın izniyle, birer birer aşacağız.

Saygılarımı arz ediyorum. (MHP ve DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Gökalp'e teşekkür ediyorum.

Gündemdışı ikinci söz, Hemşireler Haftası hakkında söz isteyen Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru'ya aittir.

Buyurun Sayın Doğru. (MHP sıralarında alkışlar)

Süreniz 5 dakika efendim.

2. - Tokat Milletvekili Reşat Doğru'nun, 12 - 18 Mayıs Hemşireler Haftasına ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in cevabı

REŞAT DOĞRU (Tokat) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası münasebetiyle söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağlık, bireylerde, zorunlu, vazgeçilmez ve hayatın her döneminde aynı önemi koruyan temel ihtiyaçlardan biridir. Bu ihtiyaca cevap veren personel içinde en önemli meslek grubu ise hemşirelerdir.

Hemşirelik, güç çalışma şartlarını gerektiren, özveri, sabır, hoşgörü kavramlarını içinde bulunduran zor bir meslektir. Hemşirelik, diğer mesleklerde olduğu gibi, toplumsal ihtiyaçlardan doğan, insan hayatıyla yakında ilgili bir meslektir; ekip çalışmasını bilen, el becerisi olan, hızlı çalışan hünerli eller ister; temelinde sevgi, saygı yatar. Hemşire, din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin, birey, aile ve topluma sağlığını kazandırmak için çalışır. Bu nedenle, sevgiden, şefkatten, disiplin ve ciddiyetten uzak bir kişinin bu mesleği icra etmesi mümkün değildir; çünkü, hemşire, sağlığı yerinde olmayan, yardıma muhtaç insanlara hizmet vermektedir. Bu yönü düşünüldüğünde, hemşirelerin, hem eğitim açısından hem de psikolojik, sosyal ve ekonomik açıdan desteklenmesi gereken bir meslek grubu olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu meslekte, toplumun sağlığını koruyacağım derken kendi sağlığını kaybetmek de vardır. Çalıştığı yerde, o servisin hastalığına yakalanan birçok hemşiremiz de görülmüştür.

Hastalar, hemşireden, hoşgörülü, nazik ve profesyonelce bir tavır beklerler; hemşirenin, bilgili, işinin ehli ve iyi eğitilmiş olmasını isterler; kendi hissettiklerini anlamasını, yalnız o anki problemiyle değil, tüm sağlık şikâyetleriyle ilgilenmesini beklerler; kendisine yapılan her türlü tetkik ve tedavilerin neden yapıldığını ve nasıl yapılacağının ayrıntısını öğrenmek isterler. Kısaca, hastalar, en ufak ihtiyaçlarında dahi, hemşirenin, kendisine destek ve güven vermesini beklerler; çünkü, hemşire, hastaya en yakın ve planlı bir bakım uygulayan sağlık elemanıdır. Hasta da bu yakınlıktan son derece memnundur.

Bu türlü hasta beklentilerini karşılayabilmek için de, hemşirelerin, sürekli onların yanında ve onlarla beraber olmaları gerekir. Bunu yapabilecek hemşirenin, öncelikle, kendini iyi tanıması ve psikolojik yapısının sağlıklı olması gerekmektedir; çünkü, ruhsal ve fiziksel yönden sağlığı iyi olan insanlar daha verimli hizmet etmektedirler.

21 inci Yüzyılda, her şeyin değiştiği ortamda, görevleri olmadığı halede, hâlâ, hemşirelerimize yaptırmakta olduğumuz birçok iş vardır. Örneğin, polikliniklerde ve servislerde sekreterlik yaptırılması, taburcu işlemleri, hasta evrak takibi ve sorumluluğu hasta bakımından daha çok zaman almaktadır. Bunların, hasta bakımıyla hiçbir ilgisi yoktur. Bu tür görevlerin hemşirelik hizmetlerini aksattığını ve hemşire-hasta ilişkisini olumsuz etkilediğini düşünmekteyiz. Kutsal, fakat, çok zor ve sorumluluk isteyen görevlerinin gereğini yerine getirmelerine imkân tanınmalıdır.

Sayın milletvekilleri, sağlık teşkilatımızın beyaz gülleri, şeffaf meleklerinin yükleri hafifletilmelidir. Onlar, onurlandırılmalı, rol ve işlevlerinin önemi her fırsatta anlatılmadır. Bu fedakâr sağlık ekibi üyelerinin görev, yetki ve sorumlulukları açığa kavuşturulmalı ve denetimleri de bu doğrultuda yapılmalıdır.

Ayrıca, hemşirelere, artık, yardımcı sağlık personeli denilmekten vazgeçilmelidir; çünkü, onlar, tedavi ekibinin vazgeçilmez elemanlarıdır; sağlık ekibi onlarsız olmaz.

Değerli milletvekilleri, hemşirelerin özlük hakları, eğitim ve statülerine uygun olarak yeniden düzenlenmelidir. Hemşirelik kanunu hâlâ çıkmamıştır; 20 inci Dönem Meclis gündemine gelmiş; fakat, kadük olmuştur. Bu kanunu süratle çıkarmak mecburiyetindeyiz.

Ülkemizde, 2001 yılında, yaklaşık 100 000'in üzerinde hemşire açığı vardır; fakat, okulunu bitiren ve işsiz olan çok sayıda hemşiremiz de hâlâ görev beklemektedir. Anadolu'nun birçok yerinde, sağlık ocaklarında doktor var; fakat, hemşireler yoktur; hatta, Tokat İlimiz de bunlardan bir tanesidir. Anadolu'daki birçok vilayette de, özellikle ebe ve hemşire noktasında büyük açık olduğu görülmektedir. Yüce Meclisimiz, tekrar, ilgili bakanlıklara kadro vermelidir. Böylece, hemşirelere iş verirken, ayrıca, boş olan kadrolar da doldurulmuş olacaktır.

Hemşirelerimizin, ayrıca, intibakla ilgili, kanunun çıkması noktasında da beklentileri vardır; bunu da süratle çıkarmak mecburiyetindeyiz. Birçok hemşiremiz bu konuda da mağdur durumdadır.

Yine, son günlerde gündeme gelen tekrar hemşirelik meslek liselerinin açılmasını yakından takip ediyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Doğru, lütfen toparlayınız.

REŞAT DOĞRU (Devamla) - Hemşirelerimiz, liseden sonra görev verilmesini değil de yüksekokulu bitirdikten sonra atama yapılmasını istiyorlar. Türk Hemşireler Derneği Başkan ve yetkililerine kulak vermeliyiz.

Hastanelerde vardiyalı veya nöbetli çalışma söz konusu olduğu için, mutlaka, 24 saat hizmet verebilecek kreşler de beraberinde açılmalıdır. Bu gelişmeler, hemşirenin iş verimini yükseltecektir. Hemşirenin verimi, hastanın kendisine ve sağlık ekibine olan güvenini artıracaktır. Bu da, hastanın tedaviye katılımını ve sağlık ekibine daha saygılı olmasını sağlayacaktır.

Katılan, düşünen, üreten, kendisinin ve hastasının problemlerini iyi ifade edebilen hemşirelerle çalışmak da onların elleriyle tedavi olmak da çok daha güzel olacaktır inancını taşıyorum.

Bu vesileyle, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftasını kutluyor, bütün hemşirelere sağlık, başarı ve mutluluklar dileyerek, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP, DSP ve ANAP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Doğru.

Sayın Tarım Bakanımız, hükümetin konuyla ilgili görüşlerini ifade edecekler.

Buyurun efendim.

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI HÜSNÜ YUSUF GÖKALP (Sıvas) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığına vekâlet etmem dolayısıyla, Sayın Bakanımızın da yurt dışındaki görevi nedeniyle, müsaade ederseniz, Sağlık Bakanlığımız ve hükümetimiz adına, Hemşirelik Günü, Hemşirelik Haftası dolayısıyla, hemşirelerimizin bu mutlu gününü kutlamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Modern hemşireliğin kurucusu Florance Nightingale'in doğum tarihi olan 12 Mayıs tüm dünyada Hemşirelik Günü ve bu günü takip eden hafta da, Hemşirelik Haftası olarak kutlanmaktadır. Ülkemizde ise, 1964 yılında kutlanmaya başlanan Hemşirelik Haftasının bu sene 38 incisini kutluyoruz.

Sağlık Bakanlığı olarak, ülke genelinde, her bireye en yüksek düzeyde sağlık hizmeti vermekle yükümlüyüz. Bireyin sağlıklı bir ortamda yaşaması, hastalıklara karşı korunması ve en üst düzeyde sağlık bakımı alması, hizmet veren sağlık ekibinin bir bütünlük içerisinde ve özverili çalışmalarıyla mümkündür.

Sayın Doğru'nun da belirttiği gibi, hemşirelerimiz sağlık ekibinin birer elemanıdır ve bunlar yardımcı sağlık personeli değildir, Sağlık Bakanlığımızın da görüşü bu doğrultudadır. Sağlık ekibimiz içerisinde en büyük grubu da 85 000 kişiyle hemşirelerimiz oluşturmaktadır.Hastalık risklerine karşı toplumun korunmasında, ülkemiz insanının hak ettiği, en üst düzeyde sağlık bakımı almasında, hemşirelerin sağlık ekibi içerisindeki önemi tartışılmazdır. Bunun yanında, ülkemizde bir hemşireye düşen nüfusun fazlalığı, hemşirelerimizin yaşadıkları sosyal ve ekonomik sorunlar, çalışma şartlarındaki olumsuzluklar, hemşirelerimizin mutsuz olmalarına ve dolayısıyla, bir noktada, hizmetin de arzulanan şekilde verilememesine neden olmaktadır.

Ayrıca, hemşirelerin illere ve bölgelere göre dağılımındaki dengesizlik de, hükümetimizin önüne gelen bir vakıadır. Göreve geldiğimizde görüyoruz ki, kamuda çalışan 70 000 hemşirenin 25 000'i 3 büyük ilde ve tedavi edici hizmetlerde çalışmakta; diğer illerde ise, geri kalanları görev yapmaktadır. Şu anda, Sağlık Bakanımız Doç. Dr. Sayın Osman Durmuş'un da iştirak ettiği ve halen devam eden Dünya Sağlık Örgütü 54 üncü Sağlık Asamblesinin gündemine, üye ülkelerde çalışan hemşire ve ebelerin güçlendirilmesiyle ilgili bir konuyu alması, tüm dünyada, bu mesleğin, hak ettiği seviyeye ulaştırılamadığını göstermektedir. İşte Sayın Bakanımız da, hemşirelerin ve ebelerin çalışma şartlarının güçlendirilmesi konusundaki toplantıya katılarak, hükümetimizin ve Sayın Bakanımızın bu konudaki hassasiyetini göstermektedir.

Hemşireliğin, toplumun sağlığının korunmasında çok önemli bir rol oynadığı, sağlık çalışanları içinde geniş bir grup oluşturduğu vurgulanmakta ve gelişmiş ülkelerde bile sayısal yetersizlikten, beklentilerin karşılanamadığından ve hemşirelik mesleğinin yeteri kadar desteklenemediğinden bahsedilmektedir.

Ülkemizde izlenen ulusal sağlık politikası, temel sağlık hizmetlerinin kurulması, hastanelerin uygun maliyet ve kalitede hizmet sunan otonom kuruluşlar haline dönüştürülmesi, hasta hakları gibi, çok önemli kavramların sağlık hukuku içerisinde yer alması, hastalık ve kazalarda ölüm oranlarının azaltılması, bebek, çocuk ve anne ölüm oranlarının düşürülmesi, sağlıklı yaşam biçimleri gibi, ülke sağlığı açısından büyük önem taşıyan hedeflerimizi oluşturmaktadır.

Yüce Önder Atatürk'ün hedef olarak gösterdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmada bilgi ve bilgili insan, unutulmamalıdır ki, en önemli kaynaktır. Biz de, bu hedeflere, çok iyi yetiştirilmiş, sağlıklı insangücü ve bu insangücünün, öngörülen sistem içerisinde ihtiyaç olarak ortaya çıkan yeni görev, yetki ve sorumlulukların, uygun mevzuatla teminat altına alınmasıyla ulaşılabileceğine inanıyoruz.

Avrupa Topluluğu müktesebatına uyum çalışmaları da dikkate alınarak, sağlık çalışanlarını ilgilendiren mevzuatların güncelleştirilmesine yönelik çalışmalarımız başlamış bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle belirtmek isterim ki, hemşirelik mesleğini disipline eden kanun çok eskidir ve güncelliğini, Sayın Milletvekilimizin de belirttiği gibi, yitirmiştir. Bu nedenle, bu kanuna alternatif bir kanun tasarısı hazırlanmış ve Sağlık Bakanlığımızca, 2000 yılında sağlıkta politika, öncelikli program ve aksiyon planları içine alınarak, sağlık hukukunun güncelleştirilmesi projesi kapsamına dahil edilmiştir. Hazırlanan hemşirelik ve Türk Hemşireleri Birliği Kanun Tasarısı ile hemşireliğe giriş şartları değiştirilmiştir. Yaş sınırlandırılması kaldırılmıştır. Hemşirelerimizin görev tanımları yapılmış, görev ve yetkileri bu kanun taslağında belirlenmiştir. Hemşirelerimizin serbest çalışmalarına ilişkin hükümler kanun içerisine konmuştur. Türk hemşireleri birliğinin kurulması öngörülmüş ve birliğin görevleri belirlenmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarısıyla ilgili çalışmalar hızla devam etmekte olup, Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları kapsamında değerlendirilmesi için Avrupa Birliği Genel Sekreterliğine gönderilmiştir.

Bilgi ve teknoloji çağının birlikte getirdiği yenilikler ile toplumun eğitim durumunun yükselmesi, hızla artan nüfus, tıp ve teknolojide yaşanan değişme ve gelişmelere paralel olarak, sağlık personelinden beklentiler de doğal olarak değişmekte ve daha da yüksek bir düzeye ulaşmaktadır. Toplumun ihtiyaçlarında ortaya çıkan farklılaşma, toplumunu iyi tanıyan, yenilikleri izleyen, mesleğiyle ilgili yeniliklere kolay adapte olabilen, yetişmiş, inançlı insangücünü gerekli hale getirmektedir. Bu nedenle, hemşirelerin hizmet içi eğitimlerine, Bakanlık olarak büyük önem vermekteyiz. Hizmet içi eğitim çalışmalarıyla desteklenen hemşirelerin ekonomik ve sosyal sorunlarının da çözümü, Bakanlığımız için önemli bir önceliği oluşturmaktadır.

Tüm sağlık personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi çalışmaları kapsamında, hemşirelerimizin de ekonomik durumlarının iyileştirilmesi en önemli önceliğimiz arasındadır. Bu çerçevede, özlük haklarının iyileştirilmesi, döner sermayeli hastanelerde çalışanlara eködenek verilmesi, verilen hizmetin özelliği ve sorumlulukları çerçevesinde ektazminat verilmesi gibi, gelir artırıcı çalışmalar başlatılmıştır.

Değerli milletvekilleri, Hemşirelik Haftası boyunca ülke genelinde kutlamalar yapılmaktadır. Meslekî etkinliklerin, meslek mensuplarına pek çok yararı olduğuna inanıyorum; çünkü, bilgiler, paylaşıldıkça artar. Siz değerli milletvekillerimiz de, Türk Hemşirelik Haftası boyunca çeşitli etkinliklere katılacaksınız, hemşirelerimizle, onların pek çok problemini, mutluluklarını, sorunlarını birlikte tartışabileceksiniz; sorunlar karşısındaki metanetlerini görecek, üzüntülerini paylaşacaksınız. Bu zor, ama, ulvî mesleğin temsilcileri için neler yapabileceğimizi ve onlara vefa borcumuzu nasıl ödeyebileceğimizi düşünmeli ve hepimiz, elimizden geleni yapmalıyız. Sağlık Bakanlığımız da bu görüş içerisindedir.

Bu vesileyle, huzurlarınızda, hemşirelik mesleğine emeği geçenler ile şu anda bu mesleği icra eden tüm hemşirelerin Hemşireler Günü ve Haftasını kutluyorum; ebediyete intikal edenler rahmet diliyorum, Türk hemşirelerimize, ailelerine sağlık ve mutluluklar, hastalarımıza acil şifalar diliyorum.

Yüce Heyetinize saygılarımı arz ediyorum. (Alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Gündemdışı üçüncü söz, Hatay İlinin sorunları hakkında söz isteyen Hatay Milletvekili Sayın Metin Kalkan'a aittir.

Buyurun Sayın Kalkan. (FP sıralarından alkışlar)

Süreniz 5 dakika.

3. - Hatay Milletvekili Süleyman Metin Kalkan'ın,  Hatay ve ilçelerinde aşırı yağışlar nedeniyle meydana gelen sel felaketi nedeniyle yaşanan sıkıntılara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündemdışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp'in cevabı

SÜLEYMAN METİN KALKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri, Hatay'daki felaketin üzüntüsüyle ve oradaki felaketin getirdiği sorunların çözümünün Derviş'e havale edilmesi ümitsizliğiyle selamlıyorum.

Kamuya intikal edenden çok daha vahim ve fazla olan Hatay'daki sel felaketi, mesken alanlarını, ticari alanları, küçük sanayii ve bilhassa, Hatay'ın yüzde 70’inin geçim kaynağı olan tarımsal alanları çok büyük oranda yok etmiştir. İlk bir iki günlük müdahalesizlikten sonra kurulan kriz komitesinin ve ekiplerin zarar tespit ve çalışmalar cihetiyle, gereken için çırpındıklarını yerinde gördük; onlara da buradan teşekkür ediyorum; ama, hükümetin, ilk üç günde, bütün o felakete karşı, evleri yerinden söken, koca binaları, yedi katlı apartmanları yerlere yatıran ve dere kenarındaki evleri bir anda yok edip götüren felakete karşı da, ilk etapta 150 milyar gibi, bir sokağın temizlenmesine bile yetmeyecek, çok cüzi bir para gönderme gafletinden dolayı da, oradaki halkın çaresizliğini ve sıkıntısını aktarıyorum.

Yalnız Hatay'ın değil, civar illerin, bütün güneydoğunun geçimini temin eden ve oraya her türlü işsizliği giderici etkide bulunan ova, sular altında ve maalesef, felaketin dördüncü gününde, birtakım arazi sularının deşarj edilmesi, seviyesi düşmüş çaylara aktarılması cihetinde bir çalışma henüz istenilen seviyeye gelmemişti.

Şimdi, ovada bütün köylü, hükümetin çok süratli destek ve yardımıyla, acaba beş altı gün içerisinde yeniden bir ekime geçebilir miyim diye hükümetin çok acele yardımını beklemekte. Bunun için de, bundan evvel ektiği ve şimdiye kadar verilmesi gereken pamuk ve zeytin teşviklerinin; yani, kendi hakkı olan paranın verilmesini beklemekte; ama, buna mukabil, dün Bakanlar Kurulu, bundan evvel bütün ekonomik konularda "artık, benim fonksiyonum kalmadı, bütün konulara Derviş bakar" mantığının bir uzantısı olarak, Hatay'daki sel felaketini de ertelenecek borçları da yapılacak yardımları da elektrik faizlerinin durdurulmasını da primlerin verilmesini de tohumluğun gönderilmesini de, hülasa bütün sel felaketinin yaralarının sarılması için gereken yardımı da Derviş'in yapacağını, konunun Derviş'e havale edildiğini, maalesef, Bakanlar Kurulu adına, sözcü bakanımız, sekreterya bakanımız ifade ettiler.

Evet, fiilen gördük ki, Bakanlar Kurulunun da fonksiyonu bitmiş. Ekonomiden, herhangi bir felakete, idarî ve siyasî mekanizmaların tamamı Derviş'in kararlarına ve Derviş'in insafına, Derviş'in yetkilerine bırakılmış bir pozisyon arz eden dünkü Bakanlar Kurulunda, hâlâ "şu anda yapılmaya yönelinmiştir" şeklinde bir şey değil de "vergiler birbuçuk ay ertelenecektir, ondan sonra da teşvik primleri, belki verilecektir; ama, öncelik Hatay'a tanınacaktır" şeklindeki ifade, Hatay'ı ve Hataylıyı üzmüştür.

Ben, şimdi, her şeye rağmen, burada, biraz evvel, Sayın Bakanımızın, bugün, eski faiz borçlarının, eski borçların yüzde 55'le tehir edildiğini söylemesini de yine müspet değerlendiriyor ve bunun için de, yetersiz olmasına rağmen, teşekkür ediyorum; fakat, arkadaşlar, şu anda, oradaki halk, primlerini, kendi parasını bekliyor, şu anda, evleri yıkılmış insanlar, evlerinin, basit, oturacak ve yaşama lazım malzemelerinin tedarikini bekliyor. Şu anda, susuz köyler, bilhassa, kumlu, Reyhanlı Ovasındaki susuz köyler, içecek su imkânı bekliyor. Bunları, vaktim yetmediği için teker teker sayamayacağım.

Hükümetimiz ne yapıyor da, hep, bölgedeki ticarî ve ekonomik gelişmeyi engelleyecek formül buluyor; buna hayret ediyorum. 2 000'in üzerinde kamyonun, kamyoncuların yolu kapamasından dolayı yine hükümetin, aralık ayına kadar geçici bir süre tanımasıyla, sınırdan yük getirip götürmesini...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen toparlar mısınız.

SÜLEYMAN METİN KALKAN (Devamla) - Derviş müsaade ederse, bana 1 dakika daha müsaade edin, son sözlerimi...

MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Doğru söylüyor; Hatay'ın durumu çok önemli.

Niye valimiz yok, söyle de vali tayin etsinler...

SÜLEYMAN METİN KALKAN (Devamla) - Bu meyanda, değerli arkadaşlarımın ikazıyla şunu da ilave etmek istiyorum: Sayın Başkanım, müsaade ederseniz konuşayım. Hatay'ın problemleri burada 5 dakikalık konuşmayla çözümlenecek bir konu değildir ve tekrar ediyorum, Hatay'ın sorunları, Derviş'çe çözülecek kadar da basite alınmamalıdır.

MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Hatay'ın Derviş'e değil, ermişe ihtiyacı var!..

SÜLEYMAN METİN KALKAN (Devamla) - Şu anda, belediyelerimiz yardım götürmek için, Hatay Kriz Yönetimine başvurduğumuzda "valilik Ankara'ya yazacak, Ankara da uygun görürse, ilgili belediyeden yardım istenecek" deniliyor. Halbuki, Ankara ve Konya belediyeleri gibi bazı belediyeler, oraya, anında, sıcak yemek, ekmek, giyecek, barınacak çadır, dozer, kepçe, araç ve gereç göndermek istediler; ama, daha önce yaptıkları yardımlardan dolayı takibat altında olduklarından, bunu yapamadılar.

Şimdi, düşünün, Adana Valisi, Hatay Kriz Yönetiminin başında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, müsaade edin konuşsun..

BAŞKAN - Sayın Kalkan, mikrofonunuzu açıyorum, mümkün mertebe toparlayın lütfen.

SÜLEYMAN METİN KALKAN (Devamla) - Adana Valisi, Hatay'daki durum tespitiyle ilgili olarak Adana'dan iki teknik eleman istese, önce Ankara'ya yazacak, Ankara müsaade ederse, bu elemanlar Adana'dan Hatay'a gidecek. Bizzat aldığım bilgiler böyle.

Şimdi, bakın, şu yerel yönetim yasaları doğru dürüst çıkarılsa, belediyeler kendi yaralarını sararlar. Karlısu'yun geçilip, çıkılacak belediyesi kalmamış, oradaki küçük işletmeler yok olmuş. Aknehir kendi imkânlarıyla çok küçük bir set yapmış, zararın bir kısmını engellemiş.

MÜCAHİT HİMOĞLU (Erzurum) - Hatay'a vali tayin etsinler, söylesene...

SÜLEYMAN METİN KALKAN (Devamla) - Evet. Arkadaşımız "Hatay'a vali tayin etsinler" diyor. Hatay'ın sorunları her taraftan taşıyor, dökülüyor. Hatay'ın, acilen primlerine ihtiyacı var. Hatay'ın borçlarının, birbuçuk aylık, göstermelik, sadra şifa olmayacak bir tedbirle değil, kazanabilecek duruma gelinceye kadar, sorunlarının çözülmesi için, mutlaka, hükümetin ve Bakanlar Kurulunun, fonksiyon sahibi olarak -Derviş'e havale ederek değil- bir an evvel bu tedbirlerle ele alınması lazım.

Hatay bu sıkıntılardan kurtulur; halkı, üretken ve dinamik bir halktır. Ova sular altında, adam tarlasına giremiyorsa, yeniden ekim yapacak tohumu yoksa, elektrik borcundan dolayı suyunu çıkaramıyorsa, tohum bulamıyor, gübre bulamıyorsa, bu felaketten önce, demek ki, hükümetin, yönetim felaketi uygulaması Hatay'ı bitirmiş durumdadır. Bu da, tuzu biberi oldu. Onun için, Bakanlar Kurulundan, konuyu Derviş'in uhdesinden çıkarıp, kendisinin müdahil olmasını istiyoruz.

Değerli bakanlarımız gittiler, Hatay'daki sorunları gördüler; halkın itibarını gördüler; esnafın, sanayicinin, dükkânlarda batmış halini gördüler. Onların mahvolmuş kerestelerini ve onların, artık, değil üç ay, beş ay sonra, on sene sonra bile bu borçları ödeyemeyecek, sıfıra çıkmış hallerini gördüler.

Onun için, Meclisten de rica ediyorum, Bakanlar Kurulundan da rica ediyorum; Hatay'ın bu azîm yarasına bir çözüm getirsinler. Bu vesileyle, sorunlarımızı, gazeteye intikal ettiği gibi, Derviş'e havaleden Hatay'ı kurtaralım diyor, saygılar sunuyorum. (FP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Kalkan.

Sayın Bakanım, 2 milletvekilimiz daha yerlerinden söz istiyor. Hatay milletvekilleri oldukları için, belki onlara da bir şey söylemek ihtiyacında olursunuz.

Sayın Aykut ile Sayın Mıstıkoğlu yerlerinden söz istediler. Ancak, Sayın Zamantılı'yı anlayamadım; siz Hataylı değilsiniz...

AHMET ZAMANTILI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, ben, öncelikle, ikinci konuşmacı değerli milletvekili arkadaşımın konuşmasıyla ilgili söz almak istemiştim, siz söz vermediniz, o nedenle... Dünya Hemşirelik Günü ve Dünya Çiftçiler Günüyle ilgili söz almak istedim, siz söz vermediniz.

BAŞKAN - O zaman, size daha sonra söz vereyim.

AHMET ZAMANTILI (Tekirdağ) - Lütfen efendim.

BAŞKAN - Peki, teşekkür ediyorum.

İçtüzük 60 ıncı maddeye göre, çok kısa, üç dakikayı geçmemek kaydıyla söz veriyorum.

Sayın Aykut, buyurun efendim.

HAKKI OĞUZ AYKUT (Hatay) - Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; öncelikle, Hatay'da meydana gelen afet sırasında, maddî ve manevî zarara uğrayan tüm hemşerilerimin acılarını paylaşarak, geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

Sayın Genel Başkanımıza, bu konuda göstermiş olduğu duyarlık dolayısıyla, buradan, Hatay halkı adına teşekkür ediyorum; çünkü...

TEMEL KARAMOLLAOĞLU (Sıvas) - Hangi duyarlılık; hukukî duyarlılık mı?.. Duyarlılığın ölçüsünü bir bilelim.

HAKKI OĞUZ AYKUT (Hatay) - Valimiz olmamasına rağmen, Adana Valisini, kriz masası valisi olarak gönderdi. Biz, ilk günden itibaren, iki milletvekili olarak kendi bölgemize gittik. Sayın Metin Beyin ifade ettiği gibi değil, olayları yerinden izledik. Devletin Adana, Gaziantep, Malatya ve Maraş'taki bütün ekipleri o gece için seferber edildi, her yere elimizden geldiği kadar ulaşmaya çalıştık.

Bu bakımdan, hükümetimize teşekkür ediyorum. Bakanlar Kurulu da, bu konuda gereken duyarlılığı göstermiş, bütün gün, Hatay'la ilgili problemleri görüşmüş, Sayın Derviş'e havale etmişse de, Bakanlar Kurulu uygun gördüğü için etmiştir.

Biz, olay yerinde, son dört gün boyunca mahalle mahalle, semt semt gezdik. Bunu, Yüce Meclise arz ediyorum; ancak, sel nedeniyle, yerli halkın içinde bulunduğu zor durumdan kurtarılması için, çiftçinin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi, üretimi durma noktasına gelen çiftçiye tohum, gübre ve akaryakıt yardımının yapılması; 2001 yılı ekili tütün alanlarının yok olması nedeniyle 2000 yılına ait tütünlerin kotasız olarak alınması, zarar gören sebze, sera ve hayvancılık tesislerinin yapımı için gerekli yardım ve kredi desteğinin sağlanması, bütçede yer alan pamuk destekleme ve zeytinyağı primlerinin ödenmesi konusunda ilimiz üreticilerine öncelik tanınması ve kurtarılan ürünlerin bedellerinin peşin ödenmesi, vergi borçları, SSK ve Bağ-Kur gibi prim borçlarının ve sanayi kesiminin TEDAŞ'a olan borçlarının ertelenmesi, esnafın, Halk Bankası ve esnaf kefalet kredi kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi, esnaf ve sanatkârlara düşük faizli yeni kredi sağlanması ve bu krediler verilirken eski borçların dikkate alınmaması, yerel yönetimlerin İller Bankasından gelen paylarının ilave katsayıyla artırılması gerekmektedir.

Ancak, yeni tayin olmasına rağmen, Enerji Bakanımız Sayın Zeki Çakan'a, Hatayla ilgili olarak göstermiş olduğu ilgiden dolayı da teşekkür etmek istiyorum; çünkü, bakanlığına ait bütün iş makineleri ve elemanlarını, anında Hatay halkının emrine göndermiştir. Bütün halkımıza teşekkür ediyor, Genel Kurula saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Aykut.

Sayın Mıstıkoğlu, buyurun efendim.

LEVENT MISTIKOĞLU (Hatay) - Sayın Başkan, Hatayımızda 8-9 Mayıs günleri yaşanan sel felaketi dolayısıyla, önce ülkemize, sonra Hatay'da yaşayan hemşerilerimize geçmiş olsun demek istiyorum.

Afetin hemen ardından ilimizi teşrif eden, başta Tarım Bakanımız, Köy Hizmetlerinden sorumlu Devlet Bakanımız ve Devlet Bakanımız Sayın Rüştü Kâzım Yücelen'e de huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Yine, hükümetimiz, Hatay'da vali olmaması dolayısıyla, Adana Valisini, afet için Hatay'da görevlendirmiştir. Hatay'da göreve başlar başlamaz, afetin yaralarının sarılması, acil tedbirlerin alınması konusunda göstermiş olduğu insanüstü gayreti dolayısıyla da, Adana Valimiz Sayın Oğuz Kağan Köksal Beye teşekkürü bir borç biliyorum.

Tabiî ki, afetin boyutları çok büyük; iki günde Hatay'a yağan yağmur, aşağı yukarı, 596 kilogram/metrekare. Dolayısıyla ortalama olarak bir yılda yağan yağışa eşit. Hatay'ın, elli yıldır, altmış yıldır yapmış olduğu eserler, bir günde, iki günde yok oldu. Elli yılda, altmış yılda meydana getirilen eserlerin de bir günde, iki günde, bir ayda, bir senede tamamlanmasını beklemek mümkün değil; ama, hükümetimiz, 57 nci cumhuriyet hükümeti, bütün gücüyle halkımızın yaralarının sarılması konusunda gayret göstermektedir. İlk andan itibaren, Adana'nın, Gaziantep'in, Maraş'ın bütün kadroları, ekipleri, makineleri Hatay'daki insanlarımızın yardımına koşmuş ve bugün de faaliyetlerini yürütmektedir. Yine, yıllardır, çeşitli mihraklarca eleştirilen ve tahrip edilmeye çalışılan Kızılayımız, Hatay'da şu anda günde 3 500 kişiye, iki öğün olmak üzere, sıcak yemek dağıtmaktadır. Kızılayımızı tahrip etmek isteyenler, lütfen, Hatay'da Kızılay'ın yaptığı işleri gidip bir görsünler.

Başta, Başbakanımız olmak üzere, bütün hükümet, ilgisini Hatay'a çevirmiştir. Şu anda da Sayın Başbakan, Hatay'da incelemelerde bulunmaktadır. Tabiî, alınması gereken acil önlemler konusunda da, hükümetimizin biraz daha gayretli, biraz daha çabuk hareket etmesini rica ediyorum.

Bu vesileyle, hem Hatayımıza hem ülkemize geçmiş olsun diyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Mıstıkoğlu.

Sayın Sökmenoğlu, buyurun efendim.

MUSTAFA MURAT SÖKMENOĞLU (İstanbul) - Sayın Başkanım, söz verdiğiniz için teşekkür ederim.

Hatay'daki afet konusunda, 57 nci hükümete, tabiî, teşekkür ediyoruz; anında müdahaleyle, Sayın Başbakanımızın talimatlarıyla giden sayın bakanlara da bir kere daha teşekkür ediyoruz. O arada, Gaziantep, Kahramanmaraş, Adana ve civar belediyelerinin anında yardımlarından dolayı Hataylılar müteşekkir.

Ancak, müteşekkir olmadığımız bir hadise var efendim: Sayın bakanların değişmesinden ötürü, o aradaki boşlukta, çiftçinin elektrik borcuna, bu ay sonuna kadar ödenirse yüzde 6,5 faiz, ödenmezse, bundan sonra, yüzde 15 faiz diye bir tamim çıktı. Geçen gün, ben, kürsüde ifade ettikten sonra Enerji Bakanını vazifelendirdi Sayın Yılmaz; ancak "görev zararı" diye yeni bir ucubeyle karşı karşıya Türkiye. Faizlerin ertelenmesi, borçların ertelenmesi, görev zararına girmez efendim. Girmemesi gerektiğini bir kere daha ifade ediyorum.

Bugün, Hataylının en çok muhtaç olduğu şey yardım, manevî yardım. Çiftçimiz, Tarım Bakanımızın demin ifade ettiği gibi -birazdan da ifade edecek herhalde- tohum, mazot bulamıyor. Yeniden tarlasını çevirmek için   -ki, daha belli değil, hava bugün de kapalı- tohuma ihtiyacı var, mazota ihtiyacı var, bunun için de paraya ihtiyacı var. Bu para, zaten pamuk ve zeytin primlerinden dolayı hükümette beklemektedir. Bunun karşılığı, daha evvel bütçeye konulmuştur. Hazineden sorumlu Sayın Bakan, tabiî, Anadolu'dan gelmediği için, orada yetişmediği için, elit zümrelerden geldiği için, bunun farkında değil. Ben, bu konuda yardımlarınızı rica ediyorum.

Saygılar sunuyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Sökmenoğlu.

Sayın Mustafa Geçer, buyurun efendim.

MUSTAFA GEÇER (Hatay) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 8 Mayıs 2001 tarihinde başlayan yoğun yağışlardan dolayı, seçim bölgemiz Hatay'da meydana gelen sel ve su felaketinden dolayı zarar gören vatandaşlarımıza, şu anda geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu konuda çalışan Sayın Valimize ve oradaki ilgililere ve yetkililere de buradan teşekkürlerimi iletiyorum.

Bölgemizi, biz de gittik, gezdik ve yakinen gördük ve insanlarımızın ne büyük zararlar içerisinde olduğunu, özellikle maddî zararlar içerisinde olduğunu gördük; ekili alanların tahrip olduğunu, sanayi bölgelerinin âdeta bir çamur deryası altında kaldığını gördük. Orada, vatandaşlarımızla yaptığımız temaslarda, özellikle, bize iletilen acil taleplerinin şunlar olduğunu öğrendik ve burada Yüce Meclise arz ediyorum:

Bölgenin, hemen afet bölgesi kapsamına alınması, ziraî kredi borçlarının ertelenmesi, esnaf kefalet kooperatifleri kefaletiyle Halk Bankasından kredi almış esnafımızın kredi borçlarının ertelenmesi veya taksitlendirilmesi, pamuk ve zeytin destekleme ödemelerinin bir an önce yapılması, Amik Ovasında pamuk ekimi için, çiftçilerimize, malî mazot, tohum yardımının yapılması, sulamada kullanılan elektrik borçlarının ertelenmesi, altyapıları zarar gören yerleşim birimlerinin altyapı zararlarının derhal giderilmesi için ek yardımların yapılması, bu yardımların malî ve ekipman olarak yapılması ve mağduriyetlerin bir an önce giderilmesi noktasında talepleri vardır.

Bu anlamda, hemşehrilerimin bu taleplerini burada arz ediyorum, kendilerine tekrar geçmiş olsun diyorum, orada, bu konuda çalışan tüm kamu görevlilerimize, belediyelerimize ve tüm vatandaşlarımıza tekrar geçmiş olsun diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Geçer.

Efendim, 60 ıncı maddeye göre söz talep eden sayın Hatay milletvekilleri görüşlerini ifade ettiler.

Sayın Zamantılı, Hemşirelik Haftasıyla ilgili görüşlerini daha sonra ifade edecekler; ancak, Sayın Alçelik, Sayın Karamollaoğlu, Sayın Kaya'nın da söz talepleri var.

Bu söz talepleri de, yine, Hatay'la mı alakalı efendim? Sizler Hatay milletvekili olmadığınız için soruyorum.

YASİN HATİBOĞLU (Çorum) - Sayın Başkan, arkadaşlarımız, Anayasanın 80 inci maddesine göre söz istiyorlar galiba.

BAŞKAN - Sayın Alçelik, lütfen, çok kısa